
Sevenlerinin hatırlayacakları gibi, 5 Kasım 2025 tarihi, eski Başbakanlardan Bülent Ecevit’in 19. ölüm yıldönümü idi! Ve sosyal medya fenomenleri o gün bugündür Bülent Ecevit’i öve eve bitiremediler. Ki, bu övücülerin bir kısmı gerçek bir Ecevit sevicisi-sempatizanı veya taraftarı olsalar da birçoğu eski Başbakan, yeni Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a nazire olsun diye Ecevit’e övgüler yağdırdılar, dolayısıyla da Ecevit’le Erdoğan’ı kıyasladılar…
Ben de bugün yaşayan Erdoğan’ı da ölmüş Ecevit’i de övmeyeceğim ama doğrulara doğru, yanlışlara da yanlış diyeceğim!
Biz de ölülerin olumsuz tarafları, büyüklü küçüklü hataları, günah veya kusurları pek gündeme getirilmez! Çünkü bizim sevgili Peygamberimiz ‘’Ölülerinizi hayırla yâd ediniz…’’ buyuruyor… Ancak, ben mücrim de, ‘bazı gerçeklerin ortaya çıkması, bilinmesi veya yanlış anlama ve anlaşılmaların önlenmesi için de kişilerin yanlış bilinen doğrularını, doğru bilinen yanlışlarını hatırlatmakta fayda umulur’ diye düşünüyorum… O nedenle ben bugün, rahmetli Bülent Ecevit’in genel yanlışlarını değil, halkın özel ve serbest iradesiyle ve merhum Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’ın Partisi olan Fazilet Partisi (FP) listesinden Milletvekili seçilerek TBMM’ye gelen ancak Genel Kurul Salonu’na alınmayan, alınsa bile Milletvekili yemini yaptırılmadan Meclisten dışarı atıldığı yetmezmiş gibi evinde yerinde göz altına alınmak istenen Merve Kavakçı’ya “Bu hanıma hakkını bildiriniz!’’ diyerek büyük bir hata yapan Ecevit’le; ‘’Sultan Vahdettin hâin değildir’’ diyerek te büyük bir âlicenaplık yapan Ecevit’i kıyaslamak istiyorum:
Şöyle ki; yaşı müsait olan herkesin acı acı hatırlayacağı gibi, 1999 tarihinde yapılan Genel Seçimlerde FP’den İstanbul Milletvekili seçilmesine rağmen, ‘başörtülü olduğu için’ dönemin CHP Genel Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin başı olan Bülent Ecevit ‘’Bu hanıma haddini bildiriniz…’’ derken, CHP’li milletvekilleri de Merve Hanımı TBMM Genel Kurul Salonundan kovmuşlar; o da yetmemiş, dönemin Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş ta Kavakçı’yı göz altına aldırmak için canla başla savaşmış!, ancak Fazilet Parti Milletvekilleri de Kavakçı’nın evinin etrafına etten duvar örerek Merve Hanım’ın gözaltına alınmasına mânî olmuşlardı!
Hâsılı; Ecevit son Başbakanlığı döneminde Merve Kavakçı’ya büyük haksızlık yaparken, ölmeden önce de Cumhuriyetin tabusunu çomak sokmak gibi bir şey olan “Sultan Vahdettin hain değildir…’’ sözünü söyleme, açıklama yapma cesareti göstermiş, dolayısıyla da bir hakkın teslimini yaparak taktir toplamıştı! Ayrıca Ecevit, 2005 tarihinde yaptığı bir açıklamasında Sultan Vahdettin’in hain olmadığını söylemekle yetinmemiş ve hiçbir zaman ‘Vahdettin haindir’ şeklinde bir şey söylemediğini hatırlatarak sözünün arkasında durduğunu; yani o açıklamayı bilinçli ve samimi bir şekilde yaptığını açıklamıştı!
Yani, rahmetli Ecevit 17 Temmuz 2005 tarihli Hürriyet Gazetesi’ne verdiği bir demeçte, “Ben Vahdettin için hiçbir zaman hain demedim. Çünkü ne kadar çok zor koşullar altında padişahlık yaptığını biliyorum. Ülke işgal altındaydı. Ordusu kalmamış. Bu koşullar altında bile birçok önemli işler başarmış olan bir Padişah. Vahdettin, Kurtuluş Savaşı’na açıktan olamasa bile belirgin bir şekilde destek oldu. İstanbul’dan ayrılacağı zaman devletin elinde külliyetli miktarda altın ve para vardı. O, çok az bir miktarını aldı. İstese tümünü alabilirdi. Saygıdeğer bir davranışta bulundu… Devletin 600 yıllık çöküşü Vahdettin’in omuzlarında kaldı. Bu dayanılabilecek bir ızdırap değil. Ayrılırken de devleti soymamış… Dâhi de olsa, İstanbul da yapabileceği bir şey yoktu. O nedenle insaflı olmak lâzım…’’ demişti! Ki, benim hatırladığım kadarıyla konuyu merhum Necip Fâzıl Kısakürek daha önce gündeme getirmiş ve 1968 yılında yazdığı “Vatan Hâini Değil, Büyük Vatan Dostu Vahidüddin’’ adlı kitabında konuyu cesurca dile getirmişti!
Bendeniz de yiğiti öldürmeden hakkını teslim eden bir gazeteci ve sade bir vatandaş olarak rahmetli Ecevit’in Merve Kavakçı’ya yaptığı haksızlığı o zaman olduğu gibi bugün de tel’in ediyor; Sultan Vahdettin hakkında söylediklerine yüzde yüz katılıyor ve destekliyorum… Ve, ve, ve bu konu da son olarak ‘rahmetli Ecevit’in diğer hata, kusur ve günâhları ayrı, sorgu melekleri olan Münker ve Nekir’in elinden, yani daha kabirde başlayan zor soruları cevaplarken Sultan Vahdeddin ‘şefaat ederse’, Merve Kavakçı da ‘af ederse’ kurtulabilir..!’ diyor, herkese saygılar sunuyorum.
YİĞİTİ ÖLDÜR AMA HAKKINI YEME ve
YİĞİDİN HAKKINI YİĞİDE VERECEKSİN
Atasözü
SÖZÜ BİLEN KİŞİNİN, YÜZÜNÜ AĞ EDE BİR GÖZ
SÖZÜNÜ PİŞİRİP DİYENİN İŞİNİ SAĞ EDE BİR SÖZ
SÖZ OLA KESE SAVAŞI, SÖZ OLA KESTİRE BAŞI
SÖZ OLA OĞULU AŞI, BAL İLE YAĞ EDE BİR SÖZ
KİŞİ BİLE SÖZ DEMİNİ, DEMEYE SÖZÜN KEMİNİ
BUZ CİHAN CEHENNEMİNİ, SEKİZ CENNET EDE BİR SÖZ
YUNUS ŞİMDİ SÖZ YATINDAN, SÖYLE SÖZÜ GAYETİNDEN
PEK SAKIN O SAHLEP KATINDAN, SENİ ÇIRAK EDE BİR SÖZ
Yunus Emre
2026
Taceddin Akbaş'ın “AFAD bir yandan, afetler diğer yandan uyarıyor!! Ancak kimse bu uyarıları dikkate almıyor!!!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Dünya standartlar günü kutlu olsun tüm standartlar 'İslami olsun!'" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke, E. Çölaşan’ın dediği gibi “heriflerin” değil, “şeriflerin” şehridir. Kâbe de müminlerin kıblesidir!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Mekke'yi koruma şerefi '110 yıl sonra ve yeniden' bizim olacak" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Burdur Müftülüğü 'haftalarında' din görevlilerini unutmadı " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Siyonistler ırkçı bile değil tam bir soykırımcılar!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “Kemal Bey ihtiyatlı davranıyor Özgür Bey ise hem panik yapıyor hem de kırıcı cümleler kuruyor " adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Sende mi "Brütüs..." oldun kardeş ülke Azerbeycan'ın yasakçı başbakanı Asedov!" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “'Camiler Haftası'nı unutmayalım içlerini ise hiç boş bırakmayalım" adlı köşe yazısı. Devamı
2026
Taceddin Akbaş'ın “''Şiddete Hayır Günü'nde bile şiddetin daniskası yapılıyor!" adlı köşe yazısı. Devamı
Kılıçdaroğlu, paylaşımında merhum Başbakan Bülent Ecevit'in kararlılığına, dönemin Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan'ın dirayetine ve Kıbrıs Türk liderleri Dr. Fazıl Küçük ile Rauf Denktaş'ın özgürlük, varoluş ve egemenlik mücadelesindeki liderliklerine vurgu yaptı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, olmak üzere anma toplantısına İl Başkanı Ümit Erkol, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP Genel Başkan yardımcıları, Milletvekilleri, İlçe Belediye Başkanları ve Ecevit'in sevenleri katıldı.
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tahir Karauğuz Konferans Salonu’nda TS EN ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi Temel Eğitimi verildi.
Ecevit 1992’de açtığı davayı, 2005’te kazandı. Ardından dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e giderek mirasını Türk hacılarının hizmetine sunmak üzere devlete bağışlamak istediğini söyledi. Konu Diyanet İşleri Başkanlığı’na iletildi ancak bu yönde herhangi bir adım atılmadı. Bu arada Suudiler 2 milyar dolar değerindeki araziyi istimlak edip parası ödemedi.
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer 21 Mart Nevruz Bayramı münasebetiyle bir mesaj yayımladı.
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinde 2015 yılından sonra ilk defa “Akademik Yükseltme ve Başarı Ödül Töreni” gerçekleştirildi.
Yorumlar (0)