
Genelde ilgililerin, özelde de engellilerin ve yakınlarının bilecekleri gibi, Ülkemiz de 7-14 Ocak tarihleri arası “Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası” olarak kutlanıyor, dolayısıyla da yılda bir hafta da olsa görme engelliler ve aileleri hatırlanıyor… O nedenle ben hemen her şeyin bir gününün, haftasının, ayının, hattâ yılının ihdas edildiği ve bu ihdasların sadece o gün, o hafta, o ay ve o yıl kutlanan günlerin, haftaların, ayların ve yılların 365 günü yayılmasını, dolayısıyla da amacına ulaşmasını; ayrıca Cenab-ı Hakk’tan hiçbirimizi ama hiçbirimizi herhangi bir engelli-özürlü yapmamasını niyaz ediyorum… Çünkü, ben her gün toplumun içinde yaşayan sade bir vatandaş ve nâçiz bir gazeteci veya köşe yazarı olarak en küçük bir engelin bile engellilere ve yakınlarına büyük zorluklar yaşattığını, ızdıraplar verdiğini, ciddi sıkıntılar çektirdiğini, görüyor, duyuyor ve biliyorum!
Şimdi de sevgili okurlarıma bugünkü konum olan hafta hakkında kısa bir bilgi alıp vermek, ondan sonra da sözü bizim ‘engelli birey’ ve saire dediğimiz, aslında tamamı bizim herhangi bir yakınımız-akrabamız, konu komşumuz veya dostumuz olan kişilere getirmek istiyorum:
Şöyle ki; hafta, görme yetisini yitirmiş olan bir fotoğraf sanatçısının dış dünyaya karşı fark edilme çabası sonucunda, kullandığı bastonunu beyaza boyaması ile simgelenmiş olan bir hafta… Ayrıca beyaz baston, görme engelli bireylerin güvenli ve bağımsız bir şekilde hareket etmelerini sağlama maksatlı bir araç olarak düşünülmüş ve planlanmış!
Baston neyse ne amma, hafta amacına ulaşmış mı, ulaşmamış mı veya ulaşacak mı onu da aşağıda izah etmeye, değerlendirmeye çalışayım:
Dünya genelini bilmiyorum ama daha yeniye gelene kadar ülkemizde engelli bireyler, hattâ aileleri bile dışlanır ve insanlardan bazıları bu ailelerle aralarında mesafeler koyarlardı... Ancak, gelişen teknoloji ve beslenme bozukluğu ile birlikte engelli birey, dolayısıyla da aile sayımız arttığından dolayı olsa gerek, son zamanlarda engellilik kültürümüz ve politikamız da olumlu gelişmeler gözlemlenmeye, yani engelli kişi ve ailelere bakış açımızda, yardımlaşma ve dayanışma duygumuzda bir iyileşme başladı… O nedenle ben, ‘Cenab-ı Hakk hepimizi korusun, kollasın gözetsin ama bizlerin de birer engelli adayı olduğumuzu unutturmasın! O nedenle bizlere devamlı empati yaptırsın…’ diye dua ediyorum…
Hâsılı, yıllarca ‘özürlü’ dediğimiz, sonradan kendilerinden özür dileyip isimlerini engelliye çevirdiğimiz, ancak onların engellerini ortadan kaldıracak veya hayatlarını kolaylaştıracak ciddi çalışmalar yapmadığımız kişilerin topluma dahil edilmeleri konusunda son yıllarda önemli mesafeler kat edildi...
Mesela 1998 yılından bu yana her yıl farklı temalarla ele alınan bu hafta, son birkaç yıldır da genelde dünyamızı, özelde de ülkemizi etki altına alan salgın hastalıklar üzerinden değerlendiriliyor… Ki, bırakın sade vatandaşları, uzman hekimlerin bile, GDO’lu, hormonlu, zirai ilaç yüklü gıda maddelerinin ve plastikten yapılmış giysilerin, eşyaların, asbetsli, bilmem neli borularla taşınan içme sularının; ve bilhassa pandemi döneminde yapılan aşıların insanların birçoğunda değişik hastalıklara yol açtığını, kalp krizlerinin artmasına, dolayısıyla da erken ölüm ve doğumların çoğalmasına, artı düşüklere neden olduğunu konuşuyorlar! Ve yaşananlara bakıldığında insanların akıllarına gelen bu vahim-korkutucu ve ürkütücü teşhisin, görüşün ve tablonun doğru olduğunu gösteriyor!
