
Benim bugünkü konum ve konuklarım, bir çoğumuzun görmediği, görse bile değer vermediği, önemsemediği, bazılarımızın ise küçümsediği ya da sevgi ve saygı da kusur ettiği çöpçüler, bekçiler, hamal beyler-beyefendiler ve hanımlar-hanımefendiler olacak! Beyefendilere hanımefendileri de ekledim… Çünkü günümüzde (kadın erkek eşitliği adına!) gözbebeğimiz, canımız-cânânımız, daha da önemlisi yurtlarımızın yuvalarımızın, îtibarlarımızın, nâmus ve iffetlerimizin bekçisi durumunda olan kadınlarımız kızlarımız, en güçlü kuvvetli erkeklerin bile yapmakta zorlandıkları işlerde, bazıları da tiksindikleri iş yerlerinde çalıştırılıyor ve beş paralık çiklet reklamlarında dahî kullanılıyorlar maalesef!
Bu kadar girizgâhtan sonra şimdi asıl konuma dönüyor ve ilk yorumumu, çocukluğumuz da veya gençliğimiz ve genelde geceleri, karda kışta, soğukta sıcakta, bayram da seyranda hep sokaklarda gördüğümüz ve sık sık düdüklerini duyduğumuz, dolayısıyla da bazen çekindiğimiz, bazen de sevindiğimiz, genelde de güvendiğimiz çarşı ve mahalle bekçileri (gece bekçileri) için yapmak istiyorum:
Bizler, bekçileri bazen sever, bazen de (çocuk ya da gençlik aklımızla) onlardan korkar veya çekinirdik. Ama hepsine güvenirdik… Çünkü, onlar adı üzerine ‘çarşı ve mahalle bekçileri’ idi ve onların büyük bir kısmı şehir merkezinde, bir kısmı da merkez köylerde doğup büyüdükleri ve uzun süre de mahallelerde görev yaptıkları için kişilerin çoğunu tanırlar; dolayısıyla da bekçiliğini yaptıkları sokaklarda, mahallelerde ve semtlerde kimin hırlı, kimin hırsız olduğunu iyi bilir ve görevlerini ona göre yaparlardı!
Bekçilerin genelini, aylıklarını ve şimdiki çalışma şartlarını, sürelerini, etki ve yetkilerini, sorumluluk veya görev alanlarını çok iyi bilmiyorum… Ama akşam namazı için camiye giderken (ve oturmakta olduğum evin karşısındaki) Şehit Kemal Sunar Polis Merkezi önünde ve toplu olarak gördüğüm mahalle ve çarşı bekçilerinin hepsi birbirinden düzgün fizikli ve temiz kıyafetli, oldukça yakışıklı ayrıca son derece kibar ama aynı zamanda da heybetli birer görevli görüntüsü veriyorlar!
Sevgili bekçileri bu kadar tanıttıktan sonra şimdi de sözü yine birbirinden değerli çöpçülere getirmek istiyorum:
Şöyle ki; bizim ‘çöpçü’ diyerek, bilerek veya bilmeyerek, isteyerek ya da istemeyerek veya farkında olmadan aşağıladığımız temizlik işçileri de bekçiler gibi sevgi ve saygıdeğer insanlardır… Yani, benim bildiğim, gördüğüm ve tanıdığım kadarıyla, bekçiler de çöpçüler de birbirinden değerli, birbirinden kıymetli ve oldukça da kanaatkâr, vefakâr, fedakâr ve cefakâr insanlar… Çünkü, bizler evlerimiz ve iş yerlerimiz de ve kışın sobalı ya da kaloriferli odalarımızda üşürken, yazında klimalı odalarımızın veya arabalarımızın içinde, vantilatörlerimizin karşısında buram buram terlerken; bekçiler ve çöpçüler ‘soğuk demeden, sıcak demeden, gece demeden, gündüz demeden, er ya da geç demeden ve bayram seyran’ demeden, daha doğrusu mesai mevhumu tanımadan görev yerlerine giderek sorumlu oldukları mekânları temizliyor ve koruyorlar… Ki, ‘çöpçüler’ daha doğrusu temizlik işçisi veya görevlisi insanlar sokak ve caddelerimizi süpürüyor-temizliyor ve bizim eldivenlerimizle bile tutmaya ve poşetlerle dahî taşımaya zorlandığımız en kirli ve zararlı, (bakteri ve mikrop yüklü) atıklarımızı çöp bidonlarından, konteynırlarından birer birer toplayıp çöp arabalarına taşıyor ve çöp toplama merkezlerine kadar götürerek boşaltıyorlar!
Bugün devlet başkanından tutun, hizmetçisine varıncaya kadar hemen herkes ‘istisnasız’ kendi bedeninin, işinin ya da eşinin, evinin yerinin, anasının babasının, ninesinin dedesinin, çoluğunun çocuğunun, torununun torbasının temizlikçisi, bekçisi ve hamalıdır! O nedenle kimse çöpçüleri, bekçileri ve hamalları dışlamamalı, küçümsememeli veya hor görmemelidir!
