
Bugünkü ‘mîlâdî’ takvim yaprakları 24 Temmuz 2025 târihini, dolayısıyla da “Gazeteciler ve Basın Bayramı’’ gününü gösteriyor… O nedenle ben, daha yazımın başında, her türlü olumsuzluğa, dünyanın bin bir türlü hâline ve meslektaşlarımın maddî mânevî sıkıntılarına rağmen bugünkü bayramlarını kutluyor; bundan sonraki bayramlarının daha iyi, daha güzel şekilde gelip geçmesini ve lâyıkıyla kutlanmasını diliyorum…
Şimdi de bu bayram hakkındaki görüş ve düşüncelerimi sevgili meslektaşlarım ve saygıdeğer okurlarımla paylaşmak istiyorum:
Bildiğim kadarıyla, ilimizdeki gazetecilerin 2’si-3’ü hariç, tamamı alaylı! Yani, ilimiz genelinde aktif olarak görev yapan gazetecilerin (2’si-3’ü hariç) hiçbirisi bu mesleğin ‘yüksek’ okulundan veya Üniversitesinden mezun değil! Amma velâkin, birçoğu da bu okullarımızın mezunlarına taş çıkartacak kadar mesleğinin erbabı kişiler! Çünkü, bahsime konu gazetecilerin geneli işe mesleğin mutfağında başlamış, önce muhabirlik, sonra editörlük, genel yayın yönetmenliği ve sorumlu yazı işleri müdürlüğü gibi zor olan, maddî mânevi sorumluluk gerektiren konumlara kadar yükselerek kendilerini ispatlamış arkadaşlar… Ancak, bu arkadaşlar onca çalışıp çabalamalarına, gece gündüz demeden, yaz kış demeden, soğuk sıcak demeden, bayram seyran demeden koşuşturmalarına ve üzerlerine aldıkları oldukça ağır sorumluluklarına rağmen hak ettikleri ücretleri alamıyorlar maalesef!
Ve ulusal ya da yaygın basın yayın organlarının son durumlarını bilmiyorum ama, İlimiz genelinde yayın yapan sesli, yazılı ve görsel medya kuruluşlarının sahipleri de benzer sıkıntılardan muzdaripler! Ki, ben de yıllarca bazı ulusal gazetelerin dağıtıcılığını, muhabirliğini ve bunun yanında televizyon kanallarının muhabirliğini yaptığım halde, bırakın dolgun ücreti, asgarî ücretin yarısı oranında bir ücretle çalıştım ve ev kiramızla birlikte fuzulî masraf veya harcamalarımız olmadığı için geçinip gittik; 45 yaşını doldurunca da ‘genç emekliler kervanına katıldım!’ Amma velâkin o gün bugündür bu mesleğe (rahatsız olduğum dönemler hâriç) hiç ara vermedim ve Mevlâ ciddi bir mânî vermediği ki, vermez inşaAllah, patronlarım da izin verdikleri sürece ‘fiilen’ emekli olmayacağım…
Bu mesleği tercih etmemin birinci nedeni kader, ikinci nedeni işe olan ihtiyacım, üçüncü nedeni mesleğin egosu, esas nedeni ise halka, dolayısıyla da Hakk’a hizmet etmekti!
Ve onuru çok, egosu oldukça yüksek, geliri ise olabildiğince düşük ‘ve göreceli de olsa’ bu saygın mesleğin sayesinde Cenab-ı Hakk’a, mazlum insanlara ve hakları yenen ya da yenecek olan kamu görevlilerine ne kadar hizmet ettiğimi ya da edemediğimi bir Allah bilir, bir ailem, bir de benimle bir beraber olan dost ve çalışma arkadaşlarım!
Hâsılı; herkese hatırlamak ve yeni ya da genç meslektaşlarımın dikkâtlerini çekmek isterim ki; nîmete isyan yerine nîmete vesile olan gazetecilik mesleğinin egosu ve iş yükü yüksek olsa da maddî getirisinin oldukça düşük olduğu bir gerçek. Yani bu mesleğin insanı öldürmese de yaşatacak kadar bir oran veya miktarda getirisi olduğunu söyleyebilirim…
Hâsıl-ı kelâm; birçok kıdemli arkadaşımın bileceği gibi, bizim bu mesleğe başladığımız yıllarda değil internet ve akıllı telefon, bilgisayar, hattâ faksımız bile yoktu ve biz haberlerimizi daktilo ile yazar, fotoğrafsız veya videosuz olan haberlerimizi ‘faksı olan’ dostlarımızın işyerlerinden geçer; fotoğraflı ve videolu haberlerimizin bazen negatiflerini bazen de tab ettirir, bazen PTT’nin APS (Acele Posta Servisleri), bazen şehirlerarası tur yapan otobüslerin şoför ya da şoför muavinleri aracılığıyla ve rica minnet gazetelerimizin merkezlerine gönderirdik. Ve bu da bizim için oldukça yorucu olduğu gibi, hem haberlerin gecikmesine hem de pahalıya mâlolurdu… Ki, bu gönderilerin bazen kayboldukları bile oluyordu!
