
Yaşayabilmek, soğuktan sıcaktan korunmak veya açlıktan susuzluktan ölmemek ve değil nâmer de merde dahî muhtaç olmamak için yiyenlerle-içenlerle, giyinenlere kuşananlara; yani, sırf yiyip içmek ve gülüp eğlenmek için ve giyinip kuşanmak için yaşayan birey ve ailelerin yan yana yaşadıkları bir devir ve ülkede ve televizyonların illüzyon kanalına, yeme içme ve gülüp eylenme şölenlerine, soyunup silkinme, açılıp saçılma festivallerine dönüştürüldüğü günümüz dünyasında gerçek dostluktan veya din, hattâ kan kardeşliğinden söz etmek bile mümkün olmaz-olamaz ki, olmuyor da zaten!
Bu konuyu neden ya da niçin gündeme getirdiğimi merak eden sevgili okurlarıma meramımı aşağıda anlatmaya çalışayım:
Gerçi, bahsime konu kişiler şimdilerde yaz tatiline girdikleri ve bilhassa kış aylarında kolay yollardan ve bol bol kazandıkları paraları harcamak için sahilleri veya tatil köylerini doldurdular! Ancak, bir kazanç ne kadar kolay yollardan elde edilirse o kadar da kolay harcanacağı ve harcanıldığı, çünkü bereketi olmadığı için; televizyon kanallarının yararından fazla zararı olan program tilkileri de en kısa sürede kürkçü dükkânlarına geri dönecek ve magazin, şov, yemek, eğlence ve kayıpları bulma, buluşturma ve barıştırma gibi, daha doğrusu milleti uyutma-uyuşturma, dolayısıyla zehirlemeye devam edecekler! Çünkü, hangi kanalı açarsanız açın ya yemek programlarıyla ya şov, magazin, eğlence ve güya dargın olan, ayrı yaşayan eşleri, anneleri babaları bulma-buluşturma, barıştırma-kaynaştırma ve sözde kayıpları bulup çıkarma programlarıyla karşılaşıyorsunuz… Amma velâkin bu programlar arada bir ulvî maksatlara uygun şekilde yapılsalar bile genelde asıl maksada aykırı, yani hem para hem de reyting kazanmak için yapıyorlar maalesef!
Ben çok izlemiyor ve önem vermiyorum ama ulusal televizyon kanallarının meşhur ettiği-ünlendirdiği spikerlerden, haber sunucularından ve bilhassa gündüz kuşağı program yapımcılarından biri olan Müge Anlı, Didem Arslan ve Esra Erol gibi hanımlar ile Acun Ilıcalı gibi erkek yapımcıların yaptıkları programların, daha doğrusu şovların, hattâ festivallerin yüzde 5’i-10’u faydalı olsa bile yüzde 90’ı-95’i zararlı olduğu gibi; ister ünlü olsun ister ünsüz bazı televizyon yapım ya da programlarının, bizim genel kültürümüze, örf ve âdetlerimize, gelenek ve göreneklerimize uymadığı gibi; yemeğe içmeye ve vakitli vakitsiz gülüp eylenmeye düşkün, artı karşı cinslere zaafı olan insanları günah işlemeye, yani nikâhsız talâksız yaşamaya teşvik ediyor!
Milletin genel isteklerine ve umumi arzularına saygı göstermeyen yemek, magazin, şov ve benzer programların yapımcıları; tam tersine milleti ve bilhassa nefsin düşkün gençleri zıvanadan çıkarıyorlar… Dolayısıyla da insanları günaha soktuklarını gibi, kendi günahlarını da katlayarak artırıyorlar!
Hâsılı, ben mücrim, günahları ve sevapları tespit etme ve yazıya dökme memuru da değilim mezun da! Ancak, elimden geliyorsa günahları ortadan kaldırmaya ya da yasaklamaya, günah işleyen kişi, kurum veya kuruluş yetkililerini uyarmaya, o da olmazsa onlara buğuz etmeye mecburum! Çünkü benim dînim bunu tavsiye, hattâ emrediyor! Ancak, ben de imanın en zayıf derecesine ulaşabiliyorum.
Kısacası ve açıkçası; ben, helâlin belli, haramın belli olduğu, bazı şüpheli şeylerden de uzak durarak kendini kurtarmaya ve helâl dairesinin keyfe kâfî gelecek kadar geniş olduğuna inanan bir gazeteci ve sâde bir vatandaş olarak televizyon kanallarının yayın ve yapımlarına daha dikkatli olmalarını istiyorum. O nedenle kendimi mânevi sorumluluktan kurtarmaya çalışıyorum. Çünkü, ben bahsime konu yapım, yayın veya programların, insanların akıllarını başlarından alıp midelerine, bellerine veya gözlerine kulaklarına indirdiğine inanıyorum!
