
İlgililerin ve ilgilenenlerin bilecekleri gibi, 4 Ekim tarihi hem ‘’Mîmarlar Günü” hem de ‘’Hayvan Hakları Günü’’ olarak kutlanıyor… Ancak ben bugünler Ülkemiz ve İlimiz de ‘bu yıl’ kutlanıldı mı kutlanılmadı mı ya da kutlanılacak mı onu bilmiyorum; ama korsan ve Siyonist İsrail Devletinin, armageddon savaşçısı ve vâdedilmiş toprak hayalcisi ve hikâyecisi Yahudilerin, dünyanın tadını tuzunu kaçırdıklarını, dolayısıyla kutlamaları da ‘olumsuz yönde’ etkilediklerini biliyorum…
Demem o ki, İsrail, 75-76 yıldır Filistin de bir yıldır da Gazze’de soykırım, katliam yaptığı gibi, 4-5 gündür de Lübnan’a ve bir zamanların eğlence.. merkezi olan Lübn’a girdi ve orayı da yakıp yıkmaya başladı! Yani, Emperyalist ABD destekçisi ve Siyonist İsrail’in terörist Başbakanı Netanyahu’nun askerleri Filistin konusu ayrı, bir yıldır Gazze’de soykırım yaparken ve 4-5 gündür de Lübnan’ı yakıp yıkarken; Çin Doğu Türkistan’daki kardeşlerimize her türlü zulme tâbi tutarken, ayrıca Arakan, Myanmar gibi Afrika ülkelerinde insanlar, çoluk çocuklar, hattâ hayvanlar açlıktan, susuzluktan, gıdasızlıktan ve ilaçsızlıktan ölürken; kısacası insanlar ‘ister Müslim olsun ister gayrimüslim’ dünyanın bir çok ülkesinde sefalet ve felâketler yaşanırken ve, ve, ve insan hakları ayaklar altındayken hayvan haklarını konuşmak veya bu günü kutlamak zor bir şey olsa gerektir…
Birinci paragrafımda da hatırlattığım gibi, genelde dünya da özelde de bölgemiz de hattâ sınırlarımız da savaş uçakları ve füzeler uçarken, oluk oluk insan kanı ile birlikte gözyaşı akarken ve gönül coğrafyamız da kardeşlerimiz zulüm altında inim inim inlerken, hayvan haklarını öne çıkarmak veya ön plânda tutmak, bahsime konu insanlara en hafif tâbirle saygısızlık olur… Yani, hayvan hakları en ince ayrıntısına varıncaya kadar kollanılıp gözetilmeli. Ancak bazı hayvanların diğer insanlara, konu komşulara ve bilhassa çocuklara zarar veya rahatsızlık vermelerinin de önüne geçilmeli!
Daha önceki bir yazımda da hatırlattığım gibi tam bir sevgi ve barış dîni olan İslâm Peygamberi (sav)’in verdiği bilgilere göre, kedisini aç susuz bıraktığı için ölümüne neden olan bir kadını cehennemlikler arasında sayarken; bir kuyu başında ve susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeği, kuyuya inerek ve ayakkabısıyla su taşıyarak sulayan günahkâr (.) bir kadını ise cennetlikler arasında görüyor-gösteriyor… Dolayısıyla da hayvan haklarına verdiği değeri gösteriyor! Böyle bir Peygamberin (sav) ümmetinin hayvan sevmemesi veya hayvanları korumaması akıl, mantık, inanç-îman dışı ve îzahtan vârestedir! O nedenle ben bu konu da daha fazla bir şey yazıp çizmeyi zait görüyor ve şimdi de kutlanması gerekli olan bir günü kutlamak ve değerlendirmek istiyorum:
Birçoğumuzun bildiği gibi, ‘mîmar’ denince benim aklıma mîmarlar mîmarı, mîmarların pîri olan Cennetmekan Mîmar Sinan geliyor… O nedenle ben yazımın burasında bir parantez açarak başta Mîmar Sinan olmak üzere vefat etmiş olan tüm ‘îmanlı inançlı’ mîmarları rahmetle, hayatta olanları ise saygıyla anıyorum. Şimdi de mimarın kısa bir tarifini yaparak sözü bu mesleğin saygıdeğer mensuplarına getirmek istiyorum:
Halk arasında iç mîmarlık dış mîmarlık gibi bir terim var ama benim bildiğim kadarıyla mîmar mîmardır ya da öyle olmalıdır. Çünkü ‘mîmar’ demek, ‘yapıların veya binaların tasarımlarını, çizilmesini, uygulamasını yürüten ve kontrol eden kimse’ demek. Ve mîmar olabilmek için üniversiteler de Mîmarlık ve Mühendislik Fakültesi kapsamında eğitim vermekte olan 4 yıllık bir fakülte-lisans mezun olmak gerekiyor…
Birinci ikinci derece akrabalarımızın arasında mimarımız yok (övünmek gibi olmasın) ama, torunlarımızdan biri geçtiğimiz yıl Ankara Gâzî Üniversitesi’nin Kimya Mühendisliği Fakültesi’ni bitirerek Kimya Mühendisi oldu, hemen ardından da İstanbul/Pendik te üretim yapan ünlü bir ilâç fabrikasında sorumlu ve kadrolu mühendis olarak çalışmaya başladı elhamdülillah. Diğer bir torunumuz da İstanbul da ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Otomasyon ve Kontrol Mühendisliği Fakültesi’nde okuyor!
