
Ülkemiz de öyle sık gündem değişiyor-değiştiriliyor ve öyle irili ufaklı, hattâ öyle gereksiz şeyler, yani incir kabuğunu doldurmayacak kadar küçük ve lüzumsuz şeyler, rivâyetler, söylentiler, dedikodular gündem oluşturuyor ve öyle uzun süre gündem de tutuluyor ki; bu oluşturulan lüzumlu lüzumlu şeyler de ister istemez Ülkemizin Cumhurbaşkanından tutun mahalle bekçisine, üniversitedeki profesörden tutun dağ başındaki çobana varıncaya kadar hemen herkesi meşgul ediyor… Dolayısıyla da insanımızın ve yöneticilerimizin enerjileri hebaen mensur ediliyor…
Ve bence bir dönem, hattâ uzun bir süre gereksiz ya da gereğinden fazla oluşturulan ve gündemde tutulan gündemlerden biri de şu anki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın diploması idi!
Yani, Erdoğan’ın üniversite diplomasının varlığı yokluğu ya da yetersizliği vesairesi üzerinden oluşturulan ve uzun süre gündem de tutulanın spekülasyonların bir benzeri de şimdi CHP’nin gönlünde yatan Cumhurbaşkanı adayı, İBB’nin hapisteki Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diploması üzerinden yapılıyor! Oysa iltifatın kürke olmaması gerektiği gibi, marifet de herhangi bir okuldan (ki, bu okul ülkenin en ünlü şanlı okulundan) alınmış olsa bile marifet yüksek lisansta veya diploma da hattâ salt ehliyette değil, liyâkatte olduğu, mârifetin de iltifâta tabi olduğu-olması gerektiği unutulmamalıdır!
Demem o ki, 3 etrafı denizlerle çevrili olan ve çevresi ateş çemberine dönüştürülen büyük bir ülkeyi yönetmeye talip olan bir Cumhurbaşkanı adayının elbette bir(kaç) üniversite bitirmiş olması iyidir. Ancak, bu şart ya da kural, ‘olmazsa olmaz’ bir belge olmamalıdır! Ve bence, Ekrem İmamoğlu’nun diplomasından önce O’nu tutuklayacak-tutuklattıracak kadar bir suç işleyip işlemediği anlaşılmaya çalışılmalı ve mahkemelerin verecekleri kararlar beklemelidir!
Son durumu bilmiyorum ve doğrumu dur, değil midir ve bugüne kadar ilkokul mezunu bir kişi Vali yapılmış mıdır yapılmamış mıdır bilmiyorum; ama 1982 Anayasasına göre, Valilik istisnai bir memuriyet kabul edildiği için Türkiye de Vali olmak için ilkokul mezunu olmak yetiyordu. Yani, istediği kadar büyük olsun ya da ne kadar kozmopolit veya yönetimi zor bir yapıya sahip olursa olsun, bir köye veya mahalleye muhtar olabilmek için okuryazar olmak yeterken; Türkiye’nin en büyük kentine, meselâ İzmir, İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlere ilkokul mezunu olan bir kişi Vali, Belediye Başkanı, TBMM’nin başına (Ali Rıza Septioğlu örneğinde olduğu gibi!) Meclis Başkanı, (Bülent Ecevit örneğinde olduğu gibi) bir partinin genel başkanı ve aralarında profesörlerin bakan olduğu bir hükümetin başı-başbakanı, yani Türkiye Cumhuriyeti Devletinin başbakanı-hükümet başkanı olabildiğine göre ki; bence ve bilhassa günümüzde tahsil ya da diploma eskisi kadar önemli değil!’ diye düşünüyorum. Çünkü, bugün 70-80 yaşındaki bir kişi nasıl Kur’an-ı Kerimdeki 114 sureyi, 6666 ya da 6236 ayeti kerimeyi ve 30 cüzü ezberleyip hafız olabiliyor; bazı insanlar yine 60-70’inden sonra nasıl ilkokulu, ortaokulu, liseyi, hattâ bir üniversiteyi bitirebiliyorlarsa; dağdaki çobanlar dahî akıllı telefon ve internet kullanabiliyor, dolayısıyla da oldukça geniş bir genel kültüre ve yeterli bilgi ve beceriye sahip olabiliyorsa; herhangi bir ilk ya da orta okulu veya liseyi bitirmiş olan (ve istisna bile olsa diğer şartları uyan) bir kişi de Cumhurbaşkanı adayı olabilmeli ve seçilmesi hâline Cumhurbaşkanı olabilmeli!
