
Ülkemiz de dîni yozlaştırmak ve genelde Müslümanları, özelde de kılıç Müslümanlarını dinden çıkarmak, dindarları dinlerinden ve bilhassa sünneti seniyyeden uzaklaştırmak isteyen çevreler bunun için her kalıba giriyor ve her yolu deniyorlar…
Meselâ söz de din adamları, güya İlahi-yatçılar(!) gerçek dindarları ve din adamlarını ‘dinci’ diyerek yaftalıyor, kendilerince aşağılıyorlar… Ancak, kendilerinin küfre girdiklerini ya bilmiyorlar ya da bile bile lâdes yapıyorlar! Dolayısıyla da küfre giriyorlar. Çünkü ‘dinci’ demek, bir kişinin leblebici gibi, daha da kötü şeylerin alıp satıcısı gibi mânalara gelir! Ve din de alınıp satılan bir meta olmadığı gibi bir Allah (c.c) Kitabı Kadimi ve Allah’ın korumasında olan Kur’an-ı Kerim de hem ulûhiyyeti hem de ubûdiyyeti ifade eder! Dolayısıyla da din, Hâlık ve Mûbut olan, Kâinatı Yaratan Allah’a kayıtsız şartsız, şek ve şüphesiz inanma, teslim olma, itaat etme, kadere inanma, mukadderata razı olma, hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğini kabul etme gibi anlamlara gelir. Ancak, isminin başında İlâhiyatçı, Prof. Dr. gibi titri de bulanan bir hoca, haşa ‘’İslamcıların orada bura da ajandaları var, Ülkeye şeriatı getirmek istiyorlar…’’ şeklinde haber göndermeye ve uyarılar yapmaya başlamış… Yani bu İlâhi-yatçı Profesör Dünya da şeriatla, Siyonist Yahudi şeriatıyla ve tahrif edilmiş Tevrat’la yönetilen tek devletin korsan İsrail Devleti olduğunu ve İslâm şeriatının Hz. Âdem (a.s)’la geldiğini, yeryüzünde tek bir Müslüman kalına kadar da gitmeyeceğini bilmiyor herhalde!
Günümüz de insanlar hiçbir yeri kazanamasalar veya okumasalar-okuyamasalar bile hem çalışıp hem de Açık Öğretim liselerini bitirip ‘lise mezunu’, Açık Öğretim Fakülteleri’nin (AÖF) bir bölümünü bitirip ön lisans ve lisans, yani üniversite mezunu olabiliyorlar… Ve önceleri 4 yıllık eğitim veren Yüksek İslâm Enstitüleri vardı ve bu okulların ilk yıllardaki sayıları 4’le sınırlı idi! Yani, insanının yüzde 98-99’u Müslüman olan Ülkemiz de Kur’an kurslarının, imam hatip okullarının ve İslâmi ilimler veren İslâm Enstitülerinin sayıları çok azdı ki; bana bu güzîde okullarımızın birinden mezun olmak nasip olmadı, ama ağabeylerimden biri Konya Yüksek İslâm Enstitüsü’nde okudu ve ben de o yıllarda yanına gidip geldiğim için bu okulları tanıma imkânı buldum… Ve benim bildiğim kadarıyla ülkemiz de şu anda 60’ı geçkin İlâhiyat Fakültesi, 40’a yakın da İslâmî İlimler Fakültesi var. Ki, bu fakültelerin birinden bir şekilde mezun olan kişilerin birçoğu ya imam müezzin, vaiz-vaize veya murakıp ya da Millî Eğitime bağlı okullarda din kültürü ahlâk bilgisi öğretmenliği yapıyor-yapabiliyor… Yani bu fakültelerin birinden mezun olan kişiler, Ülkemizdeki okullardan, camilerdeki minarelerden, mahfillerden, minberlerden, mihrap ve kürsülerden öğrencilere ve kendilerini dinleyenlere hitap ediyorlar. Dolayısıyla da dinlerine diyanetlerine hizmet ediyorlar… Ancak, bunların içlerinden bazıları da var ki, bunlar dîne-diyânete hizmet etmek yerine, şeytanlara hizmet ediyorlar… Yani, İlâhiyatçı hocalar Hakkı hak bilip Hakk’a ittiba eder, bâtılı bâtıl bilip ondan içtinap eylerlerken; İlâhî-yatçı hocalar öğrencilerine ve kendilerini dinleyen kişilere kötü amelleri süslü gösterip 4 Hakk mezhebin dışındaki mezheplere, hattâ dinlere yönlendiriyorlar maalesef…
Velhâsıl-ı kelâm; Kuran-ı Keriminde ve el-Hicr Suresinin 15/9 ayeti kerimesinde Cenab-ı Hakk, (ben demiyor, dolayısıyla da kullarına ‘ben demeyip, biz demeyi öğretiyor) “Şüphesiz ki o zikri (Kur’an-ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz. Yani Kur’an-ı tahrif edilmekten-değişikliğe uğratılmadan biz koruyacağız’’ buyuryor! Amma velâkin, bahsime konu ilâhi-yatçıların bir kısmı Kur’an-ı kerimin hilâfına yorumlar yapıp, yeni yeni ve ‘sünnetsiz’, hattâ ‘farsız vâcipsiz’ içtihatlar geliştiriyorlar…
Hülâsâ-i netice; İmam hatip lisesi mensubu olsa da mezunu olamamış ama bildiklerinin hocası, bilmediklerinin de talebesi-öğrencisi olan bir gazeteci ve samimi bir Müslüman olarak ben İlâhiyatçılara dirayetler, ilâhi-yatçılara ise hidayetler diliyor, herkese saygılar sunuyorum.
