
İç politikayla az çok ilgilenenlerin ve yaşı müsait olanların hatırlayacakları gibi, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan Ankara’da gerçekleştirdiği bir miting de “Ben hırsızların şahıyım şahı!..” demiş ve Özkan’ın bir konudaki hırsızlığı Yargıtayca onanmıştı! Yani Özkan’ın, Araştırmacı Yazar Hakkı Öznur’un çeşitli eserlerinden ‘kaynak göstermeden’ alıntı yaptığı, intihal yaptığı-aşırdığı iddia edilmişti! Bu aşırmanın üzerine Hakkı Öznur da, Tuncay Özkan hakkında hem kendi kitabından aşırma yaptığı hem de bir konuşması esnasında kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle davası açmıştı. Ve yerel mahkeme, Tuncay Özkan’ın intihal-aşırma yaptığına hükmetmiş ve Özkan’ın Öznur’a, bundan 20 yıl kadar öncesinin önemli bir miktarı olan 4 bin, faiziyle birlikte 6 bin 500 TL gibi bir tazminat ödemesine karar vermişti. Özkan, söz konusu karara itiraz etmiş, temyize götürmüş, ancak Yargıtay, yerel mahkemenin kararını onayarak kesinleştirmişti!
Teşbih de hata olmasın ama, Tuncay Özkan’ın, resmi dilde intihal, halk dilinde ise aşırma-hırsızlık yaptığı tescil edilmiş, bu da Özkan’ın ‘kendi ifadesiyle mütenasip’ bir eylem yaptığının belgelendiğinin resmi olmuştu!
Hâsılı; Bendeniz de yarım asra yakın bir süredir gazetecilik yapar ve yazar çizerim ama bugüne kadar hiçbir yazım da haberimde ya da yorumum da değil bir Cumhurbaşkanı’na, sade bir vatandaş için bile ((z…)) türü sözler söylememiş, cümleler kurmamış ve benzer bir sözcüğü köşeme taşımamışımdır! Bundan sonra hiç taşımam herhalde…
Meselâ, bugüne kadar hiç hazzetmediğim, beğenmediğim ve zerre kadar sevmediğim ama saydığım seçilmiş muhtarlar, belediye başkanları, seçilmiş ya da atanmış bakanlar, başbakanlar ve cumhurbaşkanları olmuştur. (Ve bunlardan biri de dönemin Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer’dir…) Amma velâkin gazetecilik hayatımda bir kişi için bile kırıcı sözler söylememiş, hakaretvâri cümleler kurmamışımdır! Hele hele bir Cumhurbaşkanı’na değil hakaret içerikli bir söz sarfetmek, saygıda bile kusur etmemişimdir… Çünkü, bizim inanç, töre, gelenek ve göreneklerimize göre iki kişi için ayağa kalkılır, selama durulur, dolayısıyla da saygı gösterilir! Bunlardan biri cenâze, diğeri de Cumhurbaşkanıdır… Çünkü, ölmüş olan bir insandan şeytanın bile elini ayağını çektiği ve insanların kendisi hakkında söyleyecekleri herhangi bir söze ya da yapacakları bir hakarete cevap veremeyeceği için; diğeri de büyük devletimizi ve asil milletimizi yurt içinde ve yurt dışında temsil ettiği veya edeceği içindir!
Velhâsıl-ı kelâm; bundan yaklaşık 20 yıl kadar önce ve Ankara da gerçekleştirdiği bir mitinginde, ‘’Ben hırsızların şâhıyım şâhı!..’’ dediğini doğrularcasına-kendi sözünü teyit edercesine bir yazarın kitabından sözlük anlamı intihal-aşırma olsa da, halk dilinde ‘hırsızlık’ olarak nitelendirilen bir fiili işlediği, yani bir nevî hırsızlık yaptığı Yargıtayca onanan Tuncay Özkan; Türkiye’nin Başkentinde, yani okur yazarı veya âmiri memuru en çok olan Ankara’da doğmuş, İletişim Fakültesini bitirmiş ve uzun sürede gazetecilik, yazarlık, televizyonculuk ve programcılık yapmış olmanın ötesinde CHP’den İzmir Milletvekili olmuş, artı yaşı da 60’ına merdiven dayamış bir politikacı! Ancak, bunca deneyimine ve karayerine(!) rağmen, kamuya açık bir alanda ve kameraların önünde değil bir Cumhurbaşkanı, sıradan bir kişi için bile ağıza alınmayacak bir söz söylemiş Dolayısıyla da çok ayıp etmiş…
Hülâsâ-i netice; Tuncay Özkan’ın T.C Devletinin Başındaki bir kişi için kullandığı z… sözcüğü Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğüne göre de mahkeme kararlarına göre de hakaret sayılmıyor olabilir… Ancak, halk arasında ve bilhassa milliyetçi mukaddesatçı camia arasında hakaret sayılır… O nedenle ben ‘Tuncay Özkan Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan olmasa bile kamuya açık yayın esnasında ve çocukların dahî dinleyip gördükleri bir zaman diliminde sarfettiği o nâhoş söz için çıkıp aynı kanalda ve aynı zaman diliminde milletimizden özür dilemeli! Çünkü, kötü söz veya hakaret düşmanlığa, kavgaya ya da dövüşe açılan bir yoldur. Hele hele yan bakmanın, araç sollamanın bile dövüş kavga sebebi olduğu bir devir ve ülke de muhataba sarfedilen kötü bir söz veya kurulan yanlış bir cümle bile bazen taş yerine, hattâ kurşun yerine bile geçiyor-geçebiliyor! Ve karşılıklı hakaretlerin sövgü ve yergilerin şaha kaldırıldığı bir zaman diliminde şeytanlar-nefisler devreye giriyor ve sonunda istenmeyen durum veya neticeler ortaya çıkabiliyor. O nedenle ben ‘kimsenin kimseye hakaret etmediği, kötü söz söylemediği ve yanlış bir harekette bulunmadığı bir gün ve ülke dileğiyle’ herkese saygılar sunuyorum.
