Bülent Okunakol

Yaşanmış öyküler ilk mektup

Bülent Okunakol'un 'Yaşanmış öyküler ilk mektup' adlı köşe yazısı...

Bülent Okunakol

YAŞANMIŞ ÖYKÜLER İLK MEKTUP
Yıl 1969 yaz mevsimiydi. İzmirlioğlu Mustafa'nın evinin önünde bir insan kalabalığı vardı. İnsanların yüzünde hüzün hakim. Bazıları ağlaşıyor, bazıları göz yaşlarını saklamaya çalışıyordu.
Bir veda anı yaşanıyor, İzmirlioğlu Mustafa, Avrupa'ya yolcu ediliyordu.
Mustafa, Viyana'dan Yusufçalı arkadaşlarından gelen mektup üzerine oraya gidecek, gurbet ellerde para kazanıp dönecekti.
Bunun için evinde bulunan, inek, buzağı, dana ne varsa satmış, yetmemiş konu - komşuda yardımcı olmuş, kimisinden borç almış, kimisi de cebine yol harçlığı olarak para koymuştu.
İzmirlioğlu Mustafa'nın 5 evladı vardı. Bu ayrılığın ne manaya geldiğini ilk evladı kızı Zeynep ve büyük oğlu Mehmet anlayabiliyor, onlar anneleri ile birlikte ağlarken; diğer çocukları henüz küçük oldukları için bu vedaya bir anlam veremiyorlardı.

Nihayet vedalaşma bitmiş, İzmirlioğlu Mustafa, kendisini alan araçla yola koyulmuş, ardından bir tas suyla uğurlanmış, kalabalıklar evlerine çekilmişti.

Aradan bir kaç ay geçmiş, İzmirlioğlu Mustafa'dan bir haber alınamamış, onun Viyana'ya ulaşıp, ulaşamadığı konusunda hiç bir bilgi edinilememişti.
Evde meraklı bekleyiş, git - gide endişeye dönüşüyor. Anne ve kızı zaman zaman ağlıyor, göz yaşlarını diğer 4 çocuktan saklamaya çalışıyorlardı.
Annesi ve Zeynep gündelik ameleye gidiyor, evin nafakasını çıkartmaya gayret ediyorlardı.

Aradan yaklaşık 6 ay geçmiş hâlâ İzmirlioğlu Mustafa'dan bir haber alınamamıştı.
Anne Gülsüm, evlatlarına sarılıyor. Göz yaşları içinde;
-" dua edin kuzularım, babanızdan bir mektup, bir haber gelsin" şeklinde telkinlerde bulunuyordu.
Bir gün ortanca oğlan sokakta arkadaşlarıyla oynarken bir arkadaşı
-" vay senin baban ölmüş ! " diye söyleyince. Oğlan çocuğu buna bir anlam verememişti. Akşam sofrada konuyu annesine açınca; anne ve kızı Zeynep ile büyük oğlan Mehmet ağlamaya başlamışlardı. Anne;
-" yok oğlum yok yalan, yalan ! babanız Viyana'da çalışmaya başlamış, yakında bir mektubu gelir" demiş ama kendisi de buna inanmamış olmalı ki; hıçkırıklarına hakim olamamıştı...

Mahallede herkes İzmirlioğlu Mustafa Avusturya - Macaristan sınırında vurulmuş, o yüzden bir haber gelmiyormuş diye dedikodu şeklinde konuşmakta ve bunu onun ailesinden saklamaktadırlar. Bu dedikodunun kaynağı olarakta; İzmirlioğlu Mustafa ile yola çıkıp Macaristan sınırından cesaret edemeyip te Türkiye'ye geri dönen bir arkadaşının ifadeleri gösteriliyordu. Anne ve kızı Zeynep, halk arasında bu konuşulanların farkındadır. Ama diğer çocuklara bunu hissettirmemeye çalışmaktadırlar. Artık konu - komşu Mustafa'nın ailesine acımaklı gözlerle bakıyorken; biraz daha yakın ilgi ve alaka gösterir olmuşlardı.

Bir kaç hafta sonra, anne, büyük oğlan Mehmet ile ilçenin Cumartesi günü kurulan pazarına gitmişti.
Ana - oğul pazar alışverişini yaparlarken bir komşusu;
-"Gülsüm Yenge, Postacı İsmail seni arıyor. " Diye söyleyince; anne ne diyeceğini bilememiş, oğlunun yüzüne bakakalmış, heyecandan konuşamamış, merakla karışık bir endişe yanında; sevinmesi mi yoksa, korkması mı gerektiğini anlayamamıştı.

