Ruhittin Sönmez

Hiçbir şey yasadışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu

Ruhittin Sönmez'in “Hiçbir şey yasadışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu" adlı köşe yazısı.

Ruhittin Sönmez

HİÇBİR ŞEY YASADIŞI DEĞİLDİ, ÇÜNKÜ ARTIK YASA DİYE BİR ŞEY YOKTU

Başlıktaki söz George Orwell’in 1984 adlı romanından alınmıştır. Orwell’in bu klasikleşmiş kitabı geleceğe ilişkin bir kâbus senaryosudur.

Romanda kurgulanan totaliter dünya düzeninde insanlar makineleşmiş kitlelere dönüştürülmüş, bireysellik yok edilmiş, sistem tarafından herkesin zihni kontrol altına alınmıştır.

1984 evreninde nesnel, bağımsız ve değişmez bir "gerçek" veya "hakikat" yoktur. Gerçek, Partinin (ya da sistemi yöneten Ağabey'in) o an doğru kabul ettiği şeydir.

Parti isterse 2 + 2 = 5 eder, isterse güneşin batıdan doğduğunu söyler; zihinler öyle şartlandırılır ki birey buna inanmak zorunda kalır. Kimse bu belirlenmiş “gerçek” haricinde bir doğru olabileceğini düşünemez. Kazara biri bunu düşünse bile kimseye hatta kendine bile açıklayamaz. Zira bunun aksini savunmak ağır suçtur.

Halk içinden birinin sistem aleyhine bir eylem ve eleştiri yapmaya kalkması mümkün değildir. Çünkü sistem herkesi hiçbir özel alan bırakmaksızın izleyebilmektedir.

Romanın en tüyler ürpertici cümlelerinden biri bu mekanizmayı özetler: “Hiçbir şey yasadışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu.”

****

1984 romanını tanıtan şu cümleleri önemli buluyorum: “Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tezgâhlanan oyunlar düşünüldüğünde, ütopik olduğu kadar gerçekçi bir romandır. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir kitap; yalnızca yarına değil, bugüne de ilişkin bir uyarı çığlığıdır.”

Yasanın olmadığı, daha doğrusu yasanın lafzının kılıfa uydurulmuş birer sopaya dönüştüğü bir yerde, suç ve ceza evrensel normlara değil, iktidarın kılıcını kullanmasına göre şekillenir. Bugün Türkiye’de gazeteciliğin, ifade özgürlüğünün ve anayasal hakların getirildiği noktaya ve bazı hukuk uygulamalarına bakınca, Orwell’in kâbus senaryosunun içindeymişiz gibi hissediyorum. Bu uygulamaları Türk Milletinin hak etmediğini düşünüyorum.

******************************

HALKI YANILTICI BİLGİ

“HALKI YANILTICI BİLGİYİ YAYMA SUÇU” diye bir suç icat edildi. “Ceza Kanunumuzda böyle bir suç yoktu… Ekim 2022’de, eklenen TCK 217/A maddesi şöyle:

‘Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.”

Evrensel hukukta suçun ve cezanın kanunilik ilkesi vardır. Fiil bellidir, sınırı keskindir. Lakin bu yeni kanun maddesinde sınır yok, muğlaklık var. Hangi bilginin "yanıltıcı", kimin "halkı yanıltmaya" niyetli olduğuna karar veren yargı mekanizması “tarafsız ve bağımsız mı?”

Bir vatandaşımızın şu sorularına cevap vermek kolay değil: “İktidar kanadının halka sahte video göstermesi yanıltıcı bilgi değil mi?” “Enflasyon değerlerinin gerçek değerlerinden farklı göstermek, yanıltıcı bilgi yaymak değil mi?” “Al-ver yok deyip başlatılan yeni süreçte Öcalan’a statü vermeye çalışmak, villa tahsis etmek, PKK taleplerine göre yasa ve anayasa değişiklikleri yapmak halkı yanıltma değil mi?”

****

Kanun maddesindeki “gerçeğe aykırı bilginin” ne olduğuna karar veren savcı ve hakimler son zamanlarda bol bol gözaltı, tutuklama, mahkûmiyet kararları veriyor.

Geçen hafta içinde de gazeteciler Mustafa Balcı ve Şaban Sevinç aynı suçlamayla tutuklandı, İsmail Saymaz ve Murat Ağırel, “ev hapsi” ile cezalandırıldılar.

Gazetecilerin tutuklanmasına gerekçe gösterilen o kare, halka açık bir etkinlikte, kamusal bir alanda çekilmiş, mahremiyetle ilgisi olmayan sıradan bir fotoğraftı.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik ile fon krizinde milyarları götürdüğü iddia edilen ismin aynı karede yer aldığı resmi paylaşmak, nasıl olup da “halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak için” kullanılan gerçek dışı bilgi sayıldı? Ve nasıl "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçu kapsamına sokulabildi? Gazeteciler yargılanabilir ama neden tutuklu yargılanıyor?

