
Garip bir tecelli olacak ki, bu yılki mübarek Kurban Bayramı, 27 Mayıs 1960 da gerçekleştirilen mesnetsiz ve halk desteksiz olarak gerçekleştirilen Askerî Darbe ile aynı güne; yani 2’si bakan ve 1’i Başbakan olmak üzere 3 saygın siyaset ve devlet adamının haksız hukuksuz ve vicdansız bir)kaç asker darbesi ile ‘Başbakanlık ve bakanlık koltuklarından edildiği, yetkileri gasp edilerek’ önce siyaseten, sora da fiilen kurban (îdam) edilmek üzere Yassıada’ya götürüldükleri güne denk geliyor! Ki, bazı sözüm ona hayvan severler, vâcip bir Allah (c.c) emri ve Hz. Âdem artı Hz. İbrahim Peygamber (a.s) sünneti olan ve yılda bir kes kesilen kurbanlık hayvanlar için (Hayvan Kıyımı, hayvan vahşeti…) gibi lâflar eder, cümleler kurarlarken, halkın yarısına yakınının oyunu, dolayısıyla da yasal ve siyasal desteğini alarak; yani yapılan yasal ve demokratik bir Genel Seçim sonucunda hükümet etme yetkisi alan bir başbakan ve iki bakanın; usulsüz, vusulsüz, yetkisiz bir mahkemenin ve ehliyetsiz, liyâkatsiz, aynı zamanda da vicdansız olan bir)kaç hâkimin verdiği mesnetsiz bir karara uyarak îdam edilmesi karşısında “bir siyaset ya da siyasetçi, bakan başbakan veya insan kıyımı, dehşeti…” demedikleri-diyemedikleri gibi, tam tersine desteklediler maalesef!
Benim çocuk aklımla ve hayal mayal hatırlayabildiğim kadarıyla 27 Mayıs 1960 tarihi; ülkemizde çok partili hayata geçilmiş ve seçimle iş başına gelmiş bir sivil iktidara silâhlı askerlerce müdahale edildiği ve seçilmiş üyelerden oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) lağvedildiği; ülke genelinde örfî idare-sıkıyönetim îlân edildiği, bütün bunlar yetmeyip sivil bir Başbakanın ve iki bakanının îdam fermanlarının verildiği ya da yazıldığı, dolayısıyla da îdam edilmelerinin yolunun açıldığı; yani sivil hayata ve demokrasiye silâh ve kaba kuvvetle müdahale edildiği ‘ilk askerî darbe’ olmakla beraber, sonraki darbelerin önünü açan ve darbe heveslilerinin iştahını kabartan, darbecilere rehberlik ve önderlik edilen bir tarihin adıdır!
Kısacası; 1950 yılında yapılan Genel Seçimler sonunda ve tek başına iktidara gelen, yani önce asil ve necip milletin, daha sonra da seçilmiş milletvekillerinin, TBMM üyelerinin güvenoyunu alarak hükümet etme yetkisi almış ve bazı yanlış ve hataları olmasına rağmen iyi güzel icraatlar da yapmış; dolayısıyla da Türk Milletinin teveccühünü kazanma yolunda büyük mesafe kat etmiş olan Adnan Menderes Hükümeti ve Partisi (Demokrat Parti-DP) Türkiye’yi >tek parti..< iktidarından kurtarmış ve beş vâkit minârelerden Türkçe okunan ezan-ı Muhammediye’yi aslına döndürerek insanının yüzde 98-99’u Müslüman olan milletimizin teveccühüne mazhar olmuştu! Ancak bu teveccüh müesses nizamın bekçilerini ve hoşaflarının yağları kesilen çeri ağaları ile şakşakçılarını oldukça rahatsız ettiği için Başbakan Adnan Menderes’in kendisine ‘bebek, köpek’ davası uydurularak, iki Bakanına da çeşitli suçlar isnat edilerek, sudan bahaneler üretilerek 27 Mayıs 1960 darbesi yapılmıştı!
Darbenin kendisi-bahanesi ve yapılması ayrı bir değerlendirme konusu, ancak Adnan Menderes de iki bakanı da asla ve kat’a asılmaması-îdam edilmemesi gerekirdi! Fakat Menderes’in kendisine, partisine ve Hükümetine iade-i itibar edilmesinden ve darbecilerin itibar kaybetmesinden; dolayısıyla da DP’nin yeniden ve daha güçlü bir şekilde iktidara gelmesinden ve kendilerinden hesap sormasından endişelenen darbeciler ve yandaşları 3 büyük devlet adamını îdam ederek, bence demokrasi şehidi yaparak ülkeye, hattâ kendilerine büyük kötülük yapmışlardır!
