
Türkiye'de yaşamakta olduğumuz felaketlerin ansızın kapımızı çalmadığını görüyoruz. Tıpkı borsada son yaşanan fon krizinde olduğu gibi, başımıza gelen felaketlerin hemen hepsi sebepleri bilindiği, sonuçları öngörüldüğü halde "göz göre göre" veya"bile bile lades" diyebileceğimiz politikaların sonucunda ortaya çıkıyor.
Ekonomistlerin "Cumhuriyet döneminin en büyük ekonomik soygunu" olarak nitelendirdiği "fon skandalı" patlak vermeden 10 ay önce devlet tespitini yapmış. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 4 Kasım 2025 tarihinde Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresine katılmış ve orada "bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz, bu alanda düzenleme eksikliği var. Manipülasyonla güçlü mücadele edemezsek bu alana güven zayıf kalır. Bu bizim olmazsa olmazımız. Cezaları çok daha ağır hale getireceğiz ve mücadelenin dozunu artıracağız" demiş.
Ama bu 10 ayda milyarlarca doların sisteme girip çoğunun buharlaşmasına göz yumulmuş. Gelinen noktada tasfiye kapsamındaki 131 fonda 455.758 tekil yatırımcının yaklaşık 830 milyar TL'si bulunuyormuş.
Bu felaketin geleceğinin öngörülmemiş olması mümkün değil. Küçücük bir fon şirketinin ülkenin en büyük holdinginin borsa değerinin 2 katına değerlenmesi gözden kaçmış olamaz. Hadi bunu gözden kaçırdınız bu fon sahiplerinin yaşadığı lüks ve şatafat gözden kaçacak gibi değil.
Bunlardan birisi 2021 yılında AK Parti İstanbul Gençlik Kolları yönetiminde yer almış. 28 yaşındaki bu genç 2024'te Pusula Portföy şirketinin yönetim kurulu başkanı yapılmış. Turhan Çömez'in iddiasına göre, bu kişi "yüzmilyarlarca liralık soygundan en büyük payı alanlardan biri" olmuş. 1 milyar TL'ye süper lüks uçak, 750 milyona da ultra lüks yat almış.
Acaba "göz göre göre" gelen bu felaket, yönetme sorumluluğunu üstlenenlerin basiretsizliği mi yoksa sonucunu bilerek aldığı kararlar veya göz yummalar neticesinde mi ortaya çıktı?
Bugün Türkiye'nin içinde bulunduğu ve yarınlara doğru sürüklendiği "göz göre göre gelen felaketler" bundan ibaret değil.
******************************
HUKUK, EKONOMİ VE DIŞ POLİTİKADA BİLE BİLE LADESLER
Bir ülkenin taşıyıcı sütunları adalet, iktisat ve diplomasidir. Ne var ki bu üç alanda da akıl ve bilim bir kenara itilmiş, iyi niyetli uyarılar göz göre göre yok sayılmıştır. Adam kayırmacılık ve günlük politik kazançlar tercih edilmiştir.
Yargının siyasallaşması, anayasal güvencelerin ve hukuki öngörülebilirliğin yitirilmesi sadece bir adalet sorunu değildir. Hukuksuzluğun hüküm sürdüğü yerde sermaye güvenli limanlara kaçarken; geleceğini göremeyen hekimlerimiz, mühendislerimiz ve nitelikli yetişmiş gençlerimiz (beyin göçü) ülkeyi terk etmiştir. Bu kaçışın faturasının ağır olacağı bilindiği halde aynı çizgide ısrar edilmiştir.
"Giderlerse gitsinler" anlayışı yapılan yanlışların "bile bile lades" cinsi tercihler olduğunu gösteriyor.
****
İktisat bilimine meydan okuyan "faiz sebep, enflasyon sonuç" teziyle patlatılan enflasyon; çalışanları, üreticileri ve özellikle açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilen emeklileri ezmiştir. "Faize karşı olma" retoriğiyle çıkılan yolun sonunda Türkiye, dünyada en yüksek faizle borçlanan ülkelerden biri haline getirilmiştir.
****
Türkiye'nin köklü hariciye birikimi, coğrafi gücü ve insan potansiyeli kullanılamamıştır. Dış politika söylemleri iç siyasete alet edilmiştir. Yıkıcı iç siyaset söylemleriyle meydan okunan, ağır ifadelerle hedefe konan ülkelerle sonradan iyi ilişkiler kurma çabasına girilmiştir. Hiçbir stratejik kazanç elde edilmeden yapılan "U dönüşleri", Türk diplomasisinin inandırıcılığını ve caydırıcılığını ağır şekilde zedelemiştir.
******************************
DEPREMDE DE AYNI ANLAYIŞ
Türkiye bir deprem ülkesidir. Japonya da bir deprem ülkesidir. Ancak Japonya yaşadıklarından ders çıkarmış, "deprem dirençli şehirler" inşa ederek depremlerde can ve mal kaybını en aza indirmiştir. Türkiye'de ise depremler göz göre göre bir felakete sebep olmaktadır.
