
28 Şubat Pismodern Darbesi’nin amasız mamasız, ancaksız, fakatsız velâkinsiz destekleyici gazetecilerden, hattâ ‘apoletsiz paşa’ olarak tabir edilen gazetecilerden biri olan Ertuğrul Özkök; bir ayağı çukurda olmasına, yani asıl yaşı belki daha fazla ama kafa koçanına göre yaşı 80’ine merdiven dayamış olmasına rağmen; 28 Şubat aşkı yeniden depreşmiş olmalı ki, bu aşkını 24 Eylül 2025 tarihli ve 10 Haber isimli köşesinde tazelemiş ve aşkını dosta düşmana îlân etmiş!
Ve ben çok izlemedim ama izleyen dostlarımın bildirdiklerine göre geçtiğimiz sezon yayınlanan ve halk tarafından yoğun eleştiri alan ahlâk dışı sahne veya Milletimizin genel yapısına uymayan konuları bu yıl gözden geçiren ve ufak tüfek düzenlemeler-düzeltmeler yapan Kızılcık Şerbeti’nin yapımcılarını yerden yere vurmuş…
Yani, müstehcen fotoğraf ve cinsellik içerikli konularla yıllarca milletin ve bilhassa gençliğin cinsel arzularını kamçılayan, dürtülerini tahrik eden bir gazetenin 20 yıl genel yayın yönetmenliğini yapan Ertuğrul Özkök’ün kendisi Bulgaristan göçmeni bir ailenin evladı ve İzmir Namık Kemal Lisesini bitirdikten sonra Üniversite eğitimini Paris’te tamamlamış olan bir gazeteci. Ve Özkök’ün 20 yıl boyunca genel yayın yönetmenliğini yaptığı gazetesindeki 28 Şubat Postmodern destekçisi yayınlar ayrı, Türkiye’nin sözde modernleşmesini, küreselleşmesini desteklemekle ve kadın haklarını güya savunmakla tanınır ve ‘’Ben Tanrıya inanıyorum ama dindar değilim…’’ dediği gibi, kendisini, tanımladığı sosyolojik bir grup olan Beyaz Türk olarak tanıtmaya çalışmış olan bir gazeteci.
Yani, Özkök kendisini kadın hakları savunucu olarak tanımlamış ama, asil ve necip milletimizin tertemiz oylarıyla Milletvekili seçilen Merve Kavakçı Hanımefendi’nin TBMM Genel Kurulu’nda yapılmakta olan yemin törenine ‘başörtülü olarak’ girmesine şiddetle karşı çıkmış olan ‘güya’ bir kadın hakları savunucusu!
1999 da genel yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını yürüttü sıradaki gazetedeki köşesinde “Ecevit o gece ne kurtardı?’’ başlıklı yazısında ‘’Ecevit İspanya Parlamentosunu işgal eden askerlere karşı duran o parlamento başkanı gibidir. Yani, Merve Kavakçı’yı ‘başörtülü olduğu’ için Parlamento da yemin ettirmeyen ve Meclis dışına attıran Ecevit için “O parlamentoyu işgal eden bir ideolojinin karşısında durdu. Tarih, o gerçekçi konuşmayla Türkiye de nelerin engellendiğini ve Ecevit’in oradaki azarlayıcı konuşmasının ne kadar tarihi bir önem taşıdığını yazacaktır. Merve Hanım’ın, çocuklarını okulda o küçük öğrencilerin aldığı dersler, ona sınırlarını bildirme sürecinin ilik işaretleridir…!’’
