
‘Denizden babam çıksa yerim’ diyecek kadar aç gözlü hâle gelen ya da iyimser olan günümüz insanı tıraşına, makyajına, kılığına kıyafetine ve binitine verdiği değerin, yarısı kadarını bile mide, göz ve kulak sağlığına vermiyor! Sonra da hastane hastane, doktor doktor dolaşıp ağır hastalıklarına şifa, onulmaz dertlerine derman arıyor; yüksek limitli kredi karlarını ve ölçüsüz edindiği borçlarını ödeyebilmek için de banka banka dolaşıyor!
Her neyse, benim bugünkü konum borçlar-borçlular, dertler-dertliler veya bankalar değil; girmeyen hâne ve mîde bırakmayan, dolayısıyla da en sağlıklı insanları dahî hasta eden hormonlu ve GDO’lu gıdalar olacak! O nedenle ben, şimdi asıl konuma dönüyor ve hiçbir dahlim olmayacağını ve kimseye sözüm geçmeyeceğini bile bile bazı etkili ve yetkilileri uyarmak, sözüm geçen sevgili okurlarıma bazı hatırlatmalarda bulunmak, dolayısıyla da gazetecilik veya vatandaşlık görevimi yerine getirmek istiyorum:
Bizim çocukluğumuz da çok az da olsa ve az üretici de yapsa ‘sütlere su karıştırılıyor’ denilirdi… Şimdi ise suya süt karıştırılsa iyi ya, ‘raf ömrü uzasın ve daha fazla kâr elde edilsin’ diye sütlere, yoğurt ve peynirlere, yağlara, tuzlara artı asitli içeceklere ve ne idüğü belirsiz meşrubatlara, çürük ya da çürümeye yüz tutmuş meyvelerden üretilen meyve sularına, hattâ ballara, pekmezlere bile hormon, su katılıyor, meyve ve bilhassa sebzelere ise GDO karıştırılıyor! Bu karıştırma ve katmalar da nefsimizi olduğu gibi, neslimizi, hattâ millî güvenliğimizi dahî tehdit ediyor! Ancak kimse buna bir ‘DUR’ demiyor-diyemiyor! Çünkü bu ürünlerin üreticileri o kadar olmasa da aracıları, simsarları ve saireleri ile birlikte lobileri bazen bakanlar ve başbakanlar, bazen de hükümetler kurup hükümetler yıkıyorlar! Yani, bahsime konu özelde yerli, genelde de yabancı lobiler etkili ve yetkililerin ağızlarını önce sütle yakıyorlar; sonra da yoğurtları üfleyerek yemek zorunda bırakıyorlar!
Demem o ki, genelde yediğimiz içtiğimiz gıdalar, hattâ giyip kuşandığımız ve kullandığımız eşyalar, özelde de tarım ürünlerinde kullanılan kimyasal maddeler; yani kanserojen içerikli meyve ve sebzeler ne kadar ve neyle yıkarsak yıkayalım ve ne kadar kaynatırsak kaynatalım onları bahsime konu zehirlerden veya zararlılardan arındırmak mümkün olmuyor! Bu da nefsimizi olduğu gibi, neslimizi veya toplumumuzu, hattâ millî güvenliğimizi bile tehdit ediyor!
Birçoğumuz duymasak ve bilmesek de, son günlerde gündemimize ‘pestisit’ diye bir kelime girdi ve bu kelimenin sözlük anlamı ‘’Tarımda ekinlere ve bitkileri zarar verme potansiyeli bulunan haşereleri ve istenmeyen yabanî otları yok etmek ve kontrol altında tutmak için kullanılan kimyasal bir madde…” Yani, genelde tarımsal ürünlerin verimini, daha doğrusu rekoltesini artırmak ve zararlı böcek ve otları yok etmek amacıyla kullanılan kimyasal ilaçlar; ilk insan olan Âdem Babamızın ham maddesi ve cesetlerin olmazsa olmazı olan toprağımızı, suyumuzu da tabii, zehirliyor, dolayısıyla da hem çevre kirliliğine neden oluyor hem de insan sağlığına zarar veriyor, hattâ insanları zehirliyor! Amma velâkin, yukarıda da vurgulamaya çalıştığım gibi, ulusal ve uluslararası basın yayın organlarını, şirketleri, holdingleri, firmaları ve üretim, tanıtım ve reklâm kaynaklarını ellerinde bulunduran bazı kişi, kurum ve kuruluşlar; pervasızca üretim yapıyorlar ve o pervasızlıkları konusunda da ciddi bir bedel ödemiyorlar…
Hâsılı; Pestisitler gizli ama güçlü bir soykırıma neden oluyorlar! Çünkü pestisitler, yerli yersiz ve bilinçsizce kullanılıyorlar, dolayısıyla da insanların beslenme zincirinin birer halkası olan meye, sebze, bakliyat gibi tahıl ürünlerinin (GDO) genetiklerini değiştirip organizmalarını bozuyorlar!
