Türkiye’de son dönemde art arda yaşanan operasyonları ve kayyım uygulamalarını eleştiren Sarı, Halk TV’ye kayyım atanmasıyla birlikte kanalın yayınlarının kesilmesine ve gazetecilerin çalışma alanlarına alınmamasına tepki gösterdi.
Habertürk, TELE1 ve GAİN Medya’ya yönelik kayyım uygulamalarını hatırlatan Sarı, medya kuruluşlarının sahipleri hakkında yürütülen soruşturmaların gazetecilerin çalışma koşullarını ve vatandaşların haber alma hakkını etkilememesi gerektiğini belirtti.
Sarı, “Bu ülkede her sorunun çözümü kayyım mı? Bir medya kuruluşunun sahibi hakkında soruşturma yürütülüyorsa bunun bedelini neden gazeteciler ödüyor? Bir şirketin mali işlemleri araştırılıyorsa neden milyonlarca vatandaşın haber alma hakkı bundan etkileniyor?” ifadelerini kullandı.
CHP’nin basın özgürlüğünü siyasi ayrım gözetmeksizin savunduğunu belirten Sarı, “Biz yalnızca bizi destekleyen basının değil, bizi eleştiren basının da özgürlüğünü savunuyoruz. Basın özgürlüğü, iktidarı övenlere tanınan bir ayrıcalık değil, Anayasa ile güvence altına alınmış temel bir haktır.” dedi.
Halk TV’de çalışan gazetecilerin ve teknik personelin durumuna dikkat çeken Sarı, kurum sahipleri hakkındaki soruşturmaların çalışanların haklarını tehlikeye atmaması gerektiğini söyledi.
Sarı, “Patron hakkında yürütülen soruşturmanın faturası gazeteciye, kameramana, ışıkçıya, sesçiye ve teknik personele kesilemez! Halk TV yayın hayatına devam etmelidir. Gazeteciler mesleklerini özgürce yerine getirebilmeli, vatandaşlarımızın haber alma hakkı kesintiye uğramamalıdır.” diye konuştu.
Halk TV’nin fon krizine ilişkin son haftalarda gündeme getirdiği iddialara işaret eden Sarı, kayyım kararının zamanlamasının kamuoyunda soru işaretleri yarattığını ifade etti. Ancak söz konusu haberlerle kayyım kararı arasında doğrudan bir bağlantı bulunduğunu gösteren somut delillerin ortaya konulmadığını da vurguladı.
Sarı, 5 Ekim’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulduğu öne sürülen 5 bin kişilik listeye ve listedeki 26 kritik isme ilişkin haberlerin açıklığa kavuşturulmasını istedi.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın mal varlığına konulduğu ve kısa süre sonra kaldırıldığı belirtilen tedbir kararlarının gerekçelerinin açıklanması gerektiğini söyleyen Sarı, fon soruşturması kapsamında yapımcı Onur Güvenatam ile eski Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu arasındaki bağlantılara ilişkin iddiaların da araştırılmasını talep etti.
Sarı, “Bu haberlerde gündeme getirilen iddiaların hangisi açıklığa kavuşturuldu? Cumhurbaşkanına sunulduğu ileri sürülen listelerde kimler var? Fon skandalında kimler ne kadar kazanç elde etti? Bazı isimler hakkındaki tedbir kararları hangi gerekçelerle kaldırıldı? Ve en önemlisi, milyonlarca vatandaşın birikimlerini ilgilendiren bu skandalda siyasi sorumluluk kimlere ait?” sorularını yöneltti.
Basın toplantısında fon krizine yönelik hazırlanan ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi öngörülen kanun teklifini de değerlendiren Sarı, düzenlemenin yatırımcıların mağduriyetlerini gidermek için yeterli güvence sağlamadığını savundu.
Teklifte yer alan 1 milyon liralık tutarın her yatırımcıya yapılacak kesin bir ödeme anlamına gelmediğini belirten Sarı, bu miktarın fonun varlıklarına, nakit durumuna ve Sermaye Piyasası Kurulunun kararlarına bağlı bir ara ödeme sınırı olduğunu ifade etti.
Sarı, “Para ne zaman ödenecek? Fonun nakdi yetmezse yatırımcı ne kadar bekleyecek? Kalan zarar nasıl karşılanacak? Bir milyon liralık sınır hangi ekonomik hesapla belirlendi?” sorularını yöneltti.
Ödeme takvimine ilişkin belirsizliklere dikkat çeken Sarı, “İktidar, ödeme ihtimalini ödeme güvencesi gibi sunamaz.” dedi.
