
Herkesin ekranlardan gördüğü ve kahrolarak izlediği ya da gazete ve haber ajanslarından öğrendiği gibi, Türkiye yaşı henüz 19 olmuş, suçu ise 27’yi bulmuş olan bir kâtilin-suç makinesinin önceki gün İstanbul’un Ümraniye İlçesi’nde şehit ettiği Polis Memuru Şeyda Yılmaz için ağladı sızladı ama bu olayı bugün belki de unuttu… Çünkü, bu suç makineleri gün, hattâ saat geçmiyor ki, benzer bir fiilin faili olmasın ve Ülkenin gündemini değiştirmesinler!
Ben unutmadım, kolay kolay da unutamayacağım… Bunun birinci nedeni o katilin, yani adı güzel olsa da hiç iyi güzel işler yapmayan 19 yaşındaki Yunus Emre Geçit’in kendisini olduğu gibi ailesini dahî korumakla görevli olan ve O’nu öldürebilecekken öldürmeyen, hattâ korumaya çalışan gencecik (27 yaşında) yepyeni bir polis memuru bayanı ‘kendi’ silâhıyla şehid etmesi; ikinci nedeni de (yaşı ve akîbeti benzemesin ama) aynı adı ve soyadı taşıyan bir Yeğenimin bulunması…
19 yaşına gelene kadar işlemediği bir suç kalmamış (ki, öz annesi bile bu konuda şikâyetçi olmuş-suç duyurusunda bulunmuş) ve bunlardan bazıları kasten yaralama, cinsel taciz, gasp, yağmacılık yapma ve mala zarar verme, yani tam 27 suç işlemiş bir suç makinesi nasıl olur da dışarı da ve elini kolunu sallaya sallaya gezebilir? Bunu yarım asra varan meslek hayatımda pek şahit olmadım, bilmiyorum ya da hatırlamıyorum… Ancak son yıllarda çok sayıda bu ve bunun gibi olayların faillerinin serbestçe-elini kolunu sallaya sallaya aramızda dolaştığını görüyor, duyuyor ve biliyorum… Ve ben bu kusurun veya serbest dolaşımın, suç makinelerinin suç işlemelerine mânî olamayan güvenlik kuvvetlerinde mi ya da gerekli öğretimi eğitimi veremeyen öğretmenlerde mi veya çocuklarıyla yeteri kadar ilgilenmeyip sokağa salıveren ailelerde mi, yani toplumun genelinde mi, yoksa suçluları veya şüphelileri serbest bırakan savcılarda mı, hâkimler veya mahkemelerde mi doğrusu onu çok iyi bilmiyorum… O nedenle ‘bu ve bunun gibi cinayetlerin önlenebilmesi ya da en aza indirilmesi için ne gerekiyorsa o yapılmalı’ diyorum. Çünkü bu kâtillerin bir gün bizlerden birini ya da yakınlarımızdan veya sevdiklerimizden birini ikisini de öldürebilecekleri, öldüremeseler bile yaralayabileceklerini ihtar ediyorum!
Günümüz de ve ülkemiz de suç çeşidi ve suçlu sayısı öyle arttı öyle arttı ki, hapishâneler hükümlü, mahkûm veya tutuklularla doldu taştı… Dolayısıyla da belki yenilerine yer kalmadı! Ancak, kâtillerin katlettikleri insanlar nedeniyle mezarlıklar da yaraladıkları kişiler nedeniyle de hastâneler de yer kalmasa gerek! Çünkü gün, hattâ saat geçmiyor ki, bir katil birini katletmesin veya yaralamasın ya da cinsel tâciz ve benzer suçları işlemesin!
Demem o ki, Ülkemizin aile yapısına, millî eğitim politikasına ve sokakların gidişatına, televizyon yayınları ve hiçbir sınır, kural ve ahlâk tanımayan sosyal medya fenomenlerin kurallarına bir çeki düzen verilmeli; artı toplum sosyolojisi ile birlikte toplum psikolojisi, eğitim, göç-göçmen ve sığınmacı politikası yeniden gözden geçirilmeli ve suçlulara verilen cezalar veya yasalar günümüzün şartlarına uygun hâle getirilmeli… Yani devlet suçluları hak ettikleri cezalara dûçar etmeli ve namuslu birey ve ailelerin canlarını, mallarını, ırz ve namuslarını korumalı! Değilse herkes kendi suçlusunun cezasını kendisi verir hâle gelir ve bu da büyük bir kaos oluşturabilir, hattâ (muhafazanAllah) sosyal bir patlamaya neden olabilir!
Yine konu ile ilgilenenlerin bildikleri ya da duydukları gibi, DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kâtil Yunus’un Adliyeye götürülürken siyah çöp poşet giydirilmesini ve hayvanların taşındığı araçta taşınmasını eleştirmiş!
Polisler ne yapsalardı yani, Bay Gergerlioğlu? Polisler daha bir yıl önce göreve başlamış olan arkadaşlarını ‘görevini yaparken’ şehid eden bir kâtili Adliyeye götürürken smokin giydirseler, papyon kravat taktırsalar ve Limuzinle mi taşısalardı!
