
BUGÜNKÜ ‘BASIN BAYRAMIMIZ KUTLU’
CUMA BAYRAMIMIZ MÜBÂREK OLSUN
İlgili yazılarım da vurgulamaya çalıştığım ve sürekli okurlarımın bildikleri gibi, bendeniz uzun süre ulusal ya da yaygın basın yayın organlarının bazen fahrî, bazen de kadrolu ve asgarî ücretle de olsa muhabirliğini ve İl Temsilciliğini yaptım, sonrada (SGK’dan ve) 45 yaşında iken emekli oldum… Ancak, zorunlu haller veya sağlımın elvermediği zamanlar hâriç, bugüne kadar hiç evimde yerimde oturmadım ve özelde haberler, genelde de köşe yazarlığı yaptım ve yapmaya da devam ediyorum… Ve Cenab-ı Hakk bir mânî vermediği sürece de (ki, vermez inşaAllah) yapacağım inşaAllah!
Ve şimdiki büyük şehirler de ve baskı merkezlerindeki ulusal basın yayın organlarında çalışan meslektaşlarım nasıl çalışıyor ve ne kadar ücret alıyorlar bilmiyorum… Amma velâkin, İlimiz de-İlimiz ölçeğindeki il ve ilçelerde görev yapan, yâni Anadolu da ve bilhassa yerel basın yayın organlarında çalışan gazeteci arkadaşlarım 24 Temmuz Basın Bayramlarını lâyıkıyla da ya da gerektiği gibi kutlamasalar-kutlayamasalar da bayramsız geçirmeyeceklerdir… Çünkü, bayramlar bayramsız geçirilemez ya da geçirilmemelidir!
GAZETECİLER ‘AĞAÇLAR MİSÂLİ’ AYAKTA
ÖLÜR VE MEZAR DA EMEKLİ OLURLAR!!
Hâsılı; ben daha yazımın burasında ve geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da ‘gazetecilerin tıpkı ağaçlar gibi ayakta öleceklerini ve mezarda emekli olacaklarını yineliyor ve birçok adı var kendisi yok olan günlerden biri olarak gördüğüm bu günün maksadının hâsıl olmasını diliyor ve tüm meslektaşlarımın basın bayramlarını; inananların ise Cuma bayramlarını kutluyor, tamamına kazasız belasız, sağlıklı sıhhatli günler ve bol-bereketli kazançlar diliyor, şimdi de bu sembolik gün hakkındaki genel değerlendirmeme geçmek istiyorum:
TÜRK BASINI EN SIKINTILI GÜNLERİNİ ‘28 ŞUBAT
PİSMODERN(!) DARBESİ SIRALARINDA’ YAŞADI!!
Birçok konuda ve Dünya genelinde olduğu gibi, ülkemizde de basın yayın organlarının hiçbiri madden de manen de ve %100 ya da sınırsız bir şekilde özgür olmamış-olamamıştır, bundan sonra da olamayacaktır ki, doğru olanı da budur! Çünkü, her şeyin azı karar, çoğu zarar olduğu gibi, özgürlüğün gereğinden fazlası da ‘bazen’ zararlı olabiliyor… Daha doğrusu, başka kişilerin ya da başka kurum ve kuruluşların özgürlüklerinin başladığı yerde diğer kişilerin de gazetecilerin de özgürlükleri biter-bitmesi gerekir… Yani Yüce Yaratıcının dışında kimse sınırsız etkiye, yetkiye, güce, kuvvete ve özgürlüğe sahip değildir ki, istese de olamayacaktır! O nedenle, dünyanın hiçbir yerinde ve görünüşte ya da gösterişte en demokratik, güya en özgürlükçü ülkelerde bile basın organları ve medya mensupları %100 ya da sınırsız bir şekilde özgür değildir! Çünkü, her kurum veya kuruluşun içinde olduğu gibi, basın yayın kuruluşları veya medya mensupları arasında da özgürlükleri istismar edenler ya da süflî emelleri-menfaatleri uğruna veya siyasi düşünceleri nedeniyle mesleklerini kötü yönde kullanan birileri çıkmıştır ve bundan sonra çıkabilecektir! Onun için basın yayın organları da sınırsız özgürlük yerine sınırlı ama gerçek özgürlük istemeliler! Ve basın mensupları da medya kuruluşları da sahip oldukları özgürlüğü kamunun, bireylerin, ailelerin, devletlerinin, kısaca vatandaşı olduğu ülkesinin millî birlik beraberliğinin tesisi ve devletin bütünlüğünün korunması konusunda yardımcı olacak şekilde kullanmalılar! Çünkü hemen herkes gibi basın mensupları da medya kuruluşları da vatandaşlarla aynı gemide seyrediyorlar!
