
Sosyal medya…
Hakikatin değil, hoşumuza giden yalanların dolaşıma sokulduğu devasa bir panayır artık.
Orada gerçek, çoğu zaman sessizdir; yalan ise bağırarak konuşur. Ve ne acıdır ki, bizim insanımız o gürültüye aldanır. Bir metin doğru mu, yanlış mı; kaynağı nedir, delili var mıdır… Bunların pek bir önemi kalmamıştır. Yeter ki yazılan, okuyanın zihnine değil nefsine hitap etsin. Yeter ki hoşuna gitsin.
Gerisi teferruattır.
“Kes, kopyala, yapıştır…”
İşte çağımızın düşünme biçimi.
Birisi bir şey yazar. Altı boş, dayanağı yok, hatta düpedüz yalan… Ama bakarsınız ki binlerce, on binlerce kişi tarafından paylaşılmıştır. Çünkü o yalan, birilerinin işine gelmiştir. Çünkü o yalan, birilerinin öfkesini okşamıştır.
Oysa kalem, sorumluluk ister.
Ben 16 yılı aşkın bir süredir yerel basında yazan biriyim. Şunu açıkça söyleyeyim: Araştırmadan, sorgulamadan, delile dayanmadan tek satır yazmak benim için söz konusu değildir. Çünkü yazı dediğiniz şey, insanın karakterinin aynasıdır. Yalan yazan, aslında kendini yazar.
Bu yazıda sosyal medyada sık yer alan bazı sosyal medya “klasiklerine” yer vermek istiyorum.
Başlayalım…
Sosyal medyada sıkça dolaşan bir iddia var:
Bazı emekli siyasetçiler ve üst düzey bürokratlar 5-6 yerden maaş alıyor, aylık gelirleri büyük rakamlara ulaşıyor.
Araştırdım. Evet…yakın zamana kadar böyle bir uygulama varmış. Maaş+ görevli olduğu birkaç kurumdan alınan “huzur hakkı” söz konusu olunca aylık gelir yüksek meblağlara ulaşabiliyormuş. Ama en son yapılan yasal değişikliklerle bir kişinin birden fazla kurumda görevi olsa bile eline geçebilecek en yüksek gelir Cumhurbaşkanı maaşını geçemiyor. Bu da 2026 rakamlarıyla 273 bin TL.
Gelelim meşhur “makam aracı” meselesine…
Türkiye’nin bir makam aracı cenneti olduğu, sayının 200 binleri geçtiği iddiası dilden dile dolaştırılıyor. Bu rakam üzerinden iktidar hedef alınıyor.
Ama işin aslına bakıldığında, Maliye verileri bambaşka bir tablo ortaya koyuyor:
Gerçek makam aracı sayısı 8-9 bin civarında.
Peki 200 bin nereden çıkıyor?
Çok basit: Hizmet araçlarını da makam aracı sayarsanız, istediğiniz rakama ulaşırsınız. Orman teşkilatının, karayollarının, sağlık hizmetlerinin sahada kullandığı araçları da “makam” diye yazarsanız, elbette şişirilmiş bir tablo elde edersiniz.
Bu, gerçeği anlatmak değil; gerçeği eğip bükmektir.
Evet, israf varsa eleştirelim. Ama eleştiri yalanla yapılırsa, haklıyken haksız duruma düşersiniz.
Milletvekili maaşları…
Zaten toplumun önemli bir kesimi tarafından yüksek bulunan bu maaşlara ek olarak, emekli olup yeniden seçilenlerin hem emekli maaşı hem de aktif maaşı aldığı ifade ediliyor. Rakamlar 400-450 bin TL’ye kadar çıkarılıyor.
Evet…Bu, bir sosyal medya masalı değil. Düpedüz gerçek. Bu ülkenin emeklisi geçim derdindeyken, bu tablo vicdanları kanatıyor.
Tam bu noktada, kendimle ilgili bir yanlışı da düzeltmek isterim.
