
Bilindiği üzere bizim biri Ramazan biri de Kurban olmak üzere bir yılda idrak edip kutladığımız 2 dînî bayramımız olduğu gibi, birçok ta millî ya da ulusal, artı yerel-yerli bayramlarımız var… Ancak, birileri bizim bayramlarımız azmış gibi bir de Cadılar Bayramı ihdas etmişler ve o bayramlarını bize de kutlatmaya çalışıyorlar… ‘Denizden babam çıksa yerim’ mantığıyla hareket eden bizim bazı gafillerde, Avrupa’dan gelen her şeye bodoslama dalıyor ve alıp sepetlerine koyuyorlar! O nedenle ben sevgili okuyucularıma yazımın başında bu batıl, inancımız ve imanımızla, gelenek ve göreneklerimizle uzaktan yakından alâkası olmayan bayram hakkında kısa bir bilgi vermek, daha sonra da bayram hakkında bazı değerlendirmeler de bulunmak istiyorum☹
Dünya genelinde ve ülkemiz özelinde ve her yılın 31 Ekim’inde kutlanmakta olan Cadılar Bayramı öncelikle Pagan, yani paganizm, tanrısal varlıkları sembolize eden müşahhas nesnelere tapınmayı ve tâzimi içermekte olup natüralizm/doğa tapıcılığı vb. şeylerle ilişkili; Yani bu mantıksız, faydasız, hattâ zararlı bayram, eski Kuzey Avrupa, İskandinav inançlarından, Yunan, Roma, Mezopotamya ve İran-Şiilik din ya da inanışları ile ilişkilendirilerek tanımlanmış olan acayip bir bayram! Ki, bu durum, sonrasında Hristiyan kökleri olmasına rağmen, günümüz de seküler, dünyacılık şekilci bir kutlamaya dönüştürülmüş ve güya bayram da çocuklar acayip ve korkunç kostümler giydirilerek kapı kapı dolaşıp şeker ve harçlık toplatıldıkları garip bir bayramdır… Ve bu bayramda düzenlenen etkinlikler arasında maskeli balolar, balkabağından fener oyma, korku filim seansları ve perili olduğuna inanılan evlere yerlere düzenlenen geziler ve diğerleri vardır…
Cadılar Bayramı’nı peygamberler şehri olarak bilinen Şanlıurfa gibi bir ilde kutlamak bana yaşanmış bir hikâyeyi hatırlattı.
Hikâye şöyle: İsmet Paşa, Cumhurbaşkanı olduğu sırada ‘’Genelde Türk Milletinin, özelde de Urfalıların kültür seviyelerini mutlaka yükselteceğim” diyerek Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasını Urfa’ya götürür ve orkestraya Urfa da uzunca bir konser verdirir. Kendisi Senfoni orkestrasını büyük bir beğeni ile izlediği ve dinlediği için, Urfaların da aynı şeyi düşündüklerini zanneder ve jandarma zoruyla orkestra dinlemeye gelen Urfalıları gören İsmet Paşa, dönemin Belediye Başkanına ‘Nasıl buldun konseri? Mükemmeldi değil mi?’ diye bir soru yöneltir… Başkan da orkestranın kendilerini Fransız işgalini unutturduğunu ifade ederek ‘’Urfa Urfa olalı böyle zulüm görmedi Paşam!’’ demiş! Dolayısıyla da Senfoni orkestrasının bölge, hatta ülke insanıyla alâkasının olmadığını ironili bir şekilde hicvetmiş! Ben de sözü, Şanlıurfa’da ‘Cadılar Bayramı’ adı altında düzenlenen etkinliklere getirmek istiyorum:
Ben gitmedim, görmedim ve bilmiyorum, ama ‘Peygamberler diyarı’ olarak bilinen ve Türkiye’nin en büyük 7. Şehri olarak kabul edilen Şanlıurfa gibi bir şehrin merkezinde ‘Cadılar Bayramı’nın kutlamak yerin üstündekilere olmasa bile yerin altında yatan peygamberlere, âlimlere, erenlere, evliyâlara ve diğer mübarek zatlara saygısızlıktır! Ki, Şanlıurfa’daki sivil toplum teşkilatları da bu bayramın illerinde kutlanmasına şiddetle karşı çıktıkları gibi, bu tür organizasyonların değil Şanlıurfa’da, Ülke genelinde yasaklanmasını bile istemişler…
Cadı; kötü huylu olan, büyü yapan ve pis kokan kadın gibi anlamlara gelen bir kelimedir ve isminde bile hayır yoktur! O nedenle, Cadılar Bayramı’nı genelde Ülkemizde, özelde de Urfa’mızda kutlamanın hiçbir yararı yoktur ama, zararı çoktur! Amma velâkin, asıl maksatları üzüm yemek değil, bağcı dövmek olan kişi, kurum ve kuruluşlar; Peygamberler şehri olan, 22 Haziran 1984 tarihinde ve TBMM tarafından şanlı unvanı verilerek Şanlıurfa yapılan bir ilde ‘kötü, büyücü ve pis kadın, pis huylu, pis kokulu kadın’ gibin anlamlara gelen bir bayramı kutlamak akılla mantıkla izah edilemez! Hele hele bayramla hiç izah edilemez!