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in şu sözleri dikkat çekicidir: “Olay gerçek, haber gerçek, fotoğraf gerçek; ama milleti dolandıranlar değil, bunu açığa çıkaranlar hapse konuyor.”

Herkesin açıkça gördüğü o fotoğraf karesi bile, iktidarın çıkarlarına çomak soktuğu an 'yanıltıcı bilgi' ilan edilebiliyorsa; burada aranan gerçek değil, tam anlamıyla Partinin rızası hilafına konuşanların susturulması olsa gerektir.

Belki de yaratılan korku ikliminde, herkesin kendi özgür düşüncesini ifade etmekten çekineceği bir otosansür uygulamasının yaygınlaşması isteniyordur.

******************************

BAZI İNSANLAR DİĞERLERİNDEN DAHA EŞİTTİR

“Türkiye’de iki ayrı hukuk uygulanıyor. Birisi muhaliflere uygulanan ‘düşman hukuku’, diğeri yandaşlara uygulanan hukuk.” Bu ve benzeri cümleleri muhalefet partilerinden sıkça duymaktayız.

Gerçekten iktidara yakın “gazeteciler” her türlü yalan ve iftira içeren haber ve yorumları yaparken çok pervasız olabiliyorlar. Çünkü hiçbir şekilde “Halkı yanıltıcı bilgiyi yaymaktan” yargılanmıyorlar.

Aynı veya benzeri suçla suçlananlar muhalefet kanadına bağlı önemli kişilerse uygulanan prosedür belli: Sabah şafak baskınlarıyla gözaltına alınıp, 4 gün gözaltında tuttuktan sonra tutuklu yargılanmasına karar veriliyor. Bu arada boy boy kelepçeli veya arabaya bastırarak sokma görüntüleri servis ediliyor. Belediye başkanları derhal görevden alınıyor, yerine kayyım veya vekil getiriliyor.

Oysaki milyarlarca dolarlık fon soygununda ismi geçen iktidar partisinin önemli isimleri, suçun bütün delilleri kayıtlı olduğu halde, gözaltı ve tutuklama yapılmamakta, ifadesi davet edilerek alınmaktadır.

İşte tam bu noktada Orwell’in diğer başyapıtı Hayvan Çiftliği’ndeki o sarsıcı cümle yüzümüze çarpıyor: “Bütün hayvanlar eşittir, ama bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir.”

Ben bu sözü “BÜTÜN İNSANLAR EŞİTTİR, BAZI İNSANLAR DİĞERLERİNDEN DAHA EŞİTTİR” şeklinde başlığa taşıdım.

Özetle; Hukukun bittiği yerde keyfilik başlar, keyfiliğin olduğu yerde ise ne gerçek kalır ne de özgürlük.

 

Ruhittin Sönmez

12.10.2026

Bu içerik size ne hissettirdi?

  • 2
    KIZDIM
  • 1
    BEĞENMEDİM
  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ÜZÜLDÜM
  • 0
    ŞAŞIRDIM
  • 0
    BEĞENDİM
  • 0
    GÜLDÜM
  • 0
    ALKIŞ

Yorumlar (0)

Bu içerik ile ilgili henüz yorum yazılmamış

Ruhittin Sönmez Diğer Yazıları

12
EKİM

2026

Hiçbir şey yasadışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu

Ruhittin Sönmez'in “Hiçbir şey yasadışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu" adlı köşe yazısı. Devamı

09
EKİM

2026

Silkeleme operasyonları

Ruhittin Sönmez'in “Silkeleme operasyonları" adlı köşe yazısı. Devamı

05
EKİM

2026

Saraya bağlı bilim insanları

Ruhittin Sönmez'in “Saraya bağlı bilim insanları” adlı köşe yazısı. Devamı

01
EKİM

2026

Doyumsuzluk sınırı ölçebilir mi?

Ruhittin Sönmez'in “Doyumsuzluk sınırı ölçebilir mi?” adlı köşe yazısı. Devamı

28
EYLÜL

2026

AKP Dindarlığının boyası döküldü

Ruhittin Sönmez'in “AKP Dindarlığının boyası döküldü” adlı köşe yazısı. Devamı

24
EYLÜL

2026

Göz göre göre gelen felekatler

Ruhittin Sönmez'in “Göz göre göre gelen felekatler” adlı köşe yazısı. Devamı

22
EYLÜL

2026

Hukukun bittiği yerde seçimin meşrutiyeti

Ruhittin Sönmez'in “Hukukun bittiği yerde seçimin meşrutiyeti” adlı köşe yazısı. Devamı

