
Uzun süre ulusal ya da yaygın basın yayın organlarının bazen fahrî, bazen de kadrolu ve asgarînin de asgarîsi bir ücretle olsa da muhabirliğini; İl Temsilciliğini yapmış, SGK’dan ve 45 yaşında, yani en verimli çağında emekli olmuş, ama zorunlu haller dışında, bugüne kadar hiç evinde yerinde oturmamış; artı özelde haber, genelde de köşe yazarlığı yapmış ve yapmaya da devam eden bir gazeteciyim!
Ve şimdiki İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirler de ve ulusal basın yayın organlarında çalışan meslektaşlarım nasıl çalışıyor ve ne kadar ücret alıyorlar bilmiyorum… Ama, İlimiz ve İlimiz ölçeğindeki il ve ilçelerde görev yapan, yâni Anadolu da ve bilhassa yerel basın yayın organlarında çalışan gazeteci arkadaşlarım lâyıkıyla da ya da gerektiği gibi kutlamasalar-kutlayamasalar da 10 Ocak tarihi Bir)leşmiş (M)illetler! (BM) Genel Kurulu aldığı bir kararla ‘’Çalışan Gazeteciler Günü” olarak isimlendirmiş, dolayısıyla da bir şekilde kutlanmasının yolunu açmış!
O nedenle ben daha yazımın başında, gazetecilerin tıpkı ağaçlar gibi ayakta öleceklerine ve mezarda emekli olacaklarına inandığımı hatırlatıyor ve birçok adı var kendisi yok olan günlerden biri olarak gördüğüm bu günün maksadının hasıl olmasını diliyor ve ister çalışan olsun ister emekli, tüm gazetecilerin günlerini kutluyor, tamamına kazasız belasız, sağlıklı sıhhatli günler ve bol-bereketli kazançlar diliyor, şimdi de bu sembolik gün hakkındaki görüş ve düşüncelerime geçmek istiyorum:
Birçok konuda ve Dünya genelinde olduğu gibi, ülkemizde de basın yayın organlarının hiçbiri madden de manen de ve yüzde 100 ya da sınırsız bir şekilde özgür olmamış-olamamışlardır, bundan sonra da olamayacaklardır ki, doğru olanı da budur! Çünkü, her şeyin azı karar, çoğu zarar olduğu gibi, özgürlüğün gereğinden fazla ya da sınırsız olması da bazen zararlı olabiliyor… Daha doğrusu, başka kişilerin ya da başka kurum ve kuruluşların özgürlüklerinin başladığı yerde diğer kişilerin de gazetecilerin de özgürlükleri biter-bitmesi gerekir… Yani Yüce Yaratıcının dışında kimse sınırsız etkiye, yetkiye, güce, kuvvete ve özgürlüğe sahip değildir ki, istese de olamayacaktır! O nedenle, dünyanın hiçbir yerinde ve görünüşte ya da gösterişte en demokratik, güya en özgürlükçü ülkelerde bile basın yüzde 100 ya da sınırsız bir şekilde özgür değildir! Çünkü, her kurum veya kuruluş içinde olduğu gibi, basın yayın kuruluşları veya medya mensupları arasında da özgürlükleri istismar edenler ya da süflî emelleri-menfaatleri uğruna veya siyasi düşünceleri nedeniyle mesleklerini olumsuz yönde kullanan birileri çıkmıştır ve bundan sonra çıkabilecektir! Onun için basın yayın organları da sınırsız özgürlük yerine sınırlı ama gerçek özgürlük istemeliler! Ve basın mensupları da medya kuruluşları da sahip oldukları özgürlüğü de kamunun, milletinin ve devletinin, kısaca vatandaşı olduğu ülkesinin millî birlik beraberliğinin tesisinde ve devletin bütünlüğünün korunmasına yardımcı olacak şekilde kullanmalılar! Çünkü hemen herkes gibi basın mensupları da medya kuruluşları da vatandaşlarla aynı gemide seyrediyorlar!
Ve Türk basını, (mütâreke basını dahil) 28 Şubat Pismodern(!) Darbesi dönemi kadar sansür yememiş, baskı görmemiş, bihakkın yayın yapan medya mensuplarının özgürlükleri kısıtlanmamış ve medya mensuplarının özgürlükleri ellerinden alınmamıştır! Ki, ben 28 Şubat döneminde ve Gazeteciler Cemiyeti 2. Başkanı ve Başkan Vekili olmama rağmen (sırf sakallı olduğum için) bir seferinde askerî gazino da yapılan bir düğüne alınmamışımdır… Ve hemşerilerimin, meslektaşlarımın ve bilhassa okurlarımın iyi bilecekleri ya da hatırlayacakları gibi; ben gazetecilik hayatımda ülkemin, devletimin ve milletimin millî menfaatlerine halel getirecek, insanıma zarar verecek, yüzümüzü kızartacak, hattâ genelde İlimin ilçelerimin, özelde de şahısların ve bilhassa ailelerin mahremlerine girecek hiçbir haber ve yorumu yapmamış olmama rağmen böyle bir muameleye maruz kalmışımdır!
