Ramazan Canural

Türk siyasetinde sosyo-politik bir analiz ve CHP

Ramazan Canural'ın “Türk siyasetinde sosyo-politik bir analiz ve CHP” adlı köşe yazısı..

Ramazan Canural

Aslında son zamanlarda siyaset üzerine yazmak istemiyorum. Ancak ülke gündemi siyasetin etrafında bu kadar yoğun biçimde şekillenirken, konuya tamamen kayıtsız kalmak da mümkün olmuyor.
O halde konuyla ilgili birkaç söz edelim.
Bana göre meseleye en temel noktadan başlamak gerekir:
Programıyla, teşkilat yapısıyla ve ülkenin geleceğine ilişkin projeleriyle güçlü bir muhalefet partisi, demokrasiler için her zaman bir kazançtır. Hele ki söz konusu parti ana muhalefet partisi ise bu durum çok daha büyük önem taşır.
Ancak ben, öteden beri CHP'nin muhalefet tarzını yeterince etkili bulmadım. İktidara karşı güçlü, kapsamlı ve siyasi ağırlığı yüksek bir muhalefet ortaya koyabildiklerini düşünmüyorum. Bunun sonucu olarak da karşılarındaki iktidar partileri seçim kazanmakta ciddi bir zorluk yaşamadı.
Hele Recep Tayyip Erdoğan gibi bir siyaset ustası için bu durum hep önemli bir avantaj oluşturdu.
Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu döneminde ve sonrasındaki Özgür Özel'in liderliğinde izlenen bazı siyasi söylem ve stratejiler bana hiçbir zaman yeterince sahici gelmedi.
En yakın örnek:
Ekrem İmamoğlu hakkında hazırlanan ve binlerce sayfadan oluşan bir iddianamenin tamamını peşinen "uydurma" olarak nitelendirmek ne kadar inandırıcıdır?
Oysa bir siyasetçide bulunması gereken en önemli şey inandırıcılıktır.
Öte yandan, bugün CHP içinde yaşanan tartışmalar ne yazık ki trajik boyutlara ulaşmıştır.
Türk siyasi tarihinde aldığı en yüksek oy yüzde 41 olan bu partide, bazı çevreler, daha üç yıl önceki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 48 oy alan Kemal Kılıçdaroğlu'nu "hain" ilan ettiler.
Oysa Kılıçdaroğlu on üç yıl boyunca partinin genel başkanlığını yapmış bir insandı. Üstelik bugün onu eleştiren birçok isim de uzun yıllar boyunca onunla aynı yönetim kadrolarında yer aldı.
Peki Kılıçdaroğlu'na yöneltilen bu ağır suçlamaların temel gerekçesi neydi?
Tayyip Erdoğan'a karşı birçok seçim kaybetmesine rağmen, parti içi tartışmaların ardından yargı süreci üzerinden yeniden genel başkanlık koltuğuna dönmesi.
Peki…
Kılıçdaroğlu'nun yerinde başka bir siyasetçi olsa ne yapardı?
Bir kere her defasında karşısında Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü bir rakip vardı.
Ayrıca…
38. Olağan Kongrenin hemen ardından “sırtımdan hançerlendim,” diye bas bas bağırması,
Genel Başkanlık seçiminde, aynı gün yapılan iki turun, 1.sinde fark 18 iken, 2.sinde 276 oya çıkması,
Delegelerarası aldım-verdim iddiaları…
Hepsi CHP nin kendi örgüt içi sorunlarıdır.
Ama önemsiz demek ne ölçüde mümkündür?
Öte yandan…
Türk toplumunun siyasi tercihleri uzun yıllardır büyük ölçüde pek değişmiyor.
Genel seçimlerde sol partilerin toplam oyu her zaman yüzde 25-30 bandında, sağ partilerin ki ise yüzde 55-60 bandında seyrediyor.DEM ve türevleri de %10 civarında.
Yani Türk Solu %25-30 luk bu klasik oy oranıyla, daha baştan, maça 1-0 yenik başlamaktadır.
Şöyle bir düşünürsek;
Bülent Ecevit'in 1977 seçimlerinde, " Kıbrıs Fatihi Karaoğlan" rüzgârıyla aldığı %41 dışında, 1950 yılından bu yana CHP, kaç kez “tek başına iktidarlık” bir oy oranına ulaşabildi?
Hiç!
Bu durumda yalnızca Kılıçdaroğlu'nun seçim mağlubiyetleri üzerinden bir değerlendirme yapmak ne kadar adildir?
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP'nin adayları arasında;
Muharrem İnce yüzde 31, Ekmeleddin İhsanoğlu yüzde 38 oy alırken,
Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 48 e ulaşmıştır.
Eğer ölçü yalnızca alınan oy oranıysa, Kılıçdaroğlu diğer adaylardan daha başarılı olmuştur.
"Aday Kılıçdaroğlu olmasaydı kesin kazanırdık" görüşü ise bugün için kanıtlanması mümkün olmayan bir varsayımdan öteye geçmemektedir.
Gelelim bugüne...
Yaklaşık 250 miting yaparak partisini, iktidarın en güçlü alternatifi olarak gösteren Özgür Özel'in performansı da seçmen tarafından yakından izleniyor.
Ancak son yapılan mahallî ara seçimlerde CHP, altı belediye başkanlığından yalnızca birini kazanabildi.
Eğer CHP gerçekten iktidarın en güçlü alternatifi hâline geldiyse, bunun seçim sonuçlarına daha belirgin biçimde yansıması gerekmez miydi?

 

Bu içerik size ne hissettirdi?

  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ÜZÜLDÜM
  • 0
    KIZDIM
  • 0
    ŞAŞIRDIM
  • 0
    BEĞENDİM
  • 0
    BEĞENMEDİM
  • 0
    GÜLDÜM
  • 0
    ALKIŞ

Yorumlar (0)

Bu içerik ile ilgili henüz yorum yazılmamış

Ramazan Canural Diğer Yazıları

15
HAZİRAN

2026

Türk siyasetinde sosyo-politik bir analiz ve CHP

Ramazan Canural'ın “Türk siyasetinde sosyo-politik bir analiz ve CHP” adlı köşe yazısı.. Devamı

31
MAYIS

2026

Fethin gölgesinde bir Cuma namazı

Ramazan Canural'ın “Fethin gölgesinde bir Cuma namazı” adlı köşe yazısı.. Devamı

23
MAYIS

2026

“Bir musibet bin nasihattan iyidir…”

Ramazan Canural'ın “Bir musibet bin nasihattan iyidir…” adlı köşe yazısı... Devamı

17
MAYIS

2026

Ah ekonomi vah ekonomi!

Ramazan Canural'ın 'Ah ekonomi vah ekonomi!' adlı köşe yazısı... Devamı

17
MAYIS

2026

Açlık ve gazap üzümleri

Ramazan Canural'ın 'Açlık ve gazap üzümleri' adlı köşe yazısı... Devamı

03
MAYIS

2026

İran'a kocaman bir teşekkür!

Ramazan Canural'ın 'İran'a kocaman bir teşekkür!' adlı köşe yazısı... Devamı

26
NİSAN

2026

Fail Bir Kişi Değil Bir Çağrıdır

Ramazan Canural'ın 'Bir telefon bir kamera: iki savcı' adlı köşe yazısı... Devamı

20
NİSAN

2026

Fail bir kişi değil, bir çağrıdır

Ramazan Canural'ın 'Fail bir kişi değil, bir çağrıdır' adlı köşe yazısı... Devamı

13
NİSAN

2026

Gafil gezme şaşkın

Ramazan Canural'ın 'Gafil gezme şaşkın' adlı köşe yazısı... Devamı

04
NİSAN

2026

Sosyal medya masalları ve gerçekler

Ramazan Canural'ın 'Sosyal medya masalları ve gerçekler' adlı köşe yazısı... Devamı

İlgili Haberler

TİGAD Başkanı Okan Geçgel:Basına Uzanan Yumruk Siyasetin Çürüyen Dilinin Aynasıdır
3. Sayfa

TİGAD Başkanı Okan Geçgel:Basına Uzanan Yumruk Siyasetin Çürüyen Dilinin Aynasıdır

TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, siyasette giderek sertleşen dilin toplumu gerdiğini belirterek, basın mensuplarına yönelik saldırıların demokrasiye zarar verdiğini söyledi. Gazetecilere yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Geçgel, “Basına uzanan el, milletin haber alma hakkına uzanmıştır” ifadelerini kullandı.

TBMM’ye S-400 ve F-35 Süreciyle İlgili Soru Önergesi
Siyaset

TBMM’ye S-400 ve F-35 Süreciyle İlgili Soru Önergesi

Sistemlerin büyük bir maliyetle envantere alınmasına rağmen operasyonel kullanım durumunun netlik kazanmaması, kamuoyunda çeşitli soru işaretlerine yol açıyor

Mamak’ta “Şahit Belgeseli”ne Duygusal Gala: Yoğun Katılım Dikkat Çekti
Yerel Yönetim

Mamak’ta “Şahit Belgeseli”ne Duygusal Gala: Yoğun Katılım Dikkat Çekti

Belgesel, şehitlerin hatıralarını yaşatmayı ve bu değerli mirası gelecek nesillere aktarmayı amaçlayan içeriğiyle dikkat çekti

Kılıçdaroğlu’ndan Sert Mesaj: “CHP, Türk Milleti ve Devleti’nin Bağımsızlık İradesidir”
Siyaset

Kılıçdaroğlu’ndan Sert Mesaj: “CHP, Türk Milleti ve Devleti’nin Bağımsızlık İradesidir”

Kılıçdaroğlu, dış politikanın iç siyasette oy devşirmek amacıyla kullanılacak bir alan olmadığını belirterek, “Dış politika, iç siyasette oy devşirmek için tribünlere oynanacak bir şov alanı değil; bu kadim devletin varlık, gelecek ve saygınlık makamıdır” ifadelerini kullandı

CHP'de Olağan Kurultay Hazırlıkları Başladı: 6 Kişilik Komisyon Kuruldu
Siyaset

CHP'de Olağan Kurultay Hazırlıkları Başladı: 6 Kişilik Komisyon Kuruldu

Sarı, komisyonun kısa süre içinde çalışmalarını tamamlayarak kurultay takvimini parti yönetimine sunacağını belirtti

Bucak'ta bu gece gökyüzü bayrağını açtı ay hilal oldu, yıldız nöbete durdu
Bölgesel

Bucak'ta bu gece gökyüzü bayrağını açtı ay hilal oldu, yıldız nöbete durdu

Burdur’un Bucak ilçesinde akşam saatlerinde gökyüzünde oluşan hilal ve parlak yıldız görüntüsü, Türk bayrağındaki ay-yıldızı andırdı. Vatandaşlar bu eşsiz manzarayı ilgiyle izleyerek cep telefonlarıyla görüntüledi.