Şükrü Sina Gürel’den Mekke İttifakı Eleştirisi: “Mezhep Cephesi Olarak Kuruldu”
Dış Politika Başkanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında oluşturulan Mekke Savunma İttifakı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin Suudi Arabistan’a asker gönderme kararını ve ittifakın hukuki statüsünü eleştiren Gürel, anlaşmanın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onayından geçmesi gerektiğini savundu.
Ankara Dış Politika Başkanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında oluşturulan Mekke Savunma İttifakı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin Suudi Arabistan’a asker gönderme kararını ve ittifakın hukuki statüsünü eleştiren Gürel, anlaşmanın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onayından geçmesi gerektiğini savundu.
Gürel, ittifakın bölgesel bir savunma mekanizması olarak değerlendirilmesine karşı çıkarak, oluşumun ABD’nin yönlendirmesi ve İsrail’in talebi doğrultusunda şekillendiğini iddia etti. Gürel ayrıca Türkiye’nin Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Ukrayna ve Azerbaycan’la ilişkilerindeki gelişmelere de dikkat çekti.
“Meclis Onayı Olmadan Asker Gönderilemez”Gürel, Türkiye’nin Suudi Arabistan’a asker göndermeye başlamasının Anayasa’nın 92. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Anayasa’nın ilgili maddesine göre yurt dışına asker gönderilmesinin ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına izin verilmesinin TBMM’nin iznine tabi olduğunu belirten Gürel, Mekke Savunma İttifakı’nın da Meclis tarafından onaylanması gerektiğini savundu.
Gürel, anlaşmanın içeriğinin kamuoyuna açıklanmadığını belirterek, “Bir şeyleri saklıyorlar. Ne saklıyorlar? Onu merak ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“İttifakın İçeriği Kamuoyuna Açıklanmalı”Gürel, Türkiye’nin böyle bir anlaşmaya taraf olabilmesi için milletvekillerinin ve dolayısıyla kamuoyunun anlaşmanın kapsamı hakkında bilgi sahibi olması gerektiğini söyledi.
İttifak metninin yalnızca anlaşmayı imzalayanlar tarafından bilindiğini öne süren Gürel, TBMM’nin onay sürecinin işletilmesinin önemine dikkat çekti.
Öte yandan Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026’da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması sonrasında ittifakın kurumsallaşmasına yönelik adımlar atılmıştı. Dışişleri Bakanlığı, mekanizmanın bölgesel sahiplenme anlayışına dayandığını ve NATO başta olmak üzere Türkiye’nin diğer ittifak yükümlülüklerinin yerine geçmediğini açıklamıştı.
“Bölgesel İttifak Değil, Mezhep Cephesi”Gürel, Mekke Savunma İttifakı’nın Türkiye kamuoyuna bölgesel bir ittifak olarak sunulduğunu ancak kendisinin bu değerlendirmeye katılmadığını belirtti.
Gürel, “Bu ittifak Amerika Birleşik Devletleri'nin direktifiyle ve İsrail'in isteğiyle kurulan bir mezhep cephesidir” ifadelerini kullandı.
ABD’nin bölgedeki etkisinin azaldığını ve bunun sonucunda bölgede kendisi ile İsrail adına hareket edebilecek güçler oluşturmayı amaçladığını ileri süren Gürel, Mekke İttifakı’nın da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Bu değerlendirmeler Gürel’in siyasi yorumları niteliğinde. Resmi açıklamalarda ise Türkiye, ittifakı savunma temelli bir mekanizma olarak tanımlıyor; Dışişleri Bakanlığı anlaşmanın herhangi bir devlete karşı olmadığını ve bölgesel barış, güvenlik ve istikrara katkı sağlamayı amaçladığını belirtiyor.
“Tarihsel Geçmiş Göz Ardı Ediliyor”Gürel, ittifakın oluşturulmasında tarihsel gelişmelerin yeterince dikkate alınmadığını da savundu.
Türkiye’nin geçmişte Medine ve Mekke’den çekilme sürecinde yaşananları hatırlaması gerektiğini belirten Gürel, Osmanlı döneminin son yıllarındaki gelişmelere ve savaş döneminde yaşanan kayıplara dikkat çekti.
Gürel, Türkiye’nin dış politika yaklaşımının tarihsel gerçekler üzerinden yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Ukrayna ve Kıbrıs VurgusuTürkiye’nin dış politikasında Mekke İttifakı dışında daha önemli sorunların bulunduğunu belirten Gürel, Ukrayna tarafından Türk gemilerine yönelik saldırılar olduğunu ve bu gelişmelerin yeterince gündeme taşınmadığını söyledi.
Gürel, Türk denizcilerin hayatını kaybettiğini belirterek, hükümetin ve muhalefet partilerinin konuya yönelik tutumunu eleştirdi.
Kıbrıs’taki gelişmelere de değinen Gürel, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki ilişkilerin güçlenmesine dikkat çekti. Gürel, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki gelişmeler karşısında sessiz kaldığını öne sürdü.
“Meis’e Asker Yerleştirilmesine Sessiz Kalıyoruz”Gürel, Yunanistan’ın Meis Adası’ndaki askeri varlığına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Meis’in Türkiye kıyılarına çok yakın olduğunu belirten Gürel, Yunanistan’ın adaya askeri birlik yerleştirmesine Türkiye’nin yeterli tepki göstermediğini savundu.
Gürel ayrıca Kıbrıs’taki gelişmelerin Türkiye’nin güvenlik ve dış politika gündeminde daha fazla ele alınması gerektiğini ifade etti.
Azerbaycan İlişkileri ve Husi MeselesiTürkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilere de değinen Gürel, iki ülke arasındaki yakınlığın mezhep temelli yaklaşımlar nedeniyle zarar görmeye başladığını ileri sürdü.
Gürel, Türkiye’nin bölgesel politikalarında ABD ve İsrail’in önceliklerinin belirleyici hale geldiğini savunarak, Husiler konusunda yürütülen politikaların da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Devleti Yönetenler de Muhalefet de Sorumlu”Gürel, açıklamasının sonunda hükümetin yanı sıra muhalefet partilerini ve basını da dış politika gelişmelerine yeterince dikkat göstermemekle eleştirdi.
Türkiye’nin çevresinde yaşanan gelişmelerin daha yakından takip edilmesi gerektiğini savunan Gürel, “Devleti yönetenler ve devleti yönetenlere seyirci kalan muhalefet ve bütün bunları görmezden gelen basın suçludur, suça iştirak etmektedir” dedi.