Ankara CHP TBMM Grup Başkanı Öztrak, fon soruşturmasına ilişkin Meclis araştırması önergelerinin reddedilmesine tepki göstererek, kararın Meclis denetimini engellediğini savundu. Öztrak, AK Parti’ye araştırma komisyonu kurulması için öncülük etme çağrısında bulunurken, yargıdaki kadrolaşma iddialarını ve Türkiye, Suudi Arabistan ile Pakistan arasında imzalanan Mekke Antlaşması’nı da gündeme taşıdı.
Öztrak, geçtiğimiz ay ortaya çıkan ve “Finansal Susurluk Skandalı” olarak nitelendirdiği fon krizinin, siyaset, bürokrasi, denetim kurumları ve uluslararası varlık fonlarına uzanan bir ilişkiler ağını gözler önüne serdiğini ileri sürdü. Yaşananların tek adam yönetiminin yol açtığı yönetim krizinin sonucu olduğunu belirten Öztrak, çözümün Meclis denetiminden geçtiğini söyledi.
Fon skandalının bütün yönleriyle aydınlatılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istediklerini belirten Öztrak, parlamentonun temel görevlerinden birinin yürütmeyi denetlemek olduğunu vurguladı. Araştırma önergesinin reddedilmesini eleştiren Öztrak, Meclis’in denetim yetkisinin siyasi müdahaleyle sınırlandırıldığını savundu.
Öztrak, Meclis araştırmasının yalnızca bilgi edinmeye yönelik rutin bir işlem olmadığını ifade ederek, bunun muhalefetin iktidarı millet adına hesap vermeye çağırma hakkı olduğunu dile getirdi. Komisyonun kurulmasının engellenmesini “açık bir demokrasi gasbı ve milli iradeye ihanet” olarak değerlendirdi.
Fon krizinin, görevini yerine getirmeyen yürütme ve denetim mekanizmalarının sonucunda ortaya çıktığını öne süren Öztrak, soruşturmanın yalnızca ilgili kamu kurumlarına bırakılmasına karşı çıktı.
Devlet Denetleme Kurulu Başkanı’nın daha önce Borsa İstanbul Yönetim Kurulu’nda görev yaptığını hatırlatan Öztrak, bu durumun denetimin tarafsızlığı konusunda soru işaretleri doğurduğunu savundu. Skandalın arkasındaki ilişkilerin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten Öztrak, kamuoyunun güveninin ancak bağımsız ve kapsamlı bir incelemeyle yeniden sağlanabileceğini söyledi.
AK Parti’nin fon skandalının siyasi sorumluluğunu üstlenmek istemiyorsa Meclis denetiminden kaçmaması gerektiğini ifade eden Öztrak, iktidar partisine doğrudan çağrıda bulundu.
Öztrak, “AK Parti Grubu, bu komisyonun kurulmasına bırakın destek olmayı, öncülük etmek zorundadır. Derhal kendileri bir Araştırma Önergesi getirsinler, biz de destekleyelim” dedi.
Araştırma komisyonunun reddedilmesinin iktidarın hesap vermekten kaçındığı izlenimini güçlendirdiğini savunan Öztrak, demokratik yönetimlerde hesap vermenin bir sorumluluk olduğunu, denetimden kaçınmanın ise kamuoyundaki şüpheleri artıracağını dile getirdi.
Öztrak, fon mağdurlarına yönelik hazırlanan yasal düzenlemenin sorunun çözümü için yeterli olmayacağını savundu. Tasfiye sürecinin gözetim ve denetiminin, eleştirilerin odağındaki Sermaye Piyasası Kurulu’na bırakılmasını doğru bulmadığını belirten Öztrak, mağdurlara yapılması planlanan ara ödemelerin de bütün sorunu çözmeyeceğini ileri sürdü.
Fon krizinin sermaye piyasalarına duyulan güveni sarstığını kaydeden Öztrak, Türkiye’nin önümüzdeki bir yılda 300 milyar dolara yaklaşan dış finansman ihtiyacına dikkat çekti. Güven krizinin aşılmasının ve olası sistemik risklerin önlenmesinin önemini vurguladı.
Fon skandalının aydınlatılması için dört adım atılması gerektiğini belirten Öztrak, taleplerini şöyle sıraladı:
SPK başta olmak üzere düzenleyici ve denetleyici kurumlarda görevini ihmal ettiği veya kötüye kullandığı belirlenen sorumlular görevden alınmalı.
Fonlara 5 milyon liranın üzerinde yatırım yapıp skandal öncesindeki iki ayda parasını çekenlerin listesi açıklanmalı.
İddiaların bütün yönleriyle ortaya çıkarılması için hükümet, TBMM denetimine açık olmalı.
Savcılık soruşturmayı örgütlü suç kapsamında yürütmeli.
Öztrak, fon mağdurlarının haklarının korunması ve sorumluların belirlenmesi için şeffaflığın esas alınması gerektiğini söyledi.
Öztrak, Ankara 2 No’lu Baro Başkanı’nın, baroya mensup 70 kişinin hâkim ve savcı yapılırken ayrıcalık tanındığı yönündeki sözlerine de tepki gösterdi.
