
Cumhuriyet Gazetesi’nin köşe(li) yazarlarından biri ve isminin başında Prof. titri, çenesinde top sakalı olan ve yaşı 85’ini bulan Emre Kongar, 14 Haziran 2026 tarihli ve (Hanımlar beyler, kıymayın bu Cumhuriyete) başlıklı yazısında; Cumhurbaşkanlığının herhangi bir kademesinde veya biriminde, hattâ kıyısında köşesinde ve bir şekilde görev yapan hanımlardan tutun bayan bakanlara, bayan milletvekillerine, Mutlak Butlan kararı veren bayan hâkim ve savcılara varıncaya kadar birçok hanımı töhmet altında bırakacak bir yazıyı kaleme veya klavyesine almış! Yani, Yazar Kongar, yasalarımıza, yönetmeliklere, gelenek ve göreneklerimize mota mot uysa dahî, kendi dileğine veya beklentisine ya da kendi dünya görüşüne uymayan kararlar veren ve icraatlar yapan tüm etkili ve yetkili bayanları uyarmış ve ((Kıymayın bu cumhuriyete! Çünkü bu Cumhuriyetin temeli çağdaş uygarlıktır…
Hanımlar beyler… İktidardaki hanımlar beyler… Savcı hanımlar beyler… Yargıç hanımlar beyler… İktidarın dümen suyuna girerek Ana Muhalefeti bölen Butlancı hanımlar beyler… İktidarın yörüngesinde Ana muhalefet olmaz… Ana Muhalefetsiz Türkiye Cumhuriyeti olmaz… Kıymayın ana muhalefete, Kıymayın bu Cumhuriyete! Bu Cumhuriyetin temeli çağdaş uygarlıktır…)) demiş.
MÂRİFET CİNSİYETTE DEĞİL, ŞAHSİYETTE!
Emre Kongar’ın bu yazısı bana bir Nasreddin Hoca klasiğini hatırlattı. Birçoğumuzun bildiği fıkra şöyle:
Kargaşık burgaşık bir yazıyı okumakta zorlanan Nasreddin Hoca’yı dinleyen kişilerden biri “Ya hu sen nasıl bir hocasın? Bari başındaki kavuğu çıkar da öyle okumaya çalış..!” şeklinde bir ukalâlık yapar! Nasreddin Hoca da başındaki kavuğunu çıkararak adamın başına geçirir ve “Marifet kavuk veya sarıkta ise, giy bu sarığı yazıyı sen oku!” diyerek o kişiye dersini verir…
Bendeniz de kendisi bir profesör olsa ve yaşı 85’i bulsa, yâni bir ayağı çukurda olsa da, dînî bir eğitim almadığı gibi İslâmî bir yaşantısı da olmayan Emre Kongar mâlûm yazısında, aslında çalışan kadınlara değil; başta Cumhurbaşkanlığı, TBMM ve Hükümet üyeleri, üniformalı komutanlar, polis ve polis amirleri, hâkim ve savcılar olmak üzere başörtülü olarak çalışan hanımlara sitem ediyor-serzenişte, hattâ bühtan da bulunuyor! Ben de marifet titr de başörtüsünde veya türban da, sarıkta cübbe de olmadığı gibi, cinsiyette de değil, şahsiyettedir!’ diyorum.
Hâsılı, dileyen okurlarım Kongar’ın uzayıp giden yazısını internet üzerinden bulup okuyabilirler… O nedenle ben Kongar’ın söz konusu yazısının tamamını vermek yerine konusunun özetini çıkarmak, asıl maksadını ve öznesini değerlendirmek istiyorum:
CHP-CHP OLSAYDI, KİMSE BÖLEMEZDİ!
Bay Kongar mâlûm yazısında, genelde tüm başörtülü yöneticilere, idarecilere ve bilhassa kamu görevlilerine, özelde de bayan savcı ve hâkimlere sesleniyor, hattâ sitem ediyor ve Mutlak Butlan kararı veren hâkimleri ana muhalefet partisini, yâni Cumhuriyet Halk Partisini bölmekle suçluyor! Oysa hâkimlerin hiç biri (Ak) Partili.. değil! Ancak davacıların da, davalıların da, yani CHP’nin gerçekleştirdiği 38. Kurultayı yapanlarında hîle.. karıştığını öne sürerek mahkemeye verip iptalini isteyenlerinde, aksini iddia edenlerin ve karara şiddetle karşı çıkanların da tamamı CHP’li!
Hâsılı; söz konusu dava, hâkim ve savcıların ya da AK Partililerin veya diğer partilerin, 3. şahısların değil, Cumhuriyet Halk Partililerin davası! Onun için CHP’lilerin mutlaka birilerine sitem yapmaları, serzenişte bulunmaları gerekiyorsa eğer; (ister bay olsun, ister bayan) hâkim ya da savcılara değil, kendi partililerine, yöneticilerine, yoldaşlarına, sırdaşlarına ve arkadaşlarına yapmaları gerekir! Çünkü ilgili ve yetkili mahkemenin aldığı Butlan Kararı CHP’lilerin yarısını memnun etmese de yarısını memnun etti! O halde mahkeme birilerini memnun, birilerini gayrimemnun etmek için değil, bir hakkın teslimi yönünde ve âdil bir şekilde karar vermiş demektir!