Bir kaç dakika sonra Postacı İsmail, elinde bir zarf ile göründü.
-"müjde, müjde Gülsüm Bacı Mustafa abiden mektup var !" Diye sesleniyordu.
Mektubu alan Gülsüm anne, elleri titreye titreye zarfın kenarından yırtmaya çalışıyordu. Nihayet zarf açılmış, mektubun içinden bir fotoğraf ile 50 lira para çıkmıştı.
İzmirlioğlu Mustafa, kar üstünde paltosuyla, başında fötr şapkasıyla, burma bıyıklarıyla, gülümseyen yüzüyle, mutlu bir insan görüntüsü veren fotoğrafını göndermişti. Ayrıca 50 Türk lirasını da zarfın içerisine koymuştu. 50 Lira o yıllar çok önemli bir paraydı.Öyle ki; 5 kuruş dahi değerliydi.
Anne Gülsüm, bir kenara çekilerek oturmuş, heyecan ve sevinç içinde gözyaşları içinde mektubu ilkokul üçüncü sınıfa giden oğluna vermiş, okumasını istemişti.

İzmirlioğlu Mustafa, mektubunda başından geçenleri uzun uzun anlatıyordu.
Mektubunda anlattığına göre; arkadaşlarıyla birlikte İstanbul'dan Avusturya' ya gitmek için trene binmişler, fakat, gümrükte trenden indirilen Mustafa ve arkadaşlarının pasaportlarına; " zürück" yani geri damgası vurularak Avusturya'ya sokulmamışlardır. Mustafa, bir kaç arkadaşıyla Almanya'ya girmenin bir yolunu bularak orada yaşayan Türklerle karşılaşırlar. Orada bir kaç ay kaçak olarak çalışırlar.
Daha sonra mektup yazdıkları Yusufçalı arkadaşı onların Viyana'ya gelmelerini, bunun içinde bir şahsın yardımcı olacağını yazar.

Bir müddet sonra söz konusu şahıs onları aracıyla Almanya'dan alarak Macaristan'a götürür. İzmirlioğlu Mustafa ve bir kaç arkadaşı daha önce sokulmadıkları Avusturya'ya kaçak olarak Macar sınırından gireceklerdir. Ama bu giriş, gayri meşru olacağı için büyük risk taşımaktadır. Sınırda polis tarafından vurulmak ta vardır.
Nihayet planlar yapılır. Bağlar, bahçeler, ormanlık arazilerden yaya olarak geçilerek Avusturya topraklarına girerler. Ana yola çıkar çıkmaz, onları götürecek şahıs aracıyla onları beklemektedir. Araca bindiklerinden sadece 1 kaç dakika sonra polis devriyeleri önlerinden gelir. Yani kısa bir zaman dilimi içerisinde Allah'ın yardımıyla kurtulmuşlardır.

İzmirlioğlu Mustafa artık Viyana'ya gelmiş, Yusufçalı yakın arkadaşının yanındadır. Bir müddet kaçak olarak inşaatlarda çalışan Mustafa, çalışkanlığı ve dürüstlüğü sayesinde kendini sevdirir ve nihayetinde resmi olarak oturumunu alarak çalışma müsaadesine kavuşur.
İşlerini yoluna koyduktan sonrada bu ilk mektubunu gönderir.
Mektubunda rahatının iyi olduğunu belirterek, göndermiş olduğu 50 liradan borçlarını dağıtmalarını ister.
Ana - oğul mektubu oracıkta okurlarken; gözyaşları mektubu ıslatmış, tükenmez kalemle yazılan yazıları dağıtmıştır. Yanlız akıtılan gözyaşları, bu sefer sevinç gözyaşlarıydı.
İzmirlioğlu Mustafa'dan gelen bu mektup haberi dalga dalga yayılıyor, konum - komşu Gülsüm annenin evine gelerek sevinçlerini paylaşıyorlardı.

İzmirlioğlu Mustafa'nın, kararlılığı, cesareti, çalışkanlığı ve dürüstlüğü onun hayat çizgisini belirleyen en önemli faktörlerden olmuştu.

İşte ne zaman bir mektup mevzusu geçse; o mektubu hatırlar, hem hüzünlenir, hem de mektubun muştusuyla sevinen, perişan haldeki ailenin mutluluğunu yeniden görür gibi olurum...

Bu içerik size ne hissettirdi?

  • 1
    BEĞENDİM
  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ÜZÜLDÜM
  • 0
    KIZDIM
  • 0
    ŞAŞIRDIM
  • 0
    BEĞENMEDİM
  • 0
    GÜLDÜM
  • 0
    ALKIŞ

Yorumlar (0)

Bu içerik ile ilgili henüz yorum yazılmamış

Bülent Okunakol Diğer Yazıları

13
MAYIS

2026

Seni Yaradana Kurban Olayım!

Bülent Okunakol'un Seni Yaradana Kurban Olayım! adlı yazısı Devamı

08
MAYIS

2026

Gölhisar Dosyası-27- Gölhisar Turizm Gerçeği Yapraklı'da Bir hayalim var !

