
Ünlü 28 Şubat (5’li) çetesinin hazırlayıp uygulamaya koyduğu ’12 yıllık zorunlu eğitim sisteminin’ öğrenciler üzerinde hiçbir yararı olmadığı gibi, tam tersine zararları görüldü ve bu zaralar uzman öğretmenler, eğitmen ve eğitimciler tarafından doğrulandı! Yani, 28 Şubat Postmodern Darbecilerinin gemlerini azılarına aldıkları, dedikleri dedik, çaldıkları düdük olduğu yıllarda çıkarılan bir kanunla 1997-1998 öğretim ve eğitim yılından itibaren uygulamaya konulan ‘zorunlu eğitim yasası’ ile 5 yıllık ilkokul ve 3 yıllık ortaokul eğitimi birleştirilerek 8 yıllık kesintisiz bir ilköğretim dayatması yapılmıştı!
Bendeniz, Mevla’ya emanet biri ikiz 3 erkek evlat ve biri kız 6’da torun sahibi bir ebeveyn olarak, üniversite de okuyan ve bitirenler hariç, ilkokul, ortaokul ve liselerde okuyan evlat ve torunlarımın tüm öğretim ve eğitimleriyle yakından ilgilendim veya ilgilenmeye çalıştım, ilgilenmeye de devam ediyorum elhamdülllâh… Ve 12 yıllık zorunlu eğitimin, eğitimin kalitesini yükseltmediği gibi, tam tersine düşürdüğünü ve öğrencileri hayattan uzaklaştırdığını, üretim ve meslek edinmekten alıkoyduğunu bizzat müşahede ettim. O nedenle bir 28 Şubat ürünü olan sistem behemehal gözden geçirilmeli, işinin ehli ve millî duygulara sahip olan öğretmen, eğitmen ve eğitimcilerle istişare edilmeli ve çok daha ideal, yararlı ve hayırlı bir sistem bulunup uygulamaya konulmalı! Çünkü, 27 yıldır, kesintisiz, tâvizsiz bir şekilde ve sanki bir matahmış gibi uygulanan sistem ahlâkî yozlaşmaya neden olduğu gibi, öğretim eğitim kalitesini de düşürdü! Çünkü, bu sistem, okullardaki şiddet, devamsızlık, sigara, alkol, hattâ uyuşturucu kullanımını kolaylaştırmış, dolayısıyla da hem başarıyı düşürmüş hem de ahlâk ve maneviyattan habersiz bireylerin yetişmesine neden olmuştur!
Tam bir 28 Şubat dayatması olan ‘12 yıllık zorunlu eğitim sistemi’ öğrencileri öğretimden ve velîlerinden koparıp uzaklaştırdığı gibi, kötü alışkanlıklara yönlendirip tembelliğe, dolayısıyla da işsizliğe neden oldu maalesef. O nedenle, adı ‘zorunlu eğitim’ olsa da kendisi tam bir 28 Şubat dayatması olduğu için, 2025-2026 Öğretim ve Eğitim Yılının başlamasına kadar bu sistem değiştirilmeli ve ilk 5 yıldan sonraki öğretimler isteğe bağlı hâle getirilmeli… Ve rastgele ya da tutturabildiği bir üniversiteye yönlendirilen, hattâ mecbur bırakılan öğrencilerin işsiz ordusuna katılmalarının önüne geçilmeli…
28 Şubat pismodern darbecilerinin sırf İmam-Hatip Liselerinin ve Kur’an Kursları’nın yollarını kesmek maksadıyla zorunlu hâle getirdikleri 12 yıllık zorunlu eğitim sistemi, 27 yıldır uygulanıyor, ama millî eğitimimize 27 kuruşluk faydası ya da katkısı yok, olması da mümkün değil zaten! Çünkü niyet hâlis olmadığı gibi yöntem veya sistem de bozuktu!
Kasacısı ve açıkçası, malum sistem, sanayiden tarıma, hizmet sektöründen teknolojiye, ilme, bilime ve fenne varıncaya kadar birçok alanda ülkemizin ihtiyacı olan ara eleman yetişmemesine neden olmuş; dolayısıyla da başta sanayide çalışan ustalar olmak üzere berber-kuaför, terzi ve tesisatçı gibi ustalar bulmak, bulunsa bile sây ve sayılarının azlığı nedeniyle ulaşmak imkânsızlaştı. O nedenle, öğrenciler 4-5 yıllık ilkokul döneminden sonra istidatları-kabiliyetleri doğrultusunda ve maddi manevi getirisi yüksek olan mesleklere yönlendirilmeli-meslekler teşvik edilmeli ve ilkokuldan sonra okumak istemeyen öğrencileri zorunlu bir eğitime-zorlamaya tâbi tutmak yararlı olmadığı gibi, kolay da değildir… Onun için ilkokuldan sonra okumaya devam etmek istemeyen öğrencileri zorunlu eğitim ya da öğretime tabi tutmak-mecbur etmek yerine, meslekî eğitim merkezlerine yönlendirmek akıllıca bir yol olur!
