
Yaşı güneş takvimine göre 85’ i, ay takvimine göre ise 87 küsuru bulan, yâni akıl yaşını bilmiyor veya kestiremiyorum; amma velâkin, asıl yaşı 90’ına merdiven dayamış, dolayısıyla da bir ayağı çukur da olduğunu ve 22 yıl Hürriyet Gazetesi’nde, 20 yıldır da Sözcü Gazetesi’nde yazılar yazdığını ve genelde dinle-diyânetle, özelde de dindarlarla uğraştığını bildiğim Emin Çölaşan; en son gazetesi Sözcü’deki ve 20 Şubat 2026 tarihli ve (Ramazan Davulu) başlıklı yazısında, ramazan davulcuları için hem ‘’Korkunç bir olay…” hem de ‘’Bir Türkiye gerçeği’’ diyerek davulculara da davulu çaldıranlara da vermiş veriştirmiş!
Bay Çölaşan mâlûm yazısında, ‘’Doğrusunu isterseniz ben oruç tutmam. Dinimize saygım sonsuzdur ama sahura kalkmam… O gece yorgun argın yatmışım. Saati bilmiyorum ama hava karanlık. Bir anda büyük bir patırtıyla uyandım. Ramazan davulu… Bu adamlar ya da onları sevk edenler herhalde bir şeyin farkında değildi. Çevredeki bütün insanlar, bütün çocuklar ve bütün aileler o davul sesiyle birlikte uyanmış ve küfrediyorlardı…’’ demiş.
Mâlûm yazısında ramazan davulcularını ‘karanlık suratlı herifler’ olarak niteleyen ve bahşiş vermemeniz hâlinde kendinize veya evinize zarar verebileceklerini paranoya yapıp iddia eden Emin Çölaşan; davulcuların yayan değil araçla görev yaptıklarını, (yani, davulcuların konutların önünden hızlı bir şekilde geçmelerine rağmen) mahalleliyi rahatsız ettiklerini de öne sürmüş ve ‘’Çevredeki bütün hastalar, bütün çocuklar ve bütün aileler o davul sesleriyle birlikte uyanmış ve küfrediyorlardı…’’ demiş!
Kısacası; Emin Çölaşan ‘bütün hastaların, bütün çocukların ve bütün ailelerin davulculara küfrettiklerini’ iddia etmiş! Ama bütün olmayan, yani yarım olan hastaları, çocukları ve aileleri unutmuş! Ki, ben şahsen, genelde davulculara, özelde de ramazan davulcularına kızmadığım, asla ve kat’a küfretmediğim gibi, tam tersine onları seviyorum ve az ya da çok ama mutlaka bahşişlerini çocuklarımla veya torunlarımla gönderiyor, kendilerine teşekkür ediyor ve bize olan haklarını helâl etmelerini istiyorum. Çünkü onlar inananları, oruç tutanları hattâ tutmayan veya tutamayanları bile sahura kaldırmanın ve sahurun bereketinden ya da mânevî atmosferinden istifade ettirmenin yanında bizim dînî, millî veya yerli bir geleneğimizi, töremizi yaşatıyorlar! Ki Çölaşan’ın ve benzer düşünceye sahip olan kişilerin çocuklarını ya da torunlarını bilmiyorum, ama bizimkilerin ramazan davulcularını görmek ve mânilerini dinlemek, hattâ bahşişlerini vermek için kapı ya da pencere önünde ve dakikalarca beklediklerini biliyorum!
Çölaşan, davulcularla yaptığı hayâlî veya mayalı konuşmayı da şu şekilde özetlemiş:
“Kapı zili çaldı, ‘Selâmünaleyküm ben sizin ramazan davulcunuzum.’ ‘’Buyur kardeşim..!’’ deyince de o davulcu bana ‘Her gece size hizmet verdik, sahura uyandırdık’ “Karanlık suratlı herifler kapıya iki veya üç kişi olarak dayanmış durum da. Belli ki para istiyorlar. İstersen verme!.. Vermesen ne olur? Belki sana veya evine zarar verebilirler…” demiş!