Ülkemiz de ‘RTÜK-Radyo Televizyon Üst Kurulu’ diye bir Kurul var ve benim bildiğim kadarıyla bu Kurul’un görevi ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde yayın yapan, yani kamu ya da özel yayın kuruluşlarınca gerçekleştirilen radyo ve televizyon yayınlarını izlemek, denetlemek ve genel ahlâka ve mer’i yasalara uygun yayın veya program yapmayan yayın kuruluşlarını önce uyarmak, sonra para cezası kesmek, bütün bunlar yetmediği taktirde de yayını süreli ya da süresiz olarak durdurmak! Ancak, bu Kurul bahsime konu kanalların mâlûm yayın veya programlarını izlemekle yetiniyor olmalı ki, kanallar bildiklerini okuyor, dolayısıyla da kaş yapalım derken göz çıkarıyorlar! Bu da benim aklıma ‘RTÜK Denetleme Kurulu değil de İzleme Kurulu mu acaba?’ gibi soruları getiriyor!
Hülâsâ-i netice; bazı kanallar veya programlar, az da olsa, kayıp insanların bulunmalarına, dargın akrabaların, eş ve dostların birbirleriyle buluşmalarına, barışmalarına ve kaynaşmalarına ve eli boş olan birey ve ailelerin hoşça vakit geçirmelerine vesile olabiliyorlar. Ancak, çoğu zaman sözde amaçlarının, güyâ maksatlarının tam tersine hizmet ediyorlar… O nedenle, ben duyarlı vatandaşlarımızın radyo ve televizyon yayınlarının veya programlarının beğenilerini ya da şikayetlerini kendi aralarında konuşmaları yerine RTÜK’ün 444 1 178 numaralı çağrı hattına iletmelerini diliyor, herkese saygılar sunuyorum.
SİZDEN HAYRA ÇAĞIRAN, İYİLİĞİ EMREDİP KÖTÜLÜĞÜ
MEN EDEN BİR TOPLULUK (mutlaka) BULUNSUN…
Âl-i İmran Sûresi, âyet 3, 104
KİM BİR KÖTÜLÜK GÖRÜRSE, ONU ELİYLE DEĞİŞTİRSİN
ŞÂYET ELİYLE DEĞİŞTİRMEYE GÜCÜ YETMEZSE,
DİLİYLE DEĞİŞTİRSİN. DİLİYLE DEGİŞTİRMEYE DE GÜCÜ
YETMEZSE, KALBİYLE DÜZELTME (buğuz etme) CİHETİNE
GİTSİN Kİ, BU DA ÎMANIN EN ZAYIF DERECESİDİR..!
Hadis-i Şerif
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Berat Gecemiz mübarek ve bu yılki Beratımız Beraatimize vesile olsun inşalllah!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Nammamların cirit attığı yerlere yağmur da yağmaz kar da atmaz!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Zaman 'Kurtlar Sofrası'nda misafir değil, ev sahibi; dünya düzeninde de figüran değil, baş rol oyuncu ve de oyun kurucu-senarist olma zamanı' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dervişin 'Fiktri neyse zikri de o olduğu gibi, Ertuğrul'un fikri de hep alkolde, içkide' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'MAKÜ'nün 'Disiplinli' çalışmaları 3 disiplinde dünya üniversiteleri arasında yer almasını sağlamış!!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Akran zorbalarının kılavuzları kargalar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bayrağı indirenlerin elleri ezanı dindirenlerin dilleri kurusun ve kurudu da!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Güney Kıbrıs 'İsrail'in ileri karakolu' olma yolunda!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kazakistan Cumhurbaşkanı İsrail'e cömert, Gazze'ye cimri' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'İçki masasında Sala verenler manevi ölümlerinin salasını vermiş olabilirler!' adlı köşe yazısı... Devamı
Küresel televizyon pazarı 2025’in ilk yarısında hareketlendi. Satışlar geçen yılın aynı dönemine göre %2 artarak 92,5 milyon adede ulaştı. Pazar lideri ise değişmedi: Samsung, milyonlarca televizyon satışıyla zirvede yer aldı. Ancak Çinli markaların hızlı yükselişi, rekabetin kızıştığını gösteriyor.
Burdur’un Bucak ilçesi, tarihi İncirhan ve Susuz Kervansarayları ile 'Ben Bilirim' yarışmasına konu oldu. İşte detaylar!
Üst Kurul gündüz kuşağı programları başta olmak üzere yayın yasaklarına uymayan televizyonlara ve çığırından çıkan tartışma programlarına üst sınırdan ağır müeyyideler uyguladı.
Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde çaldığı televizyonu çarşafa sarıp götüren şahıs mahalle bekçilerine yakalandı.
Bursa’da iş hanından 2 televizyonu çalan hırsız, polis tarafından kısa sürede yakalanarak cezaevine gönderildi.
Samsun’da kahvehaneden, televizyon, uydu cihazı ve kumanda çalan kişi polis tarafından yakalandı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Yorumlar (0)