Meselâ, bir kişinin herhangi bir aracı kullanması için ehliyet şartı aranır ve bu da doğrudur. Ancak araçları bir şekilde alınmış ehliyetler değil, kendisini iyi yetiştirmiş, geliştirmiş olan sürücüler-ustalar (daha iyi) kullanırlar…
Uzun lâfın kısası, meselenin hülâsâsı; evet biz yaratılmışlar, yaratılanların kalplerini, gönüllerinden geçirdikleri iyi ya da kötü şeyleri, olumlu veya olumsuz düşünceleri bilmeyiz-bilemeyiz… O nedenle biz kişilerin yaptıkları iyi kötü icraatlarına ve yapabilme istidatlarına-kabiliyetlerine bakarak bir kanaate varır ve ona göre bir değerlendirme yaparız… O nedenle, ben de Erdoğan’ın diploması üzerinden yapılan spekülasyonların bir benzerinin İmamoğlu’nun diploması üzerinden yapılmamalı! Ve bir zamanlar, ‘ülkemizi, illerimizi, ilçelerimizi yöneten bazı yüksek diplomalı yöneticilerin ülkemizi, illerimizi ve ilçelerimizi hiçte iyi yönetmedikleri unutulmamalı! Ve Cumhurbaşkanlarının kerâmetleri diplomalarından menkul olmamalı!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
İŞ EHLİNE VERİLMEZSE, KIYÂMET YAKLAŞMIŞ
DEMEKTİR! Hz. Muhammed (sav)
EĞER BEN İŞİMİ EN İYİ BİLENE DEĞİL DE,
EN SEVDİĞİME YAPTIRSAYDIM, İSTANBUL’U
FETHEDEMEZDİM… Fatih Sultan Mehmed
KAPTANI USTA OLMAYAN GEMİYE
HER RÜZGÂR KÖTÜDÜR! George Herber
YERYÜZÜNDE GÜN IŞIĞINA LÂYIK OLMAYAN
NİCE İNSANLAR VARDIR; AMA GÜNEŞ HERGÜN
YİNE DE DOĞAR! Seneca
2026
Taceddin Akbaş'ın “Yunanlar, Ülkelerini kadın askerlerle savunacaklarmış” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Turis geldiler tırıs gittiler” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Pandemi balonunu şişirenler de Kovid yalanını köpürtenlerde mutlaka yargılanmalılar!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “TOKİ Konut kuralarında Hac kura yöntemi uygulamalı!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler insan olamazalar (O nedenle görüldükleri yerde itlaf edilmeliler)” adlı köşe yazısı.. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bendeniz 'her yıl olduğu gibi' bu yılki 'Babalar Günü'nün de en mutlu babalarından biriyim !' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Çürümüş, kana ve gözyaşına bulaşmış dünyanın kupasını alsan n’olur almasan n’olur!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Cumhuriyete kadınlar değil kongar gibi cumhuriyetçiler kıyıyor ve zarar veriyorlar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bugün hicrî 1447 yılına ‘elvedâ’ 1448 yılına ‘merhabâ’ diyeceğiz' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vatandaş ‘Mutlak Butlan’dan çok ‘mutfak butlanına’ bakıyor!' adlı köşe yazısı... Devamı
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Katar Emiri'nin vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendiğini belirterek, Şeyh Hamed bin Halife Al Sani'nin Türkiye ile Katar arasındaki dostluk ve iş birliğinin güçlenmesinde önemli rol üstlendiğini ifade etti.
Erdoğan, Ankara'da gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi'nin Türkiye açısından tarihi bir başarı olduğunu belirterek, zirvenin ülkenin diplomatik gücünü bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.
Törende konuşan Erdoğan, 125'i dost ve kardeş ülkelerden gelen askeri personel olmak üzere toplam 301 subayın mezuniyet sevincini paylaştıklarını belirterek, kurmaylık eğitimini tamamlayan tüm subayları tebrik etti.
Avrupa Parlamentosu (AP), 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'na ilişkin kabul ettiği kararla Türkiye'nin tepkisini çekti. Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik iddiaların yer aldığı kararın ardından Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik peş peşe açıklamalarda bulunarak kararı sert sözlerle eleştirdi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Kurmay Subaylar Mezuniyet Töreni'nde yaptığı konuşmada, mezun olan kurmay subayları tebrik ederek Türk Silahlı Kuvvetleri'nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, değişen güvenlik ortamına dikkat çekerek yapay zekâ, insansız sistemler ve siber tehditlerin modern savaşların seyrini belirlediğini söyledi.
Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi'nde yaptığı değerlendirmede İran ile ateşkes sürecinin sona erdiğini öne sürmüş, İranlı liderleri hedef alan sert ifadeler kullanmıştı. Pezeşkiyan'ın açıklamaları, iki ülke arasındaki söz düellosunun diplomatik gerilimi daha da artırabileceği yönünde değerlendirmelere neden oldu.
Yorumlar (0)