Taceddin Akbaş

Bir farenin kurtardığı yuva

Taceddin Akbaş'ın 'Bir farenin kurtardığı yuva' adlı köşe yazısı

Taceddin Akbaş

BİR FÂRENİN KURTARDIĞI YUVA!

Devamlı okurlarımın bilecekleri ve hatırlayacakları gibi, 15 Mayıs tarihi “Dünya Aile Günü”, “Hava Şehidlerini Anma Günü”, hafta ise “Gençlik Haftası” idi. Yani gündem yoğun idi. O nedenle ben aşağıda, yaşanmış olan ve yaşayan komşum tarafından bizzat dinlediğim ibretlik bir hikâyeyi, köşeme almamıştım. Ancak sonradan ve kendi kendime gün ‘’Aile Günü’’ olurda aşağıdaki ‘yaşanmış’ ve yaşayan kişi tarafından itiraf edilen bir hikâyeyi sevgili okurlarımla paylaşmamak almaz dedim ve o hikâyeyi bugün siz sevgili okurlarımla paylaşmak istiyorum:

Şöyle ki; benden yaşça daha büyük olan, geçtiğimiz yıl da vefat eden ve 35 yıl kadar komşuluk ettiğimiz, ancak biz komşu olduktan sonra mı yoksa önce mi yaşadığını bilmediğim ve bilmekte istemediğim ablamız bir gün bana yaşadığı bir hikâyesini anlatmış ve şöyle demişti:

“Sizin de az çok gördüğünüz ya da duyduğunuz gibi, eşim her gece eve alkollü ve gece geç saatlerde geldiği gibi yanında arkadaş getirirdi... Dolayısıyla da ben her gece kocam gelene kadar bekler, yolunu gözler, bazen pencerenin önünde sabahladığım olurdu. Ama çoğu zaman birlikte alkol aldığı arkadaşlarını eve getirir ve ben buna karşı çıktığımda da bana hem hakaretler yağdırır hem de dövedi… İşte bir gün yine aynı mihval üzere ve evimizin penceresinde kocamı beklerken vakit gece yarısını geçmesine rağmen eşim henüz eve dönmemişti… Yıllardır kendisinin yolunu gözlemekten bıkıp usandığım ve alkollü olarak eve getirdiği erkeklerden kendimi korumak için evimi terk etmeyi düşündüğüm anda, karşı komşumuzun kaldırımın da bir fare belirdi ve o fare bir sağa bir sola koşuşturuyor, sığınacak ve kendisini koruyacak bir yuva arıyor ama bir türlü bulamıyordu! Derken bir kedi gelerek o fareyi kaptığı gibi gitti!

Ben de kendi kendime, eyvahhh! Şimdi ben de evimi yerimi terk emiş olsaydım beni kediler mi kapar, yoksa kuduz köpekler mi dalar veya yolumu sokak serserilerimi keserdi?’ gibi endişelere kapıldım ve evimde yerimde kaldığıma binlerce kez şükrettim… Ve bir süre sonra kocam normal hayata döndü, tövbe-i istiğfar edip namaza niyaza başladı, o zaman ben de huzura kavuştum…” demişti!

SABRIN SONU SELÂMETTİR!! Ve SABRIN KENDİSİ ACI OLSA DA MEYVESİ TATLIDIR

Yukarıda anlatmaya veya aktarmaya çalıştığım hikâyeyi rahmetli komşum 30-35 yaşların da yani genç bir bayan iken yaşamış herhalde ama yıllarca sabretmiş. Sabrının son anına geldiği anda da küçük bir fare ile kedi ortaya çıkmış, dolayısıyla da kendisinin büyük bir yanlışın içine girmesini önlemiş! Yani o komşumuz uzun süreli sabrının ecrini küçük bir fare ile kedi sayesinde görerek selamete ermiş! Demek ki, sabrın kendisi acı olsa bile meyvesi tatlı imiş!

Velhâsıl; Cenab-ı Hakk, Kur’an-ı Kerîminde ve Asr Sûresinde mealen “Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak îman edip de salih ameller işleyenler, birbirine Hakk’ı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyan da değillerdir)” buyururken; Îmam-ı Şâfî Hazretleri de “Hiçbir sûre nâzil olmasaydı, Asır Sûresi yine yeterdi…” diyor… Yani Cenab-ı Hakk, sabra münhasır bir sure nüzül ederek sabrın dünyadaki ve ahiretteki önemini hatırlatırken, büyük Îmam da başka bir âyet ya da sûre olmasa bile Sabır Suresinin yine yeteceğini, yani bu sûrenin dünyaya bedel bir hayat tarzı olacağını vurgulamış!

