
Bugünkü konuğum, birçok değerin olduğu gibi, O’nun da sağlığında kıymeti bilinmeyen ya da sırları deşifre edilmeyen ve önce kalp krizi geçirip 18 gün hastaneye yattıktan, geçtiğimiz cumartesi günü ‘çoklu organ yetmezliği nedeniyle’ öldükten, pazar günü de tam toprağa verilecekken birçok iyi güzel haslet ve üstün meziyetleri orta çıkarılıp halka duyurulan, kamuoyuyla paylaşılan; ancak, Özgür Özel’e atılan yumruk nedeniyle ikinci plana düşen Sırrı Süreyya Önder olacak!
Yani, benim bugünkü konuğum da konum da bir dönemin kamyon şoförlerinden ve fotoğrafçılarından, sonra da sanatçı, yazar, sinemacı, senarist, yapımcı, yönetmen, ara bulucu, barış elçisi, zorlaştırmayıp kolaylaştırıcı, yatıştırıcı, gönül alıcı ve yapıcı, birleştirip buluşturucu ve insanları ağlatırken güldüren, eğlendirirken düşündüren insanlardan, sevimli politikacılardan ve TBMM’nin sevilen sayılan Başkan Yardımcılarından ve buna benzer daha birçok meziyetlere, özellik ve güzelliklere sahip olduğu anlaşılan ya da anlatılan merhum Sırrı Süreyya Önder olacak…
Şahsen benim, Ülke TV’de yayınlanan ‘Meksika Sınırı’ programına katıldığı sırada yaptığı esprili, esprili olduğu kadar da düşündürücü konuşmaları ve hicivli yorumlarıyla az çok tanıdığım, sevip saydığım; Bir Gün ve Radikal Gazetesi’ndeki köşe yazarlılığı yaptığı sıralarda ise birkaç köşe yazısını okuyup kendisini daha yakındın tanıdığım, daha doğrusu tanımaya çalıştığım; artı T24 de yayınlanan ‘’Yazı-Tura: Bu toprağın evlâtları birbirini gözünden sevmeye başlayacak” başlıklı yazısı ve aynı adla yayınlanan TV dizisi sırasında; ülkesini, devletini ve milletini seven, terörün bitmesini ve akan kanın durmasını isteyen herkes gibi ben de Sırrı Süreyya’yı Abdullah Öcalan ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında; 28 Şubat 2015 tarihinde ve Dolmabahçe Mutabakatının kolaylaşmasına, dolayısıyla da ülkemizin hayrına ve insanımızın yararına bir neticeyle sonuçlanmasına yardımcı olması planlanan bir heyetin içinde yer almasıyla daha yakından tanıyıp daha sıkı takip etmeye, biraz da ısınmaya başlamıştım. Ancak, Adıyamanlı ve Türkmen bir ailenin evlâdı olmasına rağmen HDP gibi Kürt istismarcısı ve PKK-KCK yanlısı, hattâ bağımlısı bir Parti’nin içinde yer almasına bir anlam verememiştim! Amma velâkin, Sırrı Süreyya’nın ‘’Terörsüz Türkiye” girişiminin ‘Önder’lerinden biri olması ve bu maksatla oluşturulmuş heyetin içinde yer alması birçok kişiyi olduğu gibi beni de umutlandırmıştı! Fakat, ben her şeye rağmen, yine de Sırrı Süreyya’ya ihtiyatlı bir sevgi besliyor, az da olsa güveniyor ve yakalandığı amansız hastalıktan kurtularak “Terörsüz Türkiye” planı ve projesine olan katkısının artarak devam etmesini diliyordum… Ancak, Sırrı, yakalandığı amansız hastalığı atlatamadı ve geçtiğimiz cumartesi günü genç sayılabilecek bir yaşta (62-63) öldü, pazar günü de toprağa verildi… Ve gördüğüm kadarıyla Türkiye’de birçok kişi Süreyya için ağladı, sızladı ve methiyeler düzdü, kendi için dualar edip iyi güzel cümleler kurdu!