Her neyse; bu kadar girizgâh, tahşîdat ve teferruattan sonra şimdi asıl konuma dönmek istiyorum:
Şöyle ki; şahsen ben, ‘hangi mahkeme olur ve kim)ler müracaat eder bilmiyorum; ama Annan Menderes’in mi olur, Fatin Rüştü Zorlu’nun veya Hasan Polatkan’ın vârislerinden veya darbenin (varsa eğer) yaşayan mağdurlarından ya da yakınlarından biri mi olur; birileri çıkıp, 27 Mayıs Askerî Darbesini gerçekleştirenler aleyhine ceza davası değil, mânevî tazminat veya mutlak butlan davası açmalı; dolayısıyla da tıpkı CHP’nin 38. Olağan Kurultayı-Genel Kurulu ile 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptâli için alınan ‘tedbirli mutlak butlan’ kararına benzer bir karar aldırmalı! Dolayısıyla da 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi mağdurlarının hiç olmazsa ‘manevî’ itibarları iade edilmeli!’ diyorum.
Bu ve bu gibi olumsuzluklara rağmen yarın (27 Mayıs Çarşamba günü) idrak edecek olduğumuz Kurban Bayramını kutluyor, Mevlâ’dan tüm Müslümanları, sevinçlerinin yağmalanmayıp paylaşıldığı bayramlarda buluşturmasını niyaz ediyor, herkese ‘mutlak’ saygılar sunuyorum.
SEN DOĞRU YOLDA OL DA, VARSIN
SANAN EĞRİ SANSIN; SEN KENİDİNİ
BİLDİĞİN SÜRECE DOĞRU İNSANSIN!
Yûnus Emre
KARANLIKTA PARLAYAN IŞIK, UMUDUN
SİMGESİDİR…
HER DÜŞÜŞ, YENİDEN AYAĞA
KALKMAK İÇİN BİR FIRSATTIR…
GERÇEKLER YALANLARI BOĞAR…
HER YARA BİR ÖĞRETMENDİR…
KELİMELER ACITIR, FAKAT GERÇEKLER
YAKAR! Özlü sözlerden seçmeler
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bir mutlak butlan kararı da 27 mayıs darbesi için gerekli!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Allah affeder, ihmal affetmez!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Türkiye’de gençler ‘bugün’ hem Atatürk’ü anacak hem spor hem de bayram yapacaklar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Hava şehitlerini anma günü; âileyi, güçsüzleri, yaşlılar ile birlikte yardıma muhtaç olan çocukları koruma günlerini kutlarken, unuttuklarımız(!)' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BİR VEKİL BİR KUYUYA TAŞ ATTI 40 ASIL ÇIKARAMIYOR! adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dr. Reyda Şıklaroğlu’nun Cumhuriyet Meydanı’ndaki tek kişilik “Kudüs, Gazze ve Türkistan’a özgürlük” nöbeti sürüyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Beyaz melek< olarak adlandırılan ’Tüm hemşîrelerin haftaları kutlu’ Kendileri ve hastaları mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Tüm engellilerin haftaları kutlu kendileri ve âileleri mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kendi annelerimizin günlerini kutlarken annesiz çocukları da çocuksuz anneleri de unutmayalım' adlı köşe yazısı... Devamı
TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, siyasette giderek sertleşen dilin toplumu gerdiğini belirterek, basın mensuplarına yönelik saldırıların demokrasiye zarar verdiğini söyledi. Gazetecilere yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Geçgel, “Basına uzanan el, milletin haber alma hakkına uzanmıştır” ifadelerini kullandı.
Daha önce 28 Mayıs olarak açıklanan etkinliğin, siyasi partilerin yoğun bayram trafiği nedeniyle 30 Mayıs’a ertelendiği duyuruldu
İnternet üzerinden hastane randevusu almak isteyen vatandaşları hedef alan siber dolandırıcılar, bu kez "ceza borcu" taktiğiyle sahaya indi.
Gökyüzü Özel Bucak Koleji, anaokulu ve ilkokul öğrencilerine özel hazırladığı yaz okulu programlarını duyurdu
Tezcan, ofis binasının artık kullanılmayacağını ancak çalışmaların kurumsal yapı altında devam edeceğini söyledi
Gökyüzü Özel Bucak Koleji, ortaokul öğrencilerine yönelik hazırladığı kapsamlı yaz okulu programını duyurdu.
Yorumlar (0)