Kızılcık Dizisinde yapılan birazcık ahlâki düzelmeyi-düzenlemeyi Zeki Alasya’nın Kabere’deki Yasaklar oyunu ile kıyaslayan Özkök, Başkan Erdoğan’a da gönderme yaparak ‘Artık temsil ettiğiniz rejim bu ülke de çoğunlukta değil. Son seçimde ikinci parti oldunuz. Temsil ettiğiniz zihniyet, kendi kafanıza göre koyduğunuz ahlâk ölçüleri sanmayın ki herkesin ölçüsü…”
Sanmayın ki siz, hayata, sinemaya dizilere sakalınızın arkasına siperlenip bakıyorsunuz diye herkes öyle bakıyor. Siz hiç merak etmeyin. Bu ülkenin en az sizin kadar ahlâklı insanları Kızılcık Şerbeti’ni, Yasak Elma’yı, Sadakatsız’ı büyük bir keyifle izliyor. Gündüzleri de kadın programlarını seyrediyor. Çünkü onlar, şuuru gerçekle kurguyu birbirinden ayırmaya müsait insanlar. Dizilerdeki kadınlar öyle diye onlarda öyle olmuyor. Çünkü orası bir eğlence yeri. Hayatlarını sizin kendi kafanıza göre yazdığınız senaryolardaki sadece askeri zaferlerden ibaret kötü yazılmış kahramanlık menkıbeleriyle geçirmek istemiyorlar…’’
Her neyse 28 Şubat Pismodern Darbesini samimi, içten, yürekten destekleyen Ertuğrul Özkök o günlerin özlemini çekiyor olmalı ki, 24 Eylül tarihli yazısında Türk insanının gayri ahlâki dizilerden ve görüntülerden rahatsız olmadığı gibi, tam tersine memnun olduğunu-hoşlandığını iddi ediyor… Oysa insanının yüzde 98-99’u Müslüman olan bir ülkenin televizyon kanalları da basın yayın organları da Müslümanca yayınlar, program ve diziler yapmalılar, ancak Özkök gibi gazetecilerin söz sahibi olduğu bir devir ve ülke de bu hassasiyeti gösterecek yapımcı da izleyici de az bulunur! Ve bir yanlışı kim yaparsa yapsın yanlıştır ve kim bir iyiliğe-güzelliğe vesile olursa sevabını, kötülüğü-çirkinliğe vesile olursa da günahına katlanır… Ki, bir kişinin sonucuna katlanmak şartıyla her şeyi yapma hakkı saklıdır!
Uzun lâfın kısası, meselenin hülâsâsı; Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) “Siz nasılsanız öyle yönetilirsiniz. Siz nasılsanız idarecileriniz de öyle olur…’’ buyuruyor; ben mücrim de ‘siz nasıl gazeteci veya televizyoncu ya da yapımcı iseniz, okuyucularınız ve izleyicileriniz de öyle olur!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
AHLÂK CEMİYETİN TEMELİDİR…
GÜZEL AHLÂK EN GÜZEL BİR DOSTTUR…
GÜZEL AHLÂK DOSTLUĞU PEKİŞTİRİR…
İNSANLARIN EN HAYIRLISI AHLÂKI GÜZEL OLANDIR.
İKTİSAT GEÇİMİN, GÜZEL AHLÂK TA DÎNİN YARISIDIR.
YOLDAŞLARIN EN HAYIRLISI GÜZEL AHLÂKTIR.
ARKADAŞLARIN EN HAYIRLISI AKILDIR. EDEP VE
TERBİYE EN İYİ MİSÂFİRDİR… Hadislerden
Ve güzel sözlerden seçmeler.
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Allah affeder, ihmal affetmez!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Türkiye’de gençler ‘bugün’ hem Atatürk’ü anacak hem spor hem de bayram yapacaklar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Hava şehitlerini anma günü; âileyi, güçsüzleri, yaşlılar ile birlikte yardıma muhtaç olan çocukları koruma günlerini kutlarken, unuttuklarımız(!)' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BİR VEKİL BİR KUYUYA TAŞ ATTI 40 ASIL ÇIKARAMIYOR! adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dr. Reyda Şıklaroğlu’nun Cumhuriyet Meydanı’ndaki tek kişilik “Kudüs, Gazze ve Türkistan’a özgürlük” nöbeti sürüyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Beyaz melek< olarak adlandırılan ’Tüm hemşîrelerin haftaları kutlu’ Kendileri ve hastaları mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Tüm engellilerin haftaları kutlu kendileri ve âileleri mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kendi annelerimizin günlerini kutlarken annesiz çocukları da çocuksuz anneleri de unutmayalım' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğü Burdur Saden Hatipoğlu Câmii Şerifini kaderiyle baş başa bırakmış durumda' adlı köşe yazısı... Devamı
Özel, Genel Merkez önünde kısa bir konuşma sonrası beraberindekilerle TBMM'ye yürüyüşe geçti.
Kararın ardından CHP Genel Merkezi’nde hareketli saatler yaşandı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Burdur İl Başkanlığı, parti gündemindeki tartışmalara ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı.
Burdur’un Ağlasun ilçesine bağlı Hisarköy, bugün anlamlı bir dayanışma örneğine ev sahipliği yaptı.
Burdur’da Karakent ile Kavacık köyü arasında meydana gelen trafik kazasında, kontrolden çıkan otomobil yaklaşık 20 metrelik uçurumdan dere yatağına yuvarlandı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde olduklarını belirten Özel, yaşananları “bir saldırı” olarak nitelendirerek iktidarı ve yargıyı hedef aldı.
Yorumlar (0)