İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, fon skandalı, Halk TV’ye kayyum atanması, okul güvenliği, ekonomik sorunlar, çiftçilerin yaşadığı sıkıntılar ve dış politika başlıklarında iktidara yönelik eleştirilerde bulundu. Dervişoğlu, devlet yönetiminde denetim ve hesap verebilirlik eksikliğine dikkat çekerek, “Gerçeklerden korkmak bir iktidar için sonun başlangıcıdır” dedi.
Konuşmasına Türkiye’nin gündemindeki gelişmeleri değerlendirerek başlayan Dervişoğlu, Halk TV’nin yayınlarının durdurulmasına ve kanala kayyum atanmasına tepki gösterdi. İktidarın eleştiriler karşısında baskıcı yöntemlere başvurduğunu savunan Dervişoğlu, kayyum uygulamalarının belediyelerden şirketlere, demokratik kitle örgütlerinden siyasi partilere ve medyaya kadar yayıldığını söyledi.
Hukuki sorunların elbette incelenmesi gerektiğini belirten Dervişoğlu, ancak polis ve yargı aracılığıyla atılan adımların hukuki sınırları aştığını ileri sürdü.
Dervişoğlu, “Türk demokrasisi darbeler gördü ama bu kadarına şahit olmadı” ifadelerini kullanarak, baskıların iktidarı ayakta tutamayacağını dile getirdi.
Dervişoğlu’nun konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de kamuoyunda fon skandalı olarak anılan sermaye piyasalarındaki gelişmeler oldu. Geçtiğimiz hafta TBMM’de konunun araştırılmasını istediklerini hatırlatan Dervişoğlu, iktidar ortaklarının Meclis çalışmalarını engellediğini savundu.
Yaşananların sıradan bir piyasa hareketi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Dervişoğlu, skandalın arkasındaki siyasi, bürokratik ve hukuki sorumlulukların ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.
Dervişoğlu, “Bu kadar büyük bir vurgun, siyasi, bürokratik ve hukuki bir koruma zırhı olmadan nasıl büyüyebilir?” diye sordu.
Fonların tasfiye sürecine ilişkin düzenlemelerin yalnızca yatırımcılara yapılacak ödemelerle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, vatandaşların cebinden çıkan anaparanın ve enflasyon farkının esas alınmasını istedi.
Fon mağdurlarının zararlarının kamu kaynaklarıyla karşılanmasına karşı çıkan Dervişoğlu, Hazine ve kamu bankalarının sorumluluğu üstlenmesinin kabul edilemeyeceğini söyledi.
Soruşturmanın temel amacının, yaşananların nasıl mümkün olduğunun ortaya çıkarılması olması gerektiğini belirten Dervişoğlu; denetim görevini yerine getirmeyenlerin, usulsüzlüklere göz yumanların ve yetkilerini kişisel çıkarları için kullandığı iddia edilenlerin hesap vermesi gerektiğini kaydetti.
Haksız kazanç sağlayanlara yönelik gönüllü iade seçeneğini de eleştiren Dervişoğlu, “Devlet, hırsızın kapısına sadaka kutusuyla gitmez” dedi. Dervişoğlu, suçtan elde edilen kazancın tespit edilerek geri alınması ve hukuki yaptırımların uygulanması gerektiğini vurguladı.
Dervişoğlu, fon tasfiyesinde farklı risk gruplarındaki yatırımcıların aynı yöntemle değerlendirilmesini de eleştirdi. Yasal satış emrini tasfiye kararından önce vermiş yatırımcıların dahi mağduriyet yaşayabileceğine dikkat çeken Dervişoğlu, amaçlarının kısmi ödeme değil, adaletin bütünüyle sağlanması olması gerektiğini söyledi.
Sermaye Piyasası Kurulu yönetimine ilişkin de çağrıda bulunan Dervişoğlu, “SPK yönetimi acilen görevden el çektirilmelidir!” ifadelerini kullandı.
Dervişoğlu ayrıca, Meclis’te bütün siyasi partilerin eşit şekilde temsil edileceği gerçek bir araştırma komisyonu kurulmasını istedi. Fon sürecinde kimlerin kazanç sağladığının, kimlerin erken hareket ettiğinin ve olası usulsüzlüklerden kimlerin haberdar olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.