10 Ocak bizim bayramımız olduğu gibi, sevgili ziraat mühendislerinin de saygıdeğer Mülkiyelilerin-idarecilerin de günleri kutluyorum ve tüm ziraat mühendislerimizin ve idarecilerimizin tamamına sağlık, sıhhat ve âfiyet dileklerimle birlikte saygı ve sevgiler sunuyorum:
Velhâsıl-ı kelâm, hülâsâ-i netice; bendeniz ‘merkezî yönetimlerin de yerel yönetimlerin de çalışan gazetecilere yardımcı olmaları, kamuoyunu ilgilendiren olumlu ya da olumsuz icraatlarını genelde halka özelde de üst makamlara, diğer etkili ve yetkililere duyurmaları konusunda yardımcı olmaları gerekir’ diyorum… Ve bu konuda son olarak ‘basın yayın organları ve medya mensupları devletinin millî, milletinin âlî menfaatlerini ve bilhassa kişi, aile, kurum ve kuruluşların özel ve mahrem bilgilerini araştırmadan ve bir şekilde bulduğu-elde ettiği özel ve gizli konuları deşifre etmeden devlet ve millet yararına analizler yaparak haber ve yorumlar yapmalılar ve bir gün kendilerinin de benzer konuların muhatabı, hattâ mağduru olabileceklerini unutmamalılar!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
KALPTEN OLMAYAN TEK BİR SÖZCÜK BİLE
YAZMADIM, ASLA DA YAZMAYACAĞIM! Nellie Bly
HERKESİN YAYINCI OLDUĞU BİR DÜNYA DA
KİMSE EDİTÖR DEĞİLDİR. GÜNÜMÜZDE KARŞI
KARŞIYA OLDUĞUMUZ TEHLİKE BU! Scott Pelley
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Berat Gecemiz mübarek ve bu yılki Beratımız Beraatimize vesile olsun inşalllah!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Nammamların cirit attığı yerlere yağmur da yağmaz kar da atmaz!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Zaman 'Kurtlar Sofrası'nda misafir değil, ev sahibi; dünya düzeninde de figüran değil, baş rol oyuncu ve de oyun kurucu-senarist olma zamanı' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dervişin 'Fiktri neyse zikri de o olduğu gibi, Ertuğrul'un fikri de hep alkolde, içkide' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'MAKÜ'nün 'Disiplinli' çalışmaları 3 disiplinde dünya üniversiteleri arasında yer almasını sağlamış!!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Akran zorbalarının kılavuzları kargalar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bayrağı indirenlerin elleri ezanı dindirenlerin dilleri kurusun ve kurudu da!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Güney Kıbrıs 'İsrail'in ileri karakolu' olma yolunda!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kazakistan Cumhurbaşkanı İsrail'e cömert, Gazze'ye cimri' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'İçki masasında Sala verenler manevi ölümlerinin salasını vermiş olabilirler!' adlı köşe yazısı... Devamı
Bucak Kaymakamlığı tarafından 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında düzenlenen programda, ilçede görev yapan yerel ve ulusal basın temsilcileri bir araya geldi.
Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK), 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, gazetecilik mesleğinin yaşadığı itibar kaybına dikkat çekti. Konsey, mesleği koruyacak kapsamlı bir Gazetecilik Meslek Yasası’nın hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) Genel Başkanı Okan Geçgel, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle yayımladığı mesajda, sektörün içinde bulunduğu kritik tabloya dikkat çekti.
Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla kurum yöneticileriyle birlikte Burdur ilinde görev yapan basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Merkezi Brüksel’de bulunan Avrupa Türk Basın Birliği’nin (ATBB) yönetim kuruluna, Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) Genel Başkanı Okan Geçgel seçildi.
Antalya Gazeteciler Cemiyeti'nin (AGC) 2024 Yılın Gazetecileri Ödülleri düzenlenen törenle sahiplerini buldu. İHA muhabirlerinden Süleyman Ekin ve Suat Metin'in ödül aldığı gecede, meslek yasasına yönelik mesajlar verildi.
Yorumlar (0)