
Bugünkü yazımın başlığı bana değil, Millî Şairimiz, İstiklâl Marşımızın Yazarı ve Burdur’umuzun ilk Milletvekili, dolayısıyla da cennet misâli Ülkemizin ve şirin mi şirin olan İlimizin medâr-ı iftihârı olan merhum Mehmet Akif Ersoy’a ait… O nedenle ben, son zamanlarda çok ihtiyaç duyduğumuz asil ve necip milletimiz ile birlikte büyük devletimizi yaşatmanın, bir ve bütün, tek yumruk olmanın hayâtî önemini hatırlatmak için, Akif’in bu şiirinin bir kısmını köşeme iktibas etmek, dolayısıyla da millet olmanın-olabilmenin, dik durabilmenin yararına, parçalanıp bölünmemenin önemine vurgu yapmak istiyorum:
Hatırlamak ve hatırlatmakta fayda var: Fertler gibi milletler de geçmişlerinden kopamazlar ve atalarını ‘günahlarıyla sevaplarıyla, hatalarıyla kusurlarıyla’ kabul eder, ata yâdigârı topraklarını, mallarını mülklerini, kısaca tüm emanetlerini ‘canları pahasına’ korur ve kanlarının son damlasına kadar sahip çıkarlar… Dolayısıyla da atalarına ait hiçbir şeyi yok saymazlar-sayamazlar ki, saymamalılar da… Çünkü, bizim inancımıza göre, aslını tanımayan kişi câhil, inkâr eden kişi haramzâdedir! Onun için insanlar atalarının nasıl, ne şekilde ve nerede yaşadıklarını araştırmak ve öğrenmek isterler... Ancak, son zamanlarda atalarımızı Osmanlı veya geçmişimizdeki ufak tefek hataları üzerinden hor görme eleştirme ve yerme furyası başladığı, modası geliştiği-geliştirildiği için bu hasletlerden pek eser kalmadı! Fakat, çıkmadık candan umut kesilmeyeceği gibi, atalarımızı körleyen, horlayan insanlar da bir gün bu gerçeği görecek ve asıllarına döneceklerdir inşaAllah. Amma velâkin, günümüzün dünyasını da tıpkı bir deccal gibi bir gözü kör, bir kulağı sağır olan ve sûnî iki kutup oluşturan ve koca koca insanları, devlet adamlarını tıpkı bir çocuk gibi ‘’Öcü(ler geliyor, sizi ve ülkenizi ham yapacak..!’’ gibi palavralarla aldatan-kandıran Emperyalist Trump’lar, ne idüğü belirsiz Putin’ler, Siyonist Netanyahu’lar ve dalkavukları yönettiği için insanın bazen morali bozuluyor ve canı sıkılıyor!
Çünkü, günümüzün bazı ehli dünyaları, yalancı dünyalıları, safdilleri ve gafil yöneticileri bu hokkabazlara ve dalkavuklara ya inanıyor veya kanıyorlar ya da inanıyor muş gibi yapıp halklarını konsolide ediyorlar!
Hadi eski Komünist veya Sosyalist Rusya’nın Putin’i neyse ne amma, koskoca dünyayı, daha dün denecek kadar kısa bir süre önce ve at hırsızları, seyisler, kovboy ve korsanlar tarafından keşfedilip kurulan, orman kanunlarını bile aratan yöntemlerle yönetilen, onun için de hak hukuk tanımayan Emperyalist Amerika Bitişik(!) Devletlerini Siyonist destekli Emperyalistler yönetiyor. Dolayısıyla da her gün ve her yerde konvansiyonel, hattâ atom bombası savaşları konuşuluyor! Bu yetmiyor, gerekli gereksiz, lüzumlu lüzumsuz yere konuşulan 3. Dünya savaşı ihtimali, dünyalıları tedirgin ediyor! O nedenle ben, Mehmed Akif’in ‘bir zamanlar biz de millet, hem de nasıl milletmişiz, gelmişiz dünyaya-milliyet nedir ve nasıl millet olunur…’ onu öğretmişiz!’ sözünü bugünkü yazımın başlığı ve konuma serfiraz yaptım…
Bilindiği gibi, 1,5 ay kadar sonra, yani 29 Mayıs’ta eski İslâmbol’un, yeni İstanbul’un fethinin 573. Yıldönümünü kutlayacağız inşaAllah. Ancak, İstanbul’da bugün ne fetihten ne de Fatih’ten eser kalmadığını hatırlatmadan geçemeyeceğim:
Ve Akif, bir zamanlar ki ‘biz’i büyük bir onurla ve gururla tarif etmiş! Ancak, Akif bu sözü yıllar önce söylemiş… Oysa genelde bugünkü Türkiye’yi, özelde de İzmir, İstanbul, Ankara ve Antalya gibi büyük şehirlerin hal ve gidişlerini, yaşantılarını görmüş olsaydı ne der ne yazardı bilmiyorum ama, ben şahsen ‘iyi-güzel şeyler yazmaz-yazamazdı!’ diye düşünüyorum. Çünkü ister büyük olsun ister küçük, şehirlerimizin bu günkü görüntüleri Mehmed Akif’in tarifine hiç uymuyor! Bunu derken insanların sadece kılık kıyafetlerini değil, hayat tarzlarını ve hâlet-i rûhuyelerini de kastediyorum! Ki, bugün ister genç olsun ister yaşlı ve ister kadın olsun ister erkek, kış aylarında ve çıkmaz sokaklar da bile insanlar birbirleriyle soyunup silkinme, açılıp saçılma, çalıp söyleme ve oynayıp kalgıma yarışı içindeler!