Her yeri kasıp kavuran ve gördüğü her kişiye bulaşan pandemi döneminde manavlara ve marketlere fazla yaklaşamadığımız, dolayısıyla da semt pazarlarından ve nesilleri tükenmekte olan mahalle bakkallarından aldığımız meyve ve sebzeleri çeşme altında yıkamak yetmediği için, sirkeli suya yatırma refleksi geliştirmiştik. Fakat, pestisitler öyle bir melanet ki, onlara ne bol suyla yıkamak ne de sirkeli suya yatırmak kâr ediyor… Çünkü, mâlûm zararlılar ürünlerin sadece dışına veya kabuğuna değil, içinde kadar nüfus etmiş zehirler… Yani, toprağa atılan zehirli zirai ilaçlar, önce sebze ve meyvelerin tohumlarına, sonra da ürünlerin iliklerine işliyorlar!
Bünyesinde oldukça kalabalık uzman veteriner hekimler, ziraat ve gıda mühendisleri, tekniker ve teknisyenler barındıran büyük bir Tarım ve Orman ile yine bünyelerinde çok sayı da uzman doktor, doçent ve profesör barındıran hastanelerimiz ve üniversitelerimiz var. Ve bu kurumlarımızın uzmanlarına yeterli denetim yetkisi verilmeli, verilmiş ise ve kullanılmıyorsa eğer, bu yetkililerden hesap sorulmalı… Dolayısıyla da kimsenin sağlığa zararlı maddeler yemesine, kimsenin ölmesine ya da hastalanmasına neden olunmamalı!
Velhâsıl-ı kelâm; denetimler konuların yabancısı zabıta memurları veya genel hizmetler sınıfından memurlarca değil, uzmanlarca, periyodik ve habersizce yapılmalı. Cezalar caydırıcı olmalı, tağşiş ve taklitçiler ise açık kaynaklar tarafından îlân edilmeli! Yani kimsenin yaptığı yanına kâr kalmamalı!
Hülâsâ-i netice; bazı marketlerde, (ne kadar doğruysa) ‘analiz edilmiş ürünler’ veya ‘organik ürünler’ bölümü var. Fakat, bu bölümlerde satılan ürünler diğer reyonlarda satılan ürünlerin neredeyse iki katı kadar pahalı. Ki, bu da insanların aklına ‘zehirli reyonlar’ ya da ‘zehirsiz reyonlar’, hatta ‘zenginler’ veya ‘fakirler reyonu’ gibi şeyleri getiriyor! O nedenle, ben ‘ülkemiz de etkili, yetkili ve güvenilir bir gıda güvenliği olmalı ki, insanlar paralarıyla zehirlenmemeli!’ diyor, herkese ‘güvenli-güvenilir’ saygılar sunuyorum.
İŞTEN ÖNCE TEDBİR PİŞMANLIĞA YER
BIRAKMAZ! Hz. Ali (r. anhe)
AKIL SONRADAN AH ÇEKMEK İÇİN DEĞİL,
DÜŞÜNÜP TEDBİR ALMAK İÇİNDİR!
Hz. Mevlânâ (r. aleyh)
2026
Taceddin Akbaş'ın “AFAD bir yandan, afetler diğer yandan uyarıyor!! Ancak kimse bu uyarıları dikkate almıyor!!!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Dünya standartlar günü kutlu olsun tüm standartlar 'İslami olsun!'" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke, E. Çölaşan’ın dediği gibi “heriflerin” değil, “şeriflerin” şehridir. Kâbe de müminlerin kıblesidir!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke'yi koruma şerefi '110 yıl sonra ve yeniden' bizim olacak" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Burdur Müftülüğü 'haftalarında' din görevlilerini unutmadı " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler ırkçı bile değil tam bir soykırımcılar!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Kemal Bey ihtiyatlı davranıyor Özgür Bey ise hem panik yapıyor hem de kırıcı cümleler kuruyor " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Sende mi "Brütüs..." oldun kardeş ülke Azerbeycan'ın yasakçı başbakanı Asedov!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Camiler Haftası'nı unutmayalım içlerini ise hiç boş bırakmayalım" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “''Şiddete Hayır Günü'nde bile şiddetin daniskası yapılıyor!" adlı köşe yazısı. Devamı
Sivas’ta kış aylarında sürücülerin korkulu rüyası olan Yağdonduran geçidinde yapılan tünelin açılmaması sürücülerin tepkisine neden oluyor.
Nevşehir'de 16 Ekim 2026 Cuma günü elektrik kesintisi var mı? Nevşehir'de elektrikler kesilecek mi? Nevşehir'de yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Nevşehir Kozaklı 16 Ekim 2026 Cuma günü elektrik kesintisi var mı? Nevşehir Kozaklı'da elektrikler kesilecek mi? Nevşehir Kozaklı'da yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Nevşehir Hacıbektaş 16 Ekim 2026 Cuma günü elektrik kesintisi var mı? Nevşehir Hacıbektaş'ta elektrikler kesilecek mi? Nevşehir Hacıbektaş'ta yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Nevşehir Gülşehir 16 Ekim 2026 Cuma günü elektrik kesintisi var mı? Nevşehir Gülşehir'de elektrikler kesilecek mi? Nevşehir Gülşehir'de yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Nevşehir Derinkuyu 16 Ekim 2026 Cuma günü elektrik kesintisi var mı? Nevşehir Derinkuyu'da elektrikler kesilecek mi? Nevşehir Derinkuyu'da yaşanacak elektrik kesintilerini sizler için derledik. İşte detaylar...
Yorumlar (0)