
Devrimizin insanı genetik mühendislerinin çeşitli teknikler geliştirip kullanarak yaptıkları müdahalelerle kalıtımsal, yani zararlı değişikliklerle ürettikleri yiyeceklerle, asitli, asbestli olan ve zararlı kaplarla taşınıp, raf ömrünün uzaması için değişik kimyasallar kullanılan ve plastik kaplar içinde saklanan içeceklerle besleniyor maalesef!
Giysilerinin ve kullandığı eşyaların tamamına yakını ise plastikten oluşuyor… Yani, insanoğlu organik ve doğal ürün yiyip içmeyi unuttuğu gibi, yünlü ve pamuklu giyecekleri, ahşap ve cam ya da topraktan yapılmış eşyaları da unuttu-unutturuldu maalesef! O nedenle, ben önce uzmanların bildirdikleri hormonlu gıdaların zararlarını, daha sonra da diğerlerinin zararlarını sevgili okurlarımla paylaşmak istiyorum:
Hormonlu ürünler insan vücudunda doğrudan kanser yapıcı bir etkiye neden olurken, dolaylı yollardan da çeşitli hastalıklara yol açıyor...
GDO’yu elde etme sürecinin toksik olmasına sebep olduğu ve o nedenle GDO’ların toksisite açısından yüksek risk taşıdığı biliniyor ve insan sağlığına zarar veren GDO aynı zamanda ekosistemi bozuyor, çevreye zarar veriyor. Ve ilaçlama ile çok dayanıklı zararlı bitki türleri ve çeşitli böcekler üretebiliyor!
Asitli yiyecek ve içecekler PH dengesinin-hidrojen gücünün bozulmasına neden oluyor. Vücuttaki toksinleri artırıyor ve stres oluşturuyor. Bağışıklık sisteminin ve hücrelerin ihtiyaç duyduğu oksijen seviyesini azaltıyor…
Plastikten üretilmiş olan poşetler ve kullanılıp atılan ambalajlar, önce insanların evlerini yerlerini, gözlerini gönüllerini, denizleri toprakları kirletiyor, sonra da plastikler sera gazı emisyonlarını artırarak küresel iklim değişikliğine neden oluyor!
Egzoz gazlarının zararlarına gelince; sayıları her geçen gün katlanarak artan benzinli ya da mazotlu taşıtların egzozlarından çıkan gazlar karbonmonoksit zehirlenmesi, baş ağrısı ve solunum problemlerine, hattâ ölümlere neden olabiliyor ve bu durum çocuklar ile kalp rahatsızlığı olan insanları riskli profile sokuyor!
Mâlûm olduğu üzere, nüfus artışındaki farkı kapatmak için daha fazla gıdaya ihtiyaç duyulması nedeniyle gıda maddesi üretiminde kullanılan ‘ne idükleri bellem belirsiz ve belki de zararları besbelli olan-bilinen!’ katkı maddelerin kullanımları da artmakta maalesef!
Aslında gıda güvenliği; sağlıklı ve güvenilir gıda üretiminin sağlanması amacıyla gıdaların üretimi, taşınma, depolama, dağıtım ve tüketim aşamalarında gerekli kurallara uyulması ve tedbirlerin alınması şeklinde tanımlanır. Amma velâkin, gıda da endüstrileşmenin ve çevre kirliliğinin atması onlarca gıda kimyasal ve benzer zararlıların bulaşmasına maruz kalmakta. Yani, insan nüfusundaki artışa paralel olarak fazla gıdaya ihtiyaç duyulması nedeniyle gıda üretiminde kullanılan katkı maddelerinin kullanım miktarları, dolaylı dolaysız zararları da her geçen gün artmakta! Bunun bilincinde ve farkında olan yetkililer sağlıklı ve güvenilir gıda üretimi, rekâbet ve rekâbetin sürdürülebilirliğin sağlanması maksadıyla gıda güvenliği yönetim sistemleri oluşturmuşlar… Ve dün, günlerini kutladığımız Türk Standardları Enstitüsü (TSE) tarafından oluşturulan TSE 13001 standardı HACCP prensiplerine dayalı, yani HACCP sistemi, çiftlikten çatalına-kaşığına varıncaya kadar uluslararası standardlar da kaliteli ve güvenli gıda üretiminin gerçekleştirilmesini sağlıyor. Ancak, son durumu bilmiyorum ama, bir zamanlar ‘gıda güvenliği alanındaki’ tüm yetki ve sorumluluk Tarım ve Orman Bakanlığına verilmişti ama o Bakanlıkta yeterli denetimleri veya kontrolleri yapamamıştı!
Son yıllarda ülkemizin birçok üretimine ve tüketimine olduğu gibi, gıda sektörüne de el atan dünya gıda baronları ve bu baronların ülkemizdeki işbirlikçileri, 5 kuruş daha fazla para kazanabilmek için, insanların sağlıklarıyla oynuyorlar! Ki, en basit limonata reklamında gösterilen ve sıcaktan bunalan reklâm afişindeki Burhan Öcal adındaki şahıs, karşısındaki reklâm afişinde yer alan sarışın bayandan limonatayı kapıyor ve başlıyor darbukasını çalmaya. Yani, organik olmadığı gibi, doğal da olmayan bir bardak limonatayı içen bir kişi kendisini dünyanın en mutlu, en şanslı veya en bahtiyar insanıymış gibi görmeye, dolayısıyla da darbukasını ötürmeye başlıyor! Bu sırada ‘yaz başlasın’ sloganı görünüyor. Oysa başlayan yaz değil kış!