Mevlâya emânet biri ikiz 3 oğlumu da ben evimizin yanında-yakınında bulunan bir okulda veya ağabeyimin yöneticisi olduğu bir okulda okutmak yerine (ki, 3’üde bu iki okuldan birinde öğrenim görmek istiyordu) 3’ünüde evimizin çok uzağında olan bir okula gönderdim. Ve diğer ikisi varsa da, büyük oğlumuz sanatkâr yaradılışlı olduğu, sanatı ve teknolojiyi çok sevdiği için, gönülsüz olarak gittiği okulun orta okulunu zer zor bitirdi. Ama lisesinin birinci sınıfında sınıfta kaldı… Biz de ertesi yıl o oğlumuzu eski adı Sanat Okulu ya da Sanat Mektebi, şimdiki adı ise Endüstri Meslek Lisesi olan bir okula gönderdik ve zorunlu olarak gittiği eski okulunda sınıfta kalan oğlumuz, yeni okulunda, yani Endüstri Meslek Lisesi’ni başarıyla ve takdirle bitirdi. Ki, kredili sistem gibi bir ucube bir sistem olduğu için, daha kredisini doldurmadan Türk Standardları Enstitüsü’nde (TSE) ve mesleği ile alâkalı bir bölümde motor teknisyeni olarak işe başladı. Daha sonra da Açık Öğretim Fakültesi’nde 4 yıl okuyarak otomotiv teknikeri olarak işine devam etti! Yani, bazı velîler gibi ben de bir hata yaptım ama oğlumun gayreti ve dostlarımın referansları sayesinde hatamın telâfisini yapabildim
Velhâsıl-ı kelâm, hülâsâ-i netice; Millî Eğitim sistemimiz millîleştirmeli ve en azından, eskiden olduğu gibi 5+3+3 olarak yeniden düzenlenmeli. Ve ilk eğitimin ilk 5 yılı zorunlu, geriye kalan 6 yılı ise öğrencilerinin istidatlarına-kabiliyetlerine bakılarak yapılmalı! Yani 5 yıllık zorunlu eğitimi bitiren bir öğrenci, kâbiliyetine, yeteneği ya da istidâtına, hattâ beğendiği bir meslek okulunu yönlendirilmeli’ diyor, herkese ‘zorunlu değil, gönüllü’ saygılar sunuyorum.
ZORLA MUHABBET OLMADIĞI GİBİ, ZORLA DA GÜZEL
SEVİLMEZ! Ve GÖNÜLSÜZ AŞ YA KARIN AĞRITIR YA BAŞ
Atasözü
KİMSEYE ZORLA SEVDİREMEZSİN KENDİNİ… Anonim
TUTUNAMADIĞIN DALDA YAPRAK OLMAYA ÇALIŞMA!
Charles Bukowski
2026
Taceddin Akbaş'ın “AFAD bir yandan, afetler diğer yandan uyarıyor!! Ancak kimse bu uyarıları dikkate almıyor!!!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Dünya standartlar günü kutlu olsun tüm standartlar 'İslami olsun!'" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke, E. Çölaşan’ın dediği gibi “heriflerin” değil, “şeriflerin” şehridir. Kâbe de müminlerin kıblesidir!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke'yi koruma şerefi '110 yıl sonra ve yeniden' bizim olacak" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Burdur Müftülüğü 'haftalarında' din görevlilerini unutmadı " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler ırkçı bile değil tam bir soykırımcılar!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Kemal Bey ihtiyatlı davranıyor Özgür Bey ise hem panik yapıyor hem de kırıcı cümleler kuruyor " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Sende mi "Brütüs..." oldun kardeş ülke Azerbeycan'ın yasakçı başbakanı Asedov!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Camiler Haftası'nı unutmayalım içlerini ise hiç boş bırakmayalım" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “''Şiddete Hayır Günü'nde bile şiddetin daniskası yapılıyor!" adlı köşe yazısı. Devamı
AK Parti Genel Merkez Gençlik Kolları koordinasyonunda 81 ilde eş zamanlı düzenlenen 12 Eylül Darbesi anma programları kapsamında Ankara’da da bir etkinlik gerçekleştirildi. Türkiye’nin demokrasi tarihinde önemli bir yere sahip olan Ulucanlar Cezaevi Müzesi önündeki programda, “Söz de karar da milletindir” mesajı öne çıktı.
İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre operasyon, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı koordinasyonunda, Afyonkarahisar ve Eskişehir İl Emniyet Müdürlükleri İstihbarat Şube ekiplerinin ortak çalışmasıyla gerçekleştirildi.
Bu kapsamda NNC Medya Ankara Temsilcisi Turabi Küçük’ün sorularını yanıtlayan Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, FETÖ'nün yıllar süren yapılanmasından 15 Temmuz gecesine, darbe sonrası süreçten bugün yapılması gereken reformlara kadar dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Adana'da bir kahve toptancısı, Gaziantep'te iş yaptığı başka bir toptancı tarafından alacak-verecek nedeniyle iş yerinde darbedildi. O anlar güvenlik kamerasınca saniye saniye görüntülenirken toptancı, saldırgandan şikayetçi oldu.
15 Temmuz hain darbe girişiminde Malatya’da darbecilerin kullandığı zırhlı aracı güvenli bölgeye çeken Mustafa Özbey, o gece polislerle birlikte operasyona katıldığını belirterek, "Vatan için ölüme de vardım" dedi.
Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, 15 Temmuz hain darbe girişiminin yıldönümü programında, "O gece sergilenen direniş, Türk milletinin demokrasiye olan bağlılığını tüm dünyaya göstermiştir" dedi.
Yorumlar (0)