Bülent Okunakol'un Gölhisar Dosyası-27- Gölhisar Turizm Gerçeği Yapraklı'da Bir hayalim var ! adlı yazısı Devamı

04
MAYIS

2026

Gölhisar Dosyası 28 Gölhisar Turizmi, Nasıl Gelişir ?

Bülent Okunakol'un Gölhisar Dosyası 28 Gölhisar Turizmi, Nasıl Gelişir ? adlı yazısı Devamı

23
NİSAN

2026

Kovun Gitsin Bu Adam!

Bülent Okunakol'un Kovun Gitsin Bu Adam! adlı yazısı Devamı

20
NİSAN

2026

Şikâyetim Var

Bülent Okunakol'un Şikâyetim Var adlı yazısı Devamı

15
NİSAN

2026

Toplumumuzun bir numaralı sorunu

Bülent Okunakol’un Toplumumuzun bir numaralı sorunu Adlı yazısı Devamı

13
NİSAN

2026

Çarşamba günü yazmıştım Galatasaray Kocelispor'u yenemez diye!

Bülent Okunakol'un 'Çarşamba günü yazmıştım Galatasaray Kocelispor'u yenemez diye!' adlı köşe yazısı... Devamı

09
NİSAN

2026

Bu Galatasaray'da Şampiyonluk havası yok!

Bülent Okunakol'un 'Bu Galatasaray'da Şampiyonluk havası yok!' adlı köşe yazısı... Devamı

07
NİSAN

2026

Dünyanın efendileri kaybediyor!

Bülent Okunakol'un 'Dünyanın efendileri kaybediyor!' adlı köşe yazısı... Devamı

03
NİSAN

2026

Ey Milletvekili sen kimin vekilisin?

Bülent Okunakol'un Ey Milletvekili sen kimin vekilisin? adlı yazısı Devamı

İlgili Haberler

TİGAD Başkanı Okan Geçgel:Basına Uzanan Yumruk Siyasetin Çürüyen Dilinin Aynasıdır
3. Sayfa

TİGAD Başkanı Okan Geçgel:Basına Uzanan Yumruk Siyasetin Çürüyen Dilinin Aynasıdır

TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, siyasette giderek sertleşen dilin toplumu gerdiğini belirterek, basın mensuplarına yönelik saldırıların demokrasiye zarar verdiğini söyledi. Gazetecilere yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Geçgel, “Basına uzanan el, milletin haber alma hakkına uzanmıştır” ifadelerini kullandı.

Bucak'taki U dönüşü kazaya neden oldu Kaza anı kameraya yansıdı
Bölgesel

Bucak'taki U dönüşü kazaya neden oldu Kaza anı kameraya yansıdı

Burdur'un Bucak ilçesinde otomobilin ile motosikletin karıştığı trafik kazasında bir kişi yaralanırken, o anlar çevredeki güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı. Sanayi Mahallesi'nde meydana gelen kazanın ardından yaralı sürücü hastaneye kaldırıldı.

Tefenni’de sera atıkları için uyarı sonrası temizlik başladı
Bölgesel

Tefenni’de sera atıkları için uyarı sonrası temizlik başladı

Tefenni Belediye Başkanı Ümit Alagöz, yapılan uyarıların ardından bazı seracı vatandaşların çöp, plastik atık ve pasaları belediyenin gösterdiği alana taşımaya başladığını açıkladı. Alagöz, pazartesi günü denetim ve ceza işlemlerinin hızlandırılacağını hatırlattı.

Bucak’ta suçluların korkulu rüyası olmuştu! Başsavcı Sefa Aygün’ün yeni görev yeri Didim oldu
Bölgesel

Bucak’ta suçluların korkulu rüyası olmuştu! Başsavcı Sefa Aygün’ün yeni görev yeri Didim oldu

Bucak’ta görev yaptığı süre boyunca "mazluma umut, zalime korku" olan, uyuşturucu tacirlerine ve suç makinelerine geçit vermeyen Başsavcı Sefa Aygün, HSK kararnamesiyle Didim Cumhuriyet Başsavcısı oldu.

Sakarya’da çiftlik yangını 5 kuzu telef oldu
3. Sayfa

Sakarya’da çiftlik yangını 5 kuzu telef oldu

Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde küçükbaş hayvan çiftliğinde çıkan yangında 5 kuzu telef oldu, bin balya ise küle döndü. Ekiplerin müdahalesiyle söndürülen yangınla ilgili inceleme başlatıldı.

Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan sanayi tesislerini ziyaret etti
Bölgesel

Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan sanayi tesislerini ziyaret etti

Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan, işletme ziyaretleri kapsamında Marmopol Marble Enerji, Artsam Sünger A.Ş. ve Dekor Mobilya’yı ziyaret ederek üretim süreçleri ve sektörel çalışmalar hakkında bilgi aldı.