GÜNÜMÜZ İNSANINDA SABRIN ‘S’Sİ KANAATİN ‘K’SI BİLE YOK MAALESEF

Şimdiki kız anaları ve babaları da oğlan anaları ve babaları da damat veya gelin adaylarının ya yüksek makamı veya mevkisi ya da yüksek geliri, malı mülkü olsun istiyorlar. Bunlardan biri olmadığında da ne kız veriyorlar ne de damat alıyorlar… Söz kesimlerinin, nişan, nikâh ve düğün merasimlerin ise diller destan ve krallara kraliçelere lâyık şekilde yapılmasını; eşyalarının ise bir başka kişi ya da aile de bulunmasın istiyorlar! Oysa bu konu da Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav); Evliliklerin kolay, boşanmaların ise mübah ama zor olmasını tavsiye ederken, “Kadın (erkek te tabii) şu dört şey için nikâhlanır. 1- malı mülkü için, 2- soyu sopu için, 3- güzelliği için, 4- dîni için; siz dindar olanını seçiniz, tercih ediniz ki, elleriniz ve evleriniz hayır görsün, kazançlarınız bereketlinsin…” buyurmuştur!

Devrimiz de kadınlar, kızlar ve erkekler arasındaki nikâhsız yaşamalar, nişansız, hattâ sözsüz ve sınırsız birliktelikler, sözde arkadaşlıklar ise tam bir feciat maalesef! Böyle evliliklerinin daha ilk aylarında yaşanan aile içi tartışmalar, kavgalar dövüşler ve boşanmalar da kaçınılmaz oluyor! Yani günümüzdeki bazı evliliklerin-evli eşlerin cicim ayları bile olmuyor… Olmaz-olamaz da zaten! Çünkü evli çiftler yuva kurarlarken yuvalarının temellerini sağlam zemin üzerine atmıyor, âdetâ örümcek yuvası gibi yuva kuruyorlar! Hal böyle olunca da yuvalar en küçük rüzgarlara bile dayanamayıp yıkılıyorlar!

Velhâsıl-ı kelâm; evliler veya evlenecek olan kişiler de ebeveynleri de aile ortamı oluşturulurken ortaya koydukları kriterlerin ve yapılan taleplerin birçoğu İslâmiyet, hattâ örf ve âdet, hattâ hattâ imkân dışı. Bu şekilde kurulan yuvalar da hem bir örümcek ağı gibi zayıf oluyor hem de yuva da İslâmiyet dışı ne kadar fiil varsa işleniyor ama Allah (c.c) için kolay kolay bir şey yapılmıyor. ‘Sabır ve şükür’ denen şeyin ise zaten esamisi bile okunmuyor!

Hülâsâ-i netice; şimdiki çiftler, bir kısmına bizim de şahit olduğumuz, üzüldüğümüz ama elimizden bir şey gelmediği için bir şey yapamadığımız bahsime konu komşumuzun gösterdiği sabrın yüzde 5’ini, 10’unu bile gösterebilseler ya da o ablamızın görüp ibret aldığı fare gibi ibretlik bir olayı yaşayabilseler veya benzer bir olaya şahitlik edebilseler kolay kolay eşlerinden boşanmazlar ve yuvalarını dağıtmazlar herhalde!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.

DİKKAT EDİN! SİZİN, HANIMLARINIZIN ÜZERİNDE HAKKINIZ VARDIR. HANIMLARINIZIN DA SİZİN ÜZERİNİZDE HAKLARI VARDIR. SİZİN, HANIMLARINIZ ÜZERİNDE HAKLARINIZ, (ONLARIN) NAMUSLARINI MUHAFAZA ETMELERİ VE HOŞLANMADIĞINIZ KİMSELERİN EVİNİZE GİRMESİNE İZİN VERMEMELERİDİR. HANIMLARINIZIN SİZİN ÜZERİNİZDEKİ HAKLARI İSE ONLARIN GİYİM KUŞAM VE GIDA, YANİ TEMEL İHTİYAÇLARINI KARŞILAMANIZ, KISACA MEŞRU TALEPLERİNİ YERİNE GETİRMENİZDİR…

SİZİN EN HAYIRLINIZ, AİLESİNE KARŞI EN HAYIRLI OLANINIZDIR. BEN DE ALİSENE KARŞI EN HAYIRLI OLANINIZIM. Hz. Muhammed (sav)

Bu içerik size ne hissettirdi?

  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ÜZÜLDÜM
  • 0
    KIZDIM
  • 0
    ŞAŞIRDIM
  • 0
    BEĞENDİM
  • 0
    BEĞENMEDİM
  • 0
    GÜLDÜM
  • 0
    ALKIŞ

Yorumlar (0)

Bu içerik ile ilgili henüz yorum yazılmamış

Taceddin Akbaş Diğer Yazıları

31
OCAK

2026

Berat Gecemiz mübarek ve bu yılki Beratımız Beraatimize vesile olsun inşalllah

Taceddin Akbaş'ın 'Berat Gecemiz mübarek ve bu yılki Beratımız Beraatimize vesile olsun inşalllah!' adlı köşe yazısı... Devamı

30
OCAK

2026

Nammamların cirit attığı yerlere yağmur da yağmaz kar da atmaz!

