
BİR ŞAİRİN GEZİ YAZILARI
Bugün sizleri, Karamanlı ilçemizin bağrında nazlı bir çiçek gibi açan, Sarıkeçili Yörüklerinin yurt edindiği Karataş Gölü'nün o uçsuz bucaksız mavi güzelliğinin gölgesinde olan, Develi'den gelen rüzgârların serinliğiyle karşılandığımız, Bozçay'ın kıyısında ılgınlar arasında ta Trakyadan gelen sepet sele ören çingenelerin renkli telaşına şahitlik ettiğimiz bir güzel köye, Kılavuzlar'a götürüyorum!
Köyümüzün anlatımına ve tarihi sırlarına girmeden evvel, Sözüm Olsun Sana adlı kitabımda yer alan bir şiirimle başlamak istiyorum:
Develiden görünür büyük büyük ahırlar,
Topraklıdan kazılır sarı sarı topraklar,
Sıvandıkça mis kokar kerpiç duvarlar,
Karamanlının nazlısı Kılavuzlar.
Çardak başında Yörük çobanlar,
Ateşin közünde yufka yapanlar,
Porsuk Çeşmesi'nden akan sular,
Karamanlının incisi Kılavuzlar.
Kargılaca'dan görünür Karataş'ım,
Hüzünlenip akar göz yaşım,
Sivri Dağ'ın eteğinde bitmez telaşım,
Karamanlının gözdesi Kılavuzlar.
Uzar gider öteye Yenice ovaların,
Yıkılmış köyünde kalmış hatıraların,
N'oldu sana Bozçay'ım, akmıyor suların?
Karamanlının sızısı Kılavuzlar.
Savran'da bekler tarihi kuyun,
Kara Yer'de hüzünlenir eski köyün,
Mahsullere can verir Karamanlı Çayı'n,
Yüreğimin sızısı Kılavuzlar.
Hacı Amat Çayırı'nda ekli tarlalar,
Gadıncık'ta akar çok güzel, nefis sular,
Her köşesinde farklı duygular,
Göz bebeğimiz Kılavuzlar.
Kılavuzlar'ın sessizliğine sinmiş, adeta kendi hikâyesini fısıldayan sakin sokaklarında, tarihin ve yaşamın sırlarını aralamak için yollara düştük.
Karamanlı'dan Kılavuzlar'a doğru girdiğinizde sizi; "Erençay" olarak da bilinen, çevresi geçmiş yıllarda elmalıklarla bezeli, Bozçay'ın bereketi karşılar. Yolun devamında, "Sarısoluk" dediğimiz, harman yeri ve mera olarak kullanılan o geniş alan köyün kalbidir. Özellikle Kayallı ve Manca tarafında, İstanbul'un Fethiyle özdeşleşmiş 1453'ü simgeleyen 1453 dönümlük devasa bir mera alanı bulunmaktadır. Burası, Cumhuriyet tarihinde Burdur ilimizde tel örgüyle çevrilen ilk mera olma özelliğini taşımakta ve devlet desteğiyle sulanarak köyümüzün hayvancılığına can katmaktadır.
Köy merkezine gelince; köyümüzün kıymetli büyüklerinden, emekli PTT Müdürü ve araştırmacı yazar Emin Oğuz abimle bir ağaç gölgesinde koyu bir sohbete daldık. Çayırların yeşillendiği, tel örgülü meraların koyun sürüleriyle dolup taştığı günleri yâd ettik. Bozçay'ın kenarında biten ılgın, yani solgun ağaçlarının gölgesinde zamanla gelip sepet sele ören çingenelerin renkli telaşını ve o güzelim ustalıklarını da konuştuk. Emin abiye, Kılavuzlar'ın nasıl kurulduğunu ve bu ismin nereden geldiğini sorduğumda, bizi kırmadı ve anlatmaya başladı:
"Büyüklerimizden dinlediğimiz ve arşivlerin tozlu sayfalarında süren araştırmalarımızdan edindiğim bilgiye göre; Kılavuzlar köyünün geçmişi, çevresindeki Sertaç, Kemer, Yaka, Belenli ve Yenice gibi köylerden farklı bir hikâyeye sahip. Aslında başlangıçta 'Kılavuzlar' diye bir yerleşim yeri yoktu. Bölgedeki yaşam, yakın yaylalarda geçimini sağlayan, özellikle bugün 'Kancı' ve 'Kaya' soyadlarını taşıyan ailelerin yayladan ovaya inmeye başlamasıyla hareketlendi.
Köyün ilk yerleşim merkezi, bugün 'Eski Cami' olarak bilinen bölgedeki bir kuyunun etrafıydı. O dönemin zorlu şartları; savaşlar, güvenlik kaygıları ve eşkıya baskınları, insanları bir arada yaşamaya zorluyordu. Karamanlı Pazarı'na giden yollar üzerinde, Perşembe akşamları büyük göçler yaşanırdı.
