
Dayanışma kavramını sistematik bir şekilde ele alan ilk kişi sosyolog Emile Durkheim, “Dayanışma bir topluluğu oluşturan bireylerin ortak duygu, düşünce ve çıkarlar etrafında birbirine karşılıklı bağlanması, destek vermesi, yardımcı olması ve diğerleri’’ demiş ve dayanışmayı sistematik bir şekilde kurumsallaşmasını önermiş…
Ve bir başka sosyolog, “yardımlaşma” kavramı ile birlikte ele alınıp kullanılan ya da değerlendirilen “dayanışma” kavramı kişilerin ya da grupların birbirleriyle olan ilişkilerinde, ortak değerler etrafında birleşerek, iş birliği, ortak tavır ve toplu hareket etmeye bağlı olarak geliştirilen bağlılık duygusudur…’’ derken; bir başka görüşe göre dayanışma ‘bir topluluğu oluşturan gruplar veya sınıflar arasında psikolojik bir birlik duygusu oluşturan duygu, düşünce ve ortak çıkarlarla birbirine karşılıklı olarak bağlanmasıdır. Bir topluluğu oluşturan insanların duygu, düşünce ve ortak değerlerinde birbirlerine karşılıklı bağlanması dayanışma olarak ifade ediliyor ve grup içindeki bireylerin diğer bireylerle olumlu ilişkiye girmesi ile ortaya çıkan duruma da sosyal dayanışmadır…’ denmiş.
Doğuştan, anadan babadan maddî durumları iyi olmayan insanlar, fakir fukaralar ve deprem, sel, kuraklık, yangın, heyelan ve benzer felâket ya afetler nedeniyle yardıma muhtaç olan insanlar sosyal yardımlaşma sayesinde ayakta kalırlar. Ayrıca, insanlar, iyi güzel veya mutlu günlerinde unuttukları dostlarını kötü günlerinde, yani sıkıntıya düştükleri zamanlarda arar ve sorarlar… Bu da ayrı bir değerlendirme konusu!
Hâsılı; ‘birçok şeyimizde olduğu gibi, eğitim sistemimiz içerisinde de önemli değişim sürecinin yaşandığı alanlardan biri de din, bilgisi ve ahlâk kültürü oldu… Toplumun ve bireylerin dîni ihtiyaçlarını karşılayabilmek için din bilgisi ve ahlâk kültürünün yetişmekte olan yeni nesle aktarılması ve toplumum bireylerine din kültürünün yanı sıra yardımlaşma ve dayanışma kültürü de verilmeli!
Hemen her şeyin olduğu gibi, yardımlaşma ve dayanışma kavramları dinimiz İslâm’ın ve Hz. Peygamberin hadisleri ile açıklanabilir. Ve dinimiz İslâm’ın ya da sevgili peygamberimizin de sosyal yardımlaşma ve dayanışmaya verdiği önem âyet ve hadislerle sabit olduğu gibi, bu gereklilik veya uygulama maddi olarak ta manevi olarak ta sosyal müesseselerle ve hayır kurum veya kuruluşlarıyla yaşatılır…
Kısaca dayanışma ve yardımlaşma, toplum içinde yaşayan fertlerin inanç birliktelikleriyle beraber ortak çıkarlarının sağlanması ve korunması demektir!
Merhum Cumhurbaşkanlarımızdan Turgut Özal’ın Başbakanlığı döneminde ve 26 Mayıs 1986 tarihinde kurulan; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde ve Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğüne bağlı olarak Valilikler ile İlçe Kaymakamlıklarına bağlı olarak hizmet veren ki, bugün itibariyle ülke genelendeki sayıları 1000’i geçen Sosyal Yardtımlaşma ve Dayanışma Vakıfları (SYDV), yoksulluk içinde yaşayan veya yardıma muhtaç olan bireylere ve ailelere yardım eden bir kamu kurumu veya kuruluşudur. Ve bu kurum, yani SYDV yoksul ya da yardıma muhtaç olan birey ve ailelerin devletine olan güvenlerini sağladığı veya sağlamlaştırdığı gibi, önceleri, yoksul kişilere en küçük bir maddî, aynî veya nakdî yardımda bulunma gibi fonları ya da imkânları olmayan Valileri de Kaymakamları da rahatlattı… Dolayısıyla da iç barışa katkı sağladı. O nedenle, ben SYDV’nin mûcidi ve kurucusu olan merhum Başbakan ve Cumhurbaşkanlarımızdan Turgut Özal’a rahmet; Vakfın mütevellî heyetlerine ve büyük bir özveri ile çalışan elemanlarına da kolaylıklar, sağlık sıhhat ve afiyetler diliyorum…
Yukarıda da ifâde etmeya çalıştığım gibi, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları (SYDV) devlet bünyesinde ve sürekli sadaka-i câriye görevini yerine getirmekte olan kurumların başında gelir! Ki, sevgili Peygamberimiz bu ve buna benzer vakıf, dernek veya hayır kurumlarını sürekli sevap kaynağı olan amellerden biri olarak tarif ediyor ve “Ademoğlu öldüğü zaman amel defteri kapanır. Ancak üç kişi bundan müstesnâdır. Bunlar kesintisiz sadaka (sadaka-i câriye) yerine geçecek yatırımlar yapanlar, topluma yararlı bir ilim müessesesi (öğrenci yetiştiren, eser yaptıran ve bırakanlar) Ve, ve, ve kendisine devamlı dua edecek hayırlı evlatlar yetiştirenler…’’ diyor! Ve bizim sadaka-i câriye nitelik ve niceliğinde bir malımız, mülkümüz ya da eserimiz yok; ama gıyabımızda bize dua edecek ve ellerinden geldiği ölçüde hayır ve hasenat yapacak evlat ve torunlarımız var elhamdülillah!