Fon yatırımcılarının alacaklarının enflasyon karşısında değer kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Sarı, kanun teklifindeki güncelleme yöntemini eleştirdi.
Teklifte net yatırım tutarının TÜFE ve Yİ-ÜFE değişimlerinin ortalamasıyla güncellenmesinin öngörüldüğünü, ancak bu güncellemenin tasfiye tarihiyle sınırlandırıldığını ifade eden Sarı, ara ödemelerde endeksleme yapılmamasının yatırımcılar açısından sorun yaratabileceğini söyledi.
Sarı, “Vatandaş parasına aylar sonra ulaşacaksa, tasfiye tarihinden ödeme gününe kadar yaşanacak değer kaybı ne olacak? Bekleme süresinin ekonomik yükünü kim üstlenecek?” diyerek yatırımcıların enflasyona karşı korunması gerektiğini vurguladı.
Kanun teklifinin değerleme esasları, satış yöntemleri, ödeme sırası ve ara ödemeler konusunda Sermaye Piyasası Kuruluna geniş yetkiler tanıdığını belirten Sarı, bu yetkilerin şeffaf ve denetlenebilir biçimde kullanılması gerektiğini söyledi.
Borsa dışında satış yapılabilmesinin varlıkların gerçek değerinin altında elden çıkarılması riskini doğurabileceğini savunan Sarı, bağımsız değerleme süreçlerinin ve etkili itiraz mekanizmalarının açıkça düzenlenmesini istedi.
Sarı, fon krizine çözüm amacıyla hazırlanan düzenlemenin yeni mağduriyetlere yol açmaması gerektiğini belirterek yatırımcıların birikimlerinin sınırları yeterince belirlenmemiş idari kararlara bırakılamayacağını ifade etti.
Fon skandalında gerçeğe aykırı değerler üzerinden kazanç elde ettiği öne sürülen kişiler için öngörülen gönüllü iade mekanizmasını da eleştiren Sarı, yalnızca gönüllü para iadesine dayalı bir yaklaşımın yeterli olmayacağını söyledi.
Hukuki ve cezai sorumlulukların korunması gerektiğini vurgulayan Sarı, “Yatırımcının hakkı, başkalarının iade etme isteğine bağlı tutulamaz. Hiçbir iade, sorumluluğun üzerini örten bir pazarlığa dönüşemez.” ifadelerini kullandı.
Sorumluluğu belirlenen kişilerin mal varlıklarının korunması ve tahsilat işlemlerinin gecikmeden yürütülmesi gerektiğini belirten Sarı, fon krizinde denetim mekanizmalarının rolünün de araştırılmasını istedi.
Kanun teklifinin yalnızca belirli bir tarihte tasfiyesine karar verilen fonları kapsadığına dikkat çeken Sarı, benzer krizlerin yeniden yaşanmaması için kalıcı bir yatırımcı koruma sistemi kurulması çağrısında bulundu.
Ödeme takviminin kanunda açıkça belirlenmesini, bekleme süresindeki değer kaybının karşılanmasını, varlık satışlarının bağımsız değerlemeyle gerçekleştirilmesini ve sürecin TBMM denetimine sunulmasını isteyen Sarı, iktidarın fon krizindeki denetim sorumluluğuna ilişkin de açıklama yapması gerektiğini söyledi.
Sarı, basın toplantısını şu sözlerle tamamladı:
“Vatandaşın birikimini korumak, zararını belirsiz bir geleceğe ertelemekle olmaz. Fon krizinin bütün sorumluları ortaya çıkarılmalı, hukuka aykırı biçimde aktarılan değerler geri alınmalı ve yatırımcının hakkı somut güvencelere bağlanmalıdır.”
CHP’li Sarı, sözlerini “Gündemi değiştirebilirsiniz ancak milletin hesap sorma hakkını ortadan kaldıramazsınız!” diyerek noktaladı.
Karacaören Baraj Gölü’nden paylaşılan görüntüler sosyal medyada gündem oldu.
Burdurlu öğretmenlerin Kaş’ta çektiği teke zortlatması videosu ilgi gördü.
Dereboğazı yolunda yeni önlemler alınsa da kalıcı çözüm bekleniyor.
Burdur Ağlasun’da öğrenciler harçlıklarını DMD hastası için topladı.
Doğal temizlik nedir? Sirke ve karbonat gerçekten işe yarıyor mu?
Sosyal medya içerikleriyle tanınan ve “ilyassmutluu” kullancı adlı Bucaklı fenomen Survivor hayali için Bucak’tan İstanbul’a yürümeye başladı.
Yorumlar (0)