
Bizim kuşağın iyi bileceği ve acı acı hatırlayacağı gibi, 28 Şubat Pismodern Darbe Süreci; cennetmekân Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Hocamızın Başbakan ve bendenizin Gençlik Kolları ‘eski’ Başkanı, Prof. Dr. Tansu Çiller’in Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olduğu 28 Şubat 1997’de yapılan Millî değil; milli-kirli ya da gayri Millî Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantısı sonunda kamuoyuna açıklanan; halka duyurulan, daha doğrusu asil ve necip millete yutturulan kararlarla (ve ne demekse o,) ‘köktendinci irticaya karşı başlayan’ Ordu ve bürokrasi ile birlikte 5’li çete merkezli bir süreçtir!
Milli ya da bulanık sürecin mimarlarından, planlayıcılarından, kirli oyunun senarist ve oyuncularından, hayatta olan ve kalbur üstünde kalanlarından bazıları yıllar sonra yargılandılar ve gerekli cezalara çarptırıldılar..! Ancak, onların cezaları, sürecin mağdurlarının cezaları ya da çektikleri çileler yanında solda sıfır kaldı!
Nedenine, niçinine ve nasılına gelince o da şöyle oldu:
28 Şubat târihi, benim askerlikteki ve Karabük’teki zorlu temel eğitimimin, artı Kütahya’daki 2 aylık kıta onbaşılığı kursunu iyi derece ile tamamlayıp ustalık dönemine başladığım ve (kâht-ı komutan da) Konya’nın Yarma Nâhiyesi’ne bağlı İsmil Beldesi’nin jandarma asayiş karakol komutanı olarak göreve başladığım bir tarih olduğu için, oldukça sevinçli olduğum günlerden biridir… Ancak, babalar babası, adamın hası, köyümüzün ve çevre köylerimizin Durmuş Hocası olan Babamızın, köyümüzdeki evimizin ikinci katından, (sabah namazı için kalktığı), merdiven boşluğundan düştüğü ve beyin kanamasından ve genç sayabilecek bir yaşta (57-58 yaşında) vefat ettiği, dolayısıyla da benim ciğerimi parça parça ettiği bir gündür-tarihtir!
Ayrıca, bizzat yaşayanların ya da tarihi okuyanların iyi bilecekleri gibi, 28 Şubat 1997 tarihi, ‘Postmodern’ denilen, aslın da Pismodern, pisin de pisi olan bir Darbe’nin yapıldığı şanlı tarihimize kara bir lekenin sürüldüğü tarihtir-gündür! Dolayısıyla da benim çok üzüldüğüm günlerden biridir!
Bir fincan kahvenin bile 40 yıl hatırını sayan aziz, asil ve necip Milletimiz; yaptığı iyilikleri, hayır ve hasenatları olduğu gibi, şahsına yapılan kötülükleri de unutma erdemliliğine sahip olan bir millettir… Ancak, ülkesine, devletine, milletine, dînine diyânetine yapılan kötülükleri hiç unutmaz ve kötülüklerin sahiplerini ki, bunlar ister ölmüş ister yaşıyor olsunlar hayırla yad etmediği gibi, tam tersine beddua eder ve lânetle anar!
Hâsılı; geriye şöööyle bir dönüp baktığımız da kendi gelmiş geçmişimizden ve şanlı tarihimizden dersler çıkaracak iyi ilhamlar ve kötü dersler alacak olaylar görür ve duyarız. Bu kötü ibretlik ve hainlik uygulamalarından biri de 28 Şubat 1997 tarihinde yaşanmıştır! Ancak, 28 Şubat’ın Mağdurları olan diğer siyasilerin, öğretmen ve öğrencilerin, polis, subay ve astsubayların, memur ve âmirlerin son durumları ayrı bir konu; o gün, okuduğu yasal, ünlü, özel ve güzel bir şiir dolayısıyla İBB Belediye Başkanlığı elinden alınan ve hapislerde yatırılan, dolayısıyla da maddî mânevî işkenceye tâbî tutulan Recep Tayyip Erdoğan bugün Cumhurbaşkanı; öğrencisi bulunduğu üniversitesine başörtülü olarak girmek isterken bir bayan polis tarafından tartaklanan ve örtüsü başından zorla alınmak istenen kız çocuğu da bugün Doçent Doktor. Ki, bahsime konu olan Doç. Dr. Kübra Yiğitbaşı önce Afyonkarahisar Valisi, şimdi de İçişleri Bakan Yardımcısı oldu ve bu üst makam görevlerini başörtüsünü çıkarmadan-başını açmadan ve eğmeden yürütüyor elhamdülillah…
Demem o ki, bu cennet misâli vatan sathında yaşayıp ta, hattâ bedeni yurt dışında olsa bile kalbi, gözü gönlü ana vatanında, kalbi baba yurdunda ve dinine diyanetine, bayrağına, kısaca tüm maddî mânevî değerlerine bağlı olan insanlar; her hâlükârda şehitliği ve gâzîliği göze aldıkları halde, 28 Şubatçıların tüm zulümleri, her türlü tuzakları ve işkenceleri karşısında isyan etmedikleri gibi, en küçük bir taşkınlık dahî yapmadılar! Yani, 28 Şubat’ın çilekeş mağdurları, mâsum ve mazlum insanları büyük devletimize ve asil milletimize herhangi bir zarar gelmemesi için yapılan tüm kanunsuzluk, haksızlık ve hukuksuzluklara göğüs gerip âdetâ bir sabır taşı kesildiler! Ve bu sabrın, metânetin ve dirâyetin sonunda da Recep Tayyip Erdoğan’ın Kendisini önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı, partisini ise ‘güçlü bir iktidar partisi’ yaptılar!