Ben şahsen, insanının büyük çoğunluğu gayrimüslim olan yabancı bir ülke görmedim ama, basın yayın organlarından görebildiğim, takip edebildiğim ve bilebildiğim kadarıyla, insanının yüzde 98-99’u Müslüman olan Ülkemizin sokak ve caddeleri, birkaç sünnet sakallı erkek, tesettürlü bayan ve cami ile minare dışında bu ülkelerden farklı bir yanı olmamaya başladığı zehabına kapıldım! Yani, mümkün olsa (ülkemizin köy ve kasabaları dahil) kentlerini bir drone ile göz gezdirecek veya bir helikopter üzerinden gözleyecek-gözlemleyecek olsak, câmiler ve minâreler ile birkaç sünnet sakallı erkek ve tesettürlü hanım dışında ‘İslâm ülkesi’ veya ‘Müslüman beldesi’ olduğuna dair başka bir emareye rastlamayız herhalde!
Uzun lâfın kısasa, meselenin hülâsâsı; bugün ben kıldan ince ve kılıçtan keskin konu hakkındaki yazımı daha fazla uzatmıyor-uzatamıyor ve satırlarımı Merhum Mehmed Akif Ersoy ile Necip Fâzıl Kısakürek’in söz ve şiirlerinden birer mısrasını köşeme iktibas ederek noktalamak istiyor, herkese saygılar sunuyorum.
KİM DEMİŞ ‘AVRUPA İNSANI MEDENÎ?’
NE EDEP VAR NE HAYÂ, ÇIRILÇIPLAK BEDENİ!
EĞER MEDENİYET AÇIP SAÇMAKSA BEDENİ;
DESENİZE HAYVANLAR BİZDEN DAHA MEDENÎ!
Mehmed Akif Ersoy
BU GİDİŞLE, UTANMAKTAN UTANAN BİR NESİL
GELECEK… Ve ARMUT DEYİP GEÇMEYİN, ÇÜNKÜ
ONUN İLK HECESİ ÇOĞU KİŞİ DE YOKTUR!
Necip Fazıl Kısakürek
2026
Taceddin Akbaş'ın '‘Yaşlandıkça gençleşen’ Jandarmaların 187. yaş günleri kutlu olsun!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Koç, Türkiye’de açtığı hastaneye “Amerikan Hastanesi” dediği gibi kürt kadınlar için de iyi dememiş' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın ' AYM, kronikleşmiş olan nafaka düğümünü çözdü' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bihder, Derneğin faaliyetlerini kamuoyuna duyuran gazetecileri yemekte buluşturdu ve birer şiltle ödüllendirdi!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Yeni Parti’nin adı ya “ÖİP” ya da “ÖEP” olabilir!!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Olur mu böyle olur mu? kardeş kardeşi vurur mu?' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bartholomeos art ayağıyla kulağını kaşıyor, yetmiyor bindiği dalı kesiyor!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Fânî dünyalılar süt günü’nü kutlarken, “çocuk günü” nü kutlamayı ihmal etmesinler!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bir mutlak butlan kararı da 27 mayıs darbesi için gerekli!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
urdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ev sahipliğinde ilk kez düzenlenen Üniversitelerarası Personel Spor Müsabakaları tamamlandı.
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Gölhisar Yerleşkesi’nde öğrenim gören yaklaşık 1.200 öğrenci, mezuniyet coşkusunu hep birlikte yaşadılar.
Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu (TÜSF) tarafından ilk kez düzenlenen Üniversitelerarası Personel Spor Müsabakaları, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) ev sahipliğinde başladı.
Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu (TÜSF) tarafından düzenlenen Ünilig Futbol Türkiye Şampiyonası Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) ev sahipliğinde tamamlandı.
Bucak Bilgisayar ve Bilişim Fakültesi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, ışık ve nanoteknolojinin sürdürülebilir kalkınmadaki rolü ele alındı.
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) İlahiyat Fakültesi akademisyenleri, personeli ve öğrencileri, Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek amacıyla örnek bir etkinliğe imza attı. Fakülte yerleşkesinin arka kısmında oluşturulan hatıra ormanında yüzlerce fidan toprakla buluşturulurken, üniversite yönetiminden tüm dünyaya adalet ve merhamet mesajı verildi.
Yorumlar (0)