
Genelde dünya da özelde de ülkemiz de uzun süredir ciddi bir kuraklık yaşandığını görmek veya bilmek için uzman ya da çiftçi olmaya gerek yok… Ki, başta İzmir, İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerdeki barajlarda su doluluk oranları yüzde 10’lara kadar düşmüş maalesef… O nedenle kuraklığın getirdiği susuzluk çevre veya büyüklü küçüklü şehirlerin ve belediyelerin, hattâ merkezi yönetimlerin problemi olmaktan çıkmış, çevre felâketi hâline gelmeye başlamış durumda!
Bilindiği gibi, su tüm canlıların canıdır-cânanıdır… Toprakların, ağaçların, meyve, bitki ve sebzelerin olmazsa olmazıdır. Ve yine hemen herkesin bildiği gibi dünyamızda da ülkemizde de uzun süredir büyük bir kuraklık hüküm sürüyor! Çünkü, bazı bölgeler sellerle boğuşurken, bazı bölgeler susuzluktan yanıp kavruluyor… Dolayısıyla da genelde dünyamız, özelde de ülkemiz ve ilimiz büyük bir kıtlık sarmalının tehdidi altına giriyor! Amma velâkin bunu çok az kişi fark ediyor ve umursuyor!
Yani, ozon tabakasının delinmesi, iklim değişiklerinin yaşanması, kontrolsüz ve kaçak yapılaşmaların yoğunlaşması şehir merkezlerini yaşanmaz hâle getirdiği gibi, su israfına da neden olmaya devam ediyor… Çünkü, barajlar, göl ve göletler kuruyor, musluklar tıs tıs ediyor, sular aksa bile kireçten içilmiyor, gıda, tahıl ve saire üretimi SOS-alarm veriyor! Ancak, bizim siyasiler birbirleriyle ve su’dan bahanelerle çekişiyorlar. Dolayısıyla da tıpkı grekoromen güreşçileri gibi arkadan dolanarak puan almaya, oy toplamaya çalışıyorlar! Yani, genel ve yerel politikacılar gelmekte olan, hattâ gelen, kapımıza dayanan kuraklığın herkesi kurutacağını ya bilmiyor görmüyor ya da umursamıyorlar! ‘Mevlâ kerim’ diyorlar… Ancak, Cenab-ı Hakk ‘önce tedbir, sonra tevekkül’ istiyor!
Enfâl Sûresi’nin 25. Âyet-i Kerîmesinde Cenab-ı Allah mealen;
buyuruyor… Ben mücrim de son yıllarda yaşanan kuraklığın siyasiler arasında da vatandaşlar arasında da büyük bir fitneye sebep olduğunu düşünüyorum ve siyasilerin birbirlerini su üzerinden yıpratmaya, ister istemez de olsa fesat çıkarmaya çalıştıklarını düşünüyor, sözüm geçen siyasetçileri uyarıyor ve ‘Bu kuraklık devam edecek olursa ki, etmez inşaAllah; kıtlığın gelmesi kaçınılmaz olacak ve ciddi bir kıtlık (muhafazanAllah) hepimizi düpdüz edecek, silindir gibi ezecek! Son pişmanlığın da kimseye faydası olmayacağını hatırlatmak ve vurgulamak istiyorum!
Hâsılı, bildiğim kadarıyla dünyanın oluşum sürecinde oksijen ve hidrojen atomlarının birleşmesiyle meydana gelen su nîmeti, sürekli bir döngüde hareket ediyor... Yani, önce buharlaşan su daha sonra yoğunlaşıyor ve gökyüzünden yeryüzüne yağmur olarak geri dönüyor ve suyun bu döngüsü okyanuslardan başlayıp dünya geneline dağılıyor!
Velhasıl-ı kelâm; mâlum olduğu üzere insanoğlunun ve hayvan âleminin husule gelmesi ve hayatını devam ettirebilmesi için su gerektiği gibi, meyve ve sebzelerin olması ve neşvünema bulmaları için de yine su gerekiyor… Ki, insanlar birkaç damla su ile meydana geldikleri ve ömür boyu suya muhtaç oldukları gibi, cenazeleri bile su ile yıkandıktan, abdest aldırıldıktan sona toprağa defnolunurlar…
Hülâsâ-i netice; su problemi sadece ilimizin ve ülkemizin problemi değil, dünyanın-dünyamızın problemi… Ve dünya da savaşlar yeniye gelene kadar petrol ve doğalgaz yüzünden çıkıyordu, bundan sonra da su yüzünden çıkacak ki, bunun emareleri daha şimdiden görülmeye, hattâ provaları yapılmaya başladı bile!
Ve ilimiz de ülkemiz de su zengini değil ki, son yıllarda ne doğru dürüst bir yağmur yağıyor ne de kar…Hal böyle olunca kuraklık ta kaçınılmaz oluyor… O nedenle, başta merkezi ve yerel yöneticiler olmak üzere herkes iki elini yanağına dayayarak düşünmeli… En azından suyu tasarruflu kullanmalı ve bol bol rahmet-yağmur duası yapmalı! Ve ‘geldim-geliyorum’ diyen kıtlığın tedbirlerini almalı… Yoksa kuraklığın neden olacağı kıtlık ve yokluk, kıtlık ve yokluğun sebebiyet vereceği sınır kavgaları, iç ve dış savaşlar bizim îcabımıza bakacak!’ diyor, herkese ‘zararsız, bereketli, karlı ve yağmurlu’ saygılar sunuyorum.