Bu arada bir parantez açmak ve sevgili okurlarıma bir hâtıramı nakletmek istiyorum, o hâtıram da aynen şöyle;
Konya’nın Kadınhanı İlçesine bağlı Kurthasanlı Nahiyesin de vatanî görevimi ifâ ettiğim ve Jandarma Karakol Komutanlığına vekâlet ettiğim sırada 2 kişinin bir vatandaşın koyununu çalarak kesip yediklerini tespit etmiş ve o 2 kişiyi Adliye elleri kelepçeli ve etini yedikleri koyunun derisini kelepçelerinin üzene koyarak ve yolda yürüterek götürmüştüm ki, caydırıcı olsun, hırsızlık yapmayı düşünenler bu eylemlerinden vaz geçsinler…
O olay o kişilerin ilk vukuatları olsaydı belki bunu yapmazdım ve bugünkü aklım olsaydı yine yapmazdım… Çünkü hırsızlık suçu insan öldürmenin veya polis şehid etmenin yanında hafif kalabilir ve belki o kişiler yaptıklarından nâdim olup tövbe edebilirler, hattâ muhataplarıyla helâlleşebilirlerdi! Ancak, bir polisi veya herhangi bir güvenlik görevlisini şehid eden kişinin tövbesi ve helâlleşmesi olmaz, olsa bile kabul olmaz! Çünkü bir kişiyi öldürmek tüm insanlığı öldürmüş kadar günâhtır! Onun için söz konusu kişiyi karakoldan adliyeye taşınırken çöp poşeti giydirilmesi ve hayvan taşıma veya koruma aracıyla taşınması mübahtır!
Velhâsıl-ı kelâm, hülâsâ-i netice; hâşâ, dinde bile reform yapılmasının istendiği bir devir ve ülkede bazı yasalar gözden geçirilmeli, güncellenmeli ve cezalar da mükâfatlar da günün şartlarına uygun hâle getirilmeli; yani cezalar ‘olabildiğince caydırıcı, mükâfatlar ise teşvik edici olmalı!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
SUÇLULUN BERAAT ETTİĞİ YERDE YARGIÇ HÜKÜM GİYER!
ZULÜM YANAN ATEŞ GİBİDİR, YAKLAŞANI YAKAR;
KANUN İSE SU GİBİDİR, AKARSA NÎMET YETİŞTİRİR!
SUÇLULURI OLUŞTURAN YASALARIMIZ, ONLARI
CEZALANDIRAN YASALARIMIZIN YANINDA NE KADAR ÇOK!
HUKUKUN KUVVETİNİN AZALDIĞI YERDE, KUVVETLİNİN
HUKUKU GEÇERLİ OLMAYA BAŞLAR!
ADALET; DAHA KÖTÜYE DAHA KÖTÜ CEZA VERİLMESİNİ
EMREDER… Özlü sözlerden seçmeler
2026
Taceddin Akbaş'ın “Yunanlar, Ülkelerini kadın askerlerle savunacaklarmış” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Turis geldiler tırıs gittiler” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Pandemi balonunu şişirenler de Kovid yalanını köpürtenlerde mutlaka yargılanmalılar!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “TOKİ Konut kuralarında Hac kura yöntemi uygulamalı!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler insan olamazalar (O nedenle görüldükleri yerde itlaf edilmeliler)” adlı köşe yazısı.. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bendeniz 'her yıl olduğu gibi' bu yılki 'Babalar Günü'nün de en mutlu babalarından biriyim !' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Çürümüş, kana ve gözyaşına bulaşmış dünyanın kupasını alsan n’olur almasan n’olur!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Cumhuriyete kadınlar değil kongar gibi cumhuriyetçiler kıyıyor ve zarar veriyorlar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bugün hicrî 1447 yılına ‘elvedâ’ 1448 yılına ‘merhabâ’ diyeceğiz' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vatandaş ‘Mutlak Butlan’dan çok ‘mutfak butlanına’ bakıyor!' adlı köşe yazısı... Devamı
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, polislerin çalışma saatlerine ilişkin yeni bir düzenleme hazırlığında olduklarını açıkladı. Yeni mesai sisteminin hayata geçirilmesiyle birlikte fazla mesai yapan emniyet personeline ek ödeme yapılmasını hedeflediklerini belirten Çiftçi, mevcut yasal düzenlemelerin teşkilatın ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını ifade etti.
Afyonkarahisar'da 51 yaşındaki polis memuru, 2 yıldır tedavi gördüğü kanser hastalığına yenik düşerek hayatını kaybetti.
Burdur'un Bucak ilçesinde anahtarı üzerinde bırakılan motosiklet çalındı.
Burdur’da polis ekiplerinin dur ihtarına uymayarak kaçan sürücü, yaklaşık yarım saat süren kovalamacanın ardından yakalandı. Sürücüye 200 bin lira ceza kesildi.
Burdur’da etkili olan sağanak yağış sonrası Antalya Kavşağı’nda su birikintileri oluştu. Yolda ilerlemekte zorlanan araçların yardımına trafik ekipleri yetişti.
Muğla'da görev yaparken şehit düşen Polis Memuru Tayfun Baş, Denizli'de düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze namazı Müftü Ahmet Hulusi Efendi Camii'nde kılındı ve naaşı Polis Şehitliği'ne defnedildi. Törene İçişleri Bakan Yardımcısı ve çok sayıda protokol üyesi katıldı.
Yorumlar (0)