
Bir çoğumuzun gördüğü, bildiği ya da duyduğu ve acı acı hatırladığı gibi, Ülkemiz 6 Şubat 2023 tarihinde ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 7,7 ve birbirine yakın şiddet de bir (kaç) deprem yaşadı ve bu deprem 11 ilimizde 10 binlerce kişinin ölmesine, yaralanmasına ve bir o kadar insanın da evsiz yersiz, yurtsuz ve işsiz güçsüz kalasına neden oldu… Ancak, benim bugünkü konum Güneydoğu Anadolu depremi değil, 17 Ağustos 1999 da yaşanan ‘Marmara Depremi’ olacak… O nedenle ben daha yazımın başında, nerede ve nasıl olursa olsun depremler de hayatını kaybeden tüm Müslümanlara Cena-ı Hakk’tan ganî ganî rahmetler, yaralılara da âcil ve kalıcı şifalar diliyorum… Ve şimdi de sözü 17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan ve aradan 23 yıl geçmiş olmasına rağmen acıları unutulamayan-unutulamayan Marmara Depremine getirmek istiyorum:
Bilindiği gibi, Ülkemizin en büyük ili ve büyük bir sanayi Kenti olan ve o sırada bîkâr (bekar) olduğu için tek başına yaşayan büyük oğlumuz M. Akif’inde bulunduğu Metropol Kenti İstanbul büyük bir depremle sarsıldı, yandı yıkıldı maalesef!
Şöyle ki; 17 Ağustos 1999 tarihinde, İstanbul’da ve gece yarısı saatler 03.02’yi gösterdiği sırada ve 7,4 şiddetinde bir deprem oldu ve bu deprem de 66 bin 447 konut ve 10 bin 901 iş yeri yıkıldı! 285 bin 211 konut ve 42 bin 902 işyeri az ya da çok ama mutlaka hasar gördü! Ve hepsinden önemlisi, (bilindiği kadarıyla!..) 17 bin 450 vatandaşımız hayatını kaybetti! 43 bin 953 vatandaşımız da yaralandı ve 200 bin civarında bir vatandaşımız evsiz yersiz kaldı!
Sismologlar-deprem uzmanları, depremlerin verdiği hasarları değerlendirirken, (Deprem öldürmez, yapılar öldürür!) diyorlar. Sebepler dairesinde tabii ki doğru söylüyorlar! Çünkü, zemin etüdü iyi ya da hiç yapılmayan, yapılsa bile baştan savulan, ayrıca mühendisler, etkili ve yetkili teknisyenlerce sıkı denetlenmeyen-kontrolü yapılmayan; usta ve ameleler tarafından yeterli hassasiyet gösterilmeden ve kalitesiz malzeme kullanılarak yapılan binalar elbette deprem ve benzer âfetlere dayanamaz ve hafif bir sallantı ya da sarsıntı da veya benzer bir durum da yıkılırlar! Dolayısıyla da insanların ölümlerine ya da yaralanmalarına ve evsiz yersiz kalmalarına neden olurlar!
Bu kadar girizgâhtan sonra şimdi işin özüne dönüyor ve sözü (muhafazanAlla) Ülkemiz de bölgemiz de ve ilimiz de meydana gelebilecek bir depremin vereceği maddî mânevî zararlara getirmek istiyorum:
Hemen herkesin bildiği gibi, Ülkemizin büyük bir bölümü, İlimizin ise tamamı birinci derecede deprem kuşağı üzerinde bulunuyor maalesef! Ki, 3 Ekim 1914 tarihinde ve 7, 0 şiddetinde meydana gele deprem de 4 binden fazla hemşerimiz hayatını kaybettiği ve 17 bin binanın yıkıldığı gibi; 12 Mayıs 1971 tarihinde ve 6,2 şiddetinde meydana gelen depremde de 57 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmış ve 3 bin 227 bina hasar görmüştü! Ki, ben 1971 depreminde Konya da olduğum için depreme dair bir yaşanmışlığım ve yeterli bilgim yok, ama duyduklarım ve hissettiklerim var… Ancak, 17 Ağustos 1999 tarihinde ve gecenin 03,2,0’sinde meydana gelen Marmara Depremi sırasında diğer akraba, eş ve dostlarımız ayrı, büyük oğlumuz ve ilk göz ağrımız, canımız ciğerimiz Mehmed Akif’imiz de TSE’nin Gebze’deki Merkez Yerleşkesinde çalışıyordu… Ve o deprem Marmara Bölgesi’nde meydana gelse de bizim bölgemizde de hissedilmiş ve biz de o depremde büyük bir panik ve korku yaşamıştık! Şükürler olsun ki, oğlumuzun kaldığı apartmanda ciddi bir hasar meydana gelmemişti ama, binlerce bina yıkılmış ve binlerce insanımız ya canından ya da malından olmuştu!
