
İran Devrim Muhafızları eski Komutanı Muhsin Rızai, İsrail ile Filistin/Gazze’de yaşanan çatışmaların arasında kalan Türkiye, Pakistan, Arabistan ve İran olmak üzere 4 ülkeye hayâtî öneme hâiz bir teklifte bulunmuş ve ‘’İSLÂM ORDUSU KURALIM!’’ demiş…
İran’ın ve Suudi Arabistan’ın yöneticilerine güvenmeyen bazı okurlarım (ki, ben de çok güvenmiyorum ama güvenmek itiyorum ve güvenmek zorundayım) Muhsin Rızai’nin ‘bence mükemmel’ teklifine güvenmeyebilir, İslâm karşıtı bazı kişiler de bu teklifi ‘T’ye alabilirler! Ancak ben bu teklifin önemli bir teklif olduğunu düşünüyor ve hayata geçirilebileceğine, hayata geçirilmesi hâlinde dünyanın önce yörüngesinin, sonra da güç dengesinin değişeceğine inanıyorum!
O hikâye şöyle: Bir gün derviş kılıklı kıyafetli bir adam Hz. Mevlânâ’ya gelir ve ‘ben bugün Sems Tebrîzî’yi Şam da gördüm!’ der. Ve yıllardır Tebrîzî’nin hasretini çeken ve arayıp sormadığı kişi ve mekân bırakmayan Mevlânâ Hazretleri de sevincinden ne yapacağını bilemez ve hemen sırtındaki cübbeyi çıkarıp o derviş kılıklı-kıyafetli adama hediye eder! Bu duruma şahitlik eden Hazretin müritleri de o adam oradan ayrıldıktan sonra Mevlânâ’ya “Siz ne yaptınız efendim? Biz bu kişiyi yakînen tanıyoruz ve bu adam yalancılığıyla tanınan bir kişidir. Ve bu adam sizin Şems’e karşı olan sevginizi-muhabbetinizi bildiği için bu haberi uydurup sizi kandırdı!’’ şeklinde konuşup üzüntülerini dile getirirler. Mûritlerini dikkâtle ve hafif tebessümle dinleyen Hz. Mevlânâ da “Ben o kişinin yalan söylediğini anladım, ancak bu haberi duyunca sevindim ve cübbemi O’nun yalanına verdim. Eğer gerçek olduğuna kanaat getirseydim canımı verirdim!’’ der, dolayısıyla da Şems hazretlerine olan sevgisini saygısını gösterir.
Meselenin özüne gelince; İran Devrim Muhafızları ‘eski’ Genel Komutanı Muhsin Rızai, Emperyalist ABD destekli, Müslüman köstekli, Korsan ve Siyonist İsrail Devleti ile terörist Netanyahu ve Müslüman Filistin/Gazze arasında ve orantısız bir şekilde süren çatışmaların ortasında hayâtî öneme haiz bir teklifte bulunmuş. Rızai, “Başta Türkiye olmak üzere Pakistan, Suudi Arabistan ve İran yöneticileri bir araya gelerek güçlü bir İslâm Ordusu kurabilir ve İsrail’e haddini bildirebiliriz…’ demiş! Ben de ‘Seni Yaradan’a, Senin ağzına, gözüne gönlüne sağlık, teklifine gurban Rızai…’ derim!
Tam 4 yıl partisinin gençlik kolları başkanlığını yapmakla, Kendisiyle birebir görüşebilmekle ve Ankara/Aşağı Ayrancı’daki evinde oturup kalkmakla, yan yana namaz kılmakla bazen de müezzinliğini yapmakla onur duyduğum Rahmetli Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Hocamın Başbakanlığı sırasında; Kendisinin girişimleri, gayretleri, çabaları sayesinde ve 15 Haziran 1997 tarihinde ve İstanbul da yapılan ‘Devlet/Hükümet Başkanları Zirvesi’nde başta Ülkemiz Türkiye olmak üzere Pakistan, Mısır, İran, Malezya, Endonezya, Bangladeş ve Nijerya gibi 8 İslâm Ülkesi arasında kısa adı D-8, açılımı ise İslâm Ekonomik İş birliği Teşkilâtı adında inançlı, imanlı oldukça güçlü bir Teşkilât kurulmuştu! Ve bu Teşkilâtın asıl veya ana faaliyet alanları, üye ülkelerin küresel ekonomideki konumlarını iyileştirmek, ticâri ilişkilerde çeşitlendirme ve güçlendirme yapmak, yeni fırsatlar oluşturmak, tarım ve gıda güvenliği, ticâret, ulaştırma, sanayi ve enerji, ayrıca sağlık ve turizm gibi alanlarda ortak hareket etmenin yanı sıra uluslararası karar alma mekanizmaları oluşturmak, dolayısıyla da muhtemel bir dış ya da düşman saldırısına karşı bir beraber olmak, topluca hareket edebilmek idi!
Amma velâkin, şeytanların salıverilip taşların bağlandığı bir devirde, İslâm İşbirliği Teşkilâtı gibi bu Teşkilâtta varlığını ya da etkinliğini yitirmiş olmalı ki; 77 yıldır Filistin’de, 2 yıla yakın süredir de Gazze’de şehid edilen 60 bine yakın Müslüman ve bir o kadarı da gâzi yapılan Gazzeli için bırakın bir şeyler yapmayı bir araya gelip formalite bile olsa karar alamıyor, dolayısıyla da acizliklerini ortaya koyuyorlar maalesef!
