
Hemen herkesin biraz şaşırarak, biraz kızarak, biraz da utanarak gördüğü-izlediği ya da duyduğu gibi, İstanbul’daki bir İETT otobüsüne-toplu taşıma aracına ‘köpeği ile’ binen bir kadına, yolculardan bazıları ve bilhassa kadınlar kızlar ya korktukları ya da başka bir sebepten dolayı olsa gerek ‘köpeğine ağızlık takması’ yönünde ama kibarca bir uyarıda bulunuyorlar… Ve o anda aynı otobüste yolculuk yapmakta olan ‘başörtülü ve konuyla hiç ilgisi alâkası olmayan, hattâ olaya müdahil bile olmayan’ bir bayanı gözüne kestiren köpeğin sahibi kadın da ‘’Seni öldürürüm, seni alırım aşağıya, hava almayan beynine hava sokarım yobaz… Polis benim emrim altında, ben savcıyım, sen kimsin? Seni öldüreceğim, senin gibi yobazlar yüzünden çocuklar ölüyor… Bundan sonra Türkiye’de barının bakalım… Başını aç da biraz oksijen al…’’ gibi lâflar ederek hem başörtülü bayana yapmadık hakareti bırakmıyor, hem de ‘’Beni tehdit ediyorlar…’’ diyerek 112’yi arayıp polise şikâyetçi oluyor! O başörtülü hanımefendi de o kendini ve haddini bilmez kadına aynı tonda veya benzer şekilde karşılık vermediği gibi, sadece ‘’Ben vatandaşım, sizin içinizden bir bayanım, ne için yobaz olayım..?’’ diyerek kendisini savunmuş-savunmaya çalışmış. Ancak, kadın tıpkı gemini azıya almış bir kısrak veya kırmızı görmüş bir boğa gibi başörtülü kadına saldırmaya, hakaretlerini yağdırmaya devam etmiş!
Demem o ki, bahsime konu çirkin görüntüler ve hakaret içerikli konuşmalar sosyal medya da yayınlandıktan sonra o çirkef ve şirret kadına tepki yağdığı gibi, İstanbul Savcılığı da re’sen bir soruşturma başlatmış…
Savcılık ne eder, mahkemeye çıkarır mı çıkarmaz mı veya mahkeme o şirret kadın hakkında ne gibi bir karar verir bilmiyorum, ama bence O ve Onun gibi kadınlar akıl hastalarının, şizofrenlerin ve benzer durumda olan insanların mekânlarına hapsedilmeliler veya tutulmalılar ki hem caydırıcı olsun hem de tekerrürlerinin önüne geçilsin! Hattâ daha büyük olaylar çıkarıp acılı kişi ve kişiler bırakmasınlar! Çünkü, bu ve bunun gibi baylar, bayanlar telâfisi imkânsız hareketler yapabilir, daha ağır suçlar işleyebilirler ve masum insanların ya da çoluk çocukların canlarını yakabilir, cânanlarını üzebilirler!
Böyle bir bayanın zâten savcı veya benzer bir meslekten olma imkân ve ihtimali olmadığı gibi, aklı başında veya aklî dengesi yerinde olan bir bayan olması da mümkün değildir..! Çünkü, akıl sağlığı yerinde olan hiçbir bayan ister örtülü olsun ister olmasın, suçsuz hiçbir kadına kıza ya da erkeğe hakaretler yağdırmaz-yağdıramaz ki; o bayan da zaten savcı olmadığı gibi, tam tersine sanık, yani hırsızlık, uyuşturucu, tehdit, hakaret, kasten yaralama gibi suçlardan sabıkalı biri imiş!
Bu dörtlüğün yazarı ben değil, İstiklâl Marşımızın Yazarı, Millî Şairimiz ve İlimizin ilk Milletvekili Mehmed Akif Ersoy… O nedenle ben de tıpkı Mehmed Akif gibi, bu ve buna benzer kadınların, yani masum ve rast geldiği hemcinslerine saldıran ve hakaretler yağdıran kadınların yüzlerine tükürmeye bile tenezzül etmem, çünkü bunu zül sayarım! Ancak, bu ve bu gibi bayan ve baylar toplumumuzun bir gerçeği ve bunların nerede ne zaman ve ne yapacakları hiç belli olmaz-olamaz! Ki, bunlar tecrübelerle sâbittir! O nedenle ben ‘bu bayan ister tutuklansın ister akıl hastanesine yatırılsın, isterse serbest kalsın,’ insanlardan çok sevdiği saydığı veya değer verdiği köpeğini hayvanseverler veya belediyeler bulup o zavallı köpeği o hasta ruhlu kadının eline bırakmamalılar! Çünkü, benim yanım da o köpek o kadından daha masumdur-mazlumdur, dolayısıyla da makbuldür!