Her neyse; torunlarımızın durumları ayrı ama, Âdem adında birde mîmar komşumuz var ki, o komşum oldukça kibar, nâzik ve oldukça mütevazı bir insan… O nedenle, Âdem Bey benim mimarlara olan sevgi ve saygımı oldukça artırıyor ve kendimi ‘keşke her mîmar Adem Bey gibi olsa, hattâ daha da iyi güzel hasletlere sahip olabilse’ demekten alamıyorum…
Velhâsıl-ı kelâm, hülâsâ-i netice; bizim ‘millet olarak’ yılda iki dînî bayramımız ve çeşitli tarihlere isabet eden millî bayramlarımız var… Ancak, genelde dünyamız da özelde de Ülkemiz de ve bölgemizde yaşanan tabii, arzî ve ârizi afetler ve felâket, sûnî; orantısız iç ve dış savaşlar, bulaşıcı ve toplu ölümlere neden olan hastalıklar birbirini kovaladığı için bizim herhangi bir bayramı, günü veya haftayı kutlamamız kolay olmuyor! Ancak ben konu hakkındaki yazımı noktalarken, hayvanlarımızı koruyalım, ama onların kendimize ve çevremize zarar vermelerine müsaade etmeyelim! Ve eserleri yıllara meydan okuyan Mîmar Sinan’ın kendisini ve talebelerini, meslektaşlarını ve haleflerini unutmayalım ve günlerini şu veya bu şekilde ama mutlaka kutlayalım!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum…
MUTLULUĞU SENLE BULAN SENİNDİR.
GERİSİ MİSÂFİRDİR…
HAYAT BİR NEFESTİR ALDIĞIN KADAR. DÜNYA
BİR KAFESTİR, KALDIĞIN KADAR. HAYAT BİR
HEVESTİR, DALDIĞIN KADAR…
YAPTIĞIN İŞİ GÖNLÜNDE HİSSEDERSEN,
IRMAKLAR ÇAĞLAR İÇİNDE… VE BİZ HİZMETİMİZİ
ALLAH (c.c) İÇİN YAPTIK VE MÜKÂFÂTINI AHRETTE
BEKLİYORUZ… HAYIRLA YADEDİLMEK, HAYIR DUA ALMAK
ALLAH RIZASINI KAZANMAK İÇİN, BEN BU ESERLERİ
YAPTIM… AYASOFYA ÇOK YAŞLANMIŞTI, YAPTIĞIM
MİNÂRELERLE KOLLARININ ANASINA İKİ BASTON KOYDUM
VE O İHTİYAR, BASTONLARLA KIYÂMATE KADAR DİMDİK
DURACAK: (İNŞAALLAH) Mimar Sinan
MÎMARLIK, MÜHENDİSLİĞİN BİTTİĞİ YERDE BAŞLAR!
Walter Gropius
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Berat Gecemiz mübarek ve bu yılki Beratımız Beraatimize vesile olsun inşalllah!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Nammamların cirit attığı yerlere yağmur da yağmaz kar da atmaz!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Zaman 'Kurtlar Sofrası'nda misafir değil, ev sahibi; dünya düzeninde de figüran değil, baş rol oyuncu ve de oyun kurucu-senarist olma zamanı' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dervişin 'Fiktri neyse zikri de o olduğu gibi, Ertuğrul'un fikri de hep alkolde, içkide' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'MAKÜ'nün 'Disiplinli' çalışmaları 3 disiplinde dünya üniversiteleri arasında yer almasını sağlamış!!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Akran zorbalarının kılavuzları kargalar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bayrağı indirenlerin elleri ezanı dindirenlerin dilleri kurusun ve kurudu da!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Güney Kıbrıs 'İsrail'in ileri karakolu' olma yolunda!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kazakistan Cumhurbaşkanı İsrail'e cömert, Gazze'ye cimri' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'İçki masasında Sala verenler manevi ölümlerinin salasını vermiş olabilirler!' adlı köşe yazısı... Devamı
Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelikle kenevir üretim izinleri yeniden düzenlenirken, Antalya’nın da aralarında bulunduğu 21 il üretim havzasına dahil edildi. Karar kapsamında lif, tohum ve sap üretimi kontrollü olarak yapılabilecek; tıbbi kenevir ise yüksek güvenlikli tesislerde sınırlandırılacak.
Tokat’ta düzenlenen Türkiye Büyükler Halter Şampiyonası’nda podyuma çıkan MAKÜ öğrencisi Fatmagül Çevik, hem altın madalyanın sahibi oldu hem de yeni Türkiye rekoruna imza attı.
MHP Burdur İl Başkanı Mustafa Gün, Bucak ilçesine bağlı Çamlık ve Elsazı köylerini ziyaret ederek muhtarların ve vatandaşların taleplerini yerinde inceledi. Ziyaretlerde köylerin ihtiyaçları raporlanırken, çözüm noktasında girişimlerin başlatılacağı vurgulandı.
Antalya-Isparta karayolunda meydana gelen zincirleme trafik kazalarının ardından yaşanan heyelan, ulaşımı tamamen durdurdu. Bölgeye sevk edilen ekipler güvenlik ve çalışmaları gerçekleştiriyor.
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edilen hastaların Neziha Kutlu (49), Abdou Nazıro Gnınkouguı (24), Firdevs Sarı (4), Sedef Sarı (27) ile Yavuz Selim Yiğit (21) olduğu kaydedildi.
Isparta-Antalya karayolunda, Antalya il sınırına yaklaşık 1 kilometre kala meydana gelen heyelan nedeniyle dev kayalar yola düştü.
Yorumlar (0)