Kılavuzlar, stratejik konumu sayesinde ovaya hâkim, yüksek bir tepede kuruluydu. Karamanlı yönünden gelebilecek tehlikelere karşı bir 'gözcü noktası' görevi görüyordu. İşte köyün adı da buradan gelir: Tepede nöbet tutan, gelen geçen kervanlara ve köylülere yol gösteren, tehlikelere karşı uyarıda bulunan bu 'kılavuzların' varlığı, zamanla bölgenin ismini belirlemiştir."
İlk yerleşim, Yenice tarafındaki mezarlık ve Eski Cami bölgesindeydi. Ancak zamanla nüfus arttıkça yeni arayışlar başladı. Köyün üst kısmındaki "Toparamıt" mevkiinde, Develi'den dağa doğru uzanan bölgede önemli bir mühendislik çalışması yapıldı. İmece usulüyle, yerel halkın kendi gayretleriyle inşa ettiği yaklaşık 1,5 kilometrelik bir su kanalı/seti yapıldı. Belenli'den, "Sapsavak" ve "Çardak Başı" denilen mevkilerden getirilen hem içme hem de sulama suyu, yerleşimin kaderini değiştirdi. Suyun ulaştığı yere bereket ve okul geldi. Böylece köyün merkezi dağın yamacına doğru kaydı ve bugün bildiğimiz Kılavuzlar yerleşimi şekillenmeye başladı. Zamanla köyümüz, Karamanlı tarafındaki ovayı avucunun içi gibi gören tepelerin başında, "Toparamıt" dediğimiz, Develi'nin üst kısmında yer alan, daha dağa doğru genişleyen bir alana yayılmış. Bu genişlemenin temelinde ise Fatih Sultan Mehmet döneminden kalan bir imece ruhu yatar.
Sohbetimiz ilerledikçe, sağımızda tüm heybetiyle duran o eski toprak damlı evi işaret ettim ve "Emin abi, eski toprak damlı evlerden de bahseder misin?" dedim. "Tabii" diyerek devam etti:
"Günümüzde kiremit, sac çatılar ve beton evler yaygın olsa da, eskiden evlerin duvarları kerpiç, damları da topraktı. Kerpiç evlerin önemi büyüktü; yazın serin, kışın sıcaktı, adeta evin iklimiydi. Toprak damların korunması ve akmaması için 'gerenlik' ve 'çevrilik' olarak adlandırılan iki farklı bölgeden, 'geren' dediğimiz toprak getirilirdi. Bu toprak damların yaşatılması için imece usulü devreye girerdi. Özellikle 1936'da Bozçay kanalı açıldığında, oranın milinden çıkan, bizim 'geren' dediğimiz toprak imdadımıza yetişirdi. Köylüler imece usulü o gereni damlara çıkarır, önce serer, sonra üzerine 'yuğgu' dediğimiz o ağır taş silindirlerle boylu boyunca gezdirerek bastıra bastıra sıkıştırırlardı. O toprak yuğu ile sıkıştırılırdı. Yağmur yağdıkça o tabaka adeta betonlaşır; kendiliğinden sertleşen ve akmayan bir dokuya dönüşürdü."
Sohbette evlerin sıvasına da değindik: "Köyün hemen okulunun güneybatı tarafında, 'topraklık' dediğimiz mevkiden sarı toprak kazılır, titizlikle elenirdi. Sonra bu toprak samanla karılıp leğenlerde harç edilir; evlerimizin zeminine, 1 metreye yakın, 60 santimetre yüksekliğe kadar sarı kuşak olarak, kapı arkalarına şahane bir sarı sıva yapılırdı. Bunun kokusu çok güzeldi, insana huzur verirdi. Daha sonra bunun üstüne ak toprak sürülürdü. Bu beyaz toprak, kireci andıran bir malzemeydi. Burdur'a giderken Akören ve Elmacık köyleri arasında kalan Pınarbaşı köyündeki dağın yamacından kazılıp gelen, bloklar hâlinde çıkartılan kıymetli bir malzemeydi. Kireç cinsi olduğu için bu toprak kurutulur, ıslatılır, sade ve tertemiz suyla karılır, duvarlara bezle sürülürdü."
Evlerin iç duvarlarına sürülen o sarı ve beyaz sıvanın kokusu, sadece bir inşaat malzemesinin değil, adeta toprağın ve doğanın kendi kokusuydu. Duvara sürüldüğü anda eve sinen ferahlık, insanın ruhuna dokunan en saf huzurdu. O koku, geçmişin sadeliğini, emeğin kıymetini ve toprağın ana kucağı gibi sarıp sarmalayan o güven veren hissini bugüne taşıyan, adeta evin nefes alışıydı.