14
EYLÜL

2026

İyi ki Bossland'da yaşamıyoruz

Ruhittin Sönmez'in “İyi ki Bossland'da yaşamıyoruz ” adlı köşe yazısı. Devamı

10
EYLÜL

2026

Bossland Cumhuriyeti’nde yönetim sanatı

Ruhittin Sönmez'in “Bossland Cumhuriyeti’nde yönetim sanatı” adlı köşe yazısı. Devamı

18
AĞUSTOS

2026

İlkesizliğin ve siyasi ahlaksızlığın normalleşmesi

Ruhittin Sönmez'in “İlkesizliğin ve siyasi ahlaksızlığın normalleşmesi” adlı köşe yazısı. Devamı

İlgili Haberler

TİGAD Başkanı Okan Geçgel:Basına Uzanan Yumruk Siyasetin Çürüyen Dilinin Aynasıdır
3. Sayfa

TİGAD Başkanı Okan Geçgel:Basına Uzanan Yumruk Siyasetin Çürüyen Dilinin Aynasıdır

TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, siyasette giderek sertleşen dilin toplumu gerdiğini belirterek, basın mensuplarına yönelik saldırıların demokrasiye zarar verdiğini söyledi. Gazetecilere yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Geçgel, “Basına uzanan el, milletin haber alma hakkına uzanmıştır” ifadelerini kullandı.

Yarın Okullar Tatil mi? 15 Ekim'de Hangi İllerde Okullar Tatil? Valiliklerden Peş Peşe Açıklamalar!
Yerel Yönetim

Yarın Okullar Tatil mi? 15 Ekim'de Hangi İllerde Okullar Tatil? Valiliklerden Peş Peşe Açıklamalar!

Şiddetli yağış uyarılarının ardından öğrenciler ve veliler, “15 Ekim Perşembe günü okullar tatil mi, hangi illerde okul yok?” sorularına yanıt arıyor. İstanbul, Sakarya, Kocaeli, Yalova ve Zonguldak'ta eğitime bir gün ara verildiği açıklandı. Peki, Ankara, Bursa, Bolu ve Düzce'de okullar tatil mi? İşte il il açıklanan kararlar ve son durum...

THK’de İHA-1 Ticari Pilot Eğitimi Başladı: 35 İlden Kursiyerler Katıldı
3. Sayfa

THK’de İHA-1 Ticari Pilot Eğitimi Başladı: 35 İlden Kursiyerler Katıldı

Türk Hava Kurumu (THK) İnsansız Hava Araçları Spor Kulübü tarafından düzenlenen İHA-1 Ticari Pilot Eğitimi başladı. Türkiye’nin 35 farklı ilinden programa katılan kursiyerler, insansız hava araçlarının ticari kullanımına yönelik eğitim sürecine adım attı. THK Üniversitesi Konferans Salonu’nda başlayan programda ilk gün teorik dersler gerçekleştirildi.

Türk Kızılay Kanunu Teklifi TBMM’de Tartışıldı: Muhalefetten Denetim ve Şeffaflık Eleştirisi
Siyaset

Türk Kızılay Kanunu Teklifi TBMM’de Tartışıldı: Muhalefetten Denetim ve Şeffaflık Eleştirisi

TBMM Genel Kurulu’nda Türk Kızılay Kanunu Teklifi’nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı. Görüşmelerde muhalefet milletvekilleri, teklifin denetim, şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamu mallarının kullanımı açısından eksiklikler barındırdığını savundu. AK Parti ise düzenlemenin Kızılay’ın hukuki statüsünü netleştirmeyi ve uluslararası standartlarla uyumlu bir çerçeve oluşturmayı amaçladığını belirtti.

İstanbul’u Sağanak Vurdu: Okullar Tatil Edildi, Sel Felaketinde Bir Çocuk Hayatını Kaybetti
3. Sayfa

İstanbul’u Sağanak Vurdu: Okullar Tatil Edildi, Sel Felaketinde Bir Çocuk Hayatını Kaybetti

İstanbul’da etkili olan kuvvetli sağanak yağış, kent genelinde hayatı olumsuz etkiledi. Birçok ilçede yollar sular altında kalırken, araçlar sürüklendi, vatandaşlar mahsur kaldı. Fatih’te su birikintisine bastığı sırada elektrik akımına kapılan 14 yaşındaki çocuk, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. İstanbul Valiliği, olumsuz hava koşulları nedeniyle kent genelindeki tüm eğitim kurumlarında 15 Ekim Perşembe günü eğitime bir gün ara verildiğini duyurdu.

Antalya’da şiddetli yağış alarmı! 22 kişi kurtarıldı, 1901 personel seferber oldu
Bölgesel

Antalya’da şiddetli yağış alarmı! 22 kişi kurtarıldı, 1901 personel seferber oldu

Antalya'da etkili olan kuvvetli yağışlar nedeniyle bin 901 personel, 624 araç ve 248 iş makinesiyle sahada çalışmalarını sürdürüyor.