Uzmanlar, kanserin yalnızca tıbbi bir hastalık olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerken, yoksulluk, gelir dağılımındaki eşitsizlik, çevresel faktörler ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunların da hastalığın seyrini belirleyen temel unsurlar arasında yer aldığını vurguluyor.
Raporda yer alan verilere göre yaşamı boyunca her beş kişiden biri kanser tanısı alacak. Ayrıca dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 92'si ya kendisi ya da yakın bir aile bireyi aracılığıyla kanser deneyimi yaşayacak.
Bu veriler, kanserin artık istisnai bir hastalık olmaktan çıkarak toplumun hemen her kesimini etkileyen küresel bir sorun haline geldiğini gösteriyor.
DSÖ raporunun en dikkat çeken başlıklarından biri ise sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan eşitsizlik oldu.
Düşük gelirli ülkelerde aynı kanser türüne yakalanan hastaların yaşam şansı, yüksek gelirli ülkelere göre çok daha düşük seviyelerde bulunuyor. Bunun temel nedenleri arasında erken tanı olanaklarının yetersizliği, uzman sağlık personeli eksikliği ve tedavi altyapısındaki yetersizlikler gösteriliyor.
Rapora göre;
Meme kanseri ve çocukluk çağı kanserlerinde de gelir düzeyine bağlı ciddi farklılıklar bulunuyor.
Yüksek gelirli ülkelerde bu hastalıklarda beş yıllık sağkalım oranı yaklaşık yüzde 85 seviyesinde iken, düşük gelirli ülkelerde bu oran yüzde 30'un altında kalıyor.
Rapor, kanser yükünün önemli bölümünün koruyucu sağlık politikalarıyla azaltılabileceğini ortaya koyuyor.
DSÖ'ye göre her 10 yeni kanser vakasının yaklaşık dördü önlenebilir risk faktörlerinin azaltılmasıyla engellenebilir.
Başlıca risk faktörleri şöyle sıralanıyor:
Raporda özellikle sigara kullanımındaki azalmanın birçok ülkede kanser görülme sıklığını düşürmeye başladığına dikkat çekiliyor.
DSÖ, HPV aşı programlarını en başarılı halk sağlığı uygulamalarından biri olarak değerlendiriyor.
Rapora göre yaygın aşılama ve düzenli tarama programları sayesinde rahim ağzı kanserinin gelecekte halk sağlığı sorunu olmaktan çıkarılması mümkün görülüyor.
2026 raporunun önceki çalışmalardan ayrılan yönlerinden biri de yalnızca ölüm oranlarına değil, hastalık sürecinin sosyal etkilerine de odaklanması oldu.
Raporda;
ayrıntılı şekilde ele alınıyor.
DSÖ, sınırlı ekonomik imkanlara rağmen başarılı sonuçlar elde eden ülkeler arasında Ruanda'yı örnek gösteriyor.
2011 yılında ulusal HPV aşılama programını başlatan ülke, okul temelli uygulamalar sayesinde hedef gruptaki kız çocuklarının yüzde 90'ından fazlasına ulaşmayı başardı.
Bunun yanında;
DSÖ, Ruanda'nın rahim ağzı kanserini önemli ölçüde kontrol altına alabilecek ülkeler arasında yer aldığını belirtiyor.
Raporda dikkat çekilen bir diğer örnek ise Malavi oldu.
Dünyanın en düşük gelirli ülkeleri arasında bulunan Malavi;
Her ne kadar radyoterapi ve ileri tanı imkanları sınırlı olsa da ülkenin ulusal kanser politikası geliştirme çabası DSÖ tarafından önemli bir örnek olarak gösteriliyor.
Rapor, kanserle mücadelede başarının yalnızca ülkelerin ekonomik büyüklüğüne bağlı olmadığını ortaya koyuyor.
DSÖ'ye göre etkili sonuçlar için;
kritik önem taşıyor.
Son yıllarda hedefe yönelik tedaviler, immünoterapi, moleküler tanı yöntemleri ve yapay zekâ destekli uygulamalarda önemli gelişmeler yaşansa da bu teknolojiler dünyanın her bölgesine eşit şekilde ulaşamıyor.
Rapora göre bazı ülkelerde genom analizleri rutin hale gelirken, başka ülkelerde temel patoloji hizmetleri dahi yeterli düzeyde sunulamıyor.
Bu nedenle aynı hastalığa sahip bireylerin yaşam şansı, yaşadıkları ülkeye göre önemli ölçüde değişebiliyor.
Raporda hava kirliliği, pestisitler, plastikler ve çeşitli çevresel kirleticilerin kanser riskini artırabilecek etkenler arasında yer aldığı belirtiliyor.
Uzmanlar, kanserle mücadelenin yalnızca yeni ilaç geliştirmekten ibaret olmadığını; daha temiz çevre, güvenli çalışma koşulları ve koruyucu halk sağlığı politikalarının da en az tedavi kadar önemli olduğunu vurguluyor.
Raporun temel mesajı, kanserle mücadelede bilimsel gelişmeler kadar sağlık hizmetlerine eşit erişimin de belirleyici olduğuna işaret ediyor.
DSÖ, evrensel sağlık güvencesi, güçlü kamu sağlık sistemleri, sosyal koruma mekanizmaları ve önleyici sağlık politikalarının yaygınlaştırılmasının, önümüzdeki yıllarda artması beklenen kanser yüküyle mücadelede kritik rol oynayacağını değerlendiriyor. Rapora göre kanserin geleceği yalnızca tıbbi gelişmelerle değil, toplumların sağlık politikaları ve sosyal adalet anlayışıyla da şekillenecek.
Karacaören Baraj Gölü’nden paylaşılan görüntüler sosyal medyada gündem oldu.
Burdurlu öğretmenlerin Kaş’ta çektiği teke zortlatması videosu ilgi gördü.
Dereboğazı yolunda yeni önlemler alınsa da kalıcı çözüm bekleniyor.
Burdur Ağlasun’da öğrenciler harçlıklarını DMD hastası için topladı.
Doğal temizlik nedir? Sirke ve karbonat gerçekten işe yarıyor mu?
Sosyal medya içerikleriyle tanınan ve “ilyassmutluu” kullancı adlı Bucaklı fenomen Survivor hayali için Bucak’tan İstanbul’a yürümeye başladı.
Yorumlar (0)