
Organik Ürün Üreticileri ve Sanayicileri Derneği (ORGÜDER) Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Doğan, yaptığı önemli bir açıklama da; Türkiye’nin organik ürünlerdeki ihracâtının geçtiğimiz yıl 1milyar avronun üzerinde gerçekleşirken; bunun yaklaşık 500 milyon avrosu gıda ürünleri, 500 milyon avrosunun da organik tekstil ürünleri olduğunu hatırlatmış ve “Organik tekstilde de çok güçlü bir ülkeyiz ve biz tüm Türk firmalarını cesaretlendirmeye çalışıyoruz’’ demiş.
Açıklamasında, Avrupa’nın ulusal zincir marketlerindeki mercimek, nohut, fasulye gibi gıda ürünlerinin yüzde 50-60’nın menşeinin Türkiye olduğunu hatırlatan ORGÜDER Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Doğan; incir, kayısı, sultani üzüm ve fındık gibi organik gıda ürünlerinin üretimi ve ihrâcâtında Türkiye’nin lider ülkelerden biri olduğunun altını çizmiş ve “Bizim sıkıntımız su, biz mamul ya da yarı mamul ihraç eden bir ülkemiz. Bu bize işin asıl katma değerini kazandırıyor. Sonuçta siz Türk mercimeği gönderiyorsunuz, Tür nohudu gönderiyorsunuz ama, orada farklı yabancı markaların ismiyle paketleniyor. Biz özellikle ORGÜDER olarak Ülkemizdeki üyelerimizi, firmalarımızı cesaretlendirmeye çalışıyoruz. Çünkü markalı ürün ihracâtı yaptığımız zaman bu işin asıl katma değerini alıyoruz…
1986 yılında 16 ürünle başladığımız hikayemiz şu an 270’in üzerinde ürünle devam ediyor. Bizim tahmini olarak 2 milyon ton seviyesinde ve üretimimizin yüzde 85’in ihraç ediyoruz. Ve biz cari açığa pozitif anlam da katkı sağlayan ok ciddi bir sektörüz. Biz 2024 yılı sonu itibariyle organik ürünlerdeki ihrâcâtımız 1 milyar avronun üzerinde… Ancak bunu temelde iki farklı kategoriye bölmemiz lâmız…” demiş.
Bazı ürünlerin organik olup olmamasına dair vatandaşlarda farklı algılar oluştuğunu hatırlatan Organik ORGÜDER Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Doğan açıklamasını, “Biz özellikle sivil toplum kuruluşları, bakanlığımızın Organik Tarım Dairesi ile birlikte bu konu da çok ciddi bir şekilde mücadele ediyoruz. Yani bir ürünün üstünde ‘doğal’, ‘köy’ çiftlik gibi şeyler yazması o ününün organik olduğu anlamına gelmiyor. Bunları bir pazarlama argümanı olarak değerlendirebilirsiniz. Organik ürün tamamıyla katkısız, sentetik olmadan yapılan bir üretim biçimi olduğu için bunu aldığınız her üründe teyit edebilirsiniz…” şeklinde sürdürmüş.
Uzmanlara göre organik gıdalar; ikiye ayrılıyor ve bunlar yapay-pestisit, gübre ve herbisit kullanılmadan yetiştiriliyor. Organik et ve süt ürünleri doğal beslenen, hormon veya antibiyotik almamış olan hayvanlardan elde ediliyor.
Ve doğal gıdalar; sentetik veya yapay içeriği olmayan ve katkı maddesi bulunmayan gıdalar…
Sağlıklı gıdalar; doğal ve organik gıdalar içinde geçerli olan, başta öğütülmüş tahıllar gibi, daha az işlem görmüş besinler içinde kullanılabilen genel bir terim!
Bendenize göre de ürünler bölgesine, toprağına ve hasat zamanına, saklama ve işleme zamanına göre değişebildiği gibi, besin içerikleri de farklılık gösterebilir. Ki, doğal ve organik gıdalar organik ve doğal olmayan gıdalara göre daha lezzetli oluyorlar ama dayanma süreleri de kısa oluyor… Ancak bence ‘varsın olsun, çünkü sağlıksız çok ürün tüketeceğime sağlıklı, en azından insan sağlığına zararı olmayan ürünlerden az tüketirim daha iyi!’
İnsanımız hazırcılığa öyle alıştı-öyle alıştırıldı ki, giyindiğinden kuşandığından tutun, kullandığı eşyaya ve yediği ekmeğe ve içtiği suya varıncaya kadar hemen her şeyin kolay temin edilebilir olanını tercih ediyor… Bunları temin ederken de Avrupa ya da ecnebi ürünü olup olmadığına ve fiyatına bakıyor ama sağlığa zararlı olup olmadığına hiç bakmıyor!
Ve ben öyle köylüler görüyor ve tanıyorum ki, kendi köyünde, tarlasında, bahçesinde bağında ürettiği organik ya da doğal ürünleri getirip pazarda satıyor, gidip marketten tamamına yakını inorganik olan-doğal olmayan, hattâ sağılığa zararlı olan, katkı maddeleriyle tatlandırılan, tuzlandırılan ve raf ömrü uzatılan ürünleri heybesine-torbasına, hattâ otosunun veya römorkunun bagajına doldurup köyüne götürüyor ve onları kemal-i afiyetle yiyip içiyor; ondan sonra da doktor doktor, hastane hastane dolaşıyor!