ASMALI ASMASIZ BAĞLARI VE BAHÇELERİ,
ÇEŞİT ÇEŞİT RENK VE TARLALARDA HURMALARI
VE EKİNLERİ, ZEYTİNLERİ VE NARLARI, KİMİ BAKIMDAN
BİRBİRİNE BENZER, KİMİ BAKIMDAN BENZEMEZ
BİÇİMDE YARATIP YETİŞTİREN ALLAH (c.c)’TIR. ÜRÜN
VERDİKLERİ ZAMAN ONLARIN ÜRÜNLERİNDEN YİYİN;
MAHSÜLÜN BİÇİLİP TOPLANDIĞI GÜN FAKİRLERİN
HAKLARINI VERİN. FAKAT, İSRAF ETMEYİN! ÇÜNKÜ
ALLAH İSRAF EDENLERİ SEVMEZ!
En’âm Sûresi Âyet 141
NEHİR YA DA IRMAK KENARINDA ‘BİLE’ ABEST ALIYOR
OLSANIZ, SUYU ‘YİNE’ İSRAF ETMEYİNİZ… Hadis-i Şerif
EĞER BELİ BÜKÜLMÜŞ, SAÇI SAKALI AĞARMIŞ YAŞLILAR
PÎRİ FANİLER, TAKVÂ SAHİBİ GENÇLER, SÜT EMEN
ÇOCUKLAR, YAYILAN HAYANLAR OLMASIYDI, BELÂLAR
SEL GİBİ ÜSTÜNÜZE DÖKÜLECEKTİ! Hadis-i Şerif
DAMLAYA DAMLAYA GÖL OLUR. Türk atasözü
EKMEK BABAYSA ANNE SUDUR! Rus atasözü
SUYUN HÜKÜM SÜRDÜĞÜ YERDE TOPRAK İTAAT
ETMELİDİR! Afrika atasözü
KUYU KURUMADIKÇA SUYA DEĞER VERMEYİ BİLMEYİZ!
Portekiz atasözü
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Berat Gecemiz mübarek ve bu yılki Beratımız Beraatimize vesile olsun inşalllah!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Nammamların cirit attığı yerlere yağmur da yağmaz kar da atmaz!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Zaman 'Kurtlar Sofrası'nda misafir değil, ev sahibi; dünya düzeninde de figüran değil, baş rol oyuncu ve de oyun kurucu-senarist olma zamanı' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dervişin 'Fiktri neyse zikri de o olduğu gibi, Ertuğrul'un fikri de hep alkolde, içkide' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'MAKÜ'nün 'Disiplinli' çalışmaları 3 disiplinde dünya üniversiteleri arasında yer almasını sağlamış!!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Akran zorbalarının kılavuzları kargalar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bayrağı indirenlerin elleri ezanı dindirenlerin dilleri kurusun ve kurudu da!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Güney Kıbrıs 'İsrail'in ileri karakolu' olma yolunda!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kazakistan Cumhurbaşkanı İsrail'e cömert, Gazze'ye cimri' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'İçki masasında Sala verenler manevi ölümlerinin salasını vermiş olabilirler!' adlı köşe yazısı... Devamı
Burdur’un önemli doğal alanlarından Gölhisar Gölü’nde su seviyesinin 90 santimetreye kadar gerilemesi üzerine düzenlenen 'Gölhisar Gölü’nü Geleceğe Taşıyoruz' toplantısında, gölün korunması ve sürdürülebilir yönetimi için kurumlar ortak akıl çerçevesinde değerlendirmelerde bulundu.
Akdeniz Bölgesi’nin birçok noktasında yağışların düşmesiyle kuraklık riski dikkat çekiyor. Meteoroloji’nin son raporu, Bucak ve çevresinde yağışların ciddi şekilde azaldığını gösterdi. Uzmanlar, son 52 yılın en düşük seviyelerinin görüldüğünü belirtti.
Burdur'da bulunan ve kurumadan önce bölge halkının geçim kaynağı olan Karataş Gölü'nde geriye şimdilerde sadece kurumuş toprak kaldı.
Türkiye'nin dördüncü büyük gölü ve en önemli içme suyu rezervi olan Eğirdir Gölü, kuraklık ve yoğun tarımsal sulamanın etkisiyle geçtiğimiz günlerde ikiye ayrıldı.
Aydın'ın Söke ilçesinde kuralık sebebiyle alternatif ürün olarak ekilen susamda hasat zamanı yaklaşırken, kontrolleri yapılan 80 dekarlık alandan yaklaşık 3 bin 200 kilo verim bekleniyor.
Kafkas Dernekleri Birlik Platformu, AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan’ı ziyaret ederek, Pınarbaşı ilçesi Uzunyayla Mahallesi’ndeki patates ekicilerinin kuralsız sulama yapmaları nedeniyle yaşanan kuraklık sorunlarını iletti. Detaylar haberimizde..
Yorumlar (0)