
İŞÇİ DE HAKLI, İŞVEREN DE!
Bugünkü yazıma bir Nasreddin Hoca rahmetullahialeyh (r. aleyh) klasiğiyle-hikâyesiyle başlamak istiyorum:
Birçoğumuzun bildiği hikâye şöyle: Hoca Nasrettin bir gün evinde eşi ile birlikte otururken, komşu kadınlardan biri yanına gelerek kocasından yakınır… Kadını can kulağıyla dinleyen Hoca, kadına ‘’Haklısın hanımefendi…’’ der ve biraz teselli ederek, moral vererek evine uğurlar… Derken kadın gittikten bir müddet sonra da kocası gelir ve kocasını da can kulağı ile dinleyen Hoca ona da, ‘’Haklısın beyefendi…’’ diyerek ve teselli ederek uğurlar!
Karısını olduğu gibi kocasını da dikkatlice dinleyen Hoca Nasreddin’in hanımı da eşine “Kadına da haklısın dedin, kocasına da. Bunların hangisi haklıydı?’’ diye sorar! İyi bir eş, mükemmel bir aile reisi, büyük bir âlim ve gerçek bir nüktedan olan Hoca Nasreddin de ‘’Sen de haklısın hanım..!’’ diyerek taşı gediğine koyar… O nedenle ben de yazı başlığımda da belirttiğim gibi, ‘işçi de haklı, işverende!’ Ayrıca, ‘bu yazıyı yazan da okuyan da haklı, fakat alacağı yok!’ diyor ve nedenini niçini aşağıda özetlemek istiyorum:
Bilindiği gibi, üreticiler ürettikleri, tüccarlar ticaretini yaptıkları, yâni alıp sattıkları ürünleri değer fiyattan, hattâ yüksek fiyattan satmak isterlerken, tüketiciler de olabildiğince ucuza, hattâ mâliyetinin altında almak isterler… Ancak, her şeyin bir mâliyeti, ederi-değeri olduğu gibi, üretilen ürünlerin ve alıp satılan mâmullerin de bir mâliyeti, değeri ve kâr marjları var… O nedenle, üretici veya aracı ya da alıp satıcı, yâni üretici ürettiği ürüne haram katmadan, hîle yapmadan ve olabildiğince kaliteli üretmeli, değer fiyatından satabilmeli, tüccar da alıp sattığı ürünleri değer fiyattan alıp satabilmeli ki hem sattığı ürünü yerine koyabilsin hem de ticaretini sürdürüp ticârethânesinin devamını sağlayabilsin… Değilse ortada ne üretici kalır ne de tüketici ve alıp satıcı..!
Ancak, ‘değil dünya genelinde veya klasiğinde, insanının nüfus cüzdanın da ve yüzde 98-99’unda Müslüman yazan Ülkemiz de veya köyümüz kentimizde bile böyle bir alışveriş şekli, geleneği, göreneği, âdeti kalmadı maalesef! Oysa bu konuda sevgili Peygamberimiz (sav) “Dürüst ve güvenilir tâcir-tüccar, peygamberler, sıddîklar (doğru kimseler) ve şehidlerle beraberdir…’’ buyuruyor…
Bu kadar uzun girizgâhtan sonra sözü şimdi asıl konuma getirmek istiyorum:
İşçi Sendikaları ‘işçiyi ücretiyle köleleştiren sisteme karşıyız. Asgarî ücret asgarî sefalet ücreti olmaktan çıkarılıp kişilerin aileleriyle birlikte ve rahatça geçinebilecekleri miktarda olmalı!’ derken; iş verenler de ‘asgarî ücret işverenlerin imkanlarından, ödeme güçlerinden daha yüksek olursa, ya birçok işyerinin kapısına kilit vurulur ya da birçok işçi işten çıkarılır!..’ diyorlar.
Bu konu da Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, yaptığı bir açıklama da “Esnaf ve sanatkârlar ayakta kalabilmeliler ki, hem onlar yaşasın hem de kimse işsiz kalmasın…” derken; Türkiye İşverenler Sendikası Konfederasyonu yöneticileri ‘TİSK olarak bugüne kadar ülkemiz için faydalı olan her kararın arkasında durduk, yanında yer aldık. Belirlenen ya da belirlenecek olan rakamlar hakkında tartışmalar ve farklı görüşler olabilir. Ancak, işverenlerinde bir gerçekleri var…’ demiş!
Bendeniz de ‘kısa süreli de olsa’ eski bir KİT’in, (EBK) çalışanı olduğum, işimden de, ücretimden de hiç yakınmadığım, şikâyetçi olmadığım, yani hep şükrettiğim ve bereket okuduğum gibi, daha sonra 3 ulusal medya grubunun da muhabirliğini ve dönemin asgarî ücretinin yarısı kadar bir aylıkla il temsilciliğini yapıp 45 yaşına gelince de SSK’dan emekli oldum… Ve ev kirası vermediğim, gereğinden-zaruri ihtiyaçtan fazla bir alışveriş-harcama yapmadığım ve mümkün olduğu kadar da tasarruf edip israftan kaçındığım; hattâ Kent merkezinde bir köylü ve kanaatkâr bir vatandaş gibi yaşadım için olsa gerek, fazla bir maişet darlığı çekmedim elhâmdülillah, bundan sonra da çekmem inşaAllah… Ancak, günümüzde çok azı istisnâ, ne iş veren işçisini kollayıp gözetiyor ne de işçi işverenini düşünüyor! Yani, istisnalar hariç kimse haram helâl kuralına uymuyor ve ‘’Ver Allah’ım (c.c) ver! İster helâlden ister haramdan ver. Yeter ki ver… Bu kulun ne verirsen yer!’’ mantığıyla hareket ediyor… Bu hal de ne işverende ne de iş alanda bereket bırakıyor…
Velhâsıl-ı kelâm, hülâsâ-i netice; bugünkü yazımı sevgili Peygamberimiz (sav)’in iki Hadis-i Şerifi ile noktalamak istiyorum:
Efendimiz ‘’Çalışanın ücretini alın teri kurumadan (ve emeğinin karşılığını tastamam) veriniz’’ buyurarak iş verenleri uyarırken; “İnsan için ancak çalıştığının karılığı vardır ve çalıştığını da görecektir… Cenab-ı Hakk, birinizin yaptığı işi en güzel şekilde yapmasından memnun olur…’’ buyuruyor.
