
‘Çoban Sülü’ lâkabıyla ünlenen, Ülkemizin eski Başbakan ve Cumhurbaşkanlarından ve aynı zaman da hemşerimiz ve usta bir demagog da olan Süleyman Sâmi Demirel’in meşhur sözlerinden biri de ‘’Meseleleri mesele yapmazsanız mesele kalmaz’’ idi!
Ben de bugünkü yazımın başlığını, hemşerimizin ve demagoji ustasının o ünlü sözünden esinlenerek attım ve ‘’Bebekleri kreşlere, yaşlıları huzurevlerine, ihtiyarları bakımevlerine, hastaları hastanelere, mahkûmları hapishanelere, gençleri eğlence… merkezlerine… emânet edersek mesele veya problem kalmaz…’’ şeklinde attım. (!!!!!!!!)
Şimdi de konumun demagojiyle karışık gerçek yönüne, ciddi boyutuna geçiyor ve sözü günümüzün kanayan yaralarından birkaçı durumunda olan meselelere, problemlere getirmek istiyorum:
Bazılarımızın üzülerek, biraz da utanarak gördüğü ya da duyduğu gibi, geçtiğimiz haftalar da ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı hizmet veren bir ‘merkez’ de mini mini minnacık bir çocuğun darp edildiği ve istismara uğradığı şeklinde iddialar ortaya atılmış bu iddia da beni dehşete düşürmüş, dolayısıyla da benim böyle bir yazı yazmama neden olmuştu!
Şöyle ki; daha yeniye gelene kadar ülkemiz de bakacak bir yakını kalmayan çocuklar için; Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde oluşturulmuş olan Çocuk Esirgeme Kurumları, buraların birçok yurtları vardı ve bu yurtlar yine aynı Bakanlığa bağlı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı olarak hizmet verirlerdi! Ve son yıllarda tüm yetkiler bahsime konu Genel Müdürlüğe devredildi ve Genel Müdürlüğün, Korunmaya Muhtaç çocuklar için oluşturulmuş olduğu Sevgi Evleri ve benzer mekânları var ve bu mekânlar ‘annesi babası olmayan ve ailede bakacak kimsesi kalmayan’ çocukları barındırıp bakıyor!
Kısaca, Devlet bakıma muhtaç çocuklar ve bireyler için her şeyi düşünmüş ve bünyelerine uygun kurumlar oluşturup huzurevleri, bakımevleri, sevgi evleri, yurtlar ve saireler ihdas ve inşa edip donatmış; sonra da buralarda görev yapmak üzere çeşitli işçiler, memurlar, uzmanlar ve idareciler görevlendirmiş… Ancak, dünyanın en iyi insanı veya yöneticisi bile olsa hiçbir görevli, bir başka çocuğa kendi, öz anası babası, ninesi, dedesi ya da kardeşi kadar sevgi vermez-veremez…
Demem o ki; çocuk delisi ve Allah’a (c.c) emânet biri ikiz 3 erkek evlat babası ve 1’i kız 6 torun dedesi bir vatandaş ve yıllarında bir gazetecisi olarak, bahsime konu çocukların, adları ne olursa olsun, devletin bilinen, tanınan ve her türlü imkânlarla donatılan yurtlarında bakılmalarına, barındırılmalarına rağmen ben yine de üzülüyorum! Ve o çocuklar neyse ne amma, 1,5-2 ya da 2,5-3 yaşındaki bebeklerin kreşlere, gündüz bakımevlerine bırakılmalarını ise hiç kabullenemiyorum…
Ancak, günümüzde anne ve babaların bir çoğu herhangi bir kamu kurum veya kuruluşunda ya da özel bir iş kolunda çalışıyor. Bu çalışan velîlerin bebelerine, çocuklarına bakacak bir nine dede gibi bir yakını da yoksa, mini mini minnacık yavrular kreş ve benzer mekânlara bırakılıyor… Bu mekânlar dünyanın en mükemmel mekânı dahî olsa, bir anne ve babanın, ninenin ya da dedenin verdiği özelliği, güzelliği veya sıcaklığı vermiyor-veremiyor!
Velhâsıl-ı kelâm; annesi babası çalışan, dolayısıyla da evinde yerinde kalmak zorunda olan ve kendilerine bırakılacak bir yakınları da olmayan çocukları devletin ilgili kurum ve kuruluşlarına bırakmaktan başka bir yolu bulunur mu bulunmaz mı ben bunu bilmiyorum! Benim bildiğim tek şey çalışan babalara ‘evsaflarına ve de günün şartlarına ve tabii ki de evlerini yerlerini geçindirecek miktar da’ ücret verilmesi, dolayısıyla da ‘çok gerekmedikçe’ kadınların ve bilhassa küçük çocuk annelerinin evleri yerleri dışında ve herhangi bir işte çalıştırılmaması!