O nedenle ben, ‘Şanlıurfa’yı cadılarla değil, peygamberlerle, hâdilerle, yani doğru yolu bulanlarla, doğruyu gören ve gösterenlerle, doğruluk üzerine rehberlik eden, hayır yapan ve mutluluk veren isimlerle anmak gerekir!’ diye düşünüyorum.
Uzun lâfın kısası, meselenin hülâsâsı; bizim, yılda ikisi dînî, gerisi de millî ya da ulusal veya yerel olmak üzere çok sayıda bayramımız var! O nedenle, Cadılar Bayramı gibi ne idüğü belirsiz ama batıla Hristiyanlığa hizmet eden bayramlara ihtiyacımız yok!’ diyor, herkese ‘dînî ve millî’ saygılar sunuyorum.
BAŞKA ÜLKELERİN YAŞAYIŞINI, TÖRELERİNİ
GÖRMEYEN KİMSE, KENDİ ÜLKESİNİN YAŞAYIŞINI
VE TÖRELİRİNİ DE PEK GÖRMEZ! Yavuz Sultan Selim
HER DEĞİŞİKLİĞİN İYİLİK İŞÂRETİ OLDUĞU İNANCINI
TAŞIMAK, ACAYİP BİR DÜŞÜNCE VE GAFLETTİR!
ÇÜNKÜ GERİLEME VE ÇÖKÜŞLERDE ANCAK ÖRF
VE ÂDETLERİN DEĞİŞMESİ İLE OLUR! Said Halim Paşa
MİLLETİMİZ KENDİ GELENEKLERİNİ HOR GÖRÜP
AVRUPA’NIN DÜŞÜNCE, BİLGİ, AHLÂK, HUKUK
VE SANAT İLKELERİNİ BENİMSEMEYE KARAR
VERMEKLE, BUGÜN GENÇLİK ÇEŞMESİNİN
NEREDE OLDUĞUNU AÇIĞA VURMUŞTUR!
Sebahaddin Eyüboğlu
BİR MİLLET, KENDİSİNE UYGUN MÜESSESELERİ
ANCAK ŞUURALTI HAYATININ ASIRLARCA SÜREN
DEVAMINDA, GELENEK VE GÖRENEKLERİYLE BULUR.
Peyami Safa
KIYI ALLAH’TI (c.c); YÖN GELENEK, KÜREKLER İSE
BANA VERİLEN ÖZGÜRÜLKTÜ. VE BUNLAR BANA
KIYIYA ULAŞMAYA ÇABALAYAYIM, ALLAH’LA
BİRLEŞEYİM DİYE VERİLMİŞTİ! Tolstoy
YERYÜZÜNDEKİ ŞARTLARIN DÜZELMESİ SALT
BİLİMSEL BULUŞLARDAN ÇOK İNSAN GELENEK
VE ÜLKÜLERİNİN GERÇEKLEYMESİNE BAĞLIDIR
Albert Einstein
2026
Taceddin Akbaş'ın “Yunanlar, Ülkelerini kadın askerlerle savunacaklarmış” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Turis geldiler tırıs gittiler” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Pandemi balonunu şişirenler de Kovid yalanını köpürtenlerde mutlaka yargılanmalılar!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “TOKİ Konut kuralarında Hac kura yöntemi uygulamalı!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler insan olamazalar (O nedenle görüldükleri yerde itlaf edilmeliler)” adlı köşe yazısı.. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bendeniz 'her yıl olduğu gibi' bu yılki 'Babalar Günü'nün de en mutlu babalarından biriyim !' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Çürümüş, kana ve gözyaşına bulaşmış dünyanın kupasını alsan n’olur almasan n’olur!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Cumhuriyete kadınlar değil kongar gibi cumhuriyetçiler kıyıyor ve zarar veriyorlar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bugün hicrî 1447 yılına ‘elvedâ’ 1448 yılına ‘merhabâ’ diyeceğiz' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vatandaş ‘Mutlak Butlan’dan çok ‘mutfak butlanına’ bakıyor!' adlı köşe yazısı... Devamı
Engizisyon'un vahşetinden Salem Cadı Mahkemelerinin histerisine kadar cadı avlarının tarihsel arka planını ve bu zulmün günümüzdeki yankılarını inceliyor.
Afyonkarahisar’da bir kişinin ölümü, bir kişinin ise yaralanmasıyla sonuçlanan dolmuş durağındaki kanlı kavganın ardından polis ekipleri adeta nefes kesen bir operasyon düzenledi.. Dehşete düşüren kavganın sebebi ise herkesi şoke etti
Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesine bağlı Çatallı köyü kavşağında iki aracın çarpışması sonucu feci bir kaza meydana geldi. Can pazarının yaşandığı kazada 2'si çocuk olmak üzere toplam 7 kişi yaralanırken, olay yerine çok sayıda acil servis ekibi sevk edildi.
Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde 5 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen Yunt Yaylası Şenliği'nde talihsiz bir kaza yaşandı. Şenlik alanında düşerek ayağı çıkan kadın için bölgede görevli jandarma ekipleri adeta zamanla yarıştı. Genç kadın, jandarma devriye aracıyla hastaneye yetiştirildi.
15 Temmuz hain darbe girişiminin yıldönümü öncesinde FETÖ/PDY terör örgütüne yönelik dev bir operasyon gerçekleştirildi. İl Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde 81 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda, detaylar haberimizde
Aksaray'da 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü elektrik kesintisi var mı? Aksaray'da elektrikler kesilecek mi? Aksaray'da yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Yorumlar (0)