Bendeniz de ‘insan ister Müslim olsun ister gayri müslim, kimse davulculara ‘adı üzerine bahşiş olan bir parayı’ vermek zorunda olmadığı gibi; bir günlük, hattâ yarım günlük sigara veya çay kahve parasını ‘ve yılda bir kez’ davulculara verseler n’olur?’ diye sorarım! Ki, ben mücrim, 63 yıldır Burdur merkez de yaşar ve oruç tutarım, bunun içinde sahura kalkarım, amma velâkin, bugüne kadar bir tane bile kararlık suratlı davulcu görmediğim, kimsenin kapısını penceresini zorladıklarını ve kimseye zarar verdiklerini de görmediğim duymadığım gibi; Çölaşan’ın yaşadığı İstanbul’da veya mahalle de bile böyle bir şeyin vukuu bulduğu haberine rastlamadım! O nedenle ben ‘Çölaşan’ın asıl maksadının davulcular değil, sahurun ruhu, mânevî havası-atmosferi ve oruç için sahura kalkan Müslümanların inançları’ olduğunu düşünüyorum…
Velhâsıl-ı kelâm; bay Çölaşan’ın varsa eğer, evlatlarının veya torunlarının konu hakkında ne düşündüklerini bilmiyorum ama; bizim evlâtlarımız ve torunlarımız da yıllardır İstanbul’lar da yaşıyorlar ve biz arada bir de olsa onların yanlarına gider ve evlerinde yerlerinde misafir oluruz… Ve sabahın erken saatlerinde ekmekçiler, simitçiler, sütçüler, bozacılar, temizlik işçileri ve benzer çalışanların sesleri bizim de uykumuzu böler! Ancak, biz hiçbirine sövüp saymadığımız gibi, tamamına kolaylıklar diler, teşekkür ve dua bile ederiz…
Hülâsâ-i netice; Müslümanlar (aslında ‘emri bil mâruf nehyi anil münker .. yapmak gibi bir mecburiyetleri ya da görevleri olduğu halde) günümüz de kimsenin içkisine, kumarına, vesairesine ses çıkarmadıkları halde; Çölaşan gibi bîoruçların.., sahur davulcularını karanlık suratlı herifler, yani teröristler gibi görüp göstermesi iftira ya da bühtandan başka bir şey değildir!’ diyor, herkese ‘ramazan davullu’ saygılar sunuyorum.
DAVUL ÇALAR GÜMBÜR GÜMBÜR UYANSIN EV HALKI BİR BİR, ORUÇ TUTMAK FARZ EY MÛMİN
ŞİMDİ SAHUR VAKTİ GELİR…
BESMELEYLE ÇIKTIM YOLA,
SELÂM VERDİM SAĞA SOLA
EY BENİM GÜZEL DOSTLARIM
SAHURUNUZ MÜBÂREK OLA!
DAVUL SESİ ÇINLASIN, GECEMİZE NUR KONSUN
SOFRALARDA BEREKET, DUALARLA DOLSUN…
SAHUR GELDİ DAYANDI, TÜM MÛMİNLER UYANDI
BUGÜN HAVA PEK SOĞUK, UYANAMAYANLAR YANDI!
Sahur davulcularının mânilerinden seçmeler
2026
Taceddin Akbaş'ın “Yunanlar, Ülkelerini kadın askerlerle savunacaklarmış” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Turis geldiler tırıs gittiler” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Pandemi balonunu şişirenler de Kovid yalanını köpürtenlerde mutlaka yargılanmalılar!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “TOKİ Konut kuralarında Hac kura yöntemi uygulamalı!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler insan olamazalar (O nedenle görüldükleri yerde itlaf edilmeliler)” adlı köşe yazısı.. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bendeniz 'her yıl olduğu gibi' bu yılki 'Babalar Günü'nün de en mutlu babalarından biriyim !' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Çürümüş, kana ve gözyaşına bulaşmış dünyanın kupasını alsan n’olur almasan n’olur!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Cumhuriyete kadınlar değil kongar gibi cumhuriyetçiler kıyıyor ve zarar veriyorlar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bugün hicrî 1447 yılına ‘elvedâ’ 1448 yılına ‘merhabâ’ diyeceğiz' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vatandaş ‘Mutlak Butlan’dan çok ‘mutfak butlanına’ bakıyor!' adlı köşe yazısı... Devamı
Afyonkarahisar’da bir kişinin ölümü, bir kişinin ise yaralanmasıyla sonuçlanan dolmuş durağındaki kanlı kavganın ardından polis ekipleri adeta nefes kesen bir operasyon düzenledi.. Dehşete düşüren kavganın sebebi ise herkesi şoke etti
Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesine bağlı Çatallı köyü kavşağında iki aracın çarpışması sonucu feci bir kaza meydana geldi. Can pazarının yaşandığı kazada 2'si çocuk olmak üzere toplam 7 kişi yaralanırken, olay yerine çok sayıda acil servis ekibi sevk edildi.
Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde 5 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen Yunt Yaylası Şenliği'nde talihsiz bir kaza yaşandı. Şenlik alanında düşerek ayağı çıkan kadın için bölgede görevli jandarma ekipleri adeta zamanla yarıştı. Genç kadın, jandarma devriye aracıyla hastaneye yetiştirildi.
15 Temmuz hain darbe girişiminin yıldönümü öncesinde FETÖ/PDY terör örgütüne yönelik dev bir operasyon gerçekleştirildi. İl Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde 81 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda, detaylar haberimizde
Aksaray'da 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü elektrik kesintisi var mı? Aksaray'da elektrikler kesilecek mi? Aksaray'da yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Niğde'de 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü elektrik kesintisi var mı? Niğde'de elektrikler kesilecek mi? Niğde'de yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Yorumlar (0)