Bazıları benim hem hekimlikten hem belediye başkanlığından emekli olup çifte emekli maaşı aldığımı zannediyor.
Oysa gerçek şu: 32 yıl sağlık sektörüne hizmet etmiş bir hekim olarak, kendi mesleğimden emekli olsaydım bugün aldığım maaştan yaklaşık %20 daha fazla alacaktım.
Ancak sistem beni, sadece 5 yıl yürüttüğüm belediye başkanlığı üzerinden emekli saydı. Sonuç: Yaklaşık 20 bin TL daha düşük bir maaş.
Bunu bir serzeniş olarak değil, bir hakikat olarak yazıyorum.
Devlet bana az versin, mesele değil…
Yeter ki adalet herkese eşit dağıtılsın.
Ama bugün emeklilerin içine düşürüldüğü durum, sadece bir ekonomik mesele değil; aynı zamanda bir vicdan sınavıdır.
Bir başka iddia…
Hem emekli hem aktif milletvekillerinin trafik cezalarının TBMM tarafından ödendiği söyleniyor.
Evet…sosyal medyada bu konuya ait skeçler ve haberler de var. Araştırdım. Kuyruklu bir yalan!
Ve gelelim en can yakıcı meselelerden birine:
“Bankamatik memurları…”
Yani işe gitmeden maaş alanlar…
Belediyeler başta olmak üzere bazı kamu kurumlarını da sayarsak sayılarının on binleri bulduğu ifade ediliyor.
Eğer bu doğruysa, bu sadece bir kamu zararı değildir. Suçtur. Alan için de veren için de suçtur.
İçişleri ve Maliye Bakanlığı’nın bu kişilerle ilgili çalışma yaptığı, alınan maaşların faiziyle geri alınacağı konuşuluyor.
Ah keşke…
Gerçekten keşke…
Bu ülkenin sırtına yük olan, alın teri dökmeden kazanılan bu düzen, kim tarafından kurulmuşsa, kim tarafından sürdürülüyorsa, hesabı da onlardan sorulmalıdır.
Çünkü devlet, sahipsiz değildir. Olmamalıdır.
Hoşça kalın.
2026
Ramazan Canural'ın 'Fail bir kişi değil, bir çağrıdır' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ramazan Canural'ın 'Sosyal medya masalları ve gerçekler' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ramazan Canural'ın 'Nasıl da yanılmışım!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ramazan Canural'ın 'Zeynep-Kamil kadın doğum ve çocuk hastanesi' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ramazan Canural'ın 'Helal olsun Yıldız Tilbe helal olsun Çelik' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ramazan Canural'ın 'Kedi aslanla boğuşabilir mi?' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Razaman Canural'ın 'Emr-i Bi'l Ma'ruf ve Nehy-i Anil Münker' adlı köşe yazısı.... Devamı
Doğum izni ve 15 yaş altına sosyal medya yasağını içeren kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.
TBMM’de kabul edilen yeni düzenlemeyle sosyal medya ve oyun platformlarına yaş sınırı ve sıkı denetim getirildi.
Sosyal medya başlangıçta dünyayı birbirine bağlayan sihirli bir köprü gibi sunulmuştu. Ancak zamanla bu köprü sadece birşeyler paylaşıp izlediğimiz değil, birbirimizi ezerek koştuğumuz, sonu gelmeyen bir maraton pistine dönüştü.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sosyal medya ve oyun platformlarının 15 yaş altı çocuklara hizmet sunamayacağını ve bu sitelerin yaş doğrulama sistemlerini kurmasının zorunlu olacağını açıkladı.
Çocukları dijital dünyadaki risklerden korumayı hedefleyen ve 15 yaş altındakilerin sosyal medya kullanımını yasaklayan kanun teklifi, TBMM ihtisas komisyonunda kabul edilerek Genel Kurul aşamasına geldi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya platformlarıyla yapılan görüşmelerin tamamlandığını ve üç ay içinde kimlik doğrulama sistemine geçileceğini açıkladı.
Yorumlar (0)