İktidarın sorumluluğu dış güçlere ve geçmişteki siyasi gelişmelere yüklemesini eleştiren Dervişoğlu, kamu kurumlarının yönetimi ve denetiminden hükümetin sorumlu olduğunu söyledi.
SPK ve BDDK gibi kurumların atamalarına, fon şirketlerine verilen izinlere ve kamu bankalarının sağladığı teminatlara dikkat çeken Dervişoğlu, “Devleti siz yönetiyorsunuz, atamaları siz yapıyorsunuz, izinleri sizin kurumlarınız veriyor, denetlemek sizin göreviniz” diye konuştu.
Dervişoğlu, eleştirilerini “Hırsız içeriden olunca kapı kilit tutmaz” sözleriyle sürdürdü.
Dervişoğlu, çocukların güvenliği ve eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarına da değindi. Okullarda meydana gelen saldırıların yalnızca münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dervişoğlu, güvenlik sorunlarının önleyici politikalarla ele alınmasını istedi.
Okul güvenliği için imzalanan protokole rağmen farklı bölgelerde saldırıların yaşandığını hatırlatan Dervişoğlu, yalnızca polisiye tedbirlerle kalıcı çözüm üretilemeyeceğini savundu.
Ekonomi, kentleşme, aile yapısı, medya, iletişim, eğitim ve bilim politikalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, devletin sorunlar ortaya çıktıktan sonra müdahale eden değil, riskleri önceden belirleyerek harekete geçen bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini söyledi.
“Güçlü devlet, görünmeden işleyen devlettir” diyen Dervişoğlu, kamu kurumları arasındaki koordinasyonun ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
İYİ Parti tarafından 10-11 Ekim tarihlerinde Ankara’da düzenlenen “İYİ Gelecek İçin Emek Çalıştayı”na da değinen Dervişoğlu, farklı işçi ve işveren kuruluşlarının temsilcilerinin bir araya geldiğini hatırlattı.
Türkiye’nin temel sorununun yalnızca ekonomik büyüme olmadığını belirten Dervişoğlu, üretilen değerin toplum kesimleri arasında nasıl paylaşıldığının önem taşıdığını söyledi.
Dervişoğlu, emeğin milli gelirden aldığı payın geçmişte yaklaşık yüzde 52 seviyesine çıktığını, son büyüme verilerinde ise yüzde 38’e gerilediğini ileri sürdü. Ekonomik büyümenin çalışanların, emeklilerin ve gençlerin refahına yeterince yansımadığını savunan Dervişoğlu, çalıştayda gündeme gelen önerilerin Meclis’te kanun tekliflerine ve bütçe düzenlemelerine dönüştürüleceğini belirtti.
Tarım sektöründeki sorunlara da dikkat çeken Dervişoğlu, zeytin fiyatlarındaki düşüşün üreticileri zor durumda bıraktığını söyledi. Geçen yıl yaklaşık 50 liradan satılan bazı zeytin türlerinin fiyatlarının 17-18 liraya kadar gerilediğini, yağlık zeytinde ise 10 lira seviyelerinin konuşulduğunu ifade etti.
Mazot, gübre ve işçilik maliyetleri artarken üreticinin ürününü daha düşük fiyatlarla satmak zorunda kaldığını belirten Dervişoğlu, tüketicinin ise marketlerde yüksek fiyatlarla karşılaştığını dile getirdi.
Çeltik üretiminde de taban fiyatların zamanında açıklanmamasını eleştiren Dervişoğlu, çiftçinin ekim döneminde ne kazanacağını bilmesi gerektiğini söyledi.
İYİ Parti’nin tarım politikalarına ilişkin önerilerini sıralayan Dervişoğlu, devletin gerektiğinde üreticinin ürününü satın alma garantisi vermesi, gübre, tohum ve mazotta avanslı çalışma imkânı sağlaması gerektiğini kaydetti.
Dervişoğlu, “Ziraat Bankası’nı gerçek Ziraat Bankası yapacağız!” diyerek tarımsal finansmanın üreticiyi destekleyecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.