Demem o ki, en küçük bir limonata içeceğinin tanıtımında bile göz boyaması, kelime oyunu ve yanıltmaca yapılıyor! Dolayısıyla da genelde çocuklar, özelde de büyükler katkı maddeli yiyecek ve içeceklere yönlendiriliyor!
Velhâsıl-ı kelâm; zararlı katkı maddeleriyle üretilen, glikozla tatlandırılan ve ultra-aşırı şekilde işlenen gıda maddeleri kalp rahatsızlıkları, kanser ve kaygı bozukları da dahil olmak üzere 30 sağlık problemiyle ilişkilendiriliyor. Amma velâkin, bu durumdan ne üretenler ne yiyip içenler ne de yetkilendirilen kişiler rahatsız! Yani, üreten dünden razı, alan, satan, yiyen içende bu günden razı… O nedenle bana da aslında ‘rahat ola, pazarınız bol, kazancınız çok olsun’ demek düşer ama buna vicdanım el vermiyor… Gönül, karınca kararınca da olsa uyarmak, dolayısıyla da görevini yapmak istiyor! Ki, bizim çocukluğumuzda ve sabahları evlerimiz de çay yerine içine ekmek doğranmış acılı tarhana çorbası içilir, öğlen ve akşamları da bulgur pilavı ve pekmezden yapılmış tatlılar ya da doğal-organik meyve ve sebzeler, dolayısıyla da sağlıklı gıdalar yenilir içilirdi! Oysa, günümüzde bırakın zararlı katkı maddeli yiyecek ve içecekleri, hindi etini kuzu eti diye satıyorlar, insanlara piliç eti diye hormonlu beyaz et, tavuk köftesi diye defalarca çekilmiş, dolayısıyla da etlikten çıkmış şeyleri, sucuk diye içine baharat basılmış sakatatları, et köftelerin içine patates ve soğan gibi şeyleri doğrayıp yediriyorlar!
Hülâsâ-i netice; endüstriyel gıda sektörü, dokunduğu her ürüne kendi damgasını vurmayı sevdiği gibi, kolay ve bol para kazanmayı da seviyor… Yöneticilerimiz bu baronlarla hem baş edemiyor hem de uğraşmak istemiyor! Halkımız ise ‘bu devirde gemisini kurtaran kaptan’ mantığıyla hareket ediyor… Hal böyle olunca koyun ile kuzular birbirine karışıyor… Bize de sükut etmek düşüyor!’ diyor, herkese ‘organik-doğal ve sağlıklı’ saygılar sunuyorum.
YEDİĞİNE İŞTİĞİNE DİKKAT ET, GÜVENİLİR
GIDA TÜKET… ÇÜNKÜ, GÜVENİLİR GIDA
SAĞLIKLI HAYAT-SAĞLIKLI İNSAN DEMEKTİR!
SAĞLIKLI ÜRÜN TÜKETTİĞİNİ ZANNEDERKEN
KENDİNİ TÜKETİP, HAYATINI TEHLİKEYE ATMA!
T. Akbaş
2026
Taceddin Akbaş'ın “Yunanlar, Ülkelerini kadın askerlerle savunacaklarmış” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Turis geldiler tırıs gittiler” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Pandemi balonunu şişirenler de Kovid yalanını köpürtenlerde mutlaka yargılanmalılar!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “TOKİ Konut kuralarında Hac kura yöntemi uygulamalı!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler insan olamazalar (O nedenle görüldükleri yerde itlaf edilmeliler)” adlı köşe yazısı.. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bendeniz 'her yıl olduğu gibi' bu yılki 'Babalar Günü'nün de en mutlu babalarından biriyim !' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Çürümüş, kana ve gözyaşına bulaşmış dünyanın kupasını alsan n’olur almasan n’olur!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Cumhuriyete kadınlar değil kongar gibi cumhuriyetçiler kıyıyor ve zarar veriyorlar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bugün hicrî 1447 yılına ‘elvedâ’ 1448 yılına ‘merhabâ’ diyeceğiz' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vatandaş ‘Mutlak Butlan’dan çok ‘mutfak butlanına’ bakıyor!' adlı köşe yazısı... Devamı
Sivas’ta kış aylarında sürücülerin korkulu rüyası olan Yağdonduran geçidinde yapılan tünelin açılmaması sürücülerin tepkisine neden oluyor.
Afyonkarahisar’da bir kişinin ölümü, bir kişinin ise yaralanmasıyla sonuçlanan dolmuş durağındaki kanlı kavganın ardından polis ekipleri adeta nefes kesen bir operasyon düzenledi.. Dehşete düşüren kavganın sebebi ise herkesi şoke etti
Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesine bağlı Çatallı köyü kavşağında iki aracın çarpışması sonucu feci bir kaza meydana geldi. Can pazarının yaşandığı kazada 2'si çocuk olmak üzere toplam 7 kişi yaralanırken, olay yerine çok sayıda acil servis ekibi sevk edildi.
Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde 5 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen Yunt Yaylası Şenliği'nde talihsiz bir kaza yaşandı. Şenlik alanında düşerek ayağı çıkan kadın için bölgede görevli jandarma ekipleri adeta zamanla yarıştı. Genç kadın, jandarma devriye aracıyla hastaneye yetiştirildi.
15 Temmuz hain darbe girişiminin yıldönümü öncesinde FETÖ/PDY terör örgütüne yönelik dev bir operasyon gerçekleştirildi. İl Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde 81 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda, detaylar haberimizde
Aksaray'da 15 Temmuz 2026 Çarşamba günü elektrik kesintisi var mı? Aksaray'da elektrikler kesilecek mi? Aksaray'da yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Yorumlar (0)