Hülâsâ-i netice; Filistin/Gazze ve benzer ülkelerdeki Müslümanlar, siviller, kadınlar kızlar ve kundaktaki çocuklar katledilir-soykırım yapılırken, Doğu Türkistan ve benzer ülkelerdeki Türkleri her türlü zulmün altında inim inim inlerken, yine Gazze de 10’larca meslektaşımız öldürülmüşken; diğer medya kuruluşlarının durumlarını çok iyi bilmiyorum ama yerel gazetelerin, haber ajanslarının, radyo ve televizyonların sahipleri (vatandaşlar da tabii) ve çalışanları maddî mânevî sıkıntı içinde yaşarken; Hattâ bazıları kapanma tehlikesiyle karşı karşıya, bazı gazeteciler cezaevinde iken bizim 24 Temmuz’u bayram olarak kutlamamız ne kadar doğru olur bilmiyorum… Ancak, her şeye rağmen, yine de bayram(n)ımızı kutluyor, Yüce Mevlâ’dan bizleri gerçek bayramlarda buluşturmasını niyaz ediyor, herkese sayılar sunuyorum.
BASIN HÜRRİYETİNDEN DOĞAN MAHZURLARIN
GİDERİLME VASITASI, YİNE BASIN HÜRRİYETİDİR…
ÖZEL MAKSATLA NEŞRİYAT YAPAN BAZI GAZETELERİN
HALKIN EKSERİYETİ ÜZERİNDE YAPTIĞI TESİR, HER
MEMLEKETTE OLDUĞU GİBİ O GEZETELERİN LEHİNDE
DEĞİLDİR. K. Atatürk
EĞER BİZ GAZETECİLER DOĞRU BİLDİKLERİMİZİ
YAZMAYACAKSAK NEYİ YAZACAĞIZ?
Ahmet Samim
RÖPORTAJI BİR EDEBİYAT DALI SAYMAK NE,
RÖPORTAJ BAL GİBİ EDEBİYATTIR. ONU HABERDEN
AYIRAN NİTELİK ONUN EDEBİYAT GÜCÜDÜR.
Yaşar Kemal
HERKESİN YAYINCI OLDUĞU BİR DÜHNYA DA KİMSE
EDİTÖR DEĞİLDİR. GÜNÜMÜZDE KARŞI KARŞIYA
KALINAN TEHLİKE BU. Scott Pelley
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Allah affeder, ihmal affetmez!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Türkiye’de gençler ‘bugün’ hem Atatürk’ü anacak hem spor hem de bayram yapacaklar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Hava şehitlerini anma günü; âileyi, güçsüzleri, yaşlılar ile birlikte yardıma muhtaç olan çocukları koruma günlerini kutlarken, unuttuklarımız(!)' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BİR VEKİL BİR KUYUYA TAŞ ATTI 40 ASIL ÇIKARAMIYOR! adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dr. Reyda Şıklaroğlu’nun Cumhuriyet Meydanı’ndaki tek kişilik “Kudüs, Gazze ve Türkistan’a özgürlük” nöbeti sürüyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Beyaz melek< olarak adlandırılan ’Tüm hemşîrelerin haftaları kutlu’ Kendileri ve hastaları mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Tüm engellilerin haftaları kutlu kendileri ve âileleri mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kendi annelerimizin günlerini kutlarken annesiz çocukları da çocuksuz anneleri de unutmayalım' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğü Burdur Saden Hatipoğlu Câmii Şerifini kaderiyle baş başa bırakmış durumda' adlı köşe yazısı... Devamı
Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla Antalya Gazeteciler Cemiyeti'ni ziyaret etti.
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı nedeniyle bir mesaj yayımladı.
Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü olarak kutlanan Gazeteciler ve Basın Bayramı sebebiyle yayınladığı mesajında, "Tüm basın mensuplarımızın Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’nü kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum. Görevlerini yerine getirirken hayatını kaybeden gazetecilerimizi de rahmetle anıyorum" dedi.
Bucak Belediye Başkanı Hülya Gümüş, 24 Temmuz Basın Bayramı'nda gazetecilerle kahvaltıda buluştu. Gazetecilerin önerilerini dinleyen Başkan Gümüş, basının demokrasideki önemini vurguladı.
Manisa Gazeteciler Cemiyeti, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kapsamında hayatını kaybeden gazeteciler için lokma hayrı düzenledi.
24 Temmuz Gazeteciler Bayramı münasebetiyle Oltu Belediye Başkanı Adem Çelebi bir grup gazeteci ile bir araya geldi.
Yorumlar (0)