İzmir, İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlere gidip gelmem ve arada bir de olsa oralarda kalmam ayrı; 50 yıldır ‘mesleğim ve işim icâbı’ İstanbul’a gider gelirim ve biri 30 yıla yakındır İstanbul ve Gebze’de, biri de 25 yıldır İstanbul Pendik te çalışan ve ikâmet eden oğlanlarımın yanına gider ve 1-2 ve 3 hafta kadar kalırdım. Ancak, 2024’ün Kasım ayında geçirdiğim bir baypass ameliyatım nedeniyle 2’5 ay kadar Ümraniye de Pendik ve Gebze’de ve evlâtlarımın yanın da kaldım… Ki, Allah (c.c) onlardan ebeden ve daimen razı olsun ve onların evlatları da onlara baksın, kollayıp gözetsin; oğullarım da, gelinlerim ve torunlarım da 2,5 benim etrafında pır döndüler, gözlerini gözümden ayırmadılar ve benimle âdetâ bir çocuk, hâttâ bebek gibi ilgilendiler! Amma velâkin ben yine de Burdur Merkezdeki eski evimi yerimi ve eskimiz dostlarımı aradım… Ve bu esna da ‘yaşlıların çocuklardan pek farklı yanları olmuyor!’ şeklindeki sözün doğru bir söz olduğu kanaatine vardım…
Hülâsâ-i netice; genelde yaşlı ve özelde ihtiyarları olduğu gibi, bebeleri veya küçük çocukları dünyanın en mükemmel yapımlı, donanımlı ve en iyi, en merhametli vicdanlı personeline sahip olan bir kreşe veya çocuk bakım evine bile verseniz, o çocuk baba ocağında ve anne kucağında bulduğu huzuru, sevgiyi sıcaklığı bulamıyor, hattâ rahat bir şekilde uyuyup uyanamıyor ve olumsuzluklar da o çocuğun ömür boyu peşini bırakmıyor!
Peki, ‘ne yapılsın ve ne edilsin de bu olumsuzluklara bir çare bulunsun?’ diyecek olursanız, ben eşi ve gelinleri herhangi bir kurum ya da kuruluşta çalışmayan bir aile büyüğü olduğum gibi; yılların da bir gazetecisi olarak’ çalışan erkeklere hak ettikleri miktarda, hattâ biraz da fazla ücret verilmeli, dolayısıyla bebekler de çocuklarda ana kucağından ve baba ocağından uzak mekânlarda büyümek zorunda bırakılmamalı!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
ALLAH’IN (c.c) RAHMETİNİN EN GÜZEL
TECELLİSİ ANNE VE BABADIR!.. EN DERİN
VE EN YÜCE SEVGİ ANNE SEVGİSİDİR!
Anonim
ÇOCUĞUNU KAYBEDEN BİR ANNE İÇİN
HER GÜN İLK GÜNDÜR; BU ISDIRAP HİÇ
İHTİYARLAMAZ! Victor Hugo
AH ANNELİK SEN NE KUTSAL BİR ŞEYSİN!
GETİR AYAKLARININ ALTINI ÖPEYİM,
CENNET KOKUSUNU İÇİME ÇEKEYİM!
Anonim
BABA OCAĞINDA SOBA YANMASA BİLE
HİÇ ÜŞÜMEZSİN! SEVGİYLE YANAN BABA
YÜREĞİ YETER ÇÜNKÜ! Anonim
EVLÂT BABAYA DEĞİL, BABA EVLÂDA
HİZMET EDER OLDU! BİZE BİR NAZAR
CUMAMIZ PAZAR OLDU! BİZE NE OLDU
İSE HEP AZAR AZAR OLDU! Arif Nihat Asya
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Allah affeder, ihmal affetmez!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Türkiye’de gençler ‘bugün’ hem Atatürk’ü anacak hem spor hem de bayram yapacaklar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Hava şehitlerini anma günü; âileyi, güçsüzleri, yaşlılar ile birlikte yardıma muhtaç olan çocukları koruma günlerini kutlarken, unuttuklarımız(!)' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BİR VEKİL BİR KUYUYA TAŞ ATTI 40 ASIL ÇIKARAMIYOR! adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dr. Reyda Şıklaroğlu’nun Cumhuriyet Meydanı’ndaki tek kişilik “Kudüs, Gazze ve Türkistan’a özgürlük” nöbeti sürüyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Beyaz melek< olarak adlandırılan ’Tüm hemşîrelerin haftaları kutlu’ Kendileri ve hastaları mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Tüm engellilerin haftaları kutlu kendileri ve âileleri mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kendi annelerimizin günlerini kutlarken annesiz çocukları da çocuksuz anneleri de unutmayalım' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğü Burdur Saden Hatipoğlu Câmii Şerifini kaderiyle baş başa bırakmış durumda' adlı köşe yazısı... Devamı
Özel, Genel Merkez önünde kısa bir konuşma sonrası beraberindekilerle TBMM'ye yürüyüşe geçti.
Kararın ardından CHP Genel Merkezi’nde hareketli saatler yaşandı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Burdur İl Başkanlığı, parti gündemindeki tartışmalara ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı.
Burdur’un Ağlasun ilçesine bağlı Hisarköy, bugün anlamlı bir dayanışma örneğine ev sahipliği yaptı.
Burdur’da Karakent ile Kavacık köyü arasında meydana gelen trafik kazasında, kontrolden çıkan otomobil yaklaşık 20 metrelik uçurumdan dere yatağına yuvarlandı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde olduklarını belirten Özel, yaşananları “bir saldırı” olarak nitelendirerek iktidarı ve yargıyı hedef aldı.
Yorumlar (0)