Velhâsıl-ı kelâm, hülâsâ-i netice; kayıtlara göre bugün, yani 20 Aralık tarihi “Uluslararası İnsânî Dayanışma Günü’’. Ancak, bırakın uluslararası dayanışmayı veya yardımlaşmayı, bugün insanının yüzde 98-99’u Müslüman olan ülkemiz de bile (istisna kişi, kurum, kuruluş, vakıf ve dernekler hariç) insanlar çok mecbur kalmadıkça veya herhangi bir beklentisi ya da çekintisi olmadıkça anaları babaları, birinci dereceden akrabaları ve kapı komşularıyla dahî dayanışma veya yardımlaşma içinde olmuyorlar… Bu da insanı hem üzüyor hem de geleceğe dair ümitlerini kırıyor!’ diyor, herkese ‘dayanışmalı ve yardımlaşmalı’ saygılar sunuyorum.
İYİLİK VE TAKVÂ (ALLAH’A >c.c< KARŞI GELMEKTEN
SAKINMA) KONUSUNDA YARDIMLAŞIN, AMA GÜNAH
VE DÜŞMANLIK ÜZERE YARDIMLAŞMAYIN! ALLAH’A
KARŞI GELMEKTEN SAKININ. ÇÜNKÜ ALLAH’IN CEZASI
ÇOK ŞİDDETLİDİR. Maide Sûresi, Âyet 2
ALLAH’A (c.c) İBÂDET EDİN VE O’NA HİÇBİR ŞEYİ
ORTAK KOŞMAYIN. ANAYA BABAYA, AKRABAYA
YETİMLERE, YOKSULLARA, UZAK YAKIN KOMŞUYA
YANINIZDAKİ ARKADAŞA, YOLCUYA, ELİNİZİN
ALTINDAKİ KİŞİLERE İYİLİK EDİN. ŞÜPHEHİZ ALLAH
KİBİRLENEN VE ÖVÜNEN KİMSELERİ SEVMEZ Kİ,
BUNLAR CİMRİLİK EDEN, DİĞER İNSANLARA DA
CİMRİLİĞİ EMREDEN VE ALLAH’IN LÜTFUNDAN
KENDİLERİNE VERDİĞİ NÎMETİ GİZLEYEN KİMSEDİR!
BİZ DE O NANKÖRLERE ALÇALTICI BİR AZAP
HAZIRLANMAKTADIR. Nisa Sûresi, Ayet 36-39
İNSANLARIN EN HAYIRLISI, İNSANLARA FAYDALI
OLANDIR. BİR MÜSLÜMAN DİĞER BİR MÜSLÜMANIN
İHTİYACINI GİDERİRSE, ALLAH’DA ONUN İHTİYACINI
GİDERİR… KİM BİR MÜSLÜMAN KARDEŞİNİN
SIKINTISINI GİDERİRSE, ALLAH (c.c)’DA >KIYAMET
GÜNÜNDE< ONUN SIKINTILARINDAN BİRİNİ
GİDERİR… Hz. Muhammed (sav)
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Allah affeder, ihmal affetmez!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Türkiye’de gençler ‘bugün’ hem Atatürk’ü anacak hem spor hem de bayram yapacaklar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Hava şehitlerini anma günü; âileyi, güçsüzleri, yaşlılar ile birlikte yardıma muhtaç olan çocukları koruma günlerini kutlarken, unuttuklarımız(!)' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BİR VEKİL BİR KUYUYA TAŞ ATTI 40 ASIL ÇIKARAMIYOR! adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dr. Reyda Şıklaroğlu’nun Cumhuriyet Meydanı’ndaki tek kişilik “Kudüs, Gazze ve Türkistan’a özgürlük” nöbeti sürüyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Beyaz melek< olarak adlandırılan ’Tüm hemşîrelerin haftaları kutlu’ Kendileri ve hastaları mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Tüm engellilerin haftaları kutlu kendileri ve âileleri mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kendi annelerimizin günlerini kutlarken annesiz çocukları da çocuksuz anneleri de unutmayalım' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğü Burdur Saden Hatipoğlu Câmii Şerifini kaderiyle baş başa bırakmış durumda' adlı köşe yazısı... Devamı
Özel, Genel Merkez önünde kısa bir konuşma sonrası beraberindekilerle TBMM'ye yürüyüşe geçti.
Kararın ardından CHP Genel Merkezi’nde hareketli saatler yaşandı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Burdur İl Başkanlığı, parti gündemindeki tartışmalara ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı.
Burdur’un Ağlasun ilçesine bağlı Hisarköy, bugün anlamlı bir dayanışma örneğine ev sahipliği yaptı.
Burdur’da Karakent ile Kavacık köyü arasında meydana gelen trafik kazasında, kontrolden çıkan otomobil yaklaşık 20 metrelik uçurumdan dere yatağına yuvarlandı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde olduklarını belirten Özel, yaşananları “bir saldırı” olarak nitelendirerek iktidarı ve yargıyı hedef aldı.
Yorumlar (0)