
Geçtiğimiz günlerde işyerimizin önünde bir hareketlilik vardı. Sanırım saat gece 12 sıralarıydı. Bir grup insan bir araç çevresinde toplanmış konuşuyorlardı.
Meraklı gözlerle bende yaklaştım. Olan biteni anlamaya çalışıyordum. Bir hayli eski model bir otomobilden 15 - 16 yaşlarında bir delikanlı indirilmiş, sivil polis olduğunu anladığım görevliler tarafından sorgulanıyordu. Gencin beti - benzi atmış, hafiften titriyor, konuşmakta zorluk çekiyordu. Bir müddet sonra resmi trafik polisleri de araçlarıyla olay yerine intikal ettiler.
Polis memurları delikanlıya;
-" bu araç kimin ? " diye sordular. O'da
-" babamın " diyerek karşılık verince polis memuru;
-" o zaman çağır babanı gelsin" Dediler.
Delikanlı, cep telefonundan kısılmış, titreyen, boğuk sesiyle babasını aradı.
5 dakika geçmedi. Bir otomobil istasyona girdi. Yanımızda durdu. Araçtan inen orta yaşlarda bir şahıs, polisleri görünce şaşkın şaşkın önce bana döndü.
-"abi ne yapıyor bu adamlar ? " diyerek adeta polisleri şikayet edercesine bir cümle sarfetti.
Bunun üzerine bir polis memuru;
-" ne yapacağız beyefendi ? görevimizi yapıyoruz. Bu araç senin mi ? " diye sordu.
Şahıs;
-" evet benim " dedi. Polis memuru bunun üzerine tekrar;
-" Pekala bu çocuk senin mi ?" diye sorunca aynı cevabı aldı.
Polis;
-Kaç yaşında bu çocuk ? diye sormaya devam etti.
15 yaşında olduğu öğrenilen bir çocuğa nasıl böyle araç verebildiğini ve sonuçlarının neler olabileceği, Allah korusun bir kaza sonucu bunun vicdani muhasebesinin nasıl yapabileceği gibi bir şeyler anlatıldı.
Bunun üzerine baba oğluna döndü.
-" oğlummm, senin ne işin burada?
diyerek oğluna serzenişte bulundu.
Oğlu,
-" baba sohbete gelmiştim. Deyince babası;
Oğlummm, sohbet burada mı ?
Daha geçen hafta motosikletin için 36 bin lira ceza ödedim. Neden böyle yapıyorsun oğlummm ? diyerek çıkıştı.
Babanın konuşmalarından şüphelenen polisler;
-" sen sarhoşmusun yoksa ?" diye sordular.
Baba;
-" hayır, akşam sadece 3 şişe bira içmiştim. Ama sarhoş değilim ." Gibi bir şeyler mırıldandı.
Bunun üzerine polis memurları, babayı alkol testine tabi tuttular.
Test sonucu 95 promil alkol aldığı anlaşılan şahıs, birden agresif bir şekilde polislere hakarete başlayınca;
Polisler, her iki aracı da bağladılar. Sarhoş baba kendi aracı yanında komşusundan ödünç aldığı otomobili de bağlatmış oldu. Çekici çağrılarak araçlar çekiceye yüklendi.
Araçlara, el konunuldu. Çekici ücretleri yanında sarhoş babaya ceza, oğluna ayrı bir ceza derken babanın ehliyetine de el konuldu.
Sarhoş baba bir kurumda şoförlük yapıyormuş. Yani bu şahıs böylelikle işini de kaybetmiş oldu. Artık O, bir işsizdi...
O gece bu sarhoş baba, çok yüklü para cezalarına çarptırılırken; işinden de olmuştu.
Karşılaştığım bu hadise beni hakikaten çok derinden etkilemiş, üzülmüştüm.
O delikanlının içine düştüğü vaziyet, titreyişi, babanın dramatik durumu hiç gözümün önümden gitmiyor.
Polislerin ayrılmasından sonrası bu arkadaşımla biraz sohbet etme imkanı buldum.
O'na;
-" başına gelenlere çok üzüldüm. Bugün başına gelen bu musibetlerin sebebini biliyorsun değil mi? diye sordum. Henüz tam manasıyla ayılamış olan baba, mahçup ve sessiz dinliyordu.
Ben devam ettim.
-"Evet bugün başına ne geldiyse; sebebi almış olduğun içki...!
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed ( SAV )
" içki tüm kötülüklerin anasıdır !" buyuruyor.
İşte bugün bu sözün ne kadar haklı ve isabetli bir söz olduğunu hep birlikte anlamış olduk değil mi ?