Kamu yönetiminin birinci görevi vatandaşının can güvenliğini korumaktır. Ancak tedbirsizlik ve denetimsizlik hayati alanlara kadar sirayet etmiştir. Bilim insanlarının ve fay haritalarının açık uyarılarına rağmen deprem riski en yüksek bölgeler imara açılmış, yönetmeliğe aykırı binalara ruhsat verilmiş ve seçim dönemlerinde getirilen imar aflarıyla adeta felakete davetiye çıkarılmıştır.
Asrın felaketi olarak adlandırılan Kahramanmaraş merkezli depremlerden önce de "imar aflarıyla sorunlarınızı çözdük" propagandası yapılmış, Hatay'ın Amik Ovası ve meralar gibi en riskli bölgeleri imara açılmıştı.
"Göz göre göre" felakete giden yolun taşları döşenmişti.
******************************
ÇÖZÜM SÜRECİNDE AYNI HATALAR
Göz göre göre gelen felaketlerin en büyüğü ve telafisi imkânsız olanı ise milli birlik ve devletin bekası hususunda atılan adımlardır. "Birinci Çözüm Süreci" döneminde yaşanan acı tecrübelerden, hendek krizlerinden ve kamu düzeninin zedelenmesinden hiç ders alınmamış gibi benzer bir basiretsizlik sergilenmektedir.
DEM'lilerin dağlardan "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" yazılarının silinmesini talep ediyor olması, yerel yönetimlerin kanunlara aykırı şekilde Kürtçe tabelalar astırmasına göz yumulması, Amedspor maçları başta olmak üzere tribünlerde ve sokaklarda PKK ve Öcalan övgülü sloganların atılması kamu otoritesinin nasıl zaafa uğratıldığının göstergesidir. Bölücü terör örgütünün ve uzantılarının bu şekilde şımartılması, toplumun çoğunluğunun sinir uçlarını uyarmakta ve yarın ödenmesi imkânsız bedellerin altyapısını hazırlamaktadır.
"Göz göre göre" hazırlanan bu tablonun finalinde toplumun önüne konulmak istenen tehlike son derece açıktır: Terör örgütü elebaşı Öcalan'a villa tahsisi, siyasi/hukuki statü ve PKK'yı devlete ortak yapmaya götürecek Anayasal değişikliklere gidilmesi... Anayasa'nın ilk dört maddesini veya bu maddelerde güvence altına alınan temel ilkeleri değiştirme/esnetme arayışları...
Birinci çözüm sürecinin ağır faturasını ödemiş bir millet olarak biliyoruz. PKK'ya ve terör elebaşına verilecek muhtemel tavizlerin Türkiye'yi sürükleyeceği yer felaketten başka bir şey değildir.
Finanstan şehirciliğe, hukuktan dış politikaya kadar her alanda "göz göre göre" yapılan hataların bedelini ağır ödeyen Türk milletinin, milli bütünlüğü üzerinde yapılacak bir "bile bile lades" denemesine daha tahammülü yoktur.
Ruhittin Sönmez
24.09.2026
2026
Ruhittin Sönmez'in “AKP Dindarlığının boyası döküldü” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Göz göre göre gelen felekatler” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Hukukun bittiği yerde seçimin meşrutiyeti” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “İyi ki Bossland'da yaşamıyoruz ” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Bossland Cumhuriyeti’nde yönetim sanatı” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “İlkesizliğin ve siyasi ahlaksızlığın normalleşmesi” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Avrupa, Irak ve Lübnan'daki federasyonlar” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Sanayide kök sorunlar” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in “Dinde şeklin özü tüketmesi” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Ruhittin Sönmez'in 'Türk mizahtan korkmazdı, gülmeyi severdi ' adlı köşe yazısı Devamı
TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, siyasette giderek sertleşen dilin toplumu gerdiğini belirterek, basın mensuplarına yönelik saldırıların demokrasiye zarar verdiğini söyledi. Gazetecilere yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Geçgel, “Basına uzanan el, milletin haber alma hakkına uzanmıştır” ifadelerini kullandı.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Tera Finansal Yatırımlar Holding AŞ’nin (TRHOL) pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürüttüğü incelemeyi tamamladı. Kurul, inceleme sonucunda 37 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ve söz konusu kişiler hakkında iki yıl süreyle işlem yasağı uygulanmasına karar verdi.
Burdur’un Bucak ilçesine bağlı Taşyayla Köyü sınırlarında bulunan obrukta inceleme gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Toplantıda güvenli okul ikliminden yatırımlara, dış politikadan ekonomiye kadar çeşitli başlıkların ele alındığını belirten Erdoğan, son dönemde gündemde olan fon piyasasındaki gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Ankara Kahveciler Odası Başkanı ve eğlence sektörü temsilcisi İsa Güven, bazı medya kuruluşlarında eğlence merkezlerine yönelik yayımlanan haberlerde yer alan iddialara tepki gösterdi.
Burdur’da polis ekipleri tarafından durumundan şüphelenilerek durdurulan plakasız motosikletin yapılan kontrolünde şase ve motor numarasının kazındığı tespit edildi.
Yorumlar (0)