Konu hakkındaki yazımı, yaşanmış bir hikâye ile kıyaslamak ve satırlarımı o hikâye ile tasvir ederek noktalamak istiyorum:
Vaktiyle bir pazarlamacı, seyyar satıcı, bir gün at arabasıyla köyün ya da kasabanın birine gider ve sokak arasında dolaşmaya başlar… Ancak, sokak arasında dolaşırken bir köpeğin saldırısına uğrar! Köpeğin saldırısından kurtulmak için yerden bir taş alıp köpeğe doğru atmak, dolayısıyla da köpeği uzaklaştırmak için yere eğilir! Ancak, bir de bakar ki, taşlar parke taşlardan oluştuğu, yani birine geçmeli olduğu için taşı yerinden söküp alamaz! Durum karşısında şaşıran adam kendi kendine ‘’Vay bee… Bura da taşları bağlayıp köpekleri salıvermişler!’’ şeklinde mırıldanarak hayıflanır! Teşbihte hata olmasın ama, ben de İETT otobüsünün o anki hâlini, taşların bağlanıp köpeklerin salıverildiği köy ya da kasabanın duruma benzetiyor; ‘Mevlâ hepimizi bu ve bu gibi insanların musallatlarından, şerlerinden ve iftiralarından korusun!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
KİMİLERİ VARDIR AŞKIN EN YÜCESİNE
LÂYIKTIR. KİMİLERİ VARDIR, AŞKIN EN
YÜCESİNİ VERSEN DE AŞAĞILIKTIR!..
‘ARMUT’ DEYİP GEÇMEYİN; ÇÜNKÜ
ONUN ‘İLK HECESİ’ ÇOĞU KİŞİDE YOKTUR!..
HER AĞIZ DA HER TEL DE FÂNİLİK DİRİLTİSİ
SONUNDA TEK BİR ŞARKI, TABUTUN GICIRTISI!
Necip Fazıl Kısakürek
İNANCIN YARISI UTANÇTIR. HER ŞEYİ TAM
OLSA DA UTANCINI YİTİRMİŞ BİR MEDENİYET
SAĞLIKSIZDIR… KENDİ ELİMİZLE KENDİMİZ
CEHENNEME ÇEVİRDİK İÇİMİZİ! Sezai Karakoç
2026
Taceddin Akbaş'ın “Yunanlar, Ülkelerini kadın askerlerle savunacaklarmış” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Turis geldiler tırıs gittiler” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Pandemi balonunu şişirenler de Kovid yalanını köpürtenlerde mutlaka yargılanmalılar!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “TOKİ Konut kuralarında Hac kura yöntemi uygulamalı!” adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler insan olamazalar (O nedenle görüldükleri yerde itlaf edilmeliler)” adlı köşe yazısı.. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bendeniz 'her yıl olduğu gibi' bu yılki 'Babalar Günü'nün de en mutlu babalarından biriyim !' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Çürümüş, kana ve gözyaşına bulaşmış dünyanın kupasını alsan n’olur almasan n’olur!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Cumhuriyete kadınlar değil kongar gibi cumhuriyetçiler kıyıyor ve zarar veriyorlar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bugün hicrî 1447 yılına ‘elvedâ’ 1448 yılına ‘merhabâ’ diyeceğiz' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vatandaş ‘Mutlak Butlan’dan çok ‘mutfak butlanına’ bakıyor!' adlı köşe yazısı... Devamı
TEM Otoyolu'nun Bolu geçişinde yolcu otobüsünün bariyere ve dinlenme tesisi girişindeki tabelaya çarpması sonucu 5'i ağır 15 kişi yaralandı.
Kırıkkale'de Süha firmasına ait yolcu otobüsünün devrilmesi sonucu ağır yaralanana 92 yaşındaki bir yolcu hayatını kaybetti.
Adıyaman'da şehiriçi yolcu otobüsünde iki şahıs arasında çıkan tekmeli yumruklu kavgaya yolcular müdahale etti.
Niğde-Ankara otoyolunda yolcu otobüsünün şarampole düştüğü ve 44 kişinin yaralandığı otobüs kazasında 1 kişi hayatını kaybetti.
Antalya-Konya yolu Akseki Güçlüköy Mahallesi’nde tur otobüsü ile otomobilin çarpıştığı kazada 1 kişi öldü, 12 turist yaralandı.
Kızılkaya Belediyesi, Kızılkaya-Bucak arasında hizmet veren belediye otobüsünün yaz sezonunda Pazartesi ve Perşembe günleri çalışacağını duyurdu.
Yorumlar (0)