
Her yerin ormanla kaplı olduğu bir dönem ve mekânda, yani bundan 570 yıl kadar önce bir ‘orman fermânı’ yayımlayan Cennetmekân Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri, “Ormanlarımdan bir ‘yaş’ dal kesenin kolunu, ağaç kesenin ise başını keserim!’’ demiş… Ben mücrim de, ‘ormanlarımızdan ihtiyacı olduğu için bir dal, hattâ bir ağaç kesenleri veya dalgınlıkla ya da ihmal sonucunda yangına sebebiyet verenleri değil belki, ama kasten, bilerek, isteyerek ya da önemsemeyerek yakan-yangına sebebiyet veren, dolayısıyla da ciğerlerimizi dağlayan kişileri önce yasalar, sonra da Allah (c.c) yaksın!’ desem, sevgili okurlarım ne derler acaba..?’ derim.
Demem o ki, hemen her yıl olduğu gibi, havaların aşırı ısınmasıyla birlikte, bu yıl çıkan ya da çıkarılan orman yangınlarının sayıları ve yaktığı alanları, bana geçen yıllara göre sanki daha fazla imiş gibi geliyor…
Çünkü, Bakanlık kaynaklarından alınan bilgiye göre, geçtiğimiz Haziran Ayında tam 1516 (bin beş yüz on altı); Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın verdiği bilgiye göre de son 5 (beş) gün içinde, 342 yangın çıkmış ve bunlara gerekli müdahaleler yapılmış…
Meselâ; önceki gün Sakarya’da söndürülmeden ve sorumsuzca atılmış olan küçücük bir sigara izmaritinden çıktığı sanılan yangın büyümüş büyümüş taaa.. Bilecik’e kadar ulaşmış-sirayet etmiş. Dolayısıyla da binlerce hektar alanın, binlerce adet ağacın ve bir o kadar da canlının ki, (bu canlıların içinde orman işçileri ya da bekçileri de var) diri diri yanmasına neden olmuş!
Ve bilindiği gibi, bu yangınlar ekosistem de yaşayan büyüklü küçüklü tüm canlıları da yok ediyor, dolayısıyla da çevre felâketine sebebiyet veriyor!
Tamam, orman yangını yalnız ülkemizde çıkan ya da yaşanan bir felâket değil! Ve en ileri teknolojiye sahip ya da insanının tamamı güya çağdaş ve sözde ilerici olan ülkelerde bile yaşanan bir felâket! Ancak, bir dal için kolu kesilmekle, bir ağaç için başı kesilmekle tehdit edilen ve insanının tamamına yakını Müslüman olan bir Ülke de bir kişinin herhangi bir ağacı kasten, bilerek, isteyerek yakması, hattâ kesmesi mümkün olmayan bir inancın sahibi olarak bize hiç yakışmıyor!
Türkiye genelini bilmiyorum ama İlimiz Jandarmasının, polisinin ve Orman İşletme Müdürlüğünün ormanlık alanlarda ya da riskli noktalarda 7/24 nöbet tuttuklarını, dolayısıyla da herhangi bir orman yangını çıkmaması için canhıraş bir şekilde çalıştıklarını; çıkan yangınlara da en seri ve en etkili bir şekilde müdahale ederek, hattâ hayatlarını feda ederek söndürmeye çalıştıklarını ve de söndürdüklerini görüyor, duyuyor, biliyor; orman düşkünü bir vatandaş ve ormancı dostu bir gazeteci olarak kahraman görevlilerimizi kutluyorum…
Velhâsıl-ı kelâm; ormanlar bizim akciğerlerimiz, oksijen-nefes borularımız, yağmur ve temiz hava kaynaklarımız, su depolarımız, erozyon önleme setlerimiz, ısı kaynaklarımız ve daha birçok nimetlerimize vesîle oldukları gibi; ormancılarımız da bu nimetlerimizin bekçileri-koruyucuları durumunda olan ve bunların korunması için çalışan çabalayan, hattâ canlarını dahi ortaya atıp hayatını fedâ eden ve gerektiğinde şehit olan görevlilerimiz-kahramanlarımızdır! O nedenle, ben ‘herhangi bir orman yangınına sebebiyet vermeyerek bu nimet ve görevlilerimizin canlarının ve cânanlarının yanmasına neden olmayalım! Yakmak isteyenleri önce uyararak, sonra da engellemeye çalışarak millî görevimizi yapalım!’ diyorum.