Velhâsıl-ı kelâm; ben temizlik işçisi kardeşlerimizi veya evlatlarımızı ‘çöpçü’ diyerek izah veya tarif etmek zorunda kaldığım için kendilerinden haklarını helâl etmelerini ve beni affetmelerini istirham ediyorum! Bekçileri ise küçümsemek şöyle dursun, düzgün fizikleri, kılık kıyafetleri ve onurlu işleri dolayısıyla ‘kıskanarak’ değil ama, gıpta ederek izlediğimi söyleyebilirim!
Hamallara gelince; eski bir tekvandocu olduğum için olsa gerek, hamalların üçgen vücutlarına, güçlü kuvvetli kaslarına-adalelerine ve kendi kilolarından bir(kaç) kat daha ağır eşyaları bile en uzak noktalara veya nakliye araçlarına taşıdıklarını görüyor onlara da hayran oluyorum.
Hülâsâ-i netice; Cenab-ı Hakk insanları eşit yaramamış ki, birbirlerine hizmet etsinler! Değilse ve herkesi her bakımdan eşit yaratsa idi, kim kime hizmet ederdi ki?
İşte ben bu ve bu gibi nedenlerden dolayı, herkes bünyesine-yapısına, istidâdına, kısaca fıtratına uygun işler de çalışacak ki, hizmetler yürüsün, işler aksamasın ve görevler kötüye kullanılmasın!’ diyor, herkese saygılar, ‘hak edenlere’ sevgiler sunuyorum.
MAĞRUR OLMA PADİŞAHIM! SENDEN BÜYÜK
ALLAH (c.c) VAR! Bazı Osmanlı padişahlarının,
tören görevlilerine’ camiye giderken söylettikleri söz!
BİR İNSANI, BİR HALKI KÜÇÜMSEMEK, ONLARI
İNSANDAN SAYMAMAK, İNSANI ÖLDÜRMEKTEN
DAHA BETERDİR. Yaşar Kemâl
İNSANLAR AŞAĞILANAMAZ, AŞAĞILANMA
İÇİMİZDEDİR! Simone Weil
EĞER BİZ BAŞKALARINI AŞAĞI GÖRMESEYDİK,
BAŞKALARININ DA BİZE YÜKSEKTEK BAKMALARINDAN
YAKINMAZDIK! La Rochefaucauld
İNSANLARIN EN KÖTÜSÜ, EN FAZLA KABUĞUNA
ÇEKİLENDİR. EN İYİSİ DE SEVGİLERİNİ EŞİTÇE VE
HERKESLE PAYLAŞANDIR. Jen J. Rousseau
İNSANLAR DOĞUŞTAN EŞİTTİRLER! AMA BUNU
SONUNA KADAR SÜRDÜREMEZLER! Montesquieu
BAŞKALARINI ÇİĞNEYEREK YÜRÜMEK İSTERSENİZ
MUHAKKAK Kİ YUVARLANIRSINIZ. VE BAŞKALARINI
HOR GÖREN GİMSELER, O BAŞKALARINDAN
DAHA FAZLA KENDİLERİNİ ALÇALTMIŞ OLURLAR!
H.N Casson
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Allah affeder, ihmal affetmez!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Türkiye’de gençler ‘bugün’ hem Atatürk’ü anacak hem spor hem de bayram yapacaklar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Hava şehitlerini anma günü; âileyi, güçsüzleri, yaşlılar ile birlikte yardıma muhtaç olan çocukları koruma günlerini kutlarken, unuttuklarımız(!)' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BİR VEKİL BİR KUYUYA TAŞ ATTI 40 ASIL ÇIKARAMIYOR! adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dr. Reyda Şıklaroğlu’nun Cumhuriyet Meydanı’ndaki tek kişilik “Kudüs, Gazze ve Türkistan’a özgürlük” nöbeti sürüyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Beyaz melek< olarak adlandırılan ’Tüm hemşîrelerin haftaları kutlu’ Kendileri ve hastaları mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Tüm engellilerin haftaları kutlu kendileri ve âileleri mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kendi annelerimizin günlerini kutlarken annesiz çocukları da çocuksuz anneleri de unutmayalım' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğü Burdur Saden Hatipoğlu Câmii Şerifini kaderiyle baş başa bırakmış durumda' adlı köşe yazısı... Devamı
Elazığ’da bir temizlik işçisinin çöpte bulduğu gitarı, çöp arabasının arkasında 'Rock yıldızı' edasıyla çalması kameralara yansıdı. O anlar, görüntüleri izleyenlerin yüzünde tebessüm oluşturdu.
Batman’ın Sason ve Kozluk çaylarında nesli tükenme tehlikesi altında olan ’Batman Bantlı Çöpçü Balığı’ için çaylarda hayalet ağ temizliği yapıldı.
Özel, Genel Merkez önünde kısa bir konuşma sonrası beraberindekilerle TBMM'ye yürüyüşe geçti.
Kararın ardından CHP Genel Merkezi’nde hareketli saatler yaşandı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Burdur İl Başkanlığı, parti gündemindeki tartışmalara ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı.
Burdur’un Ağlasun ilçesine bağlı Hisarköy, bugün anlamlı bir dayanışma örneğine ev sahipliği yaptı.
Yorumlar (0)