BİR İNSANIN KALBİNDE NE KADAR KİBİR VARSA
AKLINDA DA O KADAR NOKSANLIK VARDIR…
KÖTÜ İNSAN HİÇ KİMSEYE İYİ NİYET BESLEMEZ
ÇÜNKÜ O, HERKESİ KENDİ GİBİ BİLİR… Ve NİYETİ
KÖTÜ OLAN KİŞİNİN ATTIĞI OK KENDİNE DÖNER!
Hz. Ali (r.a)
KALBİ KİRLİ OLANIN DİLİ HEP KÖTÜ SÖYLER ve
SORUNUN KENDİNDE OLDUĞUNU ANLAMAYAN
İNSANLAR, ÇÖZÜMÜ BAŞKALARININ HUZURUNU
BOZMAKTA BULURLAR! Hz. Mevlânâ (r. aleyh)
HERKES BAŞKASINA KENDİ LÂYIK OLDUĞU
DAVRANIŞI GÖSTERİR! Cenap Şehabettin
BAZI KÖTÜ SÖZLERİN SÖYLENDİĞİNİ GÖRÜRSEN
ŞAŞMA! ÇÜNKÜ ARAMIZ DA OKUMUŞ AMA CÂHİL,
YETİŞKİN AMA ERGEN KAFALI, ZENGİN AMA
VİZYONSUZ, ZEKÎ AMA KÖTÜ NİYETLİ KİŞİLERİN
SAYILARI OLDUKÇA FAZLA! Taceddin Akbaş
KEM SÖZ SAHİBİNE AİTTİR...! Anonim
2026
Taceddin Akbaş'ın “AFAD bir yandan, afetler diğer yandan uyarıyor!! Ancak kimse bu uyarıları dikkate almıyor!!!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Dünya standartlar günü kutlu olsun tüm standartlar 'İslami olsun!'" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke, E. Çölaşan’ın dediği gibi “heriflerin” değil, “şeriflerin” şehridir. Kâbe de müminlerin kıblesidir!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke'yi koruma şerefi '110 yıl sonra ve yeniden' bizim olacak" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Burdur Müftülüğü 'haftalarında' din görevlilerini unutmadı " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler ırkçı bile değil tam bir soykırımcılar!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Kemal Bey ihtiyatlı davranıyor Özgür Bey ise hem panik yapıyor hem de kırıcı cümleler kuruyor " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Sende mi "Brütüs..." oldun kardeş ülke Azerbeycan'ın yasakçı başbakanı Asedov!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Camiler Haftası'nı unutmayalım içlerini ise hiç boş bırakmayalım" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “''Şiddete Hayır Günü'nde bile şiddetin daniskası yapılıyor!" adlı köşe yazısı. Devamı
ESKİŞEHİR'de, 2 ayrı evden 168 bin lira ile ziynet eşyası çaldığı belirlenen ve polis ekipleri tarafından yakalanan 2 kadın şüpheli, tutuklandı.
AFYONKARAHİSAR'da, sahibinin çalışır vaziyette bıraktığı 2 milyon liralık aracı çalan şüpheli, polisin takibiyle 3 saatte yakalandı. Aynı gün cezaevinden firar ettiği belirlenen şüpheli, işlemlerinin ardından tutuklandı.
Isparta’nın Kuleönü beldesindeki caminin yardım kutusundan para çaldığı öne sürülen şüpheli, JASAT ekiplerinin takibi sonucu Burdur’un Bucak ilçesinde yakalandı. Isparta’ya götürülen şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Antalya Jandarması, Korkuteli’nde çalınan 10 küçükbaş ve 3 büyükbaş hayvanın izini titiz bir çalışmayla sürdü. JASAT ekipleri, küçükbaşların Burdur’un Çavdır ilçesindeki hayvan pazarında, büyükbaşların ise Antalya’da satıldığını ortaya çıkardı. 3 büyükbaş hayvan sahibine teslim edilirken, yakalanan şüphelilerden biri tutuklandı.
KAĞITHANE’de, iddiaya göre hırsızlık yapmak amacıyla apartmanda kapıları yoklayıp zillere basan 2 kadın, kontrol ettikleri dairede ev sahibinin bulunması üzerine kaçmak istedi. Şüpheliler çıkış kapısını ararken bodrum kata indi, kendilerini apartmandan çıkaran ev sahibine ise 'Sapık' diyerek tepki gösterdi. Yaşananlar cep telefonu kamerasına yansıdı.
SAMSUN’un Çarşamba ilçesindeki evden 70 bin liralık ziynet eşyası çalan 2 kadın şüpheli tutuklandı. Şüphelilerin 5 farklı ildeki 6 hırsızlık suçundan da arandığı belirlendi.
Yorumlar (0)