Bak bugün, sen erken saatlerde alkol almamış olsaydın; erken saatlerde uyumamış olacaktın. Dolayısıyla oğlunda senden izinsiz otomobilini alıp trafiğe çıkamayacaktı. Bu şekilde de polislere yakalanmayacaktı. Ayrıca sen sarhoş kafayla komşunun aracını alıp buraya gelmeyecek yada aracı başkası kullanıyor olacaktı. Ayrıca komşunun otomobili içinde ceza ödemeyecektin. Sarhoş olmamış olsaydın eğer; ehliyetini ve işini de kaybetmemiş olacaktın.
Bütün yaşananlarla birlikte yüksek miktarda para cezaları da ödemek zorunda kalmayacaktın değil mi ? " İnşaallah her ikinizde yaşadığınız bu hadiseden gerekli dersleri çıkartır, bir daha aynı hatalara düşmezsiniz" şeklinde ifadelerde bulundum.
Baba ve oğlu anlattıklarımı dikkatle dinlediler. Tek kelime dahi edemediler. Mahzun ve mahçup bir şekilde aradıkları akrabalarının aracına binip gittiler...
O gece bir daha anladım ki;
Allah Teala ve O'nun Resûlü, ne buyurmuşsa; neyi haram yada mübah kılmışlar sa; İnsanoğluna bir faydası yada bir zararı var !
Muhakkak bir hikmeti var...
Öyle ya;
" İÇKİ TÜM KÖTÜLÜKLERİN ANASIDIR !.."
Yaklaşık 1 ay sonra bu sarhoş babayı bir fırında beyaz önlükleri içinde çalışıyor gördüm.
Hâlâ ismini dahi bilmediğim bu kardeşimiz beni gördü. Gülümseyerek yanıma geldi. Selamlaşarak, tokalaştık.
-"Nasılsın Maşaallah yeni bir iş bulmuşsun. Senin adına sevindim. Umarım yaşadığın o hadise senin için bir dönüm noktası olmuştur" deyince;
-" Aman ağabey, tövbe vallahi tövbe ! "
sözleriyle bana samimi bir şekilde sarıldı...
2026
Bülent Okunakol'un 'Gölhisar Dosyası -16- İlçemizi ne kadar tanıyoruz tanıtanları ne kadar tanıyoruz?' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Bülent Okunakol'un 'Hainliğin son noktası! Şanlı Bayrağımıza uzanan eller kırılsın' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Bülent Okunakol'un 'Gölhisar Dosyası-15- İlçemizi ne kadar tanıyoruz, tanıtanları ne kadar tanıyoruz?' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Bülent Okunakol'un 'Gölhisar Dosyası 14 - İlçemize müze talebi için 'İmza Kampanyasına' davet' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Bülent Okunakol'un 'Yaşanmış öyküler ilk mektup' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Bülent Okunakol'un 'Yaşanmış öyküler bir sarhoşun hikayesi' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Bülent Okunakol'un 'Gölhisar Dosyasaı -10- İlçemizin neden bir müzesi yoktur?' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Bülent Okunakol'un Gölhisar Dosyası 9 Gölhisar Caddelerinde tek Yön Oto Park Sorunu ve Armutlu Parkı adlı köşe yazısı Devamı
2025
Bülent Okunakol'un Gölhisar Dosyası 8 Yapraklı Barajına Dair adlı yazısı Devamı
Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelikle kenevir üretim izinleri yeniden düzenlenirken, Antalya’nın da aralarında bulunduğu 21 il üretim havzasına dahil edildi. Karar kapsamında lif, tohum ve sap üretimi kontrollü olarak yapılabilecek; tıbbi kenevir ise yüksek güvenlikli tesislerde sınırlandırılacak.
Tokat’ta düzenlenen Türkiye Büyükler Halter Şampiyonası’nda podyuma çıkan MAKÜ öğrencisi Fatmagül Çevik, hem altın madalyanın sahibi oldu hem de yeni Türkiye rekoruna imza attı.
MHP Burdur İl Başkanı Mustafa Gün, Bucak ilçesine bağlı Çamlık ve Elsazı köylerini ziyaret ederek muhtarların ve vatandaşların taleplerini yerinde inceledi. Ziyaretlerde köylerin ihtiyaçları raporlanırken, çözüm noktasında girişimlerin başlatılacağı vurgulandı.
Antalya-Isparta karayolunda meydana gelen zincirleme trafik kazalarının ardından yaşanan heyelan, ulaşımı tamamen durdurdu. Bölgeye sevk edilen ekipler güvenlik ve çalışmaları gerçekleştiriyor.
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edilen hastaların Neziha Kutlu (49), Abdou Nazıro Gnınkouguı (24), Firdevs Sarı (4), Sedef Sarı (27) ile Yavuz Selim Yiğit (21) olduğu kaydedildi.
Isparta-Antalya karayolunda, Antalya il sınırına yaklaşık 1 kilometre kala meydana gelen heyelan nedeniyle dev kayalar yola düştü.
Yorumlar (0)