
27 1960 askerî darbesini hayal mayal hatırlar ve çocuk aklımla üzülüp ağlarken, 12 Eylül askerî darbesini, 28 Şubat Pismodern-5’li Çete darbesini ve 15 Temmuz gecesi başlatılan hain darbe girişimini ise hiç unutmuyor ve dün bugün gibi hatırlıyorum. Çünkü ülkemizdeki hiçbir darbe ve darbe girişiminde haklılık payı olmadığı, daha doğrusu gerekçeleri inandırıcı olmadığı gibi; darbelerin tamamı cennet misali ülkemizle beraber asil ve necip milletimizi de darbelemiş, dolayısıyla da büyük devletimizi çok zarara, ziyana uğrattığını ve darbelerden sonra gelen sivil iktidarların; darbecilerin ülkemize ve insanımıza verdikleri maddî mânevî zararları telâfi etmek için çabaladıklarını görüyor, duyuyor ve biliyorum! Ve bu konu da ben de tıpkı merhum Başbuğ Alparslan Türkeş gibi “En kötü sivil yönetim, en iyi askerî yönetimden daha iyidir’’ diyorum!
Yani, ülkemiz de ve her 10-15 yılda bir tekerrür eden ve kendi ürettikleri ‘sudan’ bahanelerini temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp halkın önüne koyulan, daha doğrusu ‘uydurulan’ bahanelerle yapılan darbelerin darbeleri ‘kunnatmış’ demeyeyim hadi, ‘doğurmuş!’ diyeyim; darbecilerden sonra gelen sivil ve seçilmiş hükümetlerimiz, darbe ve darbe girişimcilerinin yaralarını sarmak, maddî mânevî zararlarını kapatmak, hasarlarını onarmak için yıllarını vermiş ve çok emek harcamışlar! Ancak, bir şeyi yapmanın yıkmaktan daha zor olduğu gibi, darbecilerin yıkımlarını tamir etmek te pek kolay olmadı-olamadı ve bir müddet daha olamayacak gibi de gözüküyor…
İşte bu darbelerden birinin yıldönümü de dün idi! Yani, dün, 27 Mayıs askerî darbesinin 65. Sene-i devriyesi idi! Ancak, biz çok küçük yaşta darbelendiğimiz için olsa gerek, 27 Mayıs Askerî Darbesini unuttuk… Ancak, aslı var ya da yok orasını bilmiyorum, ama ‘bebek-köpek’ davası gibi nedenlerden dolayı ikisi bakan, biri başbakan olmak üzere 3 devlet adamının asıldığı-idam edildiği günü, yani 17 Eylül 1961’i hiç unutmadık ve unutmayacağız…’ diyor, şimdi de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, doğurganlık konusundaki bir açıklamasını değerlendirmek istiyorum:
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav), bir Hadis-i Şeriflerinde “Evleniniz, çoğalınız, çünkü ben ‘kıyâmet gününde’ sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim” buyuruyor! Amma velâkin, günümüzde Hz. Peygamber’in birçok emir, sünnet, tavsiye ve yasaklarına uyulmadığı gibi, evlenme tavsiyesinin de tam tersi yapılıyor, yani evlenilmiyor! Velev ki evlenilse bile ya evlilikler uzun sürmüyor ya hiç çocuk yapılmıyor ya da çok az çocuk yapılıyor! Onlara da sahip çıkılmıyor-çıkılamıyor! Ki, Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerimin de ve İsrâ Sûresinde, çocukları öldürme konusunda ve 31. Ayeti Kerimesinde mealen “(sakın) yoksulluk ya da rızk endişesiyle veya fakirlik korkusuyla (anne karnından îtibaren) çocuklarınızı öldürmeyin (kürtaj yaptırmayın!) Biz onların rızıklarına kefiliz. Şüphesiz onları öldürmek büyük bir suç ve günahtır!’’ buyuruyor.
Biz inananların, Yüce Yaratıcımızın-Hâlıkımızın olduğu gibi, Kur’an-ı Keriminde ve Enbiya Suresinin 107. Âyeti kerîmesinde ‘’Ey Muhammed! Biz Seni başka bir amaçla değil, ancak âlemlere rahmet ve bereketimizi ihsân ve böylece insanlığı inkâr ve cehâlet karanlığından kurtararak aydınlığa kavuşturman için gönderdik.’’ şeklindeki emirlerine de, Allah’ın kulu ve elçisi, bizim de sevgili Peygamberimiz-Rehberimiz-Önderimiz ve en büyük şefaatçimiz olan Hz. Muhammed (sav)’in sünnetlerine, yani kendisinin yapıp bize de ‘yapın’ ve Kendisinin yapmayıp bize de ‘yapmayın’ dediği tüm emirlerine, tavsiye ve nasihatlerine de uyarız-uymaya çalışırız… Çünkü, Cenab-ı Hakk’ın kendisini de, sevgili Nebisini de neyi emretmiş veya yasaklamışsa, biz inananlar da o naslar hakkında zerre kadar şüphe duymayız, her emir ve yasakta mutlaka bir hikmet ararız!
Kısacası; biz sevgili Peygamberimizin kıyâmet gününde, kendi ümmetinin diğer peygamberlerin ümmetlerinden daha fazla olduğu ve bizimle iftihar edeceği bir ümmet olmamız gerekir ki; Peygamberimizin bize değil, bizim O’na, O’nun ümmetliğine, himmetine, şefaatine, dostluğuna ve mahşer günü O’nun ‘’Ümmeti, Ümmeti, Ümmetimi isterim. Ümmetimin tamamı bağışlanmadan başımı secdeden kaldırmam Ya Rabbi!’’ demesine ihtiyacımız var!
