
Hemen herkesin bileceği ya da bilmesi gerektiği gibi, bugünkü Mîlâdî takvim yaprakları 18 Mart 2026 tarihini, yani Çanakkale’nin geçilmez bir Kale, Îmankale, dolayısıyla da destan yapılışının-yazılışının, destanlaştırılışının 111. Yıldönümünü gösteriyor! O nedenle ben daha yazımın başında ‘sevgili okurlarıma ‘aralarında kendisi yakışıklımı yakışıklı ve 20 yaşında, biricik kızı ve bizim de güzeller güzeli annemizi 2 yaşında iken köyünde ve önce Mevlâ’ya, sonra da ihtiyar annesine babasına.. emânet ederek Çanakkale Harbine katılan ve bir daha da geri dönmeyen İsmail Dememiz dahil, 250 binden fazla şehidimizin şehâdetlerini kutluyor, bizlere olan tüm hak ve hukuklarını helâl etmelerini diliyorum… Çünkü, onlardan bazıları vücutlarını set veya siper yapmış, etten duvar örmüşler, bazıları en azılı ve en donanımlı düşman ordularının veya askerlerinin bir kısmını denize dökmüşler, bir kısmını da Çanakkale’ye giremeden saf dışı yapmışlar! Dolayısıyla da düşman askerlerini bozguna uğratarak ‘Çanakkale’yi-Îmankale ve ‘geçilmez’ yaparak büyük bir destan yazmışlar!
Bu ve bu gibi nedenlerden dolayı, şerefli bir Çanakkale Şehidi torunu olan ben mücrim de Zaferin 111. Yıldönümünü tekrar tekrar kutluyor, Destanın tüm şehit ve gâzîlerini rahmet, minnet ve şükranla anıyor; şimdi de efsane destan hakkındaki sığ görüş ve düşüncelerime geçmek istiyorum. Buna geçmeden önce de yukarıda da hatırlattığım gibi, merhum annemiz şehadeti belgelenmiş bir Çanakkale şehidi kızı olmasına ve 20 yıl kadar dul yaşamasına rağmen (alabilecekken ve ihtiyacı da olmasına rağmen) bir lira bile şehid aylığı almadı ve ‘’Benim babam bizim şehid aylığı almamız için değil, Allah için, vatan, millet ve devlet için savaşarak şehid olmuş…’’ diyerek büyük bir maddî fedakârlık yaptığını da biliyor ve bu âlîcenaplığını hiç unutmuyorum! Bunu derken, Şehid ya da gazi aylığı alan kişileri de kınamadığımı, hattâ hak verdiğimi vurgulamak istiyorum:
Yalan söylemeyen veya gerçekleri gizlemeyen tarihçilerin yazdıklarına göre Çanakkale Harbi; 1. Dünya savaşı sırasında ve 1915 yılında İhtilâf Devletleri donanmalarının Çanakkale Boğazını geçme girişiminin Osmanlı Ordusu tarafından bozguna uğratıldığı, Deniz savaşlarının kazanıldığı ve ‘’Çanakkale Geçilmez’’ sözünün tarihe kazındığı; kısaca Çanakkale, atalarımızın destan yazdıkları bir direniş ve bağımsızlığının en bâriz ve en güçlü mücadelesinin neticesidir… Yani, Çanakkale Destânı, asil ve necip milletimizin kesintisiz-bitmez tükenmez azim, sarsılmaz îman ve itikatlarıyla, özgür iradeleri, büyük feragat, şaşmaz basiret, ferâset ve eşsiz fedakarlıklarıyla birlikte üstün vatan sevgileriyle, artı büyük cesaretleriyle kazandıkları bir Zaferin-Destanın adıdır! Ve dedelerimiz cephede savaşırken, ninelerimizden bazıları savaşan eşlerine, kardeşlerine ve yakınlarına fiilen, bazıları cepheye aynî yardımlar ve savaş malzemeleri göndererek, bazıları da kalben, yani savaşan asker ve komutanlara dua ederek ve zafer dileyerek katılmışlar! Böylelikle 1. Dünya Savaşının seyrini tersyüz etmiş, dolayısıyla da Kurtuluş Savaşının meşalesini yakmışlar!
Nedenine, niçinine ve nasılına gelince, Çanakkale Zaferi, 18 Mart 1915 tarihi, 1. Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğunun en ferâsetli, en basiretli ve dirâyetli paşalarından biri olan Cennetmekan Cevat Paşa’nın komutasında olduğu ve 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Paşa’nın başında bulunduğu Mehmetçiklerin ölümüne savaşarak kazandıkları Destanın adı ve yazılış tarihidir! O nedenledir ki, 18 Mart tarihi başta Çanakkale olmak üzere Türkiye’nin her yerinde ve tüm resmi kurum ve kuruluşlarca ve çeşitli etkinliklerle, artı yurt dışındaki temsilciliklerimiz de kutlanıyor ve bu vesileyle tüm şehid ve gâzilerimiz rahmet, minnet ve şükranla anılıp hayırla yad ediliyorlar!