Hasıl-ı kelâm; Türk basını, (mütâreke basın dönemi dâhil) 28 Şubat Pismodern(!) Darbesi dönemi kadar sansür yememiş, baskı görmemiş, bihakkın yayın yapan medya mensuplarının özgürlükleri kısıtlanmamış ve medya mensuplarının özgürlükleri ellerinden alınmamıştır! Ki, ben 28 Şubat döneminde ve Gazeteciler Cemiyeti 2. Başkanı ve Başkan Vekili olmama rağmen (sırf sakallı olduğum için) bir seferinde askerî gazino da yapılan bir düğüne alınmamışımdır… Ve hemşerilerimin, meslektaşlarımın ve bilhassa okurlarımın iyi bilecekleri ya da hatırlayacakları gibi; ben gazetecilik hayatımda ülkemin, devletimin millî ve milletimin âlî menfaatleri aleyhine yani, ülkeme ve insanıma zarar verecek, yüzümüzü kızartacak, hattâ genelde İlimin ilçelerimin, özelde de şahısların ve bilhassa ailelerin mahremlerine girerek hiçbir haber ve yorum yapmamış olmama rağmen böyle bir muameleye maruz kalmışımdır!
Hülâsâ-i netice; bendeniz ‘merkezî yönetimlerin de yerel yönetimlerin de gazetecilere yardımcı olmaları, kamuoyunu ilgilendiren olumlu ya da olumsuz icraatlarını genelde halka özelde de üst makamlara, diğer etkili ve yetkililere duyurmaları konusunda yardımcı olmaları gerekir’ diyorum… Ve bu konuda son olarak ‘basın yayın organları ve medya mensupları devletinin millî, milletinin âlî menfaatlerini ve bilhassa kişi, aile, kurum ve kuruluşların özel ve mahrem bilgilerini araştırarak veya bir şekilde bulduğu-elde ettiği özel ve gizli konuları deşifre etmeden devlet ve millet yararına analizler yaparak haber ve yorumlar yapmalılar ve bir gün kendilerinin de benzer konuların muhatabı, hattâ mağduru olabileceklerini unutmamalılar!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
KALPTEN OLMAYAN TEK BİR SÖZCÜK BİLE
YAZMADIM, ASLA DA YAZMAYACAĞIM!
Nellie Bly
HERKESİN YAYINCI OLDUĞU BİR DÜNYA DA
KİMSE EDİTÖR DEĞİLDİR. GÜNÜMÜZDE KARŞI
KARŞIYA OLDUĞUMUZ TEHLİKE DE BUDUR!
Scott Pelley
2026
Taceddin Akbaş'ın “AFAD bir yandan, afetler diğer yandan uyarıyor!! Ancak kimse bu uyarıları dikkate almıyor!!!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Dünya standartlar günü kutlu olsun tüm standartlar 'İslami olsun!'" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke, E. Çölaşan’ın dediği gibi “heriflerin” değil, “şeriflerin” şehridir. Kâbe de müminlerin kıblesidir!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke'yi koruma şerefi '110 yıl sonra ve yeniden' bizim olacak" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Burdur Müftülüğü 'haftalarında' din görevlilerini unutmadı " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler ırkçı bile değil tam bir soykırımcılar!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Kemal Bey ihtiyatlı davranıyor Özgür Bey ise hem panik yapıyor hem de kırıcı cümleler kuruyor " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Sende mi "Brütüs..." oldun kardeş ülke Azerbeycan'ın yasakçı başbakanı Asedov!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Camiler Haftası'nı unutmayalım içlerini ise hiç boş bırakmayalım" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “''Şiddete Hayır Günü'nde bile şiddetin daniskası yapılıyor!" adlı köşe yazısı. Devamı
TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, siyasette giderek sertleşen dilin toplumu gerdiğini belirterek, basın mensuplarına yönelik saldırıların demokrasiye zarar verdiğini söyledi. Gazetecilere yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Geçgel, “Basına uzanan el, milletin haber alma hakkına uzanmıştır” ifadelerini kullandı.
Nevşehir'de 16 Ekim 2026 Cuma günü elektrik kesintisi var mı? Nevşehir'de elektrikler kesilecek mi? Nevşehir'de yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Nevşehir Kozaklı 16 Ekim 2026 Cuma günü elektrik kesintisi var mı? Nevşehir Kozaklı'da elektrikler kesilecek mi? Nevşehir Kozaklı'da yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Nevşehir Hacıbektaş 16 Ekim 2026 Cuma günü elektrik kesintisi var mı? Nevşehir Hacıbektaş'ta elektrikler kesilecek mi? Nevşehir Hacıbektaş'ta yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Nevşehir Gülşehir 16 Ekim 2026 Cuma günü elektrik kesintisi var mı? Nevşehir Gülşehir'de elektrikler kesilecek mi? Nevşehir Gülşehir'de yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Nevşehir Derinkuyu 16 Ekim 2026 Cuma günü elektrik kesintisi var mı? Nevşehir Derinkuyu'da elektrikler kesilecek mi? Nevşehir Derinkuyu'da yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Yorumlar (0)