Bir köylü evladı olarak köylüleri anlıyorum ama, koca koca bakanlıkları, bunların genel, il ve ilçe müdürlüklerini ve buraların sahasında uzmanlaşmış görevlilerini hiç; devletin üretim-tüketim, alım-satım, ihracat ve ithâlât politikasını bir türlü anlamıyorum… Çünkü, tarım, hayvancılık ve gıda maddelerinin üretimleri konusunda da tüketimleri konusunda da devletin, demeyeyim hadi de ilgili bakanlıkların ciddi bir planı projesi, pusulası ve hesaplaması yok maalesef!
Elin gâvuru benim köylümün bin bir emek ve zahmetle ve olabildiğince organik ya da doğal olarak ürettiği ürünleri bizden satın alıyor, bize bırakın organik ya da doğal olmayı, insan sağlığına zararlı ne kadar mal ve mâmul, yiyecek ve içecek maddesi varsa hepsini satıyor! Biz de organik ya da doğal ürünlerimizi üretmek ve ihraç etmekle övünüyor, janjanlı ambalaj ve zararlı kaplar içine doldurulmuş ne kadar inorganik, sağlıksız ürün varsa ithal ediyor, yiyor, içiyor ve kullanıyoruz maalesef…
Velhâsıl-ı kelâm, hülâsâ-i netice; bugün bırakın zincir marketleri ya da büyüklü küçüklü şarküterileri, AVM’leri, şuraları buraları, küçük bir köy bakkalına bile varsanız Amerikan kolası, gazozu, İsrail cipsi, Çin’in, Japon’un vesairesi alınıp satılıyor, yenilip içiliyor maalesef… O nedenle, ben ‘büyük bir tarım ve hayvancılık bölgesi olan İlimizin ve ülkemizin üretim ve tüketim politikalarımızı gözden geçirmemiz, hattâ tornistan yapmamız!’ gerekir diyor herkese saygılar sunuyorum.
NASIL YAPACAĞINIZI BELİRLEMEK; İŞİN ÇOĞUNU
YAPMAKTIR. BİR KERE NASIL YAPACAĞINIZI
ÖĞRENDİNZ Mİ, SERİ ÜRETİME GEÇERSİNİZ.
YÖNTEMİNİ KEŞFETMEDİĞİNİZ İŞ, YAPAMAYACAĞINIZ
İŞTİR! BİLMEDİĞİMİZİ BAŞARAMAYIZ; BİLDİĞİMİZİ İSE
ZORLANARAK DA OLSA BAŞARABİLİRİZ M. Bozdağ
İŞE YARAMAZ ŞEYLERİN ÇOK ÜRETİMİ, ‘İŞE
YARAMAZ İNSANLARIN DA’ ÇOĞALMASIYLA
SONUÇLANIR! Karl Marx
ÜRETME SÜRECİNİN BAŞINDA İKEN, KENDİNİZİ
ASLA AMA ASLA SINIRLAMAYINIZ! John Steward
İSTEMLERİ KÖRÜKLEYEREK ÜRETİMLERİNİ ARTIRAN
TOPLUMLAR, İHTİYAÇLARA ASLA YETİŞEMEZLER!
John Kenneth Galbraith
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BU YIL ‘BURUK’ BİR KURBAN BAYRAMI KUTLAYACAĞIZ' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Allah affeder, ihmal affetmez!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Türkiye’de gençler ‘bugün’ hem Atatürk’ü anacak hem spor hem de bayram yapacaklar' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Hava şehitlerini anma günü; âileyi, güçsüzleri, yaşlılar ile birlikte yardıma muhtaç olan çocukları koruma günlerini kutlarken, unuttuklarımız(!)' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'BİR VEKİL BİR KUYUYA TAŞ ATTI 40 ASIL ÇIKARAMIYOR! adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dr. Reyda Şıklaroğlu’nun Cumhuriyet Meydanı’ndaki tek kişilik “Kudüs, Gazze ve Türkistan’a özgürlük” nöbeti sürüyor' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Beyaz melek< olarak adlandırılan ’Tüm hemşîrelerin haftaları kutlu’ Kendileri ve hastaları mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Tüm engellilerin haftaları kutlu kendileri ve âileleri mutlu olsun' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kendi annelerimizin günlerini kutlarken annesiz çocukları da çocuksuz anneleri de unutmayalım' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Vakıflar Antalya Bölge Müdürlüğü Burdur Saden Hatipoğlu Câmii Şerifini kaderiyle baş başa bırakmış durumda' adlı köşe yazısı... Devamı
Özel, Genel Merkez önünde kısa bir konuşma sonrası beraberindekilerle TBMM'ye yürüyüşe geçti.
Kararın ardından CHP Genel Merkezi’nde hareketli saatler yaşandı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Burdur İl Başkanlığı, parti gündemindeki tartışmalara ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı.
Burdur’un Ağlasun ilçesine bağlı Hisarköy, bugün anlamlı bir dayanışma örneğine ev sahipliği yaptı.
Burdur’da Karakent ile Kavacık köyü arasında meydana gelen trafik kazasında, kontrolden çıkan otomobil yaklaşık 20 metrelik uçurumdan dere yatağına yuvarlandı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nde olduklarını belirten Özel, yaşananları “bir saldırı” olarak nitelendirerek iktidarı ve yargıyı hedef aldı.
Yorumlar (0)