Hülâsâ-i netice; ülkemiz de her yaz yaşanan anız ve orman yangınları bu yıl bana daha fazlaymış gibi geliyor… Dolayısıyla da bu yangınlar hemen herkes gibi benim de yüreğimi yakıyor-ciğerimi dağlıyor! Ve “Kıyamet kopuyor olsa bile, elinizde bir fidan varsa onu dikin!’’ buyuran bir Peygamberin Ümmeti; ‘’Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim’’ diye ferman yayınlayan ve henüz 21 yaşında iken İstanbul’u fetheden bir Osmanlı Padişahının tebâsı ve sevdalısı olarak ‘biz nasıl oluyor da ormanlarımızla birlikte içindeki canlı varlıkları, hattâ söndürmeye çalışan görevlileri ve köylüleri diri diri yakıyoruz acaba?’ diye sormak istiyor, herkese ‘yangınsız-kazasız-belâsız’ günler dileklerimle birlikte saygılar sunuyorum.
BİR ULUSUN GERÇEK ZENGİNLİĞİ
AĞAÇ ÖRTÜSÜYLE ÖRÇÜLEBİLİR…
VATANIN KALBİ ORMANLARININ
DERİNLİKLERİNDE SAKLIDIR VE
ORMANSIZ BİR MİLLET ÖLMÜŞ
BİR MİLLETTİR…
AĞAÇ MAZİYİ İSTİKBÂLE BAĞLAR.
SİZE SABRI ÖĞRETİR, BERABER
YAŞAMANIN, BİRBİRİNE FAYDALI
OLMANIN ZEVKİNİ-TADINI VERİR…
ORMAN YURDUN ÖZ EVLÂDI,
ORMANSIZ YOK DÜNYANIN TADI…
BİZ TABİATI ÖRNEK ALIRSAK
ASLA YANILMAYIZ…
ORMAN, AĞAÇLARIYLA GÜZELDİR!
Orman için söylenmiş olan sözlerden
2026
Taceddin Akbaş'ın “AFAD bir yandan, afetler diğer yandan uyarıyor!! Ancak kimse bu uyarıları dikkate almıyor!!!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Dünya standartlar günü kutlu olsun tüm standartlar 'İslami olsun!'" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke, E. Çölaşan’ın dediği gibi “heriflerin” değil, “şeriflerin” şehridir. Kâbe de müminlerin kıblesidir!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke'yi koruma şerefi '110 yıl sonra ve yeniden' bizim olacak" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Burdur Müftülüğü 'haftalarında' din görevlilerini unutmadı " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler ırkçı bile değil tam bir soykırımcılar!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Kemal Bey ihtiyatlı davranıyor Özgür Bey ise hem panik yapıyor hem de kırıcı cümleler kuruyor " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Sende mi "Brütüs..." oldun kardeş ülke Azerbeycan'ın yasakçı başbakanı Asedov!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Camiler Haftası'nı unutmayalım içlerini ise hiç boş bırakmayalım" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “''Şiddete Hayır Günü'nde bile şiddetin daniskası yapılıyor!" adlı köşe yazısı. Devamı
Bucak Kaymakamı Can Kazım Kuruca, Çamlık köyünde çıkan ve ekiplerin müdahalesiyle kontrol altına alınarak söndürülen orman yangınının ardından bölgede incelemelerde bulundu.
Burdur’un Bucak ilçesine bağlı Çamlık köyünde bir evin bahçesinde başlayan yangın ormanlık alana sıçradı. İhbar üzerine Bucak Orman İşletme Müdürlüğü ile Bucak Belediyesi yangın ekipleri bölgeye sevk edildi.
Burdur’un Gölhisar ilçesi Killik mevkiinde çıkan orman yangınına havadan ve karadan geniş çaplı müdahale gerçekleştirildi.
ANTALYA'nın Aksu ilçesinde, 7 Eylül'de çıkıp, rüzgarın da etkisiyle hızla yayılarak Kepez ve Döşemealtı ilçelerine sıçrayan yangın, 67,5 saat sonra kontrol altına alındı.
Antalya’nın Aksu ilçesinde devam eden orman yangınına müdahale eden ekipler, rüzgârın aniden yön değiştirmesiyle büyüyen alevlerin arasında kalmaktan son anda kurtuldu. Tehlikeli anlar cep telefonu kamerasına yansıdı.
Yorumlar (0)