Taceddin Akbaş'ın 'Nammamların cirit attığı yerlere yağmur da yağmaz kar da atmaz!' adlı köşe yazısı... Devamı

28
OCAK

2026

Zaman 'Kurtlar Sofrası'nda misafir değil, ev sahibi; dünya düzeninde de figüran değil, baş rol oyuncu ve de oyun kurucu-senarist olma zamanı

Taceddin Akbaş'ın 'Zaman 'Kurtlar Sofrası'nda misafir değil, ev sahibi; dünya düzeninde de figüran değil, baş rol oyuncu ve de oyun kurucu-senarist olma zamanı' adlı köşe yazısı... Devamı

27
OCAK

2026

Dervişin 'Fiktri neyse zikri de o olduğu gibi, Ertuğrul'un fikri de hep alkolde, içkide

Taceddin Akbaş'ın 'Dervişin 'Fiktri neyse zikri de o olduğu gibi, Ertuğrul'un fikri de hep alkolde, içkide' adlı köşe yazısı... Devamı

26
OCAK

2026

MAKÜ'nün 'Disiplinli' çalışmaları 3 disiplinde dünya üniversiteleri arasında yer almasını sağlamış!!

Taceddin Akbaş'ın 'MAKÜ'nün 'Disiplinli' çalışmaları 3 disiplinde dünya üniversiteleri arasında yer almasını sağlamış!!' adlı köşe yazısı... Devamı

24
OCAK

2026

Akran zorbalarının kılavuzları kargalar!

Taceddin Akbaş'ın 'Akran zorbalarının kılavuzları kargalar!' adlı köşe yazısı... Devamı

22
OCAK

2026

Bayrağı indirenlerin elleri ezanı dindirenlerin dilleri kurusun ve kurudu da!

Taceddin Akbaş'ın 'Bayrağı indirenlerin elleri ezanı dindirenlerin dilleri kurusun ve kurudu da!' adlı köşe yazısı... Devamı

21
OCAK

2026

Güney Kıbrıs 'İsrail'in ileri karakolu' olma yolunda!

Taceddin Akbaş'ın 'Güney Kıbrıs 'İsrail'in ileri karakolu' olma yolunda!' adlı köşe yazısı... Devamı

20
OCAK

2026

Kazakistan Cumhurbaşkanı İsrail'e cömert, Gazze'ye cimri

Taceddin Akbaş'ın 'Kazakistan Cumhurbaşkanı İsrail'e cömert, Gazze'ye cimri' adlı köşe yazısı... Devamı

20
OCAK

2026

İçki masasında Sala verenler manevi ölümlerinin salasını vermiş olabilirler!

Taceddin Akbaş'ın 'İçki masasında Sala verenler manevi ölümlerinin salasını vermiş olabilirler!' adlı köşe yazısı... Devamı

İlgili Haberler

Fare ile yılanın kavgası kamerada
Bölgesel

Fare ile yılanın kavgası kamerada

Bartın'da bulunan bir evin kamelyasında giren yılan ve farenin kavgası cep telefonun kamerası ile görüntülendi.

Araçların içerisine giren fareler vatandaşları alarma geçirdi
Bölgesel

Araçların içerisine giren fareler vatandaşları alarma geçirdi

Afyonkarahisar’da araçlarının içerisine lağım faresi girdiğini fark eden vatandaşlar gece yarısı ellerine aldıkları sopalarla fare avına çıktı.

Hava filtresinde lağım faresi Antalya'da sıra dışı olay!
Bölgesel

Hava filtresinde lağım faresi Antalya'da sıra dışı olay!

Antalya'da bir vatandaş seyir halindeyken aracının devir kaybetmesinin ardından motor kaputunu açınca hayatının şokunu yaşadı.

Ankara'da bir marketin meyve ve sebze reyonundan fare çıktı
3. Sayfa

Ankara'da bir marketin meyve ve sebze reyonundan fare çıktı

Ankara'da bir marketin meyve ve sebze reyonuna giren fareyi gören bir vatandaş o anları kayda alarak, "Bu gıdanın içinde fare. Biz bunları alıyor ve yiyoruz. O farenin burada ne işi var" dedi. Detaylar haberimizde..

Bilimsel deneylerde neden fareler kullanılıyor? Onlar bilim dünyasının gizli kahramanları
Yaşam

Bilimsel deneylerde neden fareler kullanılıyor? Onlar bilim dünyasının gizli kahramanları

Bilimsel deneylerde neden fareler kullanılıyor? Genetik benzerlikleri, hızlı üremeleri ve ekonomik bakımları nedeniyle fareler, laboratuvar çalışmalarının başrolünde yer alıyor.

Türkiye’deki en iyi ve en başarılı  ilaçlama ekibine  eğitim
Bölgesel

Türkiye’deki en iyi ve en başarılı ilaçlama ekibine eğitim

Antalyalıların sineksiz günler geçirmesi için yıl boyunca sahada bulunan 1600 personele, daha bilinçli ve doğru şekilde görev yapabilmeleri için düzenli olarak eğitim veriliyor.