Ben mücrim ise ‘iş verende, işçi de iyi bir empati yapmalı.., dolayısıyla da kimsenin hakkı kimse de kalmamalı!’ diyor, herkese ‘hakkâniyetli’ saygılar sunuyorum.
HAYALPEREST OLMAYIN. ÇÜNKÜ HEP SÜKUT-U
HAYALE UĞRARSINIZ. AYAĞINIZ YER TUTMAZ
GERÇEKLERDEN KAÇAR KAÇAR HAYALLERE
SIĞINIR, HAYAL KURDUĞUNUZ SÜRECE DOYAR
TATMİN OLUR, AMA BAŞARMANIZ GEREKEN
KÜÇÜK İŞLERİ BİLE ALT EDEMEZSİNİZ!
Cahit Zarifoğlu
BİLİNÇDIŞI ARZU ASLA TATMİN EDİLEMEZ. İNSAN
HEP DÜŞLERİNİN PEŞİNDE KOŞAR, FAKAT SADECE
DÜŞ KIRIKLIKLARIYLA BİTER! Jacques Lacan
ÜSTESİNDEN GELİNEN HER GÜÇLÜK, YERİNİ
BİR BAŞKASINA BIRAKIYOR. İNSAN İHTİYAÇLARI
KISIR BİR DÖNGÜ OLUŞTURUYOR. BİRİ TATMİN
EDİLİR EDİLMEZ ÖTEKİ ÇIKIYOR KARŞIMIZA!
Sammuel Beckett
NE DOYMAZ BİR VARLIKTIR İNSAN! ULAŞTIĞI
HER TATMİN YENİ BİR ARZUNUN TOHUMUDUR
DOLAYISIYLA ONUN EBEDİYEN DOYURULAMAZ
ARZULARIN SONU YOKTUR! Tolstoy
İHTİYAÇ KORKUSU DA İHTİYAÇTAN BAŞKA BİR
ŞEY DEĞİL Mİ? KUYUNUZ TAMAMEN DOLUYKEN
SUSUZLUKTAN KORKMAK TATMİN OLMAYAN BİR
SUSUZLUK GÖZTERMEZ Mİ? Halil Cibran
2026
Taceddin Akbaş'ın “AFAD bir yandan, afetler diğer yandan uyarıyor!! Ancak kimse bu uyarıları dikkate almıyor!!!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Dünya standartlar günü kutlu olsun tüm standartlar 'İslami olsun!'" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke, E. Çölaşan’ın dediği gibi “heriflerin” değil, “şeriflerin” şehridir. Kâbe de müminlerin kıblesidir!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke'yi koruma şerefi '110 yıl sonra ve yeniden' bizim olacak" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Burdur Müftülüğü 'haftalarında' din görevlilerini unutmadı " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler ırkçı bile değil tam bir soykırımcılar!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Kemal Bey ihtiyatlı davranıyor Özgür Bey ise hem panik yapıyor hem de kırıcı cümleler kuruyor " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Sende mi "Brütüs..." oldun kardeş ülke Azerbeycan'ın yasakçı başbakanı Asedov!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Camiler Haftası'nı unutmayalım içlerini ise hiç boş bırakmayalım" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “''Şiddete Hayır Günü'nde bile şiddetin daniskası yapılıyor!" adlı köşe yazısı. Devamı
KADIKÖY'de 4 katlı inşaatta çalışan işçi dengesini kaybederek aşağı düştü. Hayatını kaybeden işçinin cenazesi Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.
Bucak’ta 2026-2027 eğitim öğretim yılında C plakalı servis araçlarında uygulanması talep edilen yeni taşıma ücretleri Bucak Belediye Meclisi’nde görüşüldü.
ŞANLIURFA’da çalıştığı 3 katlı inşaatın en üst katından düşen Mustafa Karadağ (33), hayatını kaybetti.
BURSA’nın İnegöl ilçesinde müteahhit ile inşaat işçileri arasında alacak-verecek meselesi nedeniyle çıkan kavgada 8 kişi yaralandı. Yaşanan arbede anı çevredekiler tarafından cep telefonu ile kaydedildi.
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (TÜRKŞEKER) bünyesinde istihdam edilmek üzere 182 işçi alımı gerçekleştirilecek.
Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), mevsimlik tarım işçileri ve ailelerine yönelik sağlık ve kültür buluşmalarını sürdürüyor. ABB ile Polatlı Belediyesi iş birliğinde düzenlenen programın adresi bu kez Polatlı ilçesine bağlı Sarıoba Mahallesi oldu.
Yorumlar (0)