Velhâsıl-ı kelâm, hülâsâ-i netice; Merhum Alparslan Türkeş’in de dediği gibi, bende ‘en kötü demokrasi en iyi darbe idâresinden daha evlâdır-iyidir…’ diyorum… Ve 28 Şubat sürecinde kendim fizîkî bir darbe görmesem de sürecin çeteleri, birçok mütedeyyin insanı, aileyi, esnaf ve sanatkârı.. fişleyip hayatlarını zindana çevirdikleri gibi; sırf İHL çıkışlı oldukları için biri ikiz 3 oğlumdan birinin dahî polis, subay ya da astsubay olmasına mânî oldular… Bu ve buna benzer nedenlerden dolayı ben, ‘Allah (c.c) 28 Şubat’ cıların ve benzer darbecilerin müstahaklarını versin ve, ve, ve ‘bu millete bir daha 28 Şubat’lar yaşatmasın!’ diyor, herkese ‘darbesiz’ saygılar sunuyorum.
HER ŞEYİ AFFEDİN FAKAT VATANA
İHÂNET EDENLERİ ASLA AFFETMEYİN!
Hz. Ali (r.a)
SÂHİPSİZ KALAN VATANIN BATMASI HAKTIR,
SEN SAHİP OLURSAN BU VATAN BATMAYACAKTIR!
Mehmed Âkif Ersoy
GERÇEK DEMOKRATİK İLKE, HİÇ KİMSENİN HALKIN
ÜZERİNDE BİR GÜCE SAHİP OLMAMASI DEMEKTİR
Lord Acton
2026
Taceddin Akbaş'ın “AFAD bir yandan, afetler diğer yandan uyarıyor!! Ancak kimse bu uyarıları dikkate almıyor!!!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Dünya standartlar günü kutlu olsun tüm standartlar 'İslami olsun!'" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke, E. Çölaşan’ın dediği gibi “heriflerin” değil, “şeriflerin” şehridir. Kâbe de müminlerin kıblesidir!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke'yi koruma şerefi '110 yıl sonra ve yeniden' bizim olacak" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Burdur Müftülüğü 'haftalarında' din görevlilerini unutmadı " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler ırkçı bile değil tam bir soykırımcılar!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Kemal Bey ihtiyatlı davranıyor Özgür Bey ise hem panik yapıyor hem de kırıcı cümleler kuruyor " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Sende mi "Brütüs..." oldun kardeş ülke Azerbeycan'ın yasakçı başbakanı Asedov!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Camiler Haftası'nı unutmayalım içlerini ise hiç boş bırakmayalım" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “''Şiddete Hayır Günü'nde bile şiddetin daniskası yapılıyor!" adlı köşe yazısı. Devamı
Muğla, Bodrum, Dalaman, Datça, Fethiye, Kavaklıdere, Köyçeğiz, Marmaris, Milas, Ortaca, Ula, Yatağan, Seydikemer 28 Şubat Cumartesi günü hava durumu nasıl olacak? Hava sıcaklıkları düşecek mi? İşte günlük 28 Şubat 2025 hava durumu raporu
Isparta, Aksu, Atabey, Eğirdir, Gelendost, Gönen, Keçiborlu, Senirkent, Sütçüler, Şarkikaraağaç, Uluborlu, Yalvaç, Yenişarbademli 28 Şubat 2025 Cumartesi günü hava durumu nasıl olacak? Hava sıcaklıkları düşecek mi? İşte günlük 28 Şubat Cumartesi hava durumu
Antalya, Akseki, Aksu, Alanya, Demre, Döşemealtı, Elmalı, Finike, Gazipaşa, Gündoğmuş, İbradi, Kaş, Kemer, Kepez, Konyaaltı, Korkuteli, Kumluca, Manavgat, Muratpaşa, Serik 28 Şubat 2026 Cumartesi günü hava durumu
Burdur, Ağlasun, Altınyayla, Bucak, Çavdır, Çeltikçi, Gölhisar, Karamanlı, Kemer, Tefenni, Yeşilova 28 Şubat 2026 Cumartesi günü hava durumu nasıl olacak? Hava sıcaklıkları düşecek mi? İşte günlük 28 Şubat hava durumu raporu
TSK’dan 1998 yılında ihraç edilen Hakan Şimşek, post-modern darbe sürecinde yaşadığı hak gasplarına dikkat çekerek geriye dönük mağduriyetlerin giderilmesini talep etti. Şimşek, mevcut kazanımların korunması için sivil anayasa vurgusu yaparken, devletle tam bir helalleşme beklediklerini dile getirdi.
Antalya, Akseki, Aksu, Alanya, Demre, Döşemealtı, Elmalı, Finike, Gazipaşa, Gündoğmuş, İbradi, Kaş, Kemer, Kepez, Konyaaltı, Korkuteli, Kumluca, Manavgat, Muratpaşa, Serik 28 Şubat Cuma günü hava durumu
Yorumlar (0)