Hâsılı; övünerek anlatmak isterim ki, kahraman bir Çanakkale Şehidi torunu olan ben nâçiz, bundan yıllar ünce ve ilk kez Çanakkale’ye gitmiş, Zaferin kazanıldığı, Destanın yazıldığı, ‘’Çanakkale’nin Geçilmez” yapıldığı bölgeye gitmiş, mükemmel anlatımlı, yani savaşı âdeta yaşamışçasına anlatan ve gözümüzde canlandırmamıza yardımcı olan bir alan rehberinin önderliğinde bölgeyi gezmiş görmüş ve dinlemiştim! Dönüşümde de (ÇANAKKALE’Yİ GÖRMEYEN İNSAN, SAYILMAZ!) başlıklı bir köşe yazısı yazmış, neden ve niçinlerini de izah etmeye çalışmıştım. Ancak, dönemin Basından sorumlu Cumhuriyet Savcısı Muhammed Açıkgözoğlu ki, kendisiyle yakın bir dostluğum ve muhabbetim vardı; benim o yazımın ya tamamını okumadan ya da üzerinde kafa yormadan olsa gerek, bana bir telefon açmış ve şakayla karışık bana ‘’Ne yani, biz Çanakkale’yi görmedik. Şimdi insan sayılmayacak mıyız?’’ şeklinde bir soru yöneltmişti! Ben de Kendisine ‘Siz o yazımın tamamını değil, sadece başlığını okumuşsunuz, onu da dikkâtli okumamışsınız! Çünkü ben o yazımda ‘Çanakkale’yi görmeyen insan sayılmaz’ demedim; sadece ‘sayılmaz’ dedim! Yani siz o başlıktaki virgülü gözden kaçırmışsınız Sayın Savcım!’ deyince de bana ‘’Hımmm, ben orasını atlamışım…’’ diyerek hem sözünü geri almış hem de ‘’İlk fırsatta Çanakkale’ye gideceğim…’’ demişti!
Savcı Muhammed Bey Çanakkale’ye gitti mi gitmedi mi onu bilmiyorum, ama ben 2. Kez-2 kere gittim, fırsatım olsa 200 kere daha gider ve başta İsmail Dedem olmak üzere tüm şehidlerin mezarları başında kur’an okur, dua eder ve kendilerinden helâllik, ayrıca bizler için şefaatçi olmalarını dilerim!
Her neyse; bana Çanakkale’yi anlamak, anlatmak veya yazmak Destanı yapmaktan daha zor, hattâ imkânsız geldiği için konu hakkındaki yazımı Mehmed Akif Ersoy’un ‘’Çanakkale Şehidlerine’’ yazdığı uzunca şiirinin bir bölümünü köşeme iktibas ederek noktalamak istiyor, herkese ‘Çanakkale’li-Îmankale’li saygılar sunuyorum.
ŞU BOĞAZ HARBİ NEDİR? VARMI Kİ DÜNYA DA EŞİ?
EN KESİF ORDULARIN YÜKLENİYOR DÖRDÜ BEŞİ!
TEPEDEN YOL BULARAK GEÇMEK İÇİN MARMARA’YA
KAÇ DONANMAYLA SALDIRMIŞ UFACIK BİR KARAYA!
NE HAYÂSIZCA TEHAŞŞÜD Kİ, UFUKLAR KAPALI
NERDE GÖSTERDİĞİ VAHŞETLE BU BİR AVRUPALI!
DEDİRİR YIRTICI, HİS YOKSULU, SIRTLAN KÜMESİ
VARSA GELMİŞ, AÇILIP MAHBESİ, YÂHUT KAFESİ!
ESKİ DÜNYA, YENİ DÜNYA, BÜTÜN AKVÂM-I BEŞER
KAYNIYOR KUM GİBİ, TÛFAN GİBİ, MAHŞER MAHŞER!..
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Allah affeder, ihmal affetmez!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Türkiye’de gençler ‘bugün’ hem Atatürk’ü anacak hem spor hem de bayram yapacaklar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Hava şehitlerini anma günü; âileyi, güçsüzleri, yaşlılar ile birlikte yardıma muhtaç olan çocukları koruma günlerini kutlarken, unuttuklarımız(!)' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BİR VEKİL BİR KUYUYA TAŞ ATTI 40 ASIL ÇIKARAMIYOR! adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dr. Reyda Şıklaroğlu’nun Cumhuriyet Meydanı’ndaki tek kişilik “Kudüs, Gazze ve Türkistan’a özgürlük” nöbeti sürüyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Beyaz melek< olarak adlandırılan ’Tüm hemşîrelerin haftaları kutlu’ Kendileri ve hastaları mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Tüm engellilerin haftaları kutlu kendileri ve âileleri mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kendi annelerimizin günlerini kutlarken annesiz çocukları da çocuksuz anneleri de unutmayalım' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğü Burdur Saden Hatipoğlu Câmii Şerifini kaderiyle baş başa bırakmış durumda' adlı köşe yazısı... Devamı
Çanakkale Zaferi'nin 109. yıl dönümünde, Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde (OMÜ) Çanakkale Geçilmez Oratoryosu yapıldı.
Van'da görev yapan Gülcan Yıldız, Çanakkale Şehitleri'ni anmak için öğrencileriyle birlikte işaret diliyle Çanakkale türküsü söyledi.
Şanlıurfa’da 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yıl dönümü çerçevesinde şehitlik anıtına çelenk sunularak şehit kabirleri ziyaret edildi.
Kastamonu’da Çanakkale Savaşı döneminde öğrencilerini cepheye gönderdiği için 3 dönem boyunca mezun veremeyen lisede 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma programında öğrencilerin seslendirdiği türküler ve tiyatro oyunu izleyenleri duygulandırdı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin önsözü olan Çanakkale Zaferi’nin 109. yılında düzenlenen Muğla Büyükşehir Belediyesi Çanakkale Şehitlerini Anma Satranç Turnuvası’na 17 ilden 185 sporcu katıldı.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, 18 Mart Çanakkale Şehitleri için Mevlid-i Şerif programı düzenledi.
Yorumlar (0)