‘Uluslararası Aile Forumu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerini de değerlendirmiş ve ‘’TÜİK’in açıkladığı veriler Ülkemizin karşı karşıya olduğu felâketi ortaya koyuyor! Yani Ülkemizin doğurganlık hızı tarihte ve ilk kez 1,48’lere kadar geriledi…” demiş. Dolayısıyla bîkârların evlenmelerini, evlilerin ve bilhassa genç evlilerin çok çocuk yapmalarını önermiş!
Cumhurbaşkanı Erdoğan iyi söylemiş-güzel söylemiş, doğru söylemiş ama noksan söylemiş.
Evet, aslında mükellef bir Müslüman’ın, geçerli bir mazereti ya da zorunlu bir durumu olmadıkça veya çok gerekmedikçe evlenmesi sünnet, çocuk sayısını sınırlaması ise sünnete aykırı… Ancak, fitnenin, fesadın kol gezdiği, bırakın İslâmî ahlâkı, insâni ahlâkın bile dibe vurduğu, ister kadın olsun ister erkek, ister genç olsun ister ihtiyar, insanların soyunma, harcama ve yiyip içme, dolayısıyla da israf etme, har vurup harman savurma gibi konularda birbirleriyle yarıştıkları ve ister istemez de olsa günâhlara karıştıkları bir mekân ve zamanda çocukların kemiyetlerinden çok keyfiyetleriyle ilgilenmek; yani mevcut çocukları bataklıkların içine düşürmemek, günâh deryasının içinde yüzdürmemek, bir şekilde düşenleri ise kurtarmaya çalışmak bence daha isabetli bir yol olur! Çünkü kimin çocuğu olursa olsun, tamamı islâm fıtratı üzerine doğan çocukları bireylerin, evlerin yerlerin, sokak ve caddelerin, basın yayın organlarının ve sosyal medya fenomenlerinin tehdit ve tehlikeleri âdetâ bir ahtapot gibi bekliyor… Ve bu ahtapotlar kimin, hangi hacının hocanın veya en dindar ve en disiplinli, bir ailenin, hattâ bir din görevlisinin ya da gönüllüsünün çocuğu bile olsa yutabiliyor veya potalarında eritebiliyorlar. Ki, günümüz de ve ülkemiz de bunların çok örnekleri var maalesef!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
GÜVEN AYNA GİBİDİR. BİR KERE
KIRILDIMI HEP ÇİZİK GÖSTERİR!
Hz. Mevlânâ
ÇOCUK CENNET NİMETLERİNDEN BİRİDİR…
EVLÂDIMIN AYAĞI TAŞA DEĞSE, BENİM YÜREĞİN KANAR
MEĞER CANDAN ÖTE BİR CAN VARMIŞ, O DA EVLÂTMIŞ!
Özlü sözlerden seçmeler
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Allah affeder, ihmal affetmez!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Türkiye’de gençler ‘bugün’ hem Atatürk’ü anacak hem spor hem de bayram yapacaklar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Hava şehitlerini anma günü; âileyi, güçsüzleri, yaşlılar ile birlikte yardıma muhtaç olan çocukları koruma günlerini kutlarken, unuttuklarımız(!)' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BİR VEKİL BİR KUYUYA TAŞ ATTI 40 ASIL ÇIKARAMIYOR! adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dr. Reyda Şıklaroğlu’nun Cumhuriyet Meydanı’ndaki tek kişilik “Kudüs, Gazze ve Türkistan’a özgürlük” nöbeti sürüyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Beyaz melek< olarak adlandırılan ’Tüm hemşîrelerin haftaları kutlu’ Kendileri ve hastaları mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Tüm engellilerin haftaları kutlu kendileri ve âileleri mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kendi annelerimizin günlerini kutlarken annesiz çocukları da çocuksuz anneleri de unutmayalım' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğü Burdur Saden Hatipoğlu Câmii Şerifini kaderiyle baş başa bırakmış durumda' adlı köşe yazısı... Devamı
15 Temmuz hain darbe girişiminde Malatya’da darbecilerin kullandığı zırhlı aracı güvenli bölgeye çeken Mustafa Özbey, o gece polislerle birlikte operasyona katıldığını belirterek, "Vatan için ölüme de vardım" dedi.
Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, 15 Temmuz hain darbe girişiminin yıldönümü programında, "O gece sergilenen direniş, Türk milletinin demokrasiye olan bağlılığını tüm dünyaya göstermiştir" dedi.
Manisa'nın Kula ilçesinde uyuşturucu ile mücadele kapsamında İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından düzenlenen operasyonlarda 7 şüpheli gözaltına alındı.
CHP Bucak İlçe Başkanlığı, Ekrem İmamoğlu ve diğer isimlerin gözaltına alınmasını "sivil darbe" olarak nitelendirerek sert bir açıklama yaptı.
Malatya’da 6 ay süren takip sonucunda büyük birçok suça karışan örgüte darbe vuruldu.
Burdur'un Bucak ilçesinde jandarma ekipleri, 21-25 Ekim 2024 tarihlerinde geniş çaplı narkotik operasyon düzenleyerek çok sayıda uyuşturucu madde ele geçirdi. Altı şüpheli gözaltında. Operasyon detayları için tıklayın.
Yorumlar (0)