Bu açıklamaların yargıdaki kadrolaşma iddialarını gündeme getirdiğini savunan Öztrak, hükümetin yargıyı siyasi amaçlarla kullandığını ileri sürdü. Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na çağrıda bulunan Öztrak, iddialara ilişkin derhal açıklama yapılmasını istedi.
CHP’li belediyelere yönelik uygulamaları da eleştiren Öztrak, iktidarın yargı üzerinden muhalefetin yerel yönetimlerini baskı altına almaya çalıştığını iddia etti.
Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit’i cezaevinde ziyaret ettiklerini belirten Öztrak, iki belediye başkanının da görevleriyle ilgili konularda hesap vermekten kaçınmadığını söyledi.
Öztrak, başkanların tutuklu yargılanmasını haklı gösterecek somut bir delil bulunmadığını savunarak, ölçülülük ve orantılılık ilkelerinin uygulanması gerektiğini dile getirdi.
Seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanmasının yalnızca kişisel hakları değil, onları göreve getiren seçmenlerin demokratik tercihlerini de etkilediğini belirten Öztrak, tutuklamaların bir cezalandırma ve itibarsızlaştırma aracına dönüştürüldüğünü öne sürdü.
Öztrak, “Vahap Başkanımızı ve Abdullah Başkanımızı derhal serbest bırakın. Başkanlarımıza ve onları seçenlere zulmetmeyin” ifadelerini kullandı.
Öztrak, CHP’nin geçmiş yönetiminde görev alan bazı isimlerin partiye yönelik açıklamalarına da tepki gösterdi. Partinin kurultay süreci ve belediye başkan adaylıkları üzerinden yapılan eleştirilerin gerçeği yansıtmadığını savunan Öztrak, eski yöneticilerin kendi açıklamalarıyla çeliştiklerini ileri sürdü.
Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılması üzerinden yürütülen tartışmalara da değinen Öztrak, geçmişte yapılan açıklamaların ve yaşananların kayıtlarla ortaya konulabileceğini söyledi.
Öztrak, CHP’nin kaynakları, anket çalışmaları ve Meclis Grubu hesaplarıyla ilgili belgelerin yeni yönetime teslim edilmediği iddialarını da gündeme getirerek, söz konusu konularda açıklama yapılmasını istedi.
Öztrak’ın gündemindeki bir diğer başlık, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Antlaşması oldu.
Ağustos ayında imzalandığı belirtilen ancak henüz TBMM’ye sunulmayan anlaşmaya ilişkin ciddi endişeleri bulunduğunu söyleyen Öztrak, 5 Ekim’de Riyad’da gerçekleştirilen Mekke İttifakı toplantısının ardından yayımlanan bildiride askeri kuvvet sağlanmasına ilişkin ifadelerin yer aldığına dikkat çekti.
Hükümetin anlaşmayı savunma amaçlı olarak nitelendirdiğini hatırlatan Öztrak, metindeki hükümlerin Türkiye’yi kısa sürede sıcak çatışmaların içine çekebileceğini öne sürdü.
Öztrak, Dışişleri Bakanı’nın TBMM’ye gelerek anlaşmanın kapsamı, yükümlülükleri ve olası sonuçları hakkında milletvekillerini bilgilendirmesini istedi.
Türkiye’nin ekonomik, toplumsal ve siyasi sorunlarına da değinen Öztrak, tek adam yönetiminin ülkeyi yönetilemez hale getirdiğini savundu.
Güvenlik sorunları, okullarda yaşanan olaylar, bina çökmeleri, akaryakıt fiyatları ve geçim sıkıntısına dikkat çeken Öztrak; emeklilerin, asgari ücretlilerin, çiftçilerin ve sanayicilerin ağır sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Fon skandalının da vatandaşların ekonomik güvenini zedelediğini belirten Öztrak, hükümetin yaşanan krizlerin sorumluluğunu üstlenmediğini ileri sürdü.
Türkiye’nin mevcut sorunlardan çıkabilmesi için iktidar değişikliğinin gerekli olduğunu savunan Öztrak, açıklamasını erken seçim çağrısıyla tamamladı: “Türkiye’nin bu kaostan çıkışının tek bir yolu vardır: Derhal Seçim! Hemen Seçim!”
Karacaören Baraj Gölü’nden paylaşılan görüntüler sosyal medyada gündem oldu.
Burdurlu öğretmenlerin Kaş’ta çektiği teke zortlatması videosu ilgi gördü.
Dereboğazı yolunda yeni önlemler alınsa da kalıcı çözüm bekleniyor.
Burdur Ağlasun’da öğrenciler harçlıklarını DMD hastası için topladı.
Doğal temizlik nedir? Sirke ve karbonat gerçekten işe yarıyor mu?
Sosyal medya içerikleriyle tanınan ve “ilyassmutluu” kullancı adlı Bucaklı fenomen Survivor hayali için Bucak’tan İstanbul’a yürümeye başladı.
Yorumlar (0)