Son olarak köyümüzün o en kendine has, her yıl düzenlenen o hayır dolu geleneğini, "Memeli"yi anlattı: "Köyümüzün en kendine has, en hayır dolu geleneği 'Memeli'dir. Bu gelenek köyümüzün kuruluşuyla yaşıttır. 'Memeli'den kasıt, pişi gibi hamur türü ürünlerdir. Belirli bir düzenimiz vardı; 'dulluk' dediğimiz alanda toplanan çocuklara hayır adına bu pişiler dağıtılırdı. Bu, sadece bir yemek değil; geçmişin, ölmüşlerimizin adını hayırla yâd etme ve kuşaklar arasında köprü kurma biçimiydi. Kılavuzlar'ın yüreği, ocağı tütmeyen eve uzatılan bu pişilerde saklıdır."
Emin abinin yaşanmışlık dolu sohbetinden, kerpiç evlerin o eşsiz kokusundan yola çıkıp Kılavuzlar'ın kadim ruhuna dokunduğumuz bu yolculuğun sonuna geldik. Umarım bu topraklara sinen güveni, paylaşımı ve sevgiyi sizlere aktarabilmişizdir. Ben, Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtlı halk şairi Hüseyin Yıldız, namıdiğer Kalemşah. Başka konularda buluşmak üzere; hoşça kalın, dostça kalın! Sürçülisan ettiysek kusurumuz affola.





2026
Hüseyin Yıldız'ın Bugün sizleri, Karamanlı ilçemizin bağrında nazlı bir çiçek gibi açan, Sarıkeçili Yörüklerinin yurt edindiği Karataş Gölü'nün o uçsuz bucaksız mavi güzelliğinin gölgesinde olan Kılavuzlar'a götürüyorum! adlı yazısı Devamı
2026
Hüseyin Yıldız'ın Bugün yine Göller ve Güller Diyarı, Teke Yöresi’nin başkenti Burdur’un sırlarla dolu yerlerini keşfetmeye çıkıyoruz., zaman zaman burdurun köylerini , zaman zaman hikayelerini aktarmaya çalışıyoruz. adlı yazısı Devamı
2026
Hüseyin Yıldız'ın 'Yakalar Köyü yerleşim tarihi ve koca Mustafa Dede' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
KOÇAŞ DERLER: YÖRÜK KIZI BAHAR DEMİRALAY’IN SESİYLE AKMUĞAR'DAN YAYILAN EZGİ Devamı
2025
Yine aynı kadro, yine aynı emek… Ve yine notalardan süzülen sözlerin sihriyle büyülenen bir gece… Devamı
2025
.Sahnelerin ve Yörük camiasının aran ismi Şehriban Tekce yeni klibi karanfil Ekeceğim adlı eserini çıkardı Devamı
2025
Baki Bey’in konagında Beyimizle Burdur'un dertlerini konuştuk Devamı
2025
Burdur’un tarihi taşlarında sanatın zarafetiyle yükselen bir çocuk gülüşü… Devamı
2025
Kemer İlkokulu’nun minik neferleri geçmişin izini süren, geleceğe köprü kuran birer kültür elçisiydiler. Devamı
Kültür ve Turizm Bakanlığı Halk Şairi Hüseyin Yıldız, Burdur’da okul ziyaretleri gerçekleştirerek çocuklara hikaye kitapları hediye etti. "Kültür yolunda bir neferiz" diyen Yıldız, okuma alışkanlığının aydınlık yarınlar için en büyük teminat olduğunu vurguladı.
Burdur İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen "Bakibey Konağı Sohbetleri", Halk Şairi Hüseyin Yıldız’ın katılımıyla şehrin kültürel hafızasını gün yüzüne çıkardı. Gecede Burdur köylerinin isim hikayeleri anlatılırken, yöresel ezgiler ve şiirler tarihi mekanda yankılandı.
Anadolu’nun sözlü mirasını radyo frekanslarına taşıyacak 'Sözlerle Burdur' programı, 2026 boyunca TRT Antalya Radyosu’nda her perşembe dinleyiciyle buluşacak. İşte detaylar...
Dün sabah Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz ile Belediyeye ait İstasyon Park Restaruran da bir araya gelen ve birlikte kahvaltı yapan Köşe yazarları, bugün de CHP Burdur Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Dr. Mehmet Göker’le Destina da bir araya geldiler ve birlikte öğle yemeği yiyip Burdur’un problemleri ve çözüm yolları konusunda görüş alış verişinde bulundular.
Antalya'nın Alanya ilçesinde sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği motosikletin uçuruma yuvarlanması sonucu meydana gelen kazada sürücü hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı.
Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararlarıyla Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde çeşitli görev değişiklikleri gerçekleştirildi.
Yorumlar (0)