Dış politika başlığında Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile gündeme gelen ortak savunma anlaşmasını değerlendiren Dervişoğlu, ülkeler arasındaki ticari ve diplomatik ilişkilerin geliştirilmesine karşı olmadıklarını belirtti. Ancak ekonomik iş birliği ile başka devletlerin güvenlik yükümlülüklerini üstlenmenin birbirinden farklı olduğunu söyledi.
Mekke Anlaşması olarak anılan düzenlemenin Türkiye açısından hangi somut tehdide karşı güvenlik garantisi içerdiğinin açıklanmasını isteyen Dervişoğlu, “Türkiye kimin düşmanını kendi düşmanı ilan ediyor?” diye sordu.
Suudi Arabistan ile İran arasında olası bir çatışmanın Türkiye’yi de savaşın tarafı haline getirip getirmeyeceğinin netleştirilmesi gerektiğini belirten Dervişoğlu, sınırları, tehditleri ve nihai maliyeti belirsiz bir askeri yükümlülüğün Türkiye’ye yüklenmesine karşı çıktı.
Dervişoğlu, Türkiye’nin kutsal değerlere ilişkin hassasiyetlerinin dış politika hesaplarında kullanılmaması gerektiğini savunarak, ülkenin ABD ve İsrail’in bölgesel politikalarından kaynaklanabilecek risklere karşı dikkatli davranması gerektiğini ifade etti.
Dervişoğlu, Karadeniz’de Türk sahipli, Türk işletmeli veya Türkiye ile bağlantılı ticari gemilerin saldırılara hedef olduğunu belirterek, Türk denizcilerinin can güvenliğinin sağlanması gerektiğini söyledi.
Hükümetin olaylar karşısında temas, uyarı ve diplomasi açıklamaları yaptığını ancak saldırıların devam ettiğini ileri süren Dervişoğlu, Türkiye’nin kendi vatandaşlarının ve ticari faaliyetlerinin güvenliği konusunda daha açık bir tutum sergilemesi gerektiğini dile getirdi.
“Dünya liderliği, başka başkentler için büyük laflar etmek değil; önce kendi vatandaşının canını, kendi bayrağının itibarını, kendi devletinin bağımsız karar verebilme hakkını koruyabilmektir” diyen Dervişoğlu, barışçıl diplomasi ile sessiz kalmanın aynı şey olmadığını vurguladı.
Konuşmasının sonunda farklı gündem başlıklarının ortak noktasının devlet yönetimindeki sorunlar olduğunu savunan Dervişoğlu; fon skandalı, çalışanların hakları, tarımsal üretim, okul güvenliği ve dış politikayı aynı çerçevede değerlendirdi.
Devletin krizler ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek yerine sorunları önceden tespit etmesi gerektiğini belirten Dervişoğlu, yönetimde öngörü, planlama, denetim, koordinasyon ve hesap verebilirliğin önemine dikkat çekti.
Dervişoğlu, “Bizim istediğimiz sürekli hasar tespiti yapan bir devlet değil, hasarı önleyen bir devlettir” ifadelerini kullandı.
İYİ Parti’nin hedefinin vatandaşın parasını, emeğini, üretimini, çocuklarını, askerini ve bayrağını koruyan bir devlet anlayışı olduğunu belirten Dervişoğlu, konuşmasını milletin refahını esas alan bir yönetim vaat ettiklerini söyleyerek tamamladı.
Karacaören Baraj Gölü’nden paylaşılan görüntüler sosyal medyada gündem oldu.
Burdurlu öğretmenlerin Kaş’ta çektiği teke zortlatması videosu ilgi gördü.
Dereboğazı yolunda yeni önlemler alınsa da kalıcı çözüm bekleniyor.
Burdur Ağlasun’da öğrenciler harçlıklarını DMD hastası için topladı.
Doğal temizlik nedir? Sirke ve karbonat gerçekten işe yarıyor mu?
Sosyal medya içerikleriyle tanınan ve “ilyassmutluu” kullancı adlı Bucaklı fenomen Survivor hayali için Bucak’tan İstanbul’a yürümeye başladı.
Yorumlar (0)