ALLAH (c.c) ZÂLİMLER GÜRUNA HİDÂYET ETMEZ…
62. Cuma, 5
ŞÜPHESİZ YARATILMASINDA GÖKLERİN VE YERİN
BİRBİRİ ARDINCA GELMESİNDE GECE İLE GÜNDÜZLERİN
İNSANLARA FAYDALI ŞEYLERLE DENİZLERDE YÜZEN
GEMİLERDE ALLAH’IN (c.c) GÖNDERDİĞİ YAĞMURLA ÖLÜ
TOPRAĞIN DİRİLMESİNDE, YERYZÜNDE TÜRLÜ TÜRLÜ CANLI
CANLI YARATILMASINDA YELİ VE İKİSİ ARASINDA GÖĞÜN VE
YERİN EMRE HAZIR BULUTLARI SAVURMASINDA ELBET NİCE
ÂYETLER VARDIR Kİ, AKIL SAHİPLERİ İÇİN…
Bakara Sûresi, ayet 164
İŞİTTİKLERİ HABERİ, PEYGAMBERE VEYA YETKİ SAHİBİ
KİMSELERE GÖTÜRSELER Dİ, ONLARIN İÇİNDEN HÜKÜM
ÇIKARMAYA GÜCÜ YETENLER, ONUN NE OLDUĞUNU
BİLİRLERDİ... Nisa Suresi, 4/83
DE Kİ, ALLAH’I (c.c) SEVİYORSANIZ BANA UYUN Kİ,
ALLAH DA SİZİ SEVSİN VE GÜNAHLARINIZI BAĞIŞLASIN.
ALLAH ÇOK BAĞIŞLAYAN VE ESİRGEYENDİR…
Âli İmrân, 3/31
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Allah affeder, ihmal affetmez!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Türkiye’de gençler ‘bugün’ hem Atatürk’ü anacak hem spor hem de bayram yapacaklar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Hava şehitlerini anma günü; âileyi, güçsüzleri, yaşlılar ile birlikte yardıma muhtaç olan çocukları koruma günlerini kutlarken, unuttuklarımız(!)' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BİR VEKİL BİR KUYUYA TAŞ ATTI 40 ASIL ÇIKARAMIYOR! adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dr. Reyda Şıklaroğlu’nun Cumhuriyet Meydanı’ndaki tek kişilik “Kudüs, Gazze ve Türkistan’a özgürlük” nöbeti sürüyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Beyaz melek< olarak adlandırılan ’Tüm hemşîrelerin haftaları kutlu’ Kendileri ve hastaları mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Tüm engellilerin haftaları kutlu kendileri ve âileleri mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kendi annelerimizin günlerini kutlarken annesiz çocukları da çocuksuz anneleri de unutmayalım' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğü Burdur Saden Hatipoğlu Câmii Şerifini kaderiyle baş başa bırakmış durumda' adlı köşe yazısı... Devamı
Özel, Genel Merkez önünde kısa bir konuşma sonrası beraberindekilerle TBMM'ye yürüyüşe geçti.
Kararın ardından CHP Genel Merkezi’nde hareketli saatler yaşandı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Burdur İl Başkanlığı, parti gündemindeki tartışmalara ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı.
Burdur’un Ağlasun ilçesine bağlı Hisarköy, bugün anlamlı bir dayanışma örneğine ev sahipliği yaptı.
Burdur’da Karakent ile Kavacık köyü arasında meydana gelen trafik kazasında, kontrolden çıkan otomobil yaklaşık 20 metrelik uçurumdan dere yatağına yuvarlandı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde olduklarını belirten Özel, yaşananları “bir saldırı” olarak nitelendirerek iktidarı ve yargıyı hedef aldı.
Yorumlar (0)