Uzun lâfın kısası, meselenin hülâsâsı; büyüklü küçükle depremler ülkemizin ve ilimizin bir gerçeği maalesef. Ve uzmanlar, ülkemiz de ve ilimizde her an bir deprem olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtiyor ve gerekli tedbirlerin alınmasını istiyorlar… Ancak, insan sayısı 90 milyona yaklaşan, bina sayısı ise 30 milyonu geçen ve de bir çoğu 1999 depreminden önce, yani Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe girmiş olan deprem yönetmeliğinden önce yapılmış olan binaları yıkıp yerine yenilerini yapmak kolay bir şey değil… Ki, bizim eski mahallemizdeki ve ata yadigarı evimizin beton duvarları çatladığı ve küçük bir sarsıntıda yıkılma riski taşıdığı için, Ocak 2025’den itibaren kiraya çıktık… Ancak, şu anda kirada oturmakta olduğumuz konutlarda oldukça eski olduğu, yani yeni deprem yönetmeliği yürürlüğe girmeden önce yapıldığı için muhtemel bir deprem korkusu ile yaşıyor ve huzursuz oluyoruz! O nedenle, Türkiye genelini bilmiyorum, ama ilimiz de inkıtaa uğratılan Kentsel Dönüşüm Projesi bugünden tezi yok hayata geçirilmeli, uygulanmaya konulmalı ve insanların tedbirsizlik, hattâ sorumsuzluk nedeniyle canlarından mallarından olmalarının önüne geçilmeli!’ diyor, herkese ‘depremsiz, âfetsiz ve felâketsiz’ saygılar sunuyorum.
AKIL SONRADAN AH ÇEKMEK İÇİN DEĞİL
DÜŞÜNÜP TEDBİR ALMAK İÇİNDİR..!
Hz. Mevlânâ
AKILLILIK DERSEN TEDBİR GİBİSİ; ASÂLET
DERSEN GÜZEL HUY GİBİSİ VE ZENGİNLİK
DERSEN KANAAT GİBİSİ YOK!
Beydaba
TEDBİR DAİMA BİLGELİĞİN ARACIDIR!
Patrick Rothfuss
EN İYİ ZIRH HEDEFTEN UZAK DURMAKTIR
Horace
2026
Taceddin Akbaş'ın “Yunanlar, Ülkelerini kadın askerlerle savunacaklarmış” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Turis geldiler tırıs gittiler” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Pandemi balonunu şişirenler de Kovid yalanını köpürtenlerde mutlaka yargılanmalılar!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “TOKİ Konut kuralarında Hac kura yöntemi uygulamalı!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler insan olamazalar (O nedenle görüldükleri yerde itlaf edilmeliler)” adlı köşe yazısı.. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bendeniz 'her yıl olduğu gibi' bu yılki 'Babalar Günü'nün de en mutlu babalarından biriyim !' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Çürümüş, kana ve gözyaşına bulaşmış dünyanın kupasını alsan n’olur almasan n’olur!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Cumhuriyete kadınlar değil kongar gibi cumhuriyetçiler kıyıyor ve zarar veriyorlar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bugün hicrî 1447 yılına ‘elvedâ’ 1448 yılına ‘merhabâ’ diyeceğiz' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vatandaş ‘Mutlak Butlan’dan çok ‘mutfak butlanına’ bakıyor!' adlı köşe yazısı... Devamı
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Karşıyaka’da mikrobölgeleme ve yapı envanteri çalışmalarını tamamladı. 27 mahallede yaklaşık 23 bin bina tek tek incelenirken, yerin 400 metre altına inen sondajlarla deprem riskini ortaya koyacak kritik veriler toplandı.
Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde 2025'te üç ay arayla meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki iki depremi inceleyen uluslararası araştırma, depremlerin tek bir fay kırığı boyunca değil, birbirleriyle bağlantılı çok sayıda fay segmentinden oluşan karmaşık bir sistem içerisinde geliştiğini ortaya koydu.
Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesine bağlı Savran Köyü'nde yapımı tamamlanan kalıcı deprem konutlarının anahtar teslim töreni düzenlendi.
Venezuela’da peş peşe meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremlerin ardından olağanüstü hal ilan edildi.
Fiji adalarının güneyinde 4.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. USGS tarafından açıklanan verilere göre sarsıntı Pasifik Okyanusu'nda kaydedildi.
Marmara Denizi'nde olası büyük deprem senaryolarını inceleyen yeni araştırmada 100'den fazla modelleme değerlendirildi. Çalışmada deprem büyüklüğüne ilişkin dikkat çeken sonuçlar ortaya çıkarken, bazı ilçelerde sarsıntının daha güçlü hissedilebileceği belirtildi.
Yorumlar (0)