EN KÖTÜ KARAR BİLE KARARSIZLIKTAN İYİDİR!
Demem o ki; CHP’nin ikiye ve belki de üçe bölünmesinin yolunu açan Genel Başkanlar halef selef ve oldukça eski arkadaşlar! O nedenle, CHP’liler ‘Mutlak Butlan kararı sonrasında’ ikiye üçe bölünme yerine veya parçalanma, birbirlerine düşme yerine, tam tersine bütünleşebilseler, kenetlenebilseler olmaz mıydı? Olurdu, ancak onların bir kısmı ‘Mutlak Butlan kararı veren’ mahkemeyi ve mahkeme heyetini suçlarken, bir kısmı tam tersini yapıp karar veren heyete teşekkür edip hâkimleri kutluyor!
Siz siz veya savcı ya da hâkim olun da karar verin böylesi çetrefilli bir davaya!
Velhâsıl-ı kelâm, hülasâ-i netice; ‘denizden babam çıksa yerim’ diyen açgözlüler gibi düşünen kişileri ve Emre Kongar gibi inanan yazarları, mahkeme hangi kararı verirse versin, memnun edemeyecekmiş! O nedenle ben ‘mahkeme CHP için de ülke içinde en doğru kararı vermiştir herhalde!’ diyorum ve ‘Cumhuriyete kadınlar değil, başörtülü hanımlar hiç değil, Emre Kongar gibi yazarlar zarar veriyorlar!’ diyor, herkese ‘adil-adâletli ve zararsız’ saygılar sunuyorum.
İNSANLARI GEÇİMSİZ YAPAN SEVGİSİZLİK,
BİRBİRİNE DÜŞMAN EDEN İLETİŞİMSİZLİK,
GÜZELLİKTEN YANA NE VARSA YOK EDEN İSE
İLGİSİZLİKTİR..! Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
BİR SİLGİ GİBİ TÜKENDİM BEN!
HEP YANLIŞLARI SİLMEYE ÇALIŞTIM
FAKAT MÜREKKEPLE YAZMIŞLAR
BİLEMEDİM BEN! Anonim
2026
Taceddin Akbaş'ın “AFAD bir yandan, afetler diğer yandan uyarıyor!! Ancak kimse bu uyarıları dikkate almıyor!!!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Dünya standartlar günü kutlu olsun tüm standartlar 'İslami olsun!'" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke, E. Çölaşan’ın dediği gibi “heriflerin” değil, “şeriflerin” şehridir. Kâbe de müminlerin kıblesidir!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke'yi koruma şerefi '110 yıl sonra ve yeniden' bizim olacak" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Burdur Müftülüğü 'haftalarında' din görevlilerini unutmadı " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler ırkçı bile değil tam bir soykırımcılar!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Kemal Bey ihtiyatlı davranıyor Özgür Bey ise hem panik yapıyor hem de kırıcı cümleler kuruyor " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Sende mi "Brütüs..." oldun kardeş ülke Azerbeycan'ın yasakçı başbakanı Asedov!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Camiler Haftası'nı unutmayalım içlerini ise hiç boş bırakmayalım" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “''Şiddete Hayır Günü'nde bile şiddetin daniskası yapılıyor!" adlı köşe yazısı. Devamı
TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, siyasette giderek sertleşen dilin toplumu gerdiğini belirterek, basın mensuplarına yönelik saldırıların demokrasiye zarar verdiğini söyledi. Gazetecilere yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Geçgel, “Basına uzanan el, milletin haber alma hakkına uzanmıştır” ifadelerini kullandı.
Karaman'da 16 Ekim 2026 Cuma günü elektrik kesintisi var mı? Karaman'da elektrikler kesilecek mi? Karaman'da yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Karaman Ermenek 16 Ekim 2026 Cuma günü elektrik kesintisi var mı? Karaman Ermenek'te elektrikler kesilecek mi? Karaman Ermenek'te yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Karaman Ayrancı 16 Ekim 2026 Cuma günü elektrik kesintisi var mı? Karaman Ayrancı'da elektrikler kesilecek mi? Karaman Ayrancı'da yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Aksaray'da 16 Ekim 2026 Cuma günü elektrik kesintisi var mı? Aksaray'da elektrikler kesilecek mi? Aksaray'da yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Aksaray Sarıyahşi 16 Ekim 2026 Cuma günü elektrik kesintisi var mı? Aksaray Sarıyahşi'de elektrikler kesilecek mi? Aksaray Sarıyahşi'de yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Yorumlar (0)