Hâsılı; bizim inanç ve imanımıza göre mûmin olarak bilinen ve o kanaatle de ölen ve Müslüman mezarlığına defnolunan kişilerin tamamı hayırla yâd edilir, rahmetle anılır… Ben de, Sırrı Süreyya Önder ‘bilindiği kadarıyla ve zannı galibe göre’ Müslümandır ve son nefesini Müslüman olarak vermiştir diye düşünüyorum… Dolayısıyla da Cenab-ı Hakk’tan kendisinin tüm seyyiatlerini hasenata tebdîl eylemesini niyaz ediyor ve insanların değerlerinin öldükten sonra değil, ölmeden önce, sağlıklarında bilinmesi gerektiğini hatırlatmak istiyorum…
Velhâsıl-ı kelâm, hülâsâ-i netice; bana göre tam bir muamma ve aynı zamanda büyük bir sır küpü olan Sırrı Süreyya Önder, sırlarının bir kısmını açık etse de bir kısmını ve belki de büyük bir kısmını mezara götürdü… Yani, ‘Terörsüz Türkiye’ plan ve projesinde önemli katkısı ve konu hakkında önemli bilgisi olduğu iddia olunan Sırrı Süreyya Önder önemli sırlarıyla toprağa gömüldü! O nedenle, ben tarih yazamasa bile yazma niyetinde olduğu iddia olunan Sırrı Süreyya’ya ‘meğer sen ne büyük bir barış güvercini ve sır küpüymüşsün de ben seni anlayamamışım-çözememişim be Sırrı!’ diyor, Kendisine rahmetler, ailesine ve sevenlerine sabır selâmetler diliyor, herkese saygılar sunuyorum.
ZANNIN ÇOĞUNDAN SAKININ-KAÇININ! ÇÜNKÜ BAZI
ZANLAR GÜNAHTIR. GİZLİLİKLERİ ARAŞTIRMAYIN! VE
BİRBİRİNİZİN GIYBETİNİ YAPMAYIN. HERHANGİ BİRİNİZ
ÖLMÜŞ KARDEŞİNİN ETİNİ YEMEKTEN HOŞLANIR MI?
TABİİ Kİ BUNDAN TİKSİNDİNİZ DEĞİL Mİ? ALLAH’A (c.c)
İTAATSİZİKTEN DE SAKININIZ… Hucûrat Sûresi, Âyet 12
ÖLÜLERİNİZİN İYİLİKLERİNİ, GÜZELLİKLERİNİ ANIN VE
SARFI NAZAR EDİN! BİR ARKADAŞINIZ ÖLDÜĞÜ ZAMAN
ONU BIRAKIN, ONUN GIYBETİNİ YAPMAYIN.
VE ÖLÜLERİNİZE SÖVMEYİN! Hz. Muhammed (sav)
SIR SENİN ESİRİNDİR. SÖYLEDİĞİNDE
SEN ONUN ESİRİ OLURSUN! Hz. Ali (r.a)
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Allah affeder, ihmal affetmez!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Türkiye’de gençler ‘bugün’ hem Atatürk’ü anacak hem spor hem de bayram yapacaklar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Hava şehitlerini anma günü; âileyi, güçsüzleri, yaşlılar ile birlikte yardıma muhtaç olan çocukları koruma günlerini kutlarken, unuttuklarımız(!)' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BİR VEKİL BİR KUYUYA TAŞ ATTI 40 ASIL ÇIKARAMIYOR! adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dr. Reyda Şıklaroğlu’nun Cumhuriyet Meydanı’ndaki tek kişilik “Kudüs, Gazze ve Türkistan’a özgürlük” nöbeti sürüyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Beyaz melek< olarak adlandırılan ’Tüm hemşîrelerin haftaları kutlu’ Kendileri ve hastaları mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Tüm engellilerin haftaları kutlu kendileri ve âileleri mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kendi annelerimizin günlerini kutlarken annesiz çocukları da çocuksuz anneleri de unutmayalım' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğü Burdur Saden Hatipoğlu Câmii Şerifini kaderiyle baş başa bırakmış durumda' adlı köşe yazısı... Devamı
Özel, Genel Merkez önünde kısa bir konuşma sonrası beraberindekilerle TBMM'ye yürüyüşe geçti.
Kararın ardından CHP Genel Merkezi’nde hareketli saatler yaşandı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Burdur İl Başkanlığı, parti gündemindeki tartışmalara ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı.
Burdur’un Ağlasun ilçesine bağlı Hisarköy, bugün anlamlı bir dayanışma örneğine ev sahipliği yaptı.
Burdur’da Karakent ile Kavacık köyü arasında meydana gelen trafik kazasında, kontrolden çıkan otomobil yaklaşık 20 metrelik uçurumdan dere yatağına yuvarlandı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde olduklarını belirten Özel, yaşananları “bir saldırı” olarak nitelendirerek iktidarı ve yargıyı hedef aldı.
Yorumlar (0)