Beslenme hakkının temel bir insan hakkı olduğunu vurgulayan Sarıbal, tarımın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir alan olduğuna dikkat çekti. Türkiye'nin dışa bağımlı tarım politikalarıyla gıda güvencesini sağlayamayacağını ifade eden Sarıbal, üreticinin yüksek maliyetler altında ezildiğini, tüketicinin ise pahalı gıdaya ulaşmak zorunda kaldığını söyledi.
Ekonomi yönetimini de eleştiren Sarıbal, 2026 yılında faize yaklaşık 3 trilyon lira kaynak ayrılırken çiftçiye verilen desteğin 168 milyar lirada kaldığını belirtti. Halkın gündeminde yoksulluk, üretim maliyetleri ve gıda fiyatlarının bulunduğunu söyleyen Sarıbal, iktidarın ise bu sorunlardan uzaklaştığını ileri sürdü.
Türkiye'de gıda enflasyonunun yüzde 35,45 seviyesinde olduğunu belirten Sarıbal, ülkenin Venezuela ve İran'ın ardından dünyada üçüncü sırada yer aldığını ifade etti. Bu tablonun yalnızca küresel gelişmelerle açıklanamayacağını dile getiren Sarıbal, yüksek girdi maliyetleri, plansız üretim ve ithalat politikalarının enflasyonu artırdığını savundu.
Çiftçilerin giderek daha fazla borçlanarak üretim yapmak zorunda kaldığını belirten Sarıbal, 2002 yılında 2,4 milyar lira olan tarımsal kredi borcunun 2026 itibarıyla 1 trilyon 390 milyar liraya ulaştığını söyledi. Aynı dönemde tarımsal desteklerin 70 kat, çiftçi borçlarının ise 579 kat arttığını ifade eden Sarıbal, 50 milyon dönümden fazla tarım alanının da üretim dışına çıktığını öne sürdü.
Ulusal Süt Konseyi'nin çiğ süt tavsiye fiyatını litre başına 24 lira 30 kuruşta sabit bırakmasını da eleştiren Sarıbal, üretim maliyetinin bunun üzerinde olduğunu belirtti. Özellikle küçük ölçekli üreticilerin daha düşük fiyatlardan satış yapmak zorunda kaldığını ifade eden Sarıbal, mevcut fiyatlarla süt üretiminin sürdürülebilir olmadığını söyledi.
1 Temmuz itibarıyla yürürlüğe giren B-Reçete sistemini de değerlendiren Sarıbal, uygulamanın kayıt ve bürokratik yükü artırdığını savundu. Sistemin sahadaki üretim koşullarına uygun olmadığını belirten Sarıbal, bitki koruma ürünleri bayilerinin de yeni düzenlemeyle ağır sorumluluk altına girdiğini ifade etti. Uygulamanın yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
Ayçiçeği tohumu ve ham ayçiçeği yağı için açılan ithalat kontenjanının hasat öncesinde üretici fiyatlarını baskılayacağını ileri süren Sarıbal, yerli üreticinin korunması gerektiğini söyledi. Kuru soğanda gümrük vergisinin yüzde 49,5'ten yüzde 5'e düşürülmesini de eleştiren Sarıbal, fiyat artışlarına karşı ilk çözümün ithalat olmaması gerektiğini belirtti.
Tarımda kalıcı çözümün ithalat yerine üretimin desteklenmesi olduğunu ifade eden Sarıbal, maliyetlerin gerçekçi biçimde hesaplanması, üretim planlamasının güçlendirilmesi, meraların ıslah edilmesi ve kamusal düzenleyici kurumların etkin hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Sarıbal, tarım politikalarının halktan, üreticiden ve Türkiye'nin gerçeklerinden yana oluşturulması çağrısıyla açıklamasını tamamladı.
Karacaören Baraj Gölü’nden paylaşılan görüntüler sosyal medyada gündem oldu.
Burdurlu öğretmenlerin Kaş’ta çektiği teke zortlatması videosu ilgi gördü.
Dereboğazı yolunda yeni önlemler alınsa da kalıcı çözüm bekleniyor.
Burdur Ağlasun’da öğrenciler harçlıklarını DMD hastası için topladı.
Doğal temizlik nedir? Sirke ve karbonat gerçekten işe yarıyor mu?
Sosyal medya içerikleriyle tanınan ve “ilyassmutluu” kullancı adlı Bucaklı fenomen Survivor hayali için Bucak’tan İstanbul’a yürümeye başladı.
Yorumlar (0)