Velhâsıl-ı kelam; günümüzde engellilik sadece bireyi ve ailesini etkileyen bir problem olmaktan çıkarılarak toplumun genelini ilgilendiren bir sorun hâline gelmeli-getirilmeli…
Gâyet tabii ki, engelliliğin günümüz toplumlarında sık ve daha çok görülmesiyle birlikte engellilere yaklaşımların da farklılaştığı görülüyor… Ancak bütün bunlar yeterli değil. O nedenle, engelliler ile birlikte ailelerine daha fazla ihtimam gösterilmeli ve onlara engelleri unutturulmalı!
Hülâsâ-i netice; Erdoğan Hükümetlerinin engelli bireylere ve ailelerine verdiği maddî mânevi destek her türlü takdirin üstünde… Ancak, birçok şeyde olduğu gibi, bu konuda da her şeyi devletten beklemek yerine bizlerde engelsiz, ama birer engelli adayı vatandaş olarak engelli birey ve ailelerine engellerini unutturacak veya hissettirmeyecek davranışlar ve katkılar da bulunalım… Bulunalım ki, engelli kardeşlerimiz devletin de milletin de kendi yanlarından olduğunu hissetsinler… Dolayısıyla da tüm engelleri aşsın-aşabilsinler…
Meselâ ben, yolda rastladığım bir engellinin yanından hızlıca geçmem, yanımda namaz kılan bir engellinin yanında mümkün mertebe yavaş hareket eder, yavaş oturur kalkarım… Bu kişiler hele bir de benden yaşça daha küçük iseler, o zaman daha fazla dikkât ederim… Çünkü, o insanların, engellerinden dolayı Cenab-ı Allah’a gücenmelerinden ve sağlıklı insanlara buğuz etmelerinden korkarım!’ diyor, herkese ‘engelsiz’ saygılar sunuyorum.
ENGELLİ İNSANLARA SAYGI, İNSANLIĞA SAYGIDIR
TOHUM TOPRAĞA, ENGELLİ TOPLUMA EMÂHETTİR
ENGELLER, HAYATINI RİTMİNİ YAKALAMAYA ENGEL
OLAMAZ! Engelliler Günü ve Haftası sloganlarından
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Allah affeder, ihmal affetmez!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Türkiye’de gençler ‘bugün’ hem Atatürk’ü anacak hem spor hem de bayram yapacaklar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Hava şehitlerini anma günü; âileyi, güçsüzleri, yaşlılar ile birlikte yardıma muhtaç olan çocukları koruma günlerini kutlarken, unuttuklarımız(!)' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BİR VEKİL BİR KUYUYA TAŞ ATTI 40 ASIL ÇIKARAMIYOR! adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dr. Reyda Şıklaroğlu’nun Cumhuriyet Meydanı’ndaki tek kişilik “Kudüs, Gazze ve Türkistan’a özgürlük” nöbeti sürüyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Beyaz melek< olarak adlandırılan ’Tüm hemşîrelerin haftaları kutlu’ Kendileri ve hastaları mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Tüm engellilerin haftaları kutlu kendileri ve âileleri mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kendi annelerimizin günlerini kutlarken annesiz çocukları da çocuksuz anneleri de unutmayalım' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğü Burdur Saden Hatipoğlu Câmii Şerifini kaderiyle baş başa bırakmış durumda' adlı köşe yazısı... Devamı
Özel, Genel Merkez önünde kısa bir konuşma sonrası beraberindekilerle TBMM'ye yürüyüşe geçti.
Kararın ardından CHP Genel Merkezi’nde hareketli saatler yaşandı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Burdur İl Başkanlığı, parti gündemindeki tartışmalara ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı.
Burdur’un Ağlasun ilçesine bağlı Hisarköy, bugün anlamlı bir dayanışma örneğine ev sahipliği yaptı.
Burdur’da Karakent ile Kavacık köyü arasında meydana gelen trafik kazasında, kontrolden çıkan otomobil yaklaşık 20 metrelik uçurumdan dere yatağına yuvarlandı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde olduklarını belirten Özel, yaşananları “bir saldırı” olarak nitelendirerek iktidarı ve yargıyı hedef aldı.
Yorumlar (0)