Velhâsıl-ı kelâm, hülâsâ-i netice; Millî Görüş’ün kurucu ve unutulmaz Başkanı rahmetli Erbakan Hocam vaktiyle D-8’leri kurarken, MHP Genel Başkanı ve Ülkücü Hareketin Lideri Dr. Devlet Bahçeli de şimdi “İsrail’e karşı ortak bir direniş hattı kuralım!’ diyerek merhum Erbakan’ın Millî-İslâmî görüşünü veya millî hareketini desteklemiş… O nedenle ben de konu hakkındaki yazımı, birlik hakkında söylenmiş sözlerle güçlendirmek ve ‘Birlikten kuvvet doğar. Bir elin nesi var? İki elin sesi var. Birlikte yapabileceklerimiz tek başımıza yapabileceklerimizden çok daha güçlü ve çok daha fazladır. Birlik ve beraberlik, bir ülkenin kalkınmasının en büyük dayanağıdır. Bir araya gelmek bir başlangıçtır; bir arada kalmak ilerlemedir, bir arada çalışmak ise başarıdır! Birlik, insanları ve ülkeleri daha güçlü kılar. Birlik berâberlik en büyük gücümüzdür…’ diyor ve bu konu da son olarak, ‘Pakistan zindabad, yaşasın Türkiye ve Sünni olmasalar bile, yine de var olsun İran’lar, Arabistan’lar ve benzer durumda olan İslâm Ülkeleri ve kahrolsun Siyonist ve evanjalist İtrail’ler, Netanyahular ve destekçileri diyor, herkese ‘yerli ve millî’ saygılar sunuyorum.
MÛ’MİNLER ANCAK KARDEŞTİRLER. ÖYLEYSE
KARDEŞLERİNİZİN ARASINI BULUP DÜZELTİN
VE ALLAH’TAN (c.c) KORKUN Kİ, MERHAMET
EDİLSİN! Hucûrat Sûresi, âyet 10
MÛ’MİNLER SAKIN MÛ’MİNLERİ BIRAKIP DA KÂFİRLERİ DOST EDİNMESİNLER. KİM BÖYLE YAPARSA
O ARTIK ONUN DÎNİNDENDİR! YANİ ONUN ALLAH (c.c) İLE İRTİBÂTI TAMÂMEN KOPMUŞ OLUR. ANCAK
KÂFİRLERDEN GELEBİLECEK TEHLİKELERDEN KORKANSANIZ ÖLÇÜLÜ BİR ŞEKİLDE ONLARA DOSTLUK GÖSTEREBİLİRSİNİZ. YİNE DE ALLAH SİZİ AZÂBINDAN SAKINDIRIYOR. ÇÜNKÜ SONUNDA DÖNÜŞ YALNIZ ALLAH’ADIR. Âl-i İmrân Sûresi, âyet 28
MÛ’MİNLER BİRBİRLERİNİ SEVMEDE,
BİRLİRLERİNE KARŞI SEVGİ VE MERHAMET
GÖSTERMEDE TEK BİR BEDEN GİBİDİR. O
BEDENİN BİR ORGANI ACI ÇEKTİĞİ ZAMAN
BEDENİN DİĞER ORGANLARI DA UYKUSUZLUK
VE YÜKSEK ATEŞ ÇEKERLER… Ve MÜSLÜMAN
MÜSLÜMANIN KARDEŞİDİR! Hadis-i Şerif
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Berat Gecemiz mübarek ve bu yılki Beratımız Beraatimize vesile olsun inşalllah!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Nammamların cirit attığı yerlere yağmur da yağmaz kar da atmaz!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Zaman 'Kurtlar Sofrası'nda misafir değil, ev sahibi; dünya düzeninde de figüran değil, baş rol oyuncu ve de oyun kurucu-senarist olma zamanı' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Dervişin 'Fiktri neyse zikri de o olduğu gibi, Ertuğrul'un fikri de hep alkolde, içkide' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'MAKÜ'nün 'Disiplinli' çalışmaları 3 disiplinde dünya üniversiteleri arasında yer almasını sağlamış!!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Akran zorbalarının kılavuzları kargalar!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Bayrağı indirenlerin elleri ezanı dindirenlerin dilleri kurusun ve kurudu da!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Güney Kıbrıs 'İsrail'in ileri karakolu' olma yolunda!' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'Kazakistan Cumhurbaşkanı İsrail'e cömert, Gazze'ye cimri' adlı köşe yazısı... Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın 'İçki masasında Sala verenler manevi ölümlerinin salasını vermiş olabilirler!' adlı köşe yazısı... Devamı
Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Gazze Şeridi'ne yönelik bugün gerçekleştirdiği saldırıları ve sürdürdüğü ateşkes ihlallerini kınadığını açıkladı.
İsrail ordusu, İran destekli milislerin Ürdün üzerinden topraklarına sızabileceği senaryosuna karşı teyakkuza geçti. Tel Aviv yönetimi, Yemen'deki Husiler ve Irak'taki grupların doğu sınırını hedef alabileceği ihtimalini değerlendiriyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde ilan edilen ateşkese karşın işgal altında tuttuğu bölgelerde deniz, hava ve topçu saldırılarına devam ediyor.
İsrail ordusunun Suriye'nin Beit Jinn köyüne gerçekleştirdiği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 2'si çocuk olmak üzere 13'e yükseldi.
Orta Doğu'daki ülkelerin egemenliğini ihlal eden saldırıları nedeniyle uluslararası toplumun tepkisini çeken İsrail, bir kez daha Suriye topraklarını hedef aldı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ABD merkezli haber kanalı CBS’e verdiği bir röportajda gündeme dair açıklamalarda bulundu. Gazze’deki ateşkes sürecine değinen Netanyahu
Yorumlar (0)