ANKARA-CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, salçalık domates üreticisinin yaşadığı krizi, Ticaret Bakanlığının Karacabey’de meraya dökülen domateslere ilişkin açıklamasını, ayçiçeği ve mısırdaki ithalat politikalarını ile Çorum’da nohut üreticisinin yaşadığı ürün kaybını değerlendirdi.
Düzenlediği basın toplantısında konuşan Sarıbal, Karacabey’de salçalık domatesin kilogram başına tarla maliyetinin yaklaşık 5 liraya ulaştığını, üreticinin ise ürününü 3 lira 80 kuruş ile 4 lira 20 kuruş arasında satmak zorunda kaldığını söyledi.
“Üretici çalışıyor, üretiyor ama zarar ediyor” diyen Sarıbal, sorunun yalnızca fiyat olmadığını belirterek, “Sorun fiyattır, sorun denetimdir; asıl sorun iktidarın temel tarım politikalarıdır” ifadelerini kullandı.
Ticaret Bakanlığının, Karacabey’de bazı salça fabrikaları tarafından kabul edilmeyen ve meraya dökülen domateslerin “ezik, çürük, taş ve toprakla karışık” olduğu yönündeki açıklamasını hatırlatan Sarıbal, Bakanlığın fabrikaların ürünü kabul etmemesinde mevzuata aykırılık bulunmadığını savunurken üretici hakkında idari işlem süreci başlatmasına tepki gösterdi.
Sarıbal, “Ticaret Bakanlığı ciddi bir çalışma yürütmüş ve suçluyu bulmuş: Çiftçi” diyerek şöyle konuştu:
“Fabrikanın ürünü neden almadığını, çiftçinin ürününün neden günlerce beklediğini, fiyatın neden maliyetin altında kaldığını incelemek yerine çiftçiyi suçluyor. Bir de sanayi işletmeleri adına savunma yapıyor.”
Salçalık domatesin açık alanda ve toprak üzerinde üretildiğine dikkat çeken Sarıbal, Bakanlık yetkililerine, “Domates nerede üretiliyor? Sarayda mı, apartmanda mı, dairede mi, gökyüzünde mi?” diye sordu.
Meraya dökülen domateslerin fotoğraflarını da gösteren Sarıbal, ürün yığınlarında farklı zamanlarda dökülmüş domateslerin bulunduğunun görüldüğünü söyledi.
Domateslerin tarlada mı bozulduğunun, yoksa fabrikaya ulaştıktan sonra günlerce bekletildiği için mi niteliğini kaybettiğinin araştırılması gerektiğini belirten Sarıbal, şu soruları yöneltti:
“Domates tarladan toplandıktan sonra fabrikanın kantarına ve işleme hattına ulaşıncaya kadar kaç gün bekledi? Fabrikalar alıma ne zaman başladı? Geçmiş yıllara göre daha mı geç açıldı? Fabrikaların önünde bekleyen ürün miktarı ne kadardır?”
Karacabey ve Kemalpaşa’nın Türkiye’nin en önemli salçalık domates üretim merkezleri arasında bulunduğunu belirten Sarıbal, Karacabey’de dekara üretim maliyetinin yaklaşık 50 bin liraya, ortalama verimin ise 10 tona ulaştığını ifade etti.
Bu koşullarda yalnızca tarla maliyetinin kilogram başına yaklaşık 5 lira olduğunu söyleyen Sarıbal, nakliye ve diğer giderlerin de üreticinin üzerinde kaldığını vurguladı.
Sözleşmeli üretimin çiftçiyi yeterince korumadığını savunan Sarıbal, fabrikalarla üreticiler arasına giren aracıların ürünü çiftçiden daha düşük fiyatlarla aldığını söyledi.
Çiftçilerin fabrikaların geç açıldığını ve domateslerin günlerce beklediğini dile getirdiğini belirten Sarıbal, “Günlük hasat miktarıyla fabrikaların alım kapasitesi birbirini karşılamıyor. Aracılar çiftçinin ürününü 5 lira yerine 3 lira 50 kuruşa, 4 liraya alıyor. Ticaret Bakanlığının bunlara ilişkin bir tek cümlesi var mı? Yok” dedi.
Ayçiçeğinin yalnızca sofralık yağda değil, hayvancılıkta kullanılan yem sektöründe de temel bir girdi olduğunu belirten Sarıbal, ürünün Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.
Türkiye’nin 2026 yılı ayçiçeği üretiminin 2 milyon 250 bin ton düzeyinde tahmin edildiğini, kendine yeterlilik oranının ise yüzde 63,2’de kaldığını aktaran Sarıbal, 2025-2026 piyasa yılının ilk sekiz ayında 1 milyon 300 bin ton ayçiçeği ithal edildiğini söyledi.
Türkiye’nin dünya ayçiçeği ithalatındaki payının yüzde 30,2’den yüzde 44,5’e yükseldiğini belirten Sarıbal, “Bu topraklarda ayçiçeği yetişir mi? Yetişir. İklimimiz, toprağımız, üretim birikimimiz buna uygundur. Buna rağmen kendi üreticimize güvence vermiyor, ülkeyi ithalata bağımlı hâle getiriyoruz” dedi.
Ayçiçeğinde taban fiyatın hasattan önce açıklanması gerektiğini vurgulayan Sarıbal, üreticilerin 42-45 lira ve üzerindeki fiyat beklentisinin dikkate alınmasını istedi.
Hasat öncesinde yapılan ithalatın ve ithal ürünün stoklanmasının, çiftçinin hasat dönemindeki ürün fiyatını doğrudan baskıladığını söyleyen Sarıbal, Ticaret Bakanlığının gümrük vergisi düzenlemelerini de eleştirdi.
Haziran ve temmuza kadar düşük vergili ithalat yapıldığını, ekim ayından itibaren de yeniden düşük vergili ithalat döneminin başladığını belirten Sarıbal, şunları söyledi:
“Arada yalnızca hasat dönemini kapsayan kısa bir süre bırakılıyor. Sonra da ‘Hasat zamanı ithalat yapmıyoruz’ deniliyor. Bir ithalatçının yılın dokuz ayında aldığı ürünü stoklamayacağını mı düşünüyorsunuz? Ayçiçeği de mısır da stoklanabilir. Aklımızla alay etmeyin.”
Mısırın yaklaşık yüzde 84’ünün yem sektöründe kullanıldığını hatırlatan Sarıbal, mısırdaki ithalat ve fiyat politikasının yalnızca çiftçiyi değil, et, süt, yumurta ve kanatlı eti üretimini de doğrudan etkilediğini belirtti.
Sarıbal, Çorum’da nohut ekim alanının artmasına rağmen üretimin önemli ölçüde düştüğünü söyledi.
2025 yılında ekim alanının 271 bin 809 dekara çıkmasına karşın üretimin 20 bin 531 tona düştüğünü belirten Sarıbal, Çorum’un nohut üretiminin bir yılda yüzde 41,9 gerilediğini aktardı.
Dekara verimin 141 kilogramdan 76 kilograma düştüğünü ifade eden Sarıbal, özellikle Alaca ve çevresinde aşırı yağış, dolu ve su baskınlarının üreticilere ağır zarar verdiğini söyledi.
TARSİM’in mevcut teminat yapısının doğal afetler karşısında üreticiyi yeterince korumadığını savunan Sarıbal, bütün kayıtlı üreticileri kapsayacak genel bir tarım sigortası sistemi kurulması çağrısında bulundu.
İktidarın tarımdaki sorunları üretimi destekleyerek değil, ithalat ve çiftçiyi borçlandırma yoluyla yönetmeye çalıştığını öne süren Sarıbal, çiftçinin üretimden çekilmesinin yalnızca ekonomik değil, ülkenin geleceği açısından da ciddi sonuçlar doğuracağını söyledi.
“Çiftçi önce borçlanıyor, ardından göç ediyor ve mülksüzleşiyor” diyen Sarıbal, çiftçinin yalnızca üretmesinin değil, ürettiğinden kazanarak gelecek yıl yeniden tarlasına girebilmesinin sağlanması gerektiğini vurguladı.
Sarıbal, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Çiftçi üretimden çekilirse yalnızca üretim kaybolmaz; halkın gıda güvencesi, gıda egemenliği ve ülkenin bağımsızlığı zarar görür. Üreten çiftçimizin yanındayız. Bu bozuk düzen değişebilir. Halktan, üretenden ve toprağımızdan yana yeni bir düzeni hep birlikte kuracağız.”
Karacaören Baraj Gölü’nden paylaşılan görüntüler sosyal medyada gündem oldu.
Burdurlu öğretmenlerin Kaş’ta çektiği teke zortlatması videosu ilgi gördü.
Dereboğazı yolunda yeni önlemler alınsa da kalıcı çözüm bekleniyor.
Burdur Ağlasun’da öğrenciler harçlıklarını DMD hastası için topladı.
Doğal temizlik nedir? Sirke ve karbonat gerçekten işe yarıyor mu?
Sosyal medya içerikleriyle tanınan ve “ilyassmutluu” kullancı adlı Bucaklı fenomen Survivor hayali için Bucak’tan İstanbul’a yürümeye başladı.
Yorumlar (0)