
TESADÜFEN YAŞAMAK
Tesadüfen yaşamak… Böyle bir kavram var değil mi Türkçemizde? Yani hayatımızın, biraz da, tesadüfen ortaya çıkan olumsuz şeylerle, olumluların karşılıklı çarpışmasından oluşan bir fiilî durum olduğunu ifade eden bir kavram. Olumlu olanlar galip gelirse yaşıyorsun, olumsuzluklar baskın çıkarsa ölüyorsun.
Mesela herşey yolunda giderken, birgün bilinmeyen bir nedenle vücudunuzun bir yerinde bir kanser başlıyor, olaydan sizin uzun süre haberiniz olmuyor, sonunda ufak tefek ârızalar ortaya çıkıyor, fazla kulak asmıyorsunuz, geçer gider canım, normal bunlar, üşüttük galiba, biraz da uzun sürdü, atamadık , diyorsunuz. Hayır geçmiyor, daha da ilerliyor ve doktora gidiyorsunuz. Muayene bitiyor ve karşınızdaki doktorunuz şüpheci bakışlarla sizi süzerken şöyle diyor:
“Durumunuzu biraz önemli görüyorum, şu tahlilleri yapacağız,akciğer tomografisi de şart.”
Tahliller yapılıyor,tomografi çekiliyor ve doktor sonuçlara bakıyor. Acı gerçeğe yaklaşan doktor, içinden, yine önemli bir hastalık yakaladık galiba, diye, kendi başarısıyla gururlanırken, bir size bir yanınızdakilere bakarak şöyle diyor:
“Akciğerde bir ur göze çarpıyor dostlar ,iyi huylu da olabilir, kötü huylu da… Biyopsi yapacağız. Son sözü patoloji söyleyecek.”
Biyopsi yapılıyor ve patoloji son sözü söylüyor!
Akciğer Kanseri… “Küçük hücreli karsinom”
Kimse bilmiyor nedenini… Sigaradan deseniz o değil. Ağzınıza sigara koymamışsınız. Genetik mi, çevresel etkenlerden mi, başka bilinmeyen bir şeyden mi?
Velhasıl dostlar, yaşantımız biraz da tesadüflere bağlı. Yukarıdaki tabloya bakarak, buna ister şanssızlık deyin,isterse kader ,ister alın yazısı deyin isterse başka bir şey…Ama gerçek bu.
Yaşantımız tesadüflere bağlı dedik ya… Bakın işte,taaaa çocukluk yıllarına gidiverdim birden…
Birkaç arkadaş sığır gütmek için o gün yine ovaya yollanmıştık. Yolumuzun üstünde bir su kuyusu vardı, adı “Eni Kuyusu. “
Eskiler bilir. O zamanlar kuyudan su çekmek için şöyle bir düzenek kullanılırdı: Uzun bir sırığın ucuna bir zincir, zincirin ucuna da metal bir kova bağlanırdı. Sistemin ana unsurunu oluşturan sırık da kalın ve çatal bir direğe monte edilirdi. Tabii bu montaj o uzun sırığın iniş -çıkışına izin verecek şekilde yapılırdı. Kuyudan su çekmek isteyen kişi zinciri ve ucundaki kovayı kuyunun derinliklerine doğru bastırarak aşağı sarkıtır ve kovaya su dolunca yukarı çekerdi. İşleyiş böyleydi.
Ama biz, o zamanki çocuk aklımızla, uzun sırığı aşağı doğru çekerek, kovayı ise aşağı kuyuya sarkıtmadan kuyunun kenarında tutarak, zinciri olduğu yerde biriktirip bu iş son raddeye gelince, sistemi birdenbire “boş” bırakarak , çığrış bağrış ve gülüşmelerle hemen oradan kaçıp uzaklaşıyorduk. O sırada kova ve zincirden çıkan o müthiş gürültü-patırtı bize büyük bir keyif veriyordu. Bir böyle iki böyle derken…
Bilmiyorum kaçıncı sefer sistemi kurup, aniden bıraktığımızda, havaya fırlayan kova, ben kaçarken büyük bir hızla kafama çarptı ve müthiş bir darbeyle beni 10-15 metre ileri doğru fırlattı.Yere yıkıldım. Gözlerim karardı, başım değirmen taşı gibi dönüyordu, kafamda şiddetli bir ağrı vardı. Sonra kusmalar başladı. Arkadaşlar başıma yığıldı. Yarım saat sonra biraz kendime geldim ama o gün akşama kadar en az on defa kustum. Doktora da gitmedim.
Şimdi düşünüyorum da ben o zaman ciddi bir beyin sarsıntısı (Commotio Cerebri) geçirmişim de haberim yok!
Aynı olay bu gün olsa hemen hastaneye koşarız, filmler, tomografiler, tahliller, aman beyin kanaması olmasın diye 24 saat müşahade altında tutmalar filan…Yani iş çok dallanıp budaklanırdı.
Tabii o günkü yaşananlardan evde kimseye bahsetmedim. Yoksa üstüne üstlük bir de dayak yerdim.
Ve o gün şans eseri ölmemiştim. Demek ki vade dolmamıştı!
2026
Ramazan Canural'ın 'Kadim derdimiz: Beka sorunu' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Ramazan Canural'ın ''İyilik yap denize at...!' adlı köşe yazısı.... Devamı
2026
Ramazan Canural'ın 'Nasıl bulacağız bu mutluluğu? Ya da 'Çok şükür kalp hastasıyım!'' adlı köşe yazısı.... Devamı
2025
Ramazan Canural'ın 'Tanburi Cemil Bey ve Muhayyer Saz Semaisi' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Ramazan Canural'ın 'Hem nalına hem mıhına' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Ramazan Canural'ın 'Ben padişah değilim...' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Ramazan Canural'ın 'Almadan vermek Allah'a mahsustur' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Ramazan Canural'ın 'Bir ilçenin kalbine dokunmak...' adlı köşe yazısı... Devamı
Konya’nın Beyşehir ilçesinde belediyeye ait halk ekmek büfelerinde fiyat indirimi kararı alındı. Fırın ve marketlerde 10 liradan satılan 200 gram ekmek, Ramazan ayı boyunca vatandaşlara 6 liradan ulaştırılacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında yarın toplanacak Kabine, Ankara'nın Washington ve Tahran hattındaki arabuluculuk trafiğini ve Suriye'deki yeni denklemi masaya yatıracak. Toplantıda ekonomideki yol haritası ile "Terörsüz Türkiye" sürecindeki son aşama da ayrıntılarıyla ele alınacak.
Cumhuriyet tarihinin en büyük konut projesinde kura süreci hız kesmeden devam ederken, bugüne kadar 144 binden fazla vatandaş ev sahibi olma hakkı kazandı. Yeni haftada 10 ilde daha noter huzurunda çekilişler yapılarak 36 bin 458 konutun mülkiyeti belirlenecek.
Burdur 1. Amatör Küme’de haftanın kritik mücadelesinde Gölhisar Belediyespor, Kozağacıspor’u net bir skorla mağlup etti. Ev sahibi ekip, ilk yarıda bulduğu üst üste gollerle sahadan 3 puanla ayrılarak zirve takibini sürdürdü.
Isparta-Antalya kara yolunda şiddetli yağışların tetiklediği heyelan nedeniyle durma noktasına gelen ulaşım, ekiplerin yoğun çalışmasıyla normale döndü. Dağdan kopan kaya parçalarının temizlenmesiyle birlikte güzergahtaki araç geçişleri kontrollü şekilde başlatıldı.
Antalya'nın Manavgat ilçesinde bir otelin otoparkında silahla başından